12. Ceza Dairesi 2020/10965 E. , 2023/1571 K. MAHKEMESİ:Ağır Ceza Mahkemesi Sanık hakkında kurulan hükmün; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8 inci maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun (1412 sayılı Kanun) 305 inci maddesi gereği temyiz edilebilir olduğu, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyi…
**12. Ceza Dairesi 2020/10965 E. , 2023/1571 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ:Ağır Ceza Mahkemesi Sanık hakkında kurulan hükmün; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8 inci maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun (1412 sayılı Kanun) 305 inci maddesi gereği temyiz edilebilir olduğu, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 1412 sayılı Kanun’un 310 uncu maddesi gereği temyiz isteğinin süresinde olduğu, aynı Kanun’un 317 nci maddesi gereği temyiz isteğinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle gereği düşünüldü: I. HUKUKÎ SÜREÇ 1. ... Ağır Ceza Mahkemesinin, 04.12.2015 tarihli ve 2014/221 Esas 2015/241 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında taksirle öldürme suçundan, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 85 inci maddesinin ikinci fıkrası, 62 nci maddesinin birinci fıkrası, 50 nci maddesinin dördüncü fıkrası, 52 nci maddesinin ikinci fıkrası, 53 üncü maddesinin altıncı fıkrası uyarınca 24.300,00 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına ve 1 yıl süreyle ehliyetinin geri alınmasına karar verilmiştir. 2. Dava dosyası, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca tanzim olunan 09.11.2020 tarihli ve 2016/81319 sayılı, sanık hakkında bilinçli taksir hükümlerinin uygulanması gerektiği gerekçesiyle bozma öneren Tebliğname ile Daireye tevdi edilmiştir. II. TEMYİZ SEBEPLERİ A. Katılanlar Vekilinin Temyiz Sebepleri 1. Sanık hakkında bilinçli taksir hükümlerinin uygulanması gerektiğine, 2. Usul ve yasaya aykırı diğer hususlara ilişkindir. B. Sanık Müdafiinin Temyiz Sebepleri 1. Cezanın üst hadden tayin edildiğine, 2. Ölenin kanser hastası olması nedeniyle hastalığın ölüme etki edip etmediğinin araştırılmadığına, 3. Olayın gerçekleşme şekline göre mahkumiyet kararının kanuna aykırı olduğuna, 4. Usul ve yasaya aykırı diğer hususlara ilişkindir. III. OLAY VE OLGULAR 1. Mahkemenin Kabulü Mahkemece, ''Sanık ...'un daha önce, kendisine ait .plakalı aracın arka kısmına "." diye tabir edilen ufak bir römork eklettiği, olay günü sabahında römorkun kırılan tekerleğini yaptırmak için tanık ...'nun tamirhanesine geldiği, aracın tamiratından sonra, tanığın araçla römork arasındaki bağlantıyı sağlayan kilidin yıprandığını, değişmesi gerektiğini söylemesine rağmen sanığın "sonra hallederiz" diyerek oradan ayrıldığı, daha sonra aracın römorkuna kapasitesinin üzerinde yüklediği çimento torbaları ile yola çıktığı, . Mahallesi yoluna geldiği sırada, araca takılı römorkun yerinden çıktığı ve yol kenarında yürümekte olan .ve ...'ya çarptığı, çarpmanın etkisi ile ...'nın basit tıbbi müdahale ile giderilebilir şekilde yaralandığı, ...'nın ise hayati tehlikesi nedeniyle kaldırıldığı ... Eğitim ve Araştırma Hastanesinde bir süre tedavi gördükten sonra 19.07.2014 tarihinde vefat ettiği anlaşılmış ve maddi olay bu şekilde kabul edilmiştir. Bu yöndeki kabul, katılanların ve tanığın beyanları, adli raporlar, bilirkişi raporları ve tüm dosya kapsamı ile sabittir. Sanık savunmasında, müteveffa ile katılan ...'