T.C. İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 16. HUKUK DAİRESİ T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A İ S T İ N A F K A R A R I DOSYA NO: 2024/1413 Esas KARAR NO: 2026/269 İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : İSTANBUL ANADOLU 1. FİKRİ VE SINAİ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ TARİHİ: 27/06/2024 NUMARASI: 2023/91 ESAS, 2024/186 KARAR DAVANIN KONUSU: Marka (Marka Hükümsüzlüğünden Kaynaklanan) KARAR TARİHİ: 17/02/2026 İstinaf incelemesi için dairemize gönderilen dosyanın ilk incelemesi tamamlanmış olmakla, HMK…
T.C. İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 16. HUKUK DAİRESİ T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A İ S T İ N A F K A R A R I DOSYA NO: 2024/1413 Esas KARAR NO: 2026/269 İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : İSTANBUL ANADOLU 1. FİKRİ VE SINAİ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ TARİHİ: 27/06/2024 NUMARASI: 2023/91 ESAS, 2024/186 KARAR DAVANIN KONUSU: Marka (Marka Hükümsüzlüğünden Kaynaklanan) KARAR TARİHİ: 17/02/2026 İstinaf incelemesi için dairemize gönderilen dosyanın ilk incelemesi tamamlanmış olmakla, HMK 353. Maddesi gereğince dosya içeriğine göre duruşma yapılmasına gerek görülmeden dosya üzerinde yapılan inceleme sonucu; GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkili şirketin sağlık sektöründe ilaç ve gıda takviyesi imalat ve satışı üzerinde faaliyet gösterdiğini, müvekkilinin uzun yıllar boyunca, ....... beslenme uluslararası ismi ile “...” özellikle mide ameliyatı obezite ameliyatı olan hastalara tavsiye edilen ve ... diyetisyenlerce takip edilen bir beslenme türüne ait ürünlerin üretim ve satışı işini aynı zamanda ticaret unvanı olan '...' markası ile gerçekleştirdiğini, ... başvuru numarası ile kayıtlı "..." markasının müvekkili şirket ortağı ... adına tescilli olduğunu, müvekkili şirket adına tescilli ... ve ... numaralı "..." ibareli markasının seri markası niteliğinde ki başkaca markalarının da bulunduğunu, davalı tarafından "..." markası kullanılmamasına rağmen TPMK nezdinde tescilinin sağlandığını ve süresi içinde marka yenileme işlemlerinin yapıldığını, bu durumun marka hakkının kötüye kullanılmasını oluşturduğunu, davalı ile müvekkili arasında derdest Ankara .... Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi’nin 2021/..... E. sayılı dosyası kapsamında YİDK kararının iptali davasının bulunduğunu, davalının müvekkilinin ve müvekkili şirket ortağı .........'nun ... marka tesciline TPMK ve Ankara Fikri Sınai Haklar Hukuk Mahkemeleri nezdinde itiraz ederek müvekkilinin ... markasının sicilden terkini ve hükümsüzlüğünü talep etmiş ise de hem TPMK hem de Mahkeme kararları ile davacının '...' markasının zayıf marka olduğunun ve müvekkilin '...' markası ile iltibas yaratacak derecede benzer olmadığının tespit edildiğini, davalının kullanmadığı halde tekeline almış olduğu ve ayırt ediciliği olmaması sebebi ile tescil edilmesi mümkün olmayan, ancak bir şekilde tescil ettirdiği markasına dayanarak piyasada bu kelimenin üçüncü kişilerce başka unsurlarla bir arada kullanılmasının engellemek amacıyla davalar ikame ettiğini, bu şekilde marka haklarını kötüye kullandığını, bu doğrultuda davalıya karşı ... markasının kullanılmaması sebebiyle işbu hükümsüzlük davasını ikame ettiklerini, davalının markayı hiçbir zaman tescil ettirdiği şekilde kullanmadığını, davalının ... markalı bir ürününün mevcut olmadığını, ... ibaresinin 'zinde, formda olma hali' olarak tanımlayan vasıf bildiren bir kelime olduğunu, davalı tarafça davaya konu ... markasının tek başına tescilinin SMK m.5 gereği mümkün olmadığını ileri sürerek davalı adına tescilli ...., ... ve ... numaralı markaların hükümsüzlüğüne karar verilmesini talep etmiştir. Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; usule ilişkin olarak, davanın yetkisiz mahkemede açılmış olduğunu; aynı hususta derdest davanın mevcut olduğunu, Eskişehir 3. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2022/71 E. sayılı dosyasında davaya konu müvekkiline ait ... sayılı “...” ibareli, ... sayılı “...” ibareli, ... sayılı “...” ibareli markalar için hükümsüzlük talebinde bulunulmuş olduğunu ve mahkemece verilen 30.01.2023 tarihli ve 2023/330 K. sayılı karar ile hükümsüzlük talebinin reddine karar verilmiş olduğunu, dosyanın istinaf aşamasında olduğunu; davacının işbu davada taraf ehliyetinin bulunmadığını; markayı kullanmamanın hükümsüzlük nedeni olmadığını; SMK 25. maddesinde hükümsüzlük hallerinin düzenlendiğini, buna göre SMK 5. ve 6. maddelerin hükümsüzlük gerekçesi olduğunu; bu nedenle markanın kullanılmamasının hükümsüzlük gerekçesi olarak ileri sürülemeye ceğini; ayrıca müvekkiline ait ... tescil numaralı “...” markasının tescil tarihi 19.06.2019 olup, 5 yıllık hoşgörü süresi dolmadığından kullanmama iddiasına mesnet gösterilemeyeceğini; müvekkili şirkete ait “...” markalarının kullanıldığını; nitekim güncel tarihli, Ankara BAM. 20. HD.’nin 2019/542 E. ve 2020/1022 K. sayılı dosyasında alınan raporda, müvekkili şirketin markalarının fiili olarak kullanıldığının ifade edildiğini; müvekkilince açılan diğer davalarda müvekkili şirketin “...” markasının yoğun kullanım sonucu yüksek ayırt ediciliğe ulaştığının ifade edildiğini; davacı iddialarının aksine, müvekkili şirkete ait “...” markalarının yüksek ayırt ediciliği haiz markalar olup, söz konusu markaların ayırt ediciliğinin yargı kararlarına dahi konu olduğunu; bununla birlikte, “...” ibaresinin tescilli bulunduğu sınıflar bakımından tanımlayıcılığının bulunmadığını; aksi düşünüldüğünde dahi SMK m.25/4 uyarınca hükümsüz kılınamayacağını; müvekkiline ait “...” markaları tanınmış ve kullanım yoluyla da ayırt edici kılınmış olunduğundan, hükümsüzlük kılınmasının koşullarının mevcut olmadığını; Yargıtay’ın yerleşik içtihadı ile “...” markasının tanınmışlık kazandığının ve müvekkili şirket ile özdeşleşmiş olduğunun kabul edildiğini; müvekkiline ait “...” asli unsurlu markaların 2007 yılından beri fiili olarak kullanıldığını, müvekkili şirket tarafından kullanılan markalara büyük yatırımlar yapıldığını, bu yatırımlar sonucunda “...” ibareli müvekkiline ait seri markaların tanınmış ve ayırt edicilik kazandığını; kötü niyet iddialarının mesnetsiz olduğunu; tedbir kararının hukuka aykırı olduğunu belirterek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI: İstanbul Anadolu Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi'nin 27/06/2024 tarih ve 2023/91 Esas - 2024/186 Karar sayılı kararıyla; ''...Bu açıklamalardan sonra davacı tarafın önce hükümsüzlük talebi değerlendirilmiş, ....... numaralı ... markası 29, 30, 32. sınıflarda 14.06.2007 tarihi itibariyle koruma alına alınmış olup, 27.11.2008 tarihinde tescil edildiği, ...... numaralı ...