Başvuru, yapılması planlanan hidroelektrik santrali için çevresel etki değerlendirmesi raporunun uygun bulunması nedeniyle özel hayata ve aile hayatına saygı hakkı ile konut hakkının ihlal edildiği iddiasına ilişkindir.
Başvuru, yapılması planlanan hidroelektrik santrali için çevresel etki değerlendirmesi raporunun uygun bulunması nedeniyle özel hayata ve aile hayatına saygı hakkı ile konut hakkının ihlal edildiği iddiasına ilişkindir. Bireysel başvuru10/7/2015 tarihinde yapılmıştır. Başvuru, başvuru formu ve eklerinin idari yönden yapılan ön incelemesinden sonra Komisyona sunulmuştur. Komisyonca başvurunun kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına karar verilmiştir. Bölüm Başkanı tarafından başvurunun kabul edilebilirlik ve esas incelemesinin birlikte yapılmasına karar verilmiştir. Başvuru belgelerinin bir örneği bilgi için Adalet Bakanlığına (Bakanlık) gönderilmiştir. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle olaylar özetle şöyledir: Giresun ili, Gelevera, Karaovacık ve Kavraz dereleri üzerinde özel bir şirket tarafından yapılması planlanan Akköy Hidroelektrik Santrali Kısım ve Malzeme Ocakları için14/11/2003 tarihli Çevresel Etki Değerlendirmesi (ÇED) Olumlu Kararı (Rapor) verilmiştir. Başvurucular 21/11/2011 tarihinde; Sapmaz (Gelevera) köyünün baraj suyu altında kalacağını, havzada bütüncül bir değerlendirme yapılması gerektiğini, iki ayrı dere yatağının çevresel etkileri gözetilmeden değiştirildiğini, esas alınan akarsu ölçümverilerinin eksik olduğunu belirterek hukuka aykırı olan raporun iptali ve yürütmenin durdurulması istemli dava açmışlardır. Ordu İdare Mahkemesi (Mahkeme) 28/3/2012 tarihinde görev yönünden davanın reddine karar vermiş ise de temyiz incelemesinde bu kararın kaldırılması sonucu davayadevam edilmiştir. Mahkeme heyeti tarafından 7/12/2012 tarihinde mahalde keşif yapılmış ve ikisi yüksek inşaat mühendisi biri yüksek orman mühendisi öğretim görevlisinden oluşan üç kişilik bilirkişi heyeti tarafından 8/1/2013 tarihli rapor Mahkemeye ibraz edilmiştir. Raporda aşağıda belirtilen eksiklikler ve tespitler vurgulandıktan sonra sonuç olarak söz konusu tesislerin inşasının ve tamamlandıktan sonra da işletilmesinin çevre üzerindeki olumsuz etkilerinin ÇED raporunda alınmasıöngörülen önlemler ile birlikte ilgili mevzuat ve bilimsel esaslara göre kabul edilebilir düzeyde olduğu yönünde kanaat belirtilmiştir. Ayrıca ÇED raporunda Hidroelektrik Santral (HES) inşaatının ve tamamlandıktan sonra da işletmesinin fiziksel ve biyolojik olarak çevre üzerindeki etkileri ile alınacak önlemlerin yeterince incelenip değerlendirildiği, alınması öngörülen önlemlerin yeterli bulunduğu ifade edilmiştir. ÇED raporunda;i. Projenin gerçekleştirileceği alanın doğal özellikleri, fauna ve florasının Doğu Karadeniz Bölgesinin tipik özelliklerini taşıdığı, alanda özel korumayı gerektirir doğal peyzaj ve yapılarla birlikte endemik bitki ve hayvan popülasyonuna rastlanmadığı,ii.Alanda ve yakın çevresinde özgür koruma gerektirir millî park, tabiat parkı, özel çevre koruma bölgesi, sit alanı vb. korunan alanların bulunmadığı,iii.Proje uygulamasının heyelana, sele, taşkına vb. neden olmayacağı, -ÇED raporunda can suyu ile ilgili bir değerlendirme olmamakla birlikte- keşif sırasında yapılan gözlemlerde bir miktar suyun mansaba bırakıldığının tespit edildiği, can suyu konusunda sorunla karşılaşılmadığı, iv.Proje sahası içinde tarım alanı, balık çiftliği, değirmen vb. su kullanımını gerektirir kayda değer işletme, yapı veya tesisin bulunmadığı,v. Havzalar arası su transferi arasında ÇED raporunda herhangi bilgi ve verinin yer almadığı,vi. Bir çok havzadan oluşan bu projede havzalar hakkında gerekli olan bilgilerin yeterli düzeyde verilmediği ve projenin bir bütünlük içinde sunulmadığı,vii. Bazı