Başvuru, tutuklama tedbirinin hukuki olmaması nedeniyle kişi hürriyeti ve güvenliği hakkının ihlal edildiği iddiasına ilişkindir.
Başvuru, tutuklama tedbirinin hukuki olmaması nedeniyle kişi hürriyeti ve güvenliği hakkının ihlal edildiği iddiasına ilişkindir. Başvurucu, Dışişleri Bakanlığı bünyesinde meslek memuru olarak görev yapmakta iken 15 Temmuz 2016 tarihinde gerçekleşen darbe girişimi sonrasında kamu görevinden çıkarılmıştır. Ankara Cumhuriyet Başsavcılığınca (Başsavcılık), Dışişleri Bakanlığı tarafından 2010-2013 yılları arasında personel temini amacı ile gerçekleştirilen sınavlarda Fetullahçı Terör Örgütü/Paralel Devlet Yapılanması (FETÖ/PDY) mensuplarınca örgüt üyesi adaylar lehine usulsüzlük yapıldığı iddialarına ilişkin olarak aralarında başvurucunun da bulunduğu bazı şüpheliler hakkında soruşturma başlatılmıştır. Soruşturma sürecinde alınan bilirkişi raporlarında başvurucunun da katıldığı 2010 yılı Aday Meslek Memurluğu Sınavı'nın en çok bulgu ve kanıt sağlayan bileşeninin yabancı dil (İngilizce) kompozisyon sınavı olduğu ifade edilmiştir. Bilirkişi raporlarında ayrıca;i. Farklı adaylar arasında bire bir aynılık taşıyan ifade örneklerinin (sözcük, sözcük grubu, cümle, tema) ortaya çıkma ihtimalinin normal koşullarda istatiksel olarak imkânsız denilebilecek ölçüde düşük olduğu,ii. İncelemeye konu aday kâğıtları arasındaki tematik ortaklıkların, sözcük ve sözcük grubu ile cümle aynılıklarının tesadüf olamayacak ölçüde olduğu,iii. Başvurucunun sınav kâğıdında kullanmış olduğu kelimeler ve cümleler ile %90 oranında aynı cümleleri kullanan 2 aday, %80 oranında aynı cümleleri kullanan 17 aday bulunduğu tespitlerine yer verilmiştir. Başvurucu, Başsavcılığın talimatı ile anılan soruşturma kapsamında 20/5/2019 tarihinde gözaltına alınmıştır. Başvurucu kollukta alınan ifadesinde Dışişleri Bakanlığı sınavlarına, diğer tüm adaylar gibi Bakanlığın resmî internet sitesindeki bilgi notlarını çalışarak girdiğini, bu sınavlarda adaylardan kendi görüşleri yerine devletin dış politikaya ilişkin resmî görüşlerini ifade etmelerinin beklendiğini, bu nedenle kompozisyon sınavlarında başka adaylar ile benzer kalıp ve ifadeleri kullanmasının normal olduğunu beyan ederek sınavda usulsüzlük yaptığı ve FETÖ/PDY üyesi olduğu iddialarını reddetmiştir. Başsavcılık, başvurucuyu silahlı terör örgütüne üye olma, kamu kurum ve kuruluşlarının zararına dolandırıcılık ve resmî belgede sahtecilik suçlarından tutuklanması istemiyle 29/5/2019 tarihinde Ankara Sulh Ceza Hâkimliğine (Hâkimlik) sevk etmiştir. Tutuklama talep yazısında, başvurucunun 2010 yılı Dışişleri Bakanlığı aday meslek memurluğu yabancı dil yazılı sınavında kopya çektiği şüphesi bulunduğuna dair bilirkişi raporları ve örgüt üyesi olduğuna ilişkin tanık ifadelerine değinilmiştir. Talep yazısında ayrıca başvurucu hakkında Öğrenci Seçme ve Yerleştirme Merkezi tarafından yapılan farklı sınavlara ilişkin incelemelerin devam ettiği, isnat edilen suçların kanun gereği tutuklama nedeni var sayılacak suçlardan olduğu, beyanları soruşturma yönünden önem arz eden tanıklara baskı yapılması ihtimalinin bulunduğu belirtilmiştir. Başsavcılık, soruşturma kapsamında çok sayıda firari şüpheli bulunduğu, başvurucu yönünden de bağlantıları aracılığıyla yurt dışına kaçarak hayatına orada devam etme ihtimalinin mevcut olduğu ileri sürülmüştür. Hâkimlik; sorgusunun ardından başvurucunun silahlı terör örgütüne üye olma suçundan tutuklanmasına, isnat edilen diğer suçlar yönünden tutuklama talebinin reddine karar vermiştir. Tutuklama kararında, suçun işlendiğine dair kuvvetli suç şüphesinin varlığını gösteren deliller olarak aleyhe tanık beyanları ve 2010 yılı aday meslek memurluğu sınavına ilişkin olarak alınan bilirkişi raporunda başvurucunun birinci derecede risk taşıyan adaylar arasında olduğuna ilişkin tespit gösterilmiştir. Kararda ayrıca şüphelinin kaçma ve delilleri karartma ihtimalinin bulunduğu ve bu nedenlerle adli kontrol uygulamasının yetersiz kalacağı kanaatine yer verilmiştir. Başvurucunun anılan karara itirazı Ankara Sulh Ceza Hâkimliği tarafından 12/6/2019 tarihinde kesin olarak reddedilmiştir. Başsavcılık tarafından başvurucunun silahlı terör örgütüne üye olma, kamu kurum ve kuruluşlarının zararına dolandırıcılık ile resmî belgede sahtecilik suçlarından ayrı ayrı cezalandırılması talebiyle 31/10/2019 tarihli iddianame düzenlenmiştir. İddianamede öncelikle Dışişleri Bakanlığının 2010-2013 yılları arasında düzenlediği toplam sekiz sınavda gerçekleştirildiği iddia olunan usulsüzlüklere ilişkin genel açıklamalara yer verilmiştir. İddianamede söz konusu usulsüzlüklere ilişkin olarak;i. FETÖ/PDY üyesi oldukları mahkeme kararları ile sabit olan kişilerin 2010-2013 yılları arasında gerçekleştirilen sınavları yöneten komisyonlarda görev aldıkları,ii. 29/5/2019 tarihli Kolluk Tutanağı'na göre 2010-2013 yılları arasında gerçekleştirilen sınavlar ile görevlerine başlayan 274 kamu görevlisinden 113'ünün firari durumda olduğu,iii. Dışişleri Bakanlığının 23/8/2016 tarihli müzekkeresi ile eğitimde ölçme ve değerlendirme ve İngiliz dili ve edebiyatı alanlarında uzman bilirkişilerce hazırlanan raporlarda 2010-2013 döneminde gerçekleşen aday meslek memurluğu sınavlarındaki olağan dışı durumların açıkça belirtildiği,iv. Şüphelilerin bir kısmının örgüt tarafından sınav sorularının kendilerine ve soruşturmanın şüphelisi olan diğer bazı kişilere sınav öncesinde verildiği yönünde ikrarda bulundukları ve bilirkişi raporlarında bu kişilerin sınav kâğıtlarında kopya şüphesi olduğunun belirtildiği,v. 2010-2013 yılları arasında FETÖ/PDY üyelerinin görevli olduğu sınavlarda devamlılık arz edecek şekilde çok sayıda aday lehine kopya eylemlerinin gerçekleştirildiği, lehlerine usulsüzlük yapılan adayların da örgüt üyesi oldukları ve kopya çekme eyleminin silahlı terör örgütüne üye olma suçunun delili olduğu yönünde kuvvetli şüphe bulunduğu belirtilmiştir. Başvurucuya yönelik suçlamaya ilişkin olarak iddianamede gösterilen olgular, haklarında yapılan soruşturmalarda şüpheli sıfatıyla dinlenen tanıkların beyanları ve başvurucunun 2010 yılı Şubat ayında girdiği sınavda kopya çektiğine ilişkin şüphe bulunduğuna dair bilirkişi raporlarıdır. Söz konusu tanık beyanlarının ilgili kısımları şöyledir:i. Tanık K.K. ifadesinde "üniversitede okuduğum dönemde adviser olarak bildiğim Fatih GÖRAL Bursa'lıdır. Aynı üniversitede okuduğum bildiğim kadarıyla BTK'ya uzman olarak girdi daha sonra Dışişleri Bakanlığına geçtiğini biliyorum. Üniversitedeki senemde Fatih GÖRAL bu dönemlerde BTM (Bölge Talebe Mesulu) olarak görev alır ve öğrencilere evlerini ayarlardı" şeklinde beyanda bulunmuştur.ii. Tanık ifadesinde "Dışişleri Bakanlığının '2010 yılı' ibareli listesinde yer alan Fatih GÖRAL isimli şahsın kuvvetle muhtemel yapıya mensup olduğu” şeklinde beyanda bulunmuştur.iii. Tanık A.Ç. ifadesinde örgüt üyesi olduklarını bildiği Y.G. ve G.T.nin başvurucuya "abi" diye hitap ettiklerini, bu durumun dikkatini çektiğini ve başvurucunun örgüt üyesi olduğunu belirtmiştir. İddianamede başvurucu aleyhinde kanaatler içerdiği ifade edilen bilirkişi raporlarına ilişkin değerlendirmeler özetle şöyledir: i. 2010 yılı İngilizce kompozisyon sınavında adayların sözcük grubu, sözcük kod değişkenleri ve tema ortaklıklarına ilişkin olarak düzenlenen 6/2/2018 tarihli bilirkişi raporunun sonuç kısmında “soruların sınav öncesinde servis edilmiş olabileceği, adayların belli öğretici/öğreticiler tarafından raporda ayrıntıları açıklanan stratejiler doğrultusunda eğitildikleri, sınav kağıtlarının geçebilir niteliklerinin sağlandığı ya da sınav süresinde başka yollara başvurulmuş olabileceği” şeklindeki kanaatlere yer verildiği ve şüphelilerin her birinin risk durumunun belirtildiği,ii. 19/2/2018 tarihli ek raporda özellikle 2010 ila 2013 yılındaki sınava ilişkin sınav kâğıtlarının incelenmesinin “sınav usulsüzlüğü kanaatini pekiştirdiği”nin vurgulandığı,iii. 29/4/2019 tarihli ek raporda 6/2/2018 tarihli rapor eki ile uyumlu şekilde başvurucunun “yüksek risk grubu” içinde bulunduğu ifade edilmiştir. İddianamenin kabulüyle başlayan duruşma devresinde Ankara Ağır Ceza Mahkemesi (Mahkeme) tarafından sınavda usulsüzlük olgusuna ilişkin olarak yeniden bilirkişi incelemesi yaptırılmıştır. Dava dosyasına ibraz edilen 23/3/2020 tarihli bilirkişi raporunda başvurucunun 2010 yılında yapılan Aday Meslek Memurluğu Sınavı'nın çoktan seçmeli bölümünden 79,5; yabancı dilde kompozisyon bölümünden 65; yabancı dilden Türkçeye çeviri bölümünden 86; Türkçeden yabancı dile çeviri bölümünden 77 ve Türkçe kompozisyon bölümünden 90 puan aldığı belirtilmiştir. Raporda sınavı geçebilmek için her bölümden en az 70 puan alınması gerektiği, başvurucunun yabancı dilde kompozisyon sınavından 65 alarak bu sınırın altında kaldığı ancak yaptığı itirazın kabulü sonrasında komisyon üyelerinin verdiği 70 puan ile sözlü sınava girmeye hak kazandığı, itirazının kabul edilmemesi hâlinde sınavı kazanamayacak olması nedeniyle bu durumun kuşku uyandırdığı ifade edilmiştir. Raporda son olarak eğitim-öğretim hayatı boyunca girdiği sınavlarda yüksek başarı yakalayan başvurucunun en düşük puan aldığı sınavın yabancı dilde kompozisyon sınavı olmasının dikkat çekici olduğu tespitine yer verilmiştir. Yargılama sonunda Mahkeme; başvurucunun kamu kurum ve kuruluşlarının zararına dolandırıcılık ve resmî belgede sahtecilik suçlarından beraatine, silahlı terör örgütüne üye olma suçundan 7 yıl 6 ay hapis cezası ile mahkûmiyetine 16/4/2020 tarihinde karar vermiştir. Mahkeme, gerekçeli kararında mahkûmiyetin dayanağı olarak birbiriyle tutarlı olduğu belirtilen tanık beyanlarına değinmiştir. (Kapatılan) Yargıtay Ceza Dairesi, mahkûmiyet hükmünü "örgütün gerçek yüzü ortaya çıkmadan önce örgütle bağlantısı olduğu iddia edilen sanığın, sonrasında da örgütsel faaliyetlerine devam ettiğine dair bilgi yada beyana rastlanılmaması hususu da nazara alınarak, öncelikle [gerekli] araştırma yapılarak sanık hakkında herhangi bir itirafçı beyanı olup olmadığının tespiti ile bulunması halinde ifadelerinin onaylı örneklerinin dosya arasına getirilmesi, lüzumu halinde bu şahısların tanık olarak dinlenilmelerinin sağlanması ile tüm bilgi ve belgelerin duruşmada sanık ve müdafiine okunup diyecekleri sorulduktan sonra sanığın hukuki durumunun örgüt üyesi mi, örgüte yardım eden mi, yoksa sempatizan mı olduğuna ilişkin şüpheye yol açmayacak şekilde belirlenmesi gerekirken eksik araştırma ile yazılı şekilde mahkumiyet hükmü kurulması" şeklindeki gerekçeyle 9/3/2021 tarihinde bozmuştur. Bozma sonrası yargılama sürecinde ilk derece mahkemesi 13/8/2021 tarihli ara kararı ile başvurucunun tutukluluk hâlinin devamına karar vermiştir. Başvurucunun bu karara karşı yaptığı itiraz, Ankara Ağır Ceza Mahkemesi tarafından 3/9/2021 tarihinde reddedilmiştir. Mahkeme, bozma sonrası yargılama sonrasında tanık beyanları doğrultusunda örgüt bünyesinde bölge talebe mesulü olarak Bilkent bölgesinden sorumlu olduğu tespit edilen başvurucunun örgütün hiyerarşik yapısında üçüncü katmanda yer alması nedeniyle suçun yasal unsurları itibarıyla gerçekleştiği şeklindeki gerekçeyle önceki mahkûmiyet hükmünde direnilmesine karar vermiştir. Mahkeme direnme kararı verdiği 21/9/2021 tarihli oturumda yurt dışına çıkış yasağı şeklindeki adli kontrol tedbiri uygulanmak suretiyle başvurucunun tahliyesine karar vermiştir. Başvurucu, itirazın reddi kararını 10/9/2021 tarihinde öğrendikten sonra 8/10/2021 tarihinde bireysel başvuruda bulunmuştur. Komisyon, adli yardım talebinin kabulüne ve tutukluluğun hukuki olmaması nedeniyle kişi hürriyeti ve güvenliği hakkının ihlal edildiği dışındaki şikâyetlerin kabul edilemez olduğuna, anılan hakka ilişkin şikâyetin kabul edilebilirlik ve esas incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına karar verilmiştir. Bireysel başvurunun incelenme tarihi itibarıyla yargılamanın olağan kanun yolları aşamasında devam etmekte olduğu tespit edilmiştir.