Başvuru, ceza infaz kurumunda hükümlü olarak bulunan başvurucunun göndermek istediği mektuba idarece sakıncalı bulunarak el konulmasının haberleşme hürriyetini ihlal ettiği iddiasına ilişkindir.
Başvuru, ceza infaz kurumunda hükümlü olarak bulunan başvurucunun göndermek istediği mektuba idarece sakıncalı bulunarak el konulmasının haberleşme hürriyetini ihlal ettiği iddiasına ilişkindir. Başvuru 21/3/2017 tarihinde yapılmıştır. Başvuru, başvuru formu ve eklerinin idari yönden yapılan ön incelemesinden sonra Komisyona sunulmuştur. Komisyonca başvurunun kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına karar verilmiştir. Başvuru belgelerinin bir örneği bilgi için Adalet Bakanlığına (Bakanlık) gönderilmiştir. Bakanlık görüşünü bildirmiştir. Başvurucu, Bakanlık görüşüne karşı beyanda bulunmuştur. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle olaylar özetle şöyledir: Başvurucu, devletin birliğini ve ülke bütünlüğünü bozma suçundan hükümlü olarak Balıkesir L Tipi Kapalı Ceza İnfaz Kurumunda (İnfaz Kurumu) bulunmaktadır. Başvurucu, Uluslararası Af Örgütü Türkiye Temsilciliğine gönderilmek üzere bir mektup yazmıştır. Mektubun incelenmesinde; bir sayfadan ibaret olduğu, metnin altında başvurucunun da aralarında bulunduğu çok sayıda isim ve imzanın yer aldığı görülmüştür. Mektubun ceza infaz kurumunda bir grup tutuklu ve hükümlülere uygulanan ve hukuka aykırı olduğu iddia edilen bazı uygulamaları dile getirmek için kaleme alındığı anlaşılmaktadır. İnfaz Kurumu Disiplin Kurulu Başkanlığı (Kurul) 2/3/2017 tarihinde, 13/12/2004 tarihli ve 5275 sayılı Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanun'un maddesinin (3) numaralı fıkrası gereği mektubun tamamının sakıncalı olduğundan gönderilmemesine karar vermiştir. Kararda; mektupta kurumları hedef gösteren, hukuksal olarak yapılan düzenlemeleri hukuka ve insan haklarına aykırı uygulamalarmış gibi algılanmasına neden olabilecek, terör örgütlerinin yasa dışı eylemlerini hak arama faaliyeti şeklinde gösteren yalan yanlış ifadelerin bulunduğu vurgulanmıştır. Kararda ayrıca söz konusu mektupla Anayasa ile güvence altına alınan dilekçe hakkının kötüye kullanıldığı, hakkın kötüye kullanılması yoluyla devletin terörizmin övülmesine ve teşvik edilmesine aracı kılınmaya çalışıldığı belirtilmiştir. Başvurucu, anılan karara karşı Balıkesir İnfaz Hâkimliğine (İnfaz Hâkimliği) yaptığı şikâyette; mektupta, yaşadıkları sıkıntılara çözüm bulmak için bir çağrıda bulunduklarını, iletişim hakkının engellendiğini, bu nedenle kararın ortadan kaldırılması gerektiğini ileri sürmüştür. İnfaz Hâkimliği, başvurucunun şikâyetini 8/3/2017 tarihli kararıyla reddetmiştir. Anılan kararda ilgili mevzuat hükümleri ile Kurul kararının gerekçesi tekrarlandıktan sonra hükümlünün şikâyetinin reddine karar verilmesi gerektiği belirtilmiştir. Başvurucunun anılan karara itirazı ise Balıkesir Ağır Ceza Mahkemesi (Ağır Ceza Mahkemesi) tarafından 15/3/2017 tarihinde İnfaz Hâkimliği kararının usul ve yasaya uygun olduğu gerekçesiyle reddedilmiştir. Nihai karar 16/3/2017 tarihinde başvurucuya tebliğ edilmiştir. Başvurucu 21/3/2017 tarihinde bireysel başvuruda bulunmuştur. 5275 sayılı Kanun'un "Hükümlünün mektup, faks ve telgrafları alma ve gönderme hakkı" kenar başlıklı maddesinin ilgili kısmı şöyledir:"(1) Hükümlü, bu maddede belirlenen kısıtlamalar dışında, kendisine gönderilen mektup, faks ve telgrafları alma ve ücretleri kendisince karşılanmak koşuluyla, gönderme hakkına sahiptir. (2) Hükümlü tarafından gönderilen ve kendisine gelen mektup, faks ve telgraflar; mektup okuma komisyonu bulunan kurumlarda bu komisyon, olmayanlarda kurumun en üst amirince denetlenir. (3) Kurumun asayiş ve güvenliğini tehlikeye düşüren, görevlileri hedef gösteren, terör ve çıkar amaçlı suç örgütü veya diğer suç örgütleri mensuplarının haberleşmelerine neden olan, kişi veya kuruluşları paniğe yöneltecek yalan ve yanlış bilgileri, tehdit ve hakareti içeren mektup, faks ve telgraflar hükümlüye verilmez. Hükümlü tarafından yazılmış ise gönderilmez..."