hidrolik bilgilerin kullanılarak tesisin çeşitli yapılarının boyutlandırılmasında esas alınan debilerin nasıl hesaplandığı ve bu yapıların hangi debilere göre boyutlandırıldığı ile ilgili yeterli bilgi sunulmadığı,vii. Enerji nakil hatlarıyla ilgili bilgi verilmediği ayrıca yol ağı ile ilgili yeterli inceleme ve değerlendirmenin bulunmadığı özetle tespit edilmiştir. Mahkeme 9/6/2014 tarihli kararıyla anılan bilirkişi raporunda belirtilen tespitlerin bir kısmını hükme esas almak suretiyle davanın reddine hükmetmiştir. Karar gerekçesinde bilirkişi raporunda tespit edilen eksikliklere değinildikten sonra ÇED raporunda can suyu ile ilgili değerlendirmelere yer verildiği, yeteri kadar can suyunun bırakılacağının taahhüt edildiği, can suyu ölçümleri için kurulan akım gözlem istasyonlarının kurulduğu, enerji nakil hatları ile ilgili yükümlülüğün yerine getirileceğinin taahhüt edildiği, yol ağı ile ilgili değerlendirmelerin yapıldığı belirtilerek bu hususlar yönünden bilirkişi raporundaki değerlendirmelerin dikkate alınmayacağı ifade edilmiştir. Mahkeme, bilirkişi raporundaki hükme esas alınabilecek nitelikte bulunan hususlar ile dava dosyasında yer alan bilgi ve belgeleri birlikte değerlendirerek tesisin kurulması aşamasında ve tamamlandıktan sonra işletilmesi sırasında çevre üzerindeki olumsuz etkilerinin ÇED raporunda alınması öngörülen önlemlerle birlikte ilgili mevzuata ve bilimsel esaslara göre kabul edilebilir düzeyde olduğu sonucuna ulaşarak davanın reddine karar vermiştir. Anılan karar başvurucular tarafından temyiz edilmiştir. Başvurucuların temyiz sonucunu beklemeden yapmış oldukları 2014/14749 numaralı bireysel başvuru, başvuru yollarının tüketilmemesi nedeniyle kabul edilemez bulunmuştur. Danıştay Ondördüncü Dairesi 21/4/2015 tarihli kararıyla başvurucular Mukaddem Sarısoy, Alp Tekin Ocak, Alican Ocak ve Cevat Ocak yönünden anılan kararın bozulmasına, diğer başvurucular yönünden ise onanmasına hükmetmiştir. Bozma gerekçesinde, adı geçen davacıların projenin yapımının planlandığı yörede ikamet etmemesive o yörede taşınmazlarının olmaması nedeniyle güncel ve meşru bir menfaatlerinin ihlal edildiğinden söz edilmeyeceği ve davayı açma ehliyetlerinin bulunmadığı belirtilmiştir. Nihai karar, başvurucular vekiline 10/6/2015 tarihlerinde tebliğ edilmiştir. Başvurucular 10/7/2015 tarihinde bireysel başvuruda bulunmuşlardır. A. Ulusal Hukuk 9/8/1983 tarihli ve 2872 sayılı Çevre Kanunu'nun “Tanımlar” kenar başlıklı maddesinin birinci fıkrasının ilgili kısmı şöyledir:"Bu Kanunda geçen terimlerden;Çevre: Canlıların yaşamları boyunca ilişkilerini sürdürdükleri ve karşılıklı olarak etkileşim içinde bulundukları biyolojik, fiziksel, sosyal, ekonomik ve kültürel ortamı,…Çevresel etki değerlendirmesi: Gerçekleştirilmesi plânlanan projelerin çevreye olabilecek olumlu ve olumsuz etkilerinin belirlenmesinde, olumsuzyöndeki etkilerin önlenmesi ya da çevreye zarar vermeyecek ölçüde en aza indirilmesi için alınacak önlemlerin, seçilen yer ile teknoloji alternatiflerinin belirlenerek değerlendirilmesinde ve projelerin uygulanmasının izlenmesi ve kontrolünde sürdürülecek çalışmaları,…ifade eder.” 2872 sayılı Kanun'un “Çevresel etki değerlendirilmesi” kenar başlıklı maddesinin ilgili kısmı şöyledir: “Gerçekleştirmeyi planladıkları faaliyetleri sonucu çevre sorunlarına yol açabilecek kurum, kuruluş ve işletmeler, Çevresel Etki Değerlendirmesi Raporu veya proje tanıtım dosyası hazırlamakla yükümlüdürler.Çevresel Etki Değerlendirmesi Olumlu Kararı veya Çevresel Etki Değerlendirmesi Gerekli Değildir Kararı alınmadıkça bu projelerle ilgili onay, izin, teşvik, yapı ve kullanım ruhsatı verilemez; proje için yatırıma başlanamaz ve ihale edilemez.Çevresel Etki Değerlendirmesine tâbi projeler ve Stratejik Çevresel Değerlendirmeye tâbi plân ve programlar ve konuya ilişkinusûl ve esaslarBakanlıkça çıkarılacakyönetmeliklerle belirlenir.” 16/12/2003 tarihli 25318 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanan Çevresel Etki Değerlendirmesi Yönetmeliği'nin “Çevresel etki değerlendirmesi başvuru dosyası, çevresel etki değerlendirmesi raporu veya proje tanıtım dosyası hazırlama yükümlülüğü” kenar başlıklı maddesinin (1) numaralı fıkrası şöyledir: “Bu Yönetmelik kapsamındaki bir projeyi gerçekleştirmeyi planlayan gerçek veya tüzel kişiler; Çevresel Etki Değerlendirmesine tabi projeleri için; ÇED Başvuru Dosyasını, ÇED Raporunu, Seçme Eleme Kriterleri uygulanacak projeler için ise Proje Tanıtım Dosyasını, Bakanlıkça yeterlik verilmiş kurum/kuruluşlara hazırlatmak, ilgili makama sunulmasını sağlamak ve proje kapsamında verdikleri taahhütlere uymakla yükümlüdürler.”B. Uluslararası Hukuk Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'nin (Sözleşme) "Özel ve aile hayatına saygı hakkı" kenar başlıklı maddesi şöyledir:" Herkes özel ve aile hayatına, konutuna ve yazışmasına saygı gösterilmesi hakkına sahiptir. Bu hakkın kullanılmasına bir kamu makamının müdahalesi, ancak müdahalenin yasayla öngörülmüş ve demokratik bir toplumda ulusal güvenlik, kamu güvenliği, ülkenin ekonomik refahı, düzenin korunması, suç işlenmesinin önlenmesi, sağlığın veya ahlakın veya başkalarının hak ve özgürlüklerinin korunması için gerekli bir tedbir olması durumunda söz konusu olabilir." Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM), çevresel meselelere ilişkin başvuruları iki açıdan incelemektedir. Buna göre söz konusu müdahalelerin esas bakımından Sözleşme'nin maddesine uygunluğunun yanı sıra karar alma süreci de bir bütün olarak ayrıca değerlendirilmektedir. AİHM kararlarında; çevresel meselelerin usul boyutu bağlamında çevresel bilgi edinme hakkı, çevresel karar alma süreçlerine katılım hakkı ve çevresel konularda yargısal yollara başvurma hakkı şeklindeki usule ilişkin güvencelere vurgu yapıldığı anlaşılmaktadır (Hatton ve diğerleri/Birleşik Krallık [BD], B. No: 36022/97, 8/7/2003,§ 104; Taşkın ve diğerleri/Türkiye, B. No: 46117/99, 10/11/2004, §§115 vd.). Taşkın ve diğerleri/Türkiye kararında (Aynı kararda bkz. §§ 111-126) esas yönünden çevre ile ilgili uyuşmazlıklarda devletlerin geniş bir takdir yetkilerinin bulunduğu belirtilmiştir. Usule ilişkin yükümlülükler yönünden yapılan değerlendirmede ise ÇED sürecine değinilmiş ve başvurucuların bu kapsamda gerekli bilgi ve belgelere ulaşabildikleri vurgulanmıştır. AİHM; buna karşın idari yargı kararlarına rağmen altın madeni ocağı faaliyetlerinin devam etmesine izin verilmesinin bu kararlarla belirlenmiş olan, başvurucuların usule ilişkin elde ettikleri güvenceleri ortadan kaldırdığını tespit etmiştir. AİHM bu gerekçeyle Sözleşme'nin maddesinin ihlal edildiğine karar vermiştir (benzeryöndeki kararlar için bkz. Öçkan ve diğerleri/Türkiye, B. No: 46771/99, 28/3/2006, §§ 37-50; Lemke/Türkiye, B. No: 17381/02, 5/6/2007, §§ 30-46). Aydın ve diğerleri/Türkiye (B. No: 40806/07, 13/9/2007, §§ 18-29) kararında AİHM, bir baraj ve hidroelektrik santrali yapımı projesinin çevresel etkisine yönelik şikâyeti incelemiştir. AİHM, uyuşmazlık konusu baraj inşaatı ile hidroelektrik santralinin yapımına başlanmadığına dikkat çekmiştir. AİHM, Sözleşme’nin maddesinin olası bir hak ihlalinin önlenmesini güvence altına almadığını hatırlatmış ve başvurucuların da başvuru konusu projenin çevreye olumsuz etkilerine ilişkin inandırıcı kanıtlar ortaya koyamadıklarına karar vermiştir. AİHM ayrıca, başvurucuların ikamet ettikleri yere önem vermiş ve başvurucularınprojenin yapıldığı yerde ikamet etmediklerini tespit etmiştir. Bu nedenlerle AİHM, başvurucuların özel hayatlarına bir müdahalenin bulunmadığını kabul etmiştir.