ın aniden önüne çıktıkları için fren yapmak zorunda kaldığını, hameşin (römorkun) bu yüzden yerinden çıktığını, kazanın oluşumunda bir kusurunun bulunmadığını ileri sürmüş ise de; -Araçla römork arasındaki bağlantıyı sağlayan kilidin yıpranmış olduğu, fazla yük koymaması gerektiği yönünde tanık Orhan tarafından, olay günü uyarılmış olmasına rağmen önlem almadığı, -Bilirkişi raporları ile de belirlendiği üzere, mevzuata aykırı şekilde, aracına yaptırdığı römork ile trafiğe çıktığı, ayrıca römorka kapasitesinin üzerinde yük koyduğu, -Soruşturma aşamasındaki ifadesinde "yavaş bir şekilde giderken hameşin aniden yerinden çıktığını, bunun nasıl olduğunu anlamadığını" belirterek, müteveffa ile katılanın aniden yola çıktıklarına ilişkin bir anlatımda bulunmadığı, buna göre kovuşturma aşamasındaki ifadesinin, ölenle katılana kusur izafe ederek kendini suçtan kurtarmaya yönelik gerçek dışı anlatımlar olduğunun anlaşıldığı, Dikkate alınarak, sanığın savunmasına itibar edilmemiş ve maddi olayın, yukarıda anlatıldığı şekilde cereyan ettiği sonucuna varılmıştır. Sanığın bu şekilde kabul edilen eylemi, TCK'nun 85/2. maddesinde belirtilen taksirle öldürme suçunu teşkil etmektedir. Taksir, TCK'nın 22. maddesinde "(1) Taksirle işlenen fiiller, kanunun açıkça belirttiği hâllerde cezalandırılır. (2) Taksir, dikkat ve özen yükümlülüğüne aykırılık dolayısıyla, bir davranışın suçun kanunî tanımında belirtilen neticesi öngörülmeyerek gerçekleştirilmesidir. (3) Kişinin öngördüğü neticeyi istememesine karşın, neticenin meydana gelmesi hâlinde bilinçli taksir vardır; bu hâlde taksirli suça ilişkin ceza üçte birden yarısına kadar artırılır. (4) Taksirle işlenen suçtan dolayı verilecek olan ceza failin kusuruna göre belirlenir. (5) Birden fazla kişinin taksirle işlediği suçlarda, herkes kendi kusurundan dolayı sorumlu olur. Her failin cezası kusuruna göre ayrı ayrı belirlenir. (6) Taksirli hareket sonucu neden olunan netice, münhasıran failin kişisel ve ailevî durumu bakımından, artık bir cezanın hükmedilmesini gereksiz kılacak derecede mağdur olmasına yol açmışsa ceza verilmez; bilinçli taksir hâlinde verilecek ceza yarıdan altıda bire kadar indirilebilir." şeklinde düzenlenmiştir. Buna göre Taksirde Fail, suçun kanuni tanımındaki neticenin gerçekleşeceğini öngörmemiştir (m. 22/2). Ancak, “dikkat ve özen yükümlülüğüne aykırı hareket etmemiş olsaydı, bu neticeyi öngörebilirdi” sonucuna varmamız durumunda, failin taksire dayalı kusurunun varlığından bahsedebiliriz. Taksir; öngörülebilecek bir neticenin, dikkatsizlik ve özensizlik sebebiyle öngörülememesidir. Taksir kısaca, neticeyi öngörmemektir. Bu öngörmeme hali, gerekli dikkat ve özenin gösterilmemesinden kaynaklanmaktadır. Taksirde neticeyi istemeyen fail, yeterli dikkat ve özeni göstermemesi yüzünden sonuca sebep olmaktadır. Bu dikkat ve özen yükümlülüğünün belirlenmesinde, failin kişisel yetenekleri göz önünde bulundurulmaksızın, objektif esastan hareket edilir. Somut olaya dönecek olursak, aracına mevzuata aykırı olarak yaptırdığı römorka olay günü de uyarıldığı halde, haddinden fazla yük koyarak yola çıkan sanığın, römorkun yerinden çıkarak yolun kenarında yürümekte olan ...'ya çarparak ölümüne sebep olduğu, Katılan ...'ın ise yaralanmasına neden olduğu, orta düzeyde makul bir insanın göstereceği asgari dikkat ve özeni göstermiş olsa idi, ölümle sonuçlanan neticeyi önleyebileceği son derece açıktır. Sanık üzerine düşen dikkat ve özeni göstermeyerek, neticenin meydana gelmesine sebep olmuştur. Yukarıda açıklanan oluşa ve tartışılan delillere nazaran sanığın üzerine atılı, taksirle bir kişiyi öldürme bir kişiyi de yaralama suçunu işlediği sabit kabul edilerek, cezalandırılması yoluna gidilmiştir...'' denilmiştir. 2. Trafik Kazası Tespit Tutanağı düzenlenmeyen kazanın dosyada mevcut keşfe binaen düzenlenen bilirkişi raporu ve olay mahallinde çekilen fotoğraflardan, olayın, iki yönlü, 4.80 metre genişliğinde, düz ve eğimsiz, asfalt kaplama pürüzlü ve yamalı yolda gündüz meydana geldiği, görüşe engel cismin olmadığı, yolun Bayralar istikametine sağ tarafında 5 metre genişlikte su kanalının olduğu anlaşılmıştır. 3. Dosyada mevcut olay mahallinde keşif yapılarak makina yüksek mühendisi bilirkişi tarafından tanzim edilen 05.01.2015 tarihli raporda, sanığın aracının arkasına montajlı bulunan çeki tertibatının tip onaysız olduğu, arkasına takılı fren tertibatsız hameşe yüklenen yükün dengeli yüklenmediği, hameşe frensiz çekme kapasitesinden fazla yük yüklendiği, fazla yüklemeden dolayı hameşin bağlantı noktasından çıktığı kanaatine varıldığı belirtilmiştir. 4. Dosyada mevcut olay mahallinde yapılan keşfe dayalı olarak trafik bilirkişisi tarafından tanzim edilen 26.12.2014 tarihli raporda, sanığın Karayolları Trafik Kanunu'nun 65 inci maddesinin birinci fıkrasının (d) bendini ihlal ettiğinden asli kusurlu olduğu, kazaya karışan ölen ve yaralananın ise herhangi bir kusurlarının olmadığı kanaatine varılmıştır. 5. Tanık ...'nun duruşmada verdiği beyanında, katılanları tanımadığını, sanığın ise müşterisi olduğunu, kazanın olduğu günün sabahında sanığın dükkanına geldiğini, aracına takarak kullandığı hameşin tekerinin kırılmış olması nedeniyle tekeri tamir ettiğini ayrıca hameş ile aracın bağlantı yerinde bulunan ve kaprin diye tabir edilen kilidin de yıpranmış olduğunu, değişmesi gerektiğini sanığa söylediğini, bu durum karşısında sanığın sonra hallederim diyerek yıpranmış olan kilidi tamir ettirmediğini, sanığın çimento taşıyacağını söylemesi üzerine kendisinin de sanığa hitaben çimentoları hameşin ön tarafına doğru yığması gerektiğini, arka tarafa yığarsa kaprinin yıprandığı için hameş ile aracın bağlantısının kopabileceğini söylediğini ancak sanığın ben hallederim diyerek dükkandan ayrıldığını beyan etmiştir. 6. 12.06.2015 tarihli ... Trafik İhtisas Dairesinin olaya ilişkin kusur raporunda, sanığın, yönetimindeki arkasına istiap haddinin üzerinde çimento yüklediği hameş olarak tabir edilen römork takılı kamyonet ile seyri sırasında olay mahalline geldiğinde, muhtelif çukur ve yamaların mevcut olduğu pürüzlü asfalt yolda yolun bu durumunu dikkate alarak uygun hızla kontrollü biçimde seyretmemiş, istiap haddi fazlası yük yüklediği römorkun kamyonetinin arkasına emniyetli biçimde bağlantısını yapmaya özen göstermemiş, bu haliyle, aracının arkasına takılı bu römorkun bağlantı yerinden çıkarak aldığı ivmenin etkisiyle yol dışına savrulması ve yol dışında yürümekte olan yayalara çarpması sonucu meydana gelen ve sebep olduğu olayda, dikkatsizliği, tedbirsizliği ve kurallara aykırı hareketiyle asli kusurlu olduğu belirtilmiştir. IV. GEREKÇE A. Katılanlar Vekilerinin Temyiz Sebepleri Yönünden; 1. Sanık Hakkında Bilinçli Taksir Hükümlerinin Uygulanması Gerektiği Yönünden Olay günü saat 11.00 sıralarında sanığın, idaresindeki ... arkasına takılı hameş diye tabir edilen yük taşıma aracının, bağlantı yerinden çıkması neticesinde yol kenarında hayvan otlatmak için bulunan yayalara çarparak bir kişinin ölümüne ve bir kişinin de basit tıbbi müdahale ile giderilebilir şekilde yaralanmasına neden olayda, tanık ...'nun, hameş ile aracın bağlantı yerinde bulunan ve kaprin diye tabir edilen kilidin yıpranmış olduğunu, değişmesi gerektiğini sanığa söylediği ancak sanığın sonra hallederim demesi ile taşıyacağı çimento torbalarını arka tarafa yığarsa kaprinin yıprandığı için hameşin yerinden çıkabileceğini belirtmesi ve sanığın yine ben hallederim şeklinde karşılık vermesi karşısında, somut olayda aracına takılı hameşin bağlantı yerinin yıpranmış olduğundan haberdar olmasına ve hameşte taşıyacağı çimento torbalarının nasıl yerleştirilmesi gerektiği kendine söylenmesine rağmen taşıma kapasitesinin üzerinde bir kiloda bulunan malzemeleri bağlantı yeri yıpranmış olan hameşe yükleyerek seyrine devam eden sanığın eyleminde bilinçli taksirin koşullarının oluştuğu, tayin olunan cezasında bu nedenle 5237 sayılı Kanun'un 22 nci maddesinin üçüncü fıkrası uyarınca arttırım yapılması gerektiği gözetilmeden, yazılı şekilde hüküm kurulması hukuka uygun bulunmamıştır. 2. Usul ve Yasaya Aykırı Diğer Hususlar Yönünden Yargılama sürecindeki işlemlerin usûl ve kanuna uygun olarak yapıldığı, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların toplanan tüm delillerle birlikte gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, eylemin sanık tarafından gerçekleştirildiğinin saptandığı, vicdanî kanının dosya içindeki belge ve bilgilerle uyumlu olarak kesin verilere dayandırıldığı, eyleme uyan suç vasfı ile yaptırımların doğru biçimde belirlendiği anlaşıldığından, katılanlar vekilinin yerinde görülmeyen temyiz sebepleri reddedilmiştir. B. Sanık Müdafiinin Temyiz Sebepleri Yönünden; 1. Cezanın Üst Hadden Tayin Edildiği Yönünden Mahkeme gerekçesinde açıklanan nedenler ile sanık hakkında alt hadden ayrılarak temel ceza tayin edilmesinde bir isabetsizlik bulunmamaktadır. 2. Ölenin Kanser Hastası Olması Nedeniyle Hastalığın Ölüme Etki Edip Etmediğinin Araştırılması Gerekliliği Yönünden 19.07.2014 tarihli Ölü Muayene Tutanağında, kişinin ölümünün oluşa uygun trafik kazası sonucu genel beden travmasına bağlı hemotoraks ve gelişen komlikasyonlar sonucu meydana gelmiş olduğunun belirtildiği anlaşılmakla, anılan temyiz talebinin yerinde olmadığına karar verilmiştir. 3. Olayın Gerçekleşme Şekline Göre Mahkumiyet Kararının Kanuna Aykırı Olduğu Yönünden Mahkeme gerekçesinde açıklanan nedenler ile sanık hakkında mahkumiyet hükmü kurulmasında hukuka aykırılık bulunmamıştır. 4. Usul ve Yasaya Aykırı Diğer Hususlar Yönünden Yargılama sürecindeki işlemlerin usûl ve kanuna uygun olarak yapıldığı, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların toplanan tüm delillerle birlikte gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, eylemin sanık tarafından gerçekleştirildiğinin saptandığı, vicdanî kanının dosya içindeki belge ve bilgilerle uyumlu olarak kesin verilere dayandırıldığı, eyleme uyan suç vasfı ile yaptırımların doğru biçimde belirlendiği anlaşıldığından, sanık müdafiinin yerinde görülmeyen temyiz sebepleri reddedilmiştir. V. KARAR Gerekçe bölümünde (A) başlığı altındaki (1) numaralı paragrafta açıklanan nedenle ... Ağır Ceza Mahkemesinin, 04.12.2015 tarihli ve 2014/221 Esas 2015/241 Karar sayılı kararına yönelik katılanlar vekilinin temyiz isteği yerinde görüldüğünden hükmün, 1412 sayılı Kanun’un 321 inci maddesi gereği, Tebliğnameye uygun olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA, Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 10.05.2023 tarihinde karar verildi.