+....... markası 29, 30, 32. sınıflarda 11.07.2013 tarihi itibariyle koruma alına alınmış olup, 05.05.2015 tarihinde tescil edildiği, ....... numaralı ...+..... markası 30. sınıfta 23.02.2018 tarihi itibariyle koruma altına alınmış olup, 19.06.2019 tarihinde tescil edildiği, her üç markanın ana unsurunun da "..." ibaresi olduğu, “...” ibaresinin davacı markaları kapsamındaki yiyecek ve içecek malları bakımından derhal ve doğrudan ürünlerin cinsini, vasfını veya herhangi bir halini belirtmediğinden ayırt edicilik vasfının bulunduğu, tanımlayıcı olmadığı, ancak yiyecek ve içecek mallarının sağlıklı olduğu, vücudu .../zinde tutacağı yönünde dolaylı anlatım özelliğine sahip olduğu, olasılıkları ima eden telkin edici ve mecazi bir kelime olduğu, bu haliyle bir ürün grubunun vasfını belirten ibare olarak nitelendirilemeyeceği kabul edilmiş ve davacı tarafın SMK'nın 5/1c maddesi gereği hükümsüzlük taleplerinin reddine karar vermek gerekmiştir. Davacı tarafın SMK'nın 5/1-b maddesi gereği hükümsüzlük talebi de değerlendirilmiş, davacı tarafın tescilli .........numaralı ... markasındaki ibareye yazı karakteri ile ayırt edicilik kazandırıldığı, ...... numaralı ...+şekil markasına yazı karakteri ve kare ...içerisine alınarak ayırt edicilik kazandırıldığı, ....... numaralı ...+...markasına yazı karakteri ve içerisinin renklendirilmek suretiyle ayırt edicilik kazandırıldığı, davacının markalarının tescil edildiği sınıflar ve davalının kullanımları dikkate alındığında “.........” kelimesinin “..........” anlamının yiyecek-içecek malları bakımından doğrudan bir nitelik bildirmediği, dolaylı olarak belirli bir yiyecek/içecek ürünü sonucunda “...” ........, bu haliyle de ayırt edici karakter kazandığı kabul edilmiş ve davcı tarafın SMK'nın 5/1-b maddesi gereği hükümsüzlük talebinin reddine karar vermek gerekmiştir. Davacı tarafın kullanılmama sebebiyle iptal talepleri de incelenmiş, markaların kullanıldığını ispat yükünün davalı tescil sahibinde olduğu, davalı tarafın celp edilen defter ve kayıtlarının incelendiği bilirkişi raporunda tespit edildiği üzere, satış faturalarında, davalı şirketin muhtelif tarihlerde muhtelif müşterilerine satışını gerçekleştirdiği ... ürünleri arasında ... ... .... ve ... ... . isimli ürünlere ilişkin satış faturaları düzenlendiği, 2018-2019-2020-2021 ve 2022 tarihli faturalarda her iki ürün için toplamda 280.241,95 TL tutarında satış gerçekleştiği, bu haliyle davaya konu ... ürünleri ile ilgili sunulan faturalarda tespit edilen satış tutarının SMK m.9 anlamında pazar payı yaratmak ve/veya pazar payını korumak için yeterli olduğu, dosya kapsamında sunulan “Gıda Üretim İzin Belgeleri” de ürün adı kısmında; ... ...-Sütlü Çikolata, ... Müsli, ... ... Vanilya Aromalı Kek, ... ... Kepekli Bisküvi, ... ... Kraker, ... ... Fındıklı Kremalı Gofret, ... … şeklinde yazılı olduğu, bu ürünlerin de üretimi ve satışı yapılan ürünler olduğu dikkate alındığında davalı tarafça iptale konu markaların tescilli oldukları emtialar yönünden etkin olarak kullanıldığı kabul edilmiş ve davacı tarafın dava konusu markaların kullanılmama sebebiyle iptal taleplerinin de yerinde olmadığı kabul edilmiş ve davanın tümden reddine dair aşağıdaki şekilde hüküm tesis edilmiştir. HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle ; 1-Davanın REDDİNE, ...'' karar verilmiştir. İSTİNAF İSTEMİ:Davacı vekili istinaf dilekçesinde;"..." ibaresi davalı tarafından kötüniyetli şekilde tescil edildiğini, "..." ibaresinin beş yıl süreyle kullanmama nedeniyle iptal edilmemesi amacıyla, davalı tarafından kanun yolları dolanılarak birden fazla kez yapılan başvuru ve tesciller yapıldığını, davalı adına yapılan tescillerden zaman itibariyle en eski olan marka incelendiğinde, davalının "..." ibaresini ilk defa 10.03.2000 tarihinde, 29 / 30 ve 32. sınıflarda ... tescil numarasıyla tescil ettiği görüldüğünü, söz konusu markaya 14.02.2008 tarihinde kısıtlama kararı konulmuş olup, 19.11.2015 tarihinde ise kullanmama nedeniyle iptal edildiğini, davalı adına ... tescil numaralı markanın iptal davası sürmekte ve uyuşmazlık konusu marka olması sebebiyle üzerine 14.02.2008 kısıtlama konulmasına rağmen, davalının kanunu dolanmak suretiyle, kötüniyetli bir şekilde 14.06.2007 tarihinde, kısıtlama kararı verildiğini, kelime unsurundan oluşan "..." ibaresi hakkında tekrardan tescil başvurusunda bulunduğunu, bu başvurunun "..." tescil numarasıyla tescil edildiğini, davalı tarafça "..." markası o dönemden günümüze kadar hiçbir surette pazar payı yaratacak seviyede markasal olarak kullanılmadığını, davalının, 2000 yılından bu yana, yaklaşık 5 yıl arayla 24 yıldır sistematik bir şekilde, yalnızca kelime unsurundan oluşan "..." markasını tescil etmesinde hiçbir hukuki yararı bulunmadığını,"..." ibareli markaların markasal kullanım amacından çok, üçüncü kişilere hukuk ve ceza davaları açarak davalı şirkete hasılat sağlama amacı olduğunu, davalı adına halihazırda "..." kelime unsurundan oluşan marka tescilinin bulunmasına rağmen art arda yapılan başvurular tamamen kötüniyetin eseri olduğunu, davalı adına tescilli "..." (.........) markası yargıtay tarafınan onanarak, kullanmama nedeniyle iptal edildiğini,"..." markaların mutlak ret sebepleri içerdiğini, ibarenin tescil edildiği mal ve hizmetler bakımından "tanımlayıcı olduğunu, "amaç " belirttiğini, davalı lehine tescilli "..." ibareli markaların davalının mülkiyet hakkı olduğu, ancak bu mülkiyet hakkının, üstün kamusal yarar uyarınca, sicilden terkinlerinin sağlanması suretiyle sınırlandırılması gerektiğini, davalı tarafından kullanım ispatlanamadığını, hükümsüzlük konusu markaların, markasal kullanımdan yoksun bir şekilde malların üzerinde yer aldığını, smk m. ... anlamında bir kullanım olarak nitelendirilemeyeceğini, "..." markasının yer aldığı ürünlerde "..." markasının da yer aldığını,"..." markasının "..." markalı ürünlerde kullanılmasının, "..." markasının asli ve ayırt edici unsurunu değiştirdiğini, "..." ibaresinin markasal kullanımı olmadığını, marka, tescilde yer alan sahibi tarafından kullanılmadığını, ... ... .. ve ... ... ... Her İki Ürün İçin Toplamda 280.241,95 TL tutarındaki satış tutarı, smk md. 9 anlamında pazar payı yaratmaktan oldukça uzak olduğunu, beyanla ilk derece mahkeme kararının kaldrırılmasına karar verilmesini talep etmiştir. GEREKÇE: Dava; Marka hükümsüzlüğü ve kullanmama nedeniyle marka iptali istemine ilişkindir.İlk derece mahkemesince, davanın tümden reddine karar verilmiştir.Karara karşı, davacı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulmuştur.İnceleme, 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır.Davaya konu markalar incelendiğinde; .... numaralı "..." ibareli markası 29, 30, 32. sınıflarda ....06.2007 tarihi itibariyle koruma alına alınmış olup, .....11.2008 tarihinde tescil edildiği ve emtia listesinin; " 29. sınıf: Et, balık, kümes ve av hayvanlarının etleri ile her nevi işlenmiş et ürünleri. Kuru bakliyat. Hazır çorbalar, bulyonlar. Zeytin, zeytin ezmeleri. Süt ve süt ürünleri (tereyağı dahil). Yenilebilir bitkisel yağlar. Kurutulmuş, konservelenmiş, dondurulmuş, pişirilmiş, tütsülenmiş, salamura edilmiş her türlü meyve ve sebzeler. Kuru yemişler. Fındık ve fistik ezmeleri, tahin. Yumurtalar, yumurta tozları. Tıbbi amaçlı olmayan ve tamamlayıcı gıda maddeleri (polen, proteinler, karbonhidratlar dahil). Patates cipsleri. 30. sınıf: Kahve, kakao; kahve veya kakao esaslı içecekler, çikolata esaslı içecekler. Makarnalar, mantılar, erişteler. Pastacılık ve fırıncılık mamulleri, ekmekler, tatlılar. Bal, arı sütü, propolis. Yiyecekler için çeşni/lezzet vericiler. Mayalar, kabartma tozları; unlu mamullerin formunu, rengini iyileştirici, bayatlama süresini geciktirici doğal maddeler. Her türlü un, irmikler, nişastalar. Toz şeker, kesme şeker, pudra şekeri. Çaylar, buzlu çaylar. Şekerlemeler çikolatalar, bisküviler, pastalar, krakerler, gofretler, kokolinler, kekler, tartlar. Sakızlar. Dondurmalar, yenilebilir buzlar. Tuz. Hububat (tahıl) ve mamülleri. 32. sınıf: Biralar; bira yapımında kullanılan preparatlar. Maden suları, kaynak suları, sofra suları, sodalar, tonikler. Sebze ve meyve suları, bunların konsantreleri ve özleri, meşrubatlar." ......numaralı "..." ibareli markası 29, 30, 32. sınıflarda 11.07.2013 tarihinde tescil edildiği ve emtia listesinin; "29. sınıf: Et, balık, kümes ve av hayvanlarının etleri ile her nevi işlenmiş et ürünleri. Kuru bakliyat. Hazır çorbalar, bulyonlar. Zeytin, zeytin ezmeleri. Süt ve süt ürünleri (tereyağı dahil). Yenilebilir bitkisel yağlar. Kurutulmuş, konservelenmiş, dondurulmuş, pişirilmiş, tütsülenmiş, salamura edilmiş her türlü meyve ve sebzeler. Kuru yemişler. Fındık ve fistik ezmeleri, tahin. Yumurtalar, yumurta tozları. Patates cipsleri. 30. sınıf: Kahve, kakao; kahve veya kakao esaslı içecekler, çikolata esaslı içecekler. Makarnalar, mantılar, erişteler. Pastacılık ve fırıncılık mamulleri, ekmekler, tatlılar. Bal, arı sütü, propolis. Yiyecekler için çeşni/lezzet vericiler. Mayalar, kabartma tozları. Her türlü un, irmikler, nişastalar. Toz şeker, kesme şeker, pudra şekeri. Çaylar, buzlu çaylar. Şekerlemeler, çikolatalar, bisküviler, pastalar, krakerler, göfretler, kekler, tartlar. Sakızlar. Dondurmalar, yenilebilir buzlar. Tuz. Hububat (tahıl) ve mamülleri, Pekmez. 32. sınıf: Biralar; bira yapımında kullanılan preparatlar. Maden suları, kaynak suları, sofra suları, sodalar. Sebze ve meyve suları, bunların konsantreleri ve özleri, meşrubatlar." ..........numaralı "..." ibareli markası 30. sınıfta 23.02.2018 tarihi itibariyle koruma altına alınmış olup, 19.06.2019 tarihinde tescil edildiği ve emtia listesinde; "30. sınıf: Kahve, kakao; kahve veya kakao esaslı içecekler, çikolata esaslı içecekler. Makarnalar, mantılar, erişteler. Pastacılık ve fırıncılık mamulleri, tatlılar: Ekmek, simit, poğaça, pide, sandviç, katmer, börek, yaş pasta, baklava, kadayıf, şerbetli tatlılar, puding, muhallebi, kazandibi, sütlaç, keşkül. Bal, arı sütü, propolis. Yiyecekler için çeşni/lezzet vericiler, vanilya, baharatlar, domates sosları dahil olmak üzere soslar. Mayalar, kabartma tozları. Her türlü un, irmikler, nişastalar. Toz şeker, kesme şeker, pudra şekeri. Çaylar, buzlu çaylar. Şekerlemeler, çikolatalar, bisküviler, pastalar, krakerler, gofretler, kekler, tartlar. Sakızlar. Dondurmalar, yenilebilir buzlar. Tuz. Hububattan (tahıl) imal edilmiş çerezler, patlamış mısır, yulaf ezmeleri, mısır cipsleri, kahvaltılık hububat ürünleri, işlemden geçirilmiş buğday, arpa, yulaf, çavdar, pirinç. Pekmez." bulunduğu görülmüştür.Yargılamada alınan bilirkişi raporunda “...” kelimesinin “uygun vücut ölçülerine sahip olan kimse” anlamının yiyecek-içecek malları bakımından doğrudan bir nitelik bildirmediği, dolaylı olarak belirli bir yiyecek/içecek ürünü sonucunda “...” bir vücuda sahip olmak anlamı halinde dahi söz konusu ibarenin ayırt ediciliğinin olmadığı anlamına gelmediğinin, “...” ibaresinin uygun vücut sahip olma şeklinde anlaşılabilir ise de bu anlam bir öneri ve imadan öte olmayacağının yönünde değerlendirme yapıldığı, yine anılan bilirkişi raporunun sektörel inceleme kısmında ise "... ... ......." ürünlerine davalı web sitesinde rastlanılmadığı ve ancak internet arama motoru üzerinden ürün bilgilerinin edinilerek inceleme yapıldığı, iki adet ürün görseline yer verildiği, satış faturalarına göre iki ürün için toplamda 280.241,95 TL satış gerçekleştirildiği, gıda üretim izin belgeleri alt kısmında ... ............... şeklinde yazılı olduğunun görüldüğü ve ancak anılan bu ürünlere satış faturalarında rastlanılmadığı, Mahkemece SMK m.9 anlamında kullanım olduğunun kabulü halinde, söz konusu kullanımın 30. sınıfta yer alan “bisküviler” ve “Hububat (tahıl) ve mamülleri” kapsamında kaldığının bildirildiği görülmüştür. Huzurdaki dava; SMK 5. Maddesine dayalı hükümsüzlük ve SMK 9 ve 26. Maddesine dayalı kullanmama iddiasına dayalı markaların iptali istemlerine ilişkindir. SMK 5. Maddesi ile tescil kapsamındaki mal ve hizmetler yönünden tanımlayıcı ibarelerin marka olarak tescil edilemeyeceği düzenlemesi mevcut olmakla birlikte, tanımlayıcı olmamakla birlikte "tescil kapsamındaki mal ve hizmetler yönünden" ayırt edicilik düzeyi zayıf ibareler haline gelen ibareler yönünden "koruma düzeyi" düşük kabul edilerek inceleme ve değerlendirme yapılması gerekir. Kullanmama iddiasına dayalı iptal istemi ile açılan davada ise; Tescil tarihinden itibaren beş yıl içinde haklı bir sebep olmadan tescil edildiği mal veya hizmetler bakımından marka sahibi tarafından Türkiye’de ciddi biçimde kullanılmayan ya da kullanımına beş yıl kesintisiz ara verilen markanın iptaline karar verileceği hükmüne göre, tescil kapsamındaki mal ve hizmetler yönünden "ciddi kullanım" gerçekleştiğinin ispat külfeti davalı üzerinde olup, ciddi kullanım incelemesinin tescil kapsamındaki herbir emtia ve/veya hizmet yönünden ayrı ayrı yapılması gerekir. İlk derece mahkemesince her ne kadar tüm talepler yönünden davanın reddine karar verilmiş ise de; Sunulu bilirkişi raporunda yer verilen iki adet ürün görselinin birinde davaya konu "..." ibaresinin görülemediği, ürün yönünden kullanım şekli raporda açıklanmadığından rapor bu yönden denetimden uzaktır.Kabule göre de; Bilirkişi raporunda davaya konu markaların bisküvi ve yulaf ezmesi emtialarına ilişkin iki adet ürün yönünden davalı kullanımının tespit edildiği, söz konusu kullanımın 30. sınıfta yer alan “bisküviler” ve “Hububat (tahıl) ve mamülleri” kapsamında kaldığının bilirtilmesine ve markaların tescil kapsamındaki diğer emtialar yönünden kullanı mın gerçekleştiğine dair bir tespit ve incelemeye raporda yer verilmemesine karşın, ilk derece mahkemesince tescil kapsamındaki tüm emtialar yönünden ciddi kullanım bulunduğuna dair gerekçesi yerinde değildir. Ciddi kullanım iddiasının tescil kapsamındaki tüm emtialar yönünden ayrı ayrı incelenerek değerlendirme yapılması ve hasıl olacak neticesine göre hüküm kurulması zorunludur.Ayrıca, Dairemiz emsal kararlarında da belirtildiği üzere, kurumlara başvuru ile alınan üretim izin belgeleri tek başına ciddi kullanım değerlendirmesinde ispata yeter delil oluşturmamakla birlikte, yine sunulu bilirkişi raporunda davalı tarafından alınan üretim izin belgeleri alt kısmında yazılı "......... ........... ...." ibareli ürünlere satış faturalarında rastlanılmadığının belirtilmiş olmasına karşın, karar gerekçesinde bilirkişi raporundaki tespitin tam aksi şekilde "bu ürünlerin de üretimi ve satışı yapılan ürünler olduğu dikkate alındığında" şeklinde yapılan değerlendirme de yerinde değildir.Bununla birlikte, emsal sunulan yargılama dosyalarından, davaya konu markalardan ... sayılı markanın, TPMK nezdinde "başvuru tescilinin geçersiz olduğu" kaydı yapıldığı, huzurda açılan davada dile getirilen istemler yönünden sonuca etkili bulunduğu anlaşılmakla, davaya konu tüm markalara ilişkin güncel sicil kayıtlarının yeniden celp edilmek suretiyle incelenmesi gerekir. Açıklanan nedenlerle, davacı vekilin istinaf talebinin kısmen kabulü ile eksik araştırma ve hatalı gerekçeye dayalı ilk derece mahkeme kararının kaldırılmasına, usulü kazanılmış haklara riayet edilerek belirtildiği şekilde inceleme yapmak ve sunulu tüm deliller değerlendirilmek suretiyle yeniden bir karar vermek üzere dosyanın ilk derece mahkemesine iadesine, karar kaldırma sebep ve şekline göre davacı vekilinin sair istinaf sebeplerinin bu aşamada incelenmesine yer olmadığına karar verilmesi gerekmiştir. HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle; 1-Davacı vekilinin istinaf talebinin 6100 sayılı HMK nın 353/ 1- a-6 maddesi gereğince kısmen KABULÜNE, 2-İstanbul Anadolu ..... Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi'nin...../06/2024 tarih ve 2023/... Esas, 2024/.... Karar sayılı kararının KALDIRILMASINA, 3-Yukarıda gerekçede belirtildiği şekilde araştırma ve inceleme yapılarak tüm deliller birlikte değerlendirildikten sonra bir karar verilmek üzere dosyanın ilk derece mahkemesine İADESİNE, 4-Karar kaldırma sebep ve şekline göre, davacı vekilinin sair istinaf sebeplerinin bu aşamada incelenmesine yer olmadığına, 5-İstinaf peşin harcının talebi halinde davacıya iadesine, 6-İstinaf aşamasında davacı tarafından yapılan yargılama gideri olan 1.169,40 TL istinaf yoluna başvurma harcı ile 270,00 TL posta ve tebligat masrafı olmak üzere toplam 1.439,40 TL'nin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 7-İstinaf incelemesi duruşmalı yapılmadığından vekalet ücreti takdirine yer olmadığına, 8- Artan gider avanslarının karar kesinleştiğinde ve talep halinde ilk derece mahkemesince ilgili tarafa iadesine, Dair, dosya üzerinden yapılan inceleme sonunda, HMK'nun 353/1-a-6 maddesi uyarınca oy birliğiyle kesin olarak karar verildi.17/02/2026