Danıştay 12. Daire Başkanlığı 2022/4215 E. , 2024/1138 K. "İçtihat Metni" T.C. D A N I Ş T A Y ONİKİNCİ DAİRE Esas No : 2022/4215 Karar No : 2024/1138 DAVACI : ... DAVALI : ... Bankası Anonim Şirketi Genel Müdürlüğü VEKİLLERİ : Av. ..., Av. ... DAVANIN KONUSU: T.C. Ziraat Bankası Anonim Şirketi ile davacı arasında imzalanan 01/02/2002 tarihli Belirsiz Süreli Hizmet Sözleşmesinin "Uyuşmazlıkların çözümü" başlıklı 8. maddesinde yer alan "Bu sözleşmenin uygulanmasından doğacak her türlü uyuşmazlık
Danıştay 12. Daire Başkanlığı 2022/4215 E. , 2024/1138 K. "İçtihat Metni" T.C. D A N I Ş T A Y ONİKİNCİ DAİRE Esas No : 2022/4215 Karar No : 2024/1138 DAVACI : ... DAVALI : ... Bankası Anonim Şirketi Genel Müdürlüğü VEKİLLERİ : Av. ..., Av. ... DAVANIN KONUSU: T.C. Ziraat Bankası Anonim Şirketi ile davacı arasında imzalanan 01/02/2002 tarihli Belirsiz Süreli Hizmet Sözleşmesinin "Uyuşmazlıkların çözümü" başlıklı 8. maddesinde yer alan "Bu sözleşmenin uygulanmasından doğacak her türlü uyuşmazlık halinde Ankara Mahkeme ve İcra Müdürlükleri yetkilidir" ibaresinin iptali istenilmektedir. DAVACININ İDDİALARI: İdarenin eylem ve işlemlerinin denetiminin idari yargı yerlerine ait olduğu, davalı Kurumun, kamu kurumu niteliğinin bulunduğu dikkate alındığında uyuşmazlığın Danıştay tarafından çözümlenmesi gerektiği, sözleşme feshine dayanak düzenlemenin iptali istemiyle açtığı davada sonuçlanmadan idarece düzenlemenin geri alındığı ve bunun üzerine göreve iade istemiyle yaptığı başvuruya cevap verilmediği için emeklilik işlemlerini kendi isteğiyle başlattığı, Belirsiz Süreli Hizmet Sözleşmesinin 8. maddesinin yarattığı belirsizlik sebebiyle başlattığı hukuk mücadelesinin sonuçlanamadığı, Anayasanın 40. maddesi uyarınca ilgililerin hangi kanun yolları ve mercilere başvuracağının gösterilmesi gerektiği ileri sürülmektedir. DAVALININ SAVUNMASI : Usul yönünden; davacının, Bankalarında İş Kanunu hükümlerine göre işçi statüsünde istihdam edildiği ve Ziraat Bankası A.Ş.'nin Bankalar Kanunu uyarınca özel hukuk hükümlerine tabi bir anonim şirket olduğu; 16/07/2004 tarih ve 5230 sayılı Kanun ile 4603 sayılı Kanun'un 3. maddesine eklenen beşinci fıkrada, "Bankalarda 4857 sayılı İş Kanununa tâbi olarak çalışanlarla bankalar arasında çıkacak ihtilaflarda iş mahkemeleri görevlidir." hükmü uyarınca ve iş sözleşmesinden kaynaklanan uyuşmazlıklarda idari yargı yoluna başvurulamayacağından davanın, adli yargının görevine girdiği; diğer yandan, davacının emekli olduğu dolayısıyla davaya devam etmesinde güncel ve sürdürülebilir bir menfaatinin bulunmadığı; Esas yönünden; 25/11/2000 tarih ve 24241 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren 4603 sayılı Kanun ile T.C. Ziraat Bankasının özel hukuk hükümlerine tabi bir anonim şirket statüsüne geçirildiği, Banka personelinin de bu konuda özel düzenleme getiren anılan Kanun hükümleri uyarınca İş Kanunu hükümlerine tabi olarak belirsiz süreli hizmet sözleşmesi ile çalıştıkları, İnsan Kaynakları Yönetmeliği'nin 110. maddesinin üçüncü fıkrasına eklenen (D) bendi uyarınca, 30 yıl 1 ay 13 günlük emekliliğe esas hizmet süresi dikkate alınarak davacının iş akdinin feshedildiği, söz konusu düzenlemenin Banka Yönetim Kurulunca iptali üzerine de davacıya gerekli ödemelerin yapıldığı, davacının idari yargı yerlerinde açtığı davaların görev yönünden, adli yargı yerlerine açtığı davaların ise esastan reddedildiği savunulmaktadır. DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ: ... DÜŞÜNCESİ : Belirsiz süreli iş sözleşmesiyle işçi statüsünde görev yapan ve kamu görevlisi olarak değerlendirilmesi mümkün olmayan davacının; özel hukuk hükümlerine tabi olarak görev yapan Ziraat Bankası A.Ş. Genel Müdürlüğü ile aralarında yapılan belirsiz süreli hizmet sözleşmesine ilişkin uyuşmazlığın görüm ve çözümü adli yargıya ait olduğundan, davanın görev yönünden reddine karar verilmesi gerektiği düşünülmektedir. DANIŞTAY SAVCISI: ... DÜŞÜNCESİ : Ziraat Bankası Çamlıhemşin Rize Şubesinde yönetici olarak görev yapmakta iken iş akti feshedilen ve açıkta iken talebi üzerine emekli aylığı bağlanan davacı tarafından açılan davada, davalı idare ile 01/02/2002 tarihinde imzaladığı "Belirsiz Süreli İş Sözleşmesinin" iptaline karar verilmesi istenilmiştir. Davacı tarafından anılan sözleşmenin iptalinin istenildiği belirtilmiş ise de, dava dilekçesinin içeriğinden, iptal isteminin sözleşmenin tamamına değil "Uyuşmazlıkların Çözümü" başlıklı 8. maddesine yönelik olduğu anlaşıldığından iptal istemi sadece sözleşmenin 8. maddesine ilişkin olduğu kabul edilerek işin esasına geçildi. 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanununun "İdari dava türleri ve idari yargı yetkisinin sınırı" başlıklı 2. maddesinin, birinci fıkrasının, (a) bendinde, idari dava türleri arasında sayılan iptal davası; idari işlemler hakkında yetki, şekil, sebep, konu ve maksat yönlerinden biri ile hukuka aