2. Hukuk Dairesi 2009/3439 E. , 2009/7094 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ : Ordu Aile Mahkemesi TARİHİ : 18.10.2007 Taraflar arasındaki davanın yapılan muhakemesi sonunda mahalli mahkemece verilen ve yukarıda tarih numarası gösterilen hüküm temyiz edilmekle evrak okunup gereği görüşülüp düşünüldü. 1-Davacı-davalı koca 20.09.2005 tarihinde açtığı ilk boşanma davasından 05.12.2005 tarihinde feragat etmiş olmakla olayları en azından hoşgörü ile karşılamış sayılır. Bu tarihten sonra taraflar biraraya g
**2. Hukuk Dairesi 2009/3439 E. , 2009/7094 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ : Ordu Aile Mahkemesi TARİHİ : 18.10.2007 Taraflar arasındaki davanın yapılan muhakemesi sonunda mahalli mahkemece verilen ve yukarıda tarih numarası gösterilen hüküm temyiz edilmekle evrak okunup gereği görüşülüp düşünüldü. 1-Davacı-davalı koca 20.09.2005 tarihinde açtığı ilk boşanma davasından 05.12.2005 tarihinde feragat etmiş olmakla olayları en azından hoşgörü ile karşılamış sayılır. Bu tarihten sonra taraflar biraraya gelmediği gibi, kadından kaynaklanan bir olayın varlığı da kanıtlanmamıştır. Boşanmaya neden olan olaylarda birlik görevlerini yerine getirmeyen koca tamamen kusurludur. Türk Medeni Kanununun 166.maddesi hükmünü tamamen kusurlu eşin de dava açabileceği ve yararına boşanma hükmü elde edebileceği biçiminde yorumlamamak Ve değerlendirmemek gerekmektedir.Çünkü böyle bir düşünce, kimsenin kendi eylemine ve tamamen kendi kusuruna dayanarak bir hak elde edemeyeceği yönündeki temel hukuk ilkesine aykırı düşer.Diğer taraftan gene böyle bir düşünce tek taraflı irade ile sistemimize aykırı bir boşanma olgusunu ortaya çıkarır. Boşanmayı elde etmek isteyen kişi karşı tarafın hiçbir eylem ve davranışı söz konusu olmadan, evlilik birliğini, devamı beklenmeyecek derecede temelinden sarsar, sonrada mademki birlik artık sarsılmış diyerekten boşanma doğrultusunda hüküm kurulmasını talep edebilir. Öyle ise Türk Medeni Kanununun 166.maddesine göre boşanmayı isteyebilmek için tamamen kusursuz yada az kusurlu olmaya gerek olmayıp daha fazla kusurlu bulunan tarafın dahi dava hakkı bulunmakla beraber, boşanmaya karar verilebilmesi için davalının az da olsa kusurunun varlığı ve bunun belirlenmesi kaçınılmazdır. Az kusurlu eş boşanmaya karşı çıkarsa bu halin tespiti dahi tek başına boşanma kararı verilebilmesi için yeterli olamaz. Az kusurlu eşin karşı çıkması hakkın kötüye kullanılması niteliğinde olmalı, eş ve çocuklar için korunmaya değer bir yararın kalmadığı anlaşılmalıdır.(TMK.md.166/2) Mevcut olaylara göre evlilik birliğinin, devamı eşlerden beklenmeyecek derecede, temelinden sarsıldığı kuşkusuzdur. Ne var ki bu sonuca ulaşılması tamamen davacının tutum ve davranışlarından kaynaklanmış olup, davalıya atfı mümkün hiçbir kusur gerçekleşmemiştir. Bu durumda açıklanan nedenle isteğin reddi gerekirken yasa hükümlerinin yorumunda yanılgıya düşülerek boşanmaya karar verilmesi usul ve kanuna aykırıdır. 2-Toplanan delillerden, davacı-davalı kocanın birlik görevlerini yerine getirmediği, davalı-davacı kadının ayrı yaşamakta ve nafaka talep etmekte haklı olduğu kanıtlanmıştır. Davalı-davacı kadının tedbir nafakası davasının kabulü gerekirken yazılı şekilde karar verilmesi doğru değildir. SONUÇ:Hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, temyiz peşin harcının yatırana geri verilmesine, işbu kararın tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere oybirliğiyle karar verildi.13.04.2009 (Pzt.)