8. Hukuk Dairesi 2022/1769 E. , 2024/6971 K. MAHKEMESİ :Kadastro Mahkemesi SAYISI : 2020/10 E., 2021/24 K. KARAR : Davanın reddine Taraflar arasındaki kadastro tespitine itiraz davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesi tarafından verilen karar, yapılan temyiz incelemesi sonucunda Yargıtay (Kapatılan) 16. Hukuk Dairesince bozulmuştur. İlk Derece Mahkemesince, bozma ilamına uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda; davanın reddine karar verilmiştir. İ…
**8. Hukuk Dairesi 2022/1769 E. , 2024/6971 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ :Kadastro Mahkemesi SAYISI : 2020/10 E., 2021/24 K. KARAR : Davanın reddine Taraflar arasındaki kadastro tespitine itiraz davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesi tarafından verilen karar, yapılan temyiz incelemesi sonucunda Yargıtay (Kapatılan) 16. Hukuk Dairesince bozulmuştur. İlk Derece Mahkemesince, bozma ilamına uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda; davanın reddine karar verilmiştir. İlk Derece Mahkemesi kararı, davacı Hazine vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: K A R A R Kadastro sırasında, Sivrihisar ilçesi Aydınlı köyü çalışma alanında bulunan dava ve temyize konu 1102, 1873 ve 1874 parsel sayılı taşınmazlar, Asliye ve Sulh Hukuk Mahkemesinde dava konusu olduklarından söz edilerek, malik haneleri açık bırakılmak suretiyle tespit edilmiştir. Davacı Hazine tarafından, davalılar aleyhine Asliye ve Sulh Hukuk Mahkemelerinde açılan elatmanın önlenmesi ve tescil davaları, davaya konu olan parseller hakkında tutanak düzenlenmiş olması nedeniyle Kadastro Mahkemesine aktarılmıştır. Kadastro Mahkemesinde, çekişmeli parsel tutanakları ile aktarılan dava dosyaları birleştirilerek yapılan yargılama sonunda verilen önceki karar, Yargıtay tarafından bozulmuş olup, hükmüne uyulan bozma ilamında özetle; "... yapılan araştırma ve incelemenin yetersiz olduğu açıklanarak, çekişmeli taşınmazların tespitine esas alınan tapu kayıtlarının oluşumuna esas belirtmelik tutanakları, belirtmelik haritası, toprak tevzi haritası, komşu parsellere ait kadastro tespit tutanakları ve varsa dayanakları ile Hazine tapusunun tesis tarihinden (ve dava tarihinden) geriye doğru en eski tarihli ve kadastro tespit tarihinden 15-20-25 yıl öncesine ait hava fotoğrafları getirtilip dosyanın ikmal edilmesi, bundan sonra mahallinde, yaşlı, tarafsız ve yöreyi iyi bilen şahıslar arasından seçilecek aynı köy ve komşu köyler halkından ayrı ayrı üçer kişilik yerel bilirkişi kurulu, taraf tanıkları, jeodezi ve fotogrametri mühendisi bilirkişisi, 3 kişilik ziraat mühendisi bilirkişi kurulu ve fen bilirkişinin katılımıyla yeniden keşif yapılması, yapılacak keşifte, tespit dayanağı olan ve taşınmazların belirtmelik tutanaklarında taşınmazlara uygulandığı anlaşılan başka kayıtlar var ise bu kayıtlar yerel bilirkişi yardımı ve fen bilirkişi eli ile uygulanması, fen bilirkişisinden tapu kayıtlarının haritası ile kadastro paftasının ölçekleri eşitlenerek ve zemine çakıştırılarak uygulanması suretiyle tapu kayıtlarının kapsamını gösterir krokili rapor alınması, tapu kayıtlarının haritasının fenni sıhhate uygun olmaması halinde ise sınırları itibariyle uygulanarak, tek tek kapsamı krokide gösterilmesi, belirtmelik tutanağında uygulanan kayıtlar varsa bu kayıtlarda zemine uygulanarak aynı yöntemle kapsamlarının belirlenmesi; yerel bilirkişi ve tanıklardan, taşınmazların öncesinin ne olduğu, kimden kime kaldığı, zilyetliğin ne zaman başladığı, kim tarafından, ne zamandan beri kullanıldığı, kamu orta malı niteliğinde mera, yaylak gibi yerlerden olup olmadığı hususlarında maddi olaylara dayalı bilgi alınması, keşifte alınan beyanlar komşu parsellerin tutanak ve dayanağı kayıtları ile denetlenmesi; ziraat bilirkişisi kurulundan, çekişmeli taşınmazların önceki ve mevcut niteliğini, toprak yapısını, eğimini, bitki desenini ve komşu parseller ile nasıl ayrıldığını açıklayıp, tarımsal niteliğini belirten, taşınmazın değişik yönlerden çekilmiş fotoğrafları ile desteklenmiş ayrıntılı ve gerekçeli rapor alınması; jeodezi ve fotogrametri mühendisi bilirkişisinden hava fotoğrafları üzerinde stereoskop aletiyle inceleme yaptırılarak, dava konusu taşınmazların hava fotoğraflarında gösterilmesi istenilmeli ve taşınmazların önceki ve şimdiki niteliğinin ne olduğunu ve arazinin ekonomik amacına uygun olarak tarım arazisi niteliğiyle zilyetliğine ne zaman başlanıldığını belirten rapor alınmalı; belirtilen şekilde yapılan uygulama sonunda taşınmazların Hazineye ait tapu kayıtlarının kapsamında kaldığının anlaşılması halinde, davacı taraf yararına 3402 sayılı Kadastro Kanunu'nun (3402 sayılı Kanun) 46/1 inci maddelerinde öngörülen edinme koşullarının gerçekleşip gerçekleşmediği; taşınmazların tamamının ya da bir bölümünün tapu kayıtlarının kapsamı dışında kaldığının anlaşılması halinde ise, davacı yararına dava tarihinden geriye 3402 sayılı Kanunu'nun 14 üncü maddesinde öngörülen şartların gerçekleşip gerçekleşmediği üzerinde durulmalı, bundan sonra toplanan ve toplanacak tüm deliller birlikte değerlendirilerek sonucuna göre bir karar verilmesi ..." gereğine değinilmiştir. İlk Derece Mahkemesince, bozma ilamına uyularak yapılan yargılama sonunda; davanın reddine, dava konusu 1102, 1873 ve 1874 parsel sayılı taşınmazların davalı (ölü) İbrahim (Efrahim) Oral'ın mirasçıları adlarına hüküm yerinde gösterilen payları oranında tesciline karar verilmiş; hüküm, davacı Hazine vekili tarafından temyiz edilmiştir. 1. Dava konusu1873 ve 1874 parsel sayılı taşınmazlara ilişkin hükme yönelik temyiz itirazlarının incelenmesinde; İlk Derece Mahkemesince, bozma ilamına uyulduğu halde, bozma gerekleri tam ve eksiksiz olarak yerine getirilmemiştir. Bozma ilamına uyulmakla, taraflar yararına usuli müktesep hak oluşur. Bu hakkın zedelenmemesi için bozma gereklerinin tam ve eksiksiz olarak yerine getirilmesi gerekir. İlk Derece Mahkemesince, davalı ... mirasçıları lehine 3402 sayılı Kanun'un 14 ve 46/1 inci maddelerine dayalı olarak zilyetlikle iktisap koşullarının oluştuğu gerekçe gösterilmek suretiyle yazılı şekilde karar verilmiş ise de, yapılan araştırma, inceleme ve uygulama hüküm vermeye yeterli bulunmamaktadır. Önceki tarihli bozma ilamında da değinildiği üzere, dava konusu taşınmazlar, 4753 sayılı Çiftçiyi Topraklandırma Kanun (4753 sayılı Kanun) uyarınca oluşturulan tapu kayıtlarına dayalı olarak Hazine adına tespit edilmiş olup, bu şekilde oluşan tapu kayıtlarının kapsamında kalan yerlerin, tapu kaydının oluştuğu tarihe kadar, zilyetleri yararına iktisap koşullarının gerçekleşmesi halinde, zilyetleri adına tescile karar verileceği 3402 sayılı Kanun'un 46/1 inci maddesinde düzenlenmiştir. Bu durumda anılan Kanun maddesi uyarınca, tapu kaydının oluştuğu tarihe kadar, davalı taraf yararına zilyetlikle iktisap koşullarının gerçekleşip gerçekleşmediğinin araştırılması gerekir. Ne var ki, ilk derece mahkemesince, bu hususta yeterli araştırma ve inceleme yapılmamıştır. Şöyle ki; dava konusu taşınmazlara ait belirtmelik tutanaklarında taşınmazların meradan sürülmek suretiyle oluşturulduğu belirtilerek Hazine adına tespit edildikleri halde, yöntemince mera araştırması yapılmamış, kuzey sınırında bulunan 1754 parsel sayılı mera niteliğinde olan taşınmazın Toprak Tevzii Komisyonunca 1587 mera parseli olduğu anlaşılmış, yine 1873 parsel sayılı taşınmazın güney sınırında bulunan taşınmazın temyiz incelemesi sırasında Tapu ve Kadastro Genel Müdürlüğünün parsel sorgu sayfası üzerinde yapılan sorgulama ve Uyap Tapu Kadastro entegrasyon ekranında yapılan sorgulamada mera niteliğinde taşınmaz olduğu anlaşıldığı halde bu taşınmazın evrakı müspiteleri dosya arasına alınmamış, komşu 1872 parsel sayılı taşınmazın tespitine dayanak 1937 tarihli, 950 tahrir numaralı kayıt getirtilip keşif yerinde uygulanmamış ve dava konusu taşınmazı ne okuduğu üzerinde durulmamış, dinlenen yerel bilirkişilerin, yaşları itibari ile toprak tevzii çalışmasının yapıldığı 1972 ve dava tarihi olan 1973 yılına kadar davacıların murisi lehine iktisap koşullarının oluşup oluşmadığını bilebilecek yaşta olmadıkları halde, bu tarihten öncesini bilebilecek yaşta mahalli bilirkişi bulunup bulunmadığı araştırılmamış, böylece yöntemince mera araştırması yapılmamış, bu kapsamda ziraat bilirkişisinden dava konusu taşınmazların niteliği ve komşu parsellerden ne şekilde ayrıldığı, aralarında doğal ya da yapay ayırıcı unsurlar bulunup bulunmadığı hususlarında ayrıntılı ve gerekçeli rapor alınmamıştır. Bu şekilde eksik araştırma ve incelemeye dayalı olarak karar verilemez. Hal böyle olunca; sağlıklı bir sonuca varılabilmesi için İlk Derece Mahkemesince öncelikle, taşınmazlara ait en eski ve yeni tarihli ortofoto ve uydu fotoğrafları ile Harita Genel Müdürlüğü web sitesinin hava fotoğrafı sorgulama sayfasına girilerek taşınmazların bulunduğu köyü/mahalleyi kapsayacak şekilde hangi yıllara ait hava fotoğrafı bulunduğu araştırılıp belirlenmek ve (denetimin sağlanması bakımından) ilgili sayfanın çıktısı dosya içerisine konulmak suretiyle, buradan elde edilen verilere göre, 4753 sayılı Kanun uyarınca Hazine adına tapu kaydının oluştuğu tarihten 15-20-25 yıl öncesine (bulunmadığı takdirde bu tarihlere en yakın tarihlere) ait farklı dönemlerde çekilmiş en az üç adet stereoskopik hava fotoğrafı tarihleri açıkça yazılmak suretiyle Harita Genel Müdürlüğünden getirtilerek dosya arasına konulmalı, komşu 1872 parsel sayılı taşınmazın tespitine dayanak 1937 tarihli, 950 tahrir numaralı kayıt ve dava konusu taşınmazların güney sınırında bulunan mera parselinin tespitine esas kayıtların tamamı getirtilerek dosya arasına alınmalı, bundan sonra mahallinde, elverdiğince yaşlı (taşınmazların tespitine esas tapu kayıtlarının oluşumundan öncesini bilebilecek yaşta), tarafsız ve yöreyi iyi bilen şahıslar arasından seçilecek aynı köy ve komşu köyler halkından ayrı ayrı üçer kişilik yerel bilirkişi kurulu ve taraf tanıkları ile jeodezi ve fotogrametri mühendisi bilirkişisi, 3 kişilik ziraat mühendisi bilirkişi kurulu ve fen bilirkişinin katılımıyla yeniden keşif yapılmalı ve yapılacak bu keşifte dinlenilecek yerel bilirkişi ve tanıklardan, taşınmazların öncesinin ne olduğu, kimden kime kaldığı, zilyetliğin ne zaman başladığı, taşınmazların kim tarafından, ne zamandan beri kullanıldığı, kamu orta malı niteliğinde mera, yaylak gibi yerlerden olup olmadığı ve imar-ihyaya muhtaç yerlerden ise imar-ihyanın hangi tarihte başlayıp ne zaman tamamlandığı etraflıca sorulup maddi olaylara dayalı olarak açıklattırılmalı, yerel bilirkişi ve tanık sözleri komşu parsellere ait tutanak ve dayanağı kayıtlarla denetlenmeli, beyanlar arasındaki doğabilecek çelişkiler usulen giderilmeye çalışılmalı; ziraatçı bilirkişi kuruluna, taşınmazların toprak yapısını, bitki örtüsünü ve niteliğini, kamu orta malı niteliğinde mera, yaylak gibi yerlerden olup olmadığını, komşu parsellerle aralarında ayırıcı unsur bulunup bulunmadığını, üzerlerinde sürdürülen zilyetliğin şeklini ve süresini, imar-ihya gerektiren yerlerden olmaları halinde imar-ihyaya konu olmaya başladıkları ve imar-ihyanın tamamlandığı tarihi bildirir, komşu parsellerle karşılaştırmalı değerlendirmeyi içerir, somut verilere ve bilimsel esaslara dayanan, çelişkileri giderir, ayrıntılı ve gerekçeli rapor düzenlettirilmeli; HMK'nın 290/2. maddesi uyarınca keşfe götürülecek bir fotoğrafçı aracılığıyla çekişmeli taşınmaz bölümlerinin ve çevresinin yakın plan ve panoramik fotoğrafları çektirilip, taşınmaz bölümlerinin sınırları kabaca işaretlendikten ve mahkemece onaylandıktan sonra dosya arasına konulmalı; jeodezi ve fotogrametri mühendisi bilirkişisine hava ve uydu fotoğrafları üzerinde stereoskop aletiyle inceleme yaptırılarak, dava konusu taşınmazların hava fotoğraflarında gösterilmesi istenilmeli ve taşınmazların önceki ve şimdiki niteliğinin ne olduğunu ve arazinin ekonomik amacına uygun olarak tarım arazisi niteliğiyle zilyetliğine ne zaman başlanıldığını, kamu orta malı niteliğinde mera, yaylak gibi yerlerden olup olmadığını, komşu parsellerle aralarında ayırıcı unsur bulunup bulunmadığını, üzerlerinde sürdürülen zilyetliğin şeklini ve süresini, imar-ihya gerektiren yerlerden olmaları halinde imar- ihyaya konu olmaya başladıkları ve imar-ihyanın tamamlandığı tarihi bildirir rapor alınmalı; fen bilirkişisinden, keşfi takibe elverişli, dava konusu taşınmazları komşularıyla birlikte gösterir krokili rapor düzenlemesi istenilmeli; belirtilen şekilde yapılan uygulama sonunda taşınmazların Hazineye ait tapu kayıtlarının kapsamında kaldığının anlaşılması halinde, davacı taraf yararına 3402 sayılı Kanun'un 46/1 inci maddelerinde öngörülen edinme koşullarının gerçekleşip gerçekleşmediği; taşınmazların tamamının ya da bir bölümünün tapu kayıtlarının kapsamı dışında kaldığının anlaşılması halinde ise, davacı yararına dava tarihinden geriye 3402 sayılı Kanun'un 14 üncü maddesinde öngörülen şartların gerçekleşip gerçekleşmediği üzerinde durulmalı, bundan sonra toplanan ve toplanacak tüm deliller birlikte değerlendirilerek sonucuna göre bir karar verilmelidir. İlk Derece Mahkemesince, belirtilen hususlar gözetilmeksizin, eksik araştırma ve incelemeye dayalı olarak ve hükmüne uyulan bozma ilamının gerekleri tam ve eksiksiz olarak yerine getirilmeden karar verilmesi isabetsiz olduğu gibi, kabule göre de; 3402 sayılı Kanun'un 1 inci maddesi uyarınca Kadastro Hakimi, doğru, infazı kabil, infaz sırasında tereddüt oluşturmayacak şekilde ve dava konusu taşınmazın tamamı hakkında sicil oluşturmaya elverişli bir karar vermek zorunda olup, kadastro tespitinde dava konusu taşınmazların yüzölçüm haneleri boş bırakıldığı halde, yargılama sırasında taşınmazların yüzölçümlerinin belirlenmemiş olması ve İlk Derece Mahkemesince, hükümde taşınmazların yüzölçümü belirtilmeksizin sınırlandırılmalarına karar verilmesi ve taşınmazların toplam 24 pay kabul edilmesine rağmen, hüküm yerinde 21 pay dağıtılmak suretiyle pay - payda eşitliği sağlanmadan 3402 sayılı Kanun'un 1 inci maddesine aykırı şekilde hüküm kurulmuş olması dahi usul ve yasaya aykırı olduğundan hükmün bozulmasına karar vermek gerekmiştir. 2. Dava konusu 1102 parsel sayılı taşınmaza ilişkin hükme yönelik temyiz itirazlarının incelenmesine gelince; a) Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, yapılan yargılama ve uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirmesine, uyulan bozma ilamı doğrultusunda hüküm verildiğine ve 6100 sayılı Kanun’un 369/1 inci maddesi de gözetilerek yapılan incelemede aynı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden biri de bulunmadığına göre, aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan sair temyiz itirazları yerinde görülmemiştir. b. Ancak; 3402 sayılı Kanun'un 1 inci maddesi uyarınca Kadastro Hakimi, doğru, infazı kabil, infaz sırasında tereddüt oluşturmayacak şekilde ve dava konusu taşınmazın tamamı hakkında sicil oluşturmaya elverişli bir karar vermek zorundadır. Kadastro tespitinde dava konusu taşınmazın yüzölçüm hanesi boş bırakılmış ve yargılama sırasında da taşınmazın yüzölçümü belirlenmemiştir. İlk Derece Mahkemesince, taşınmazın yüzölçümüne yer verilmeksizin sınırlandırılmasına karar verilmesi isabetsiz olduğu gibi, taşınmazların toplam 24 pay kabul edilmesine rağmen, hüküm yerinde 21 pay dağıtılmak suretiyle pay - payda eşitliği sağlanmadan 3402 sayılı Kanun'un 1 inci maddesine aykırı şekilde hüküm kurulmuş olması dahi usul ve yasaya uygun bulunmadığından hükmün bozulmasına karar vermek gerekmiştir. SONUÇ: Yukarıda (2.a) nolu bentte açıklanan nedenlerle davacı Hazine vekilinin sair temyiz itirazlarının REDDİNE, Davacı Hazine vekilinin temyiz itirazlarının, yukarıda (1) ve (2.b) nolu bentte açıklanan nedenlerle kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararının BOZULMASINA, 1086 sayılı Kanun'un 440/I maddesi gereğince Yargıtay ilamının tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yoluna başvurulabileceğine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine, 28.11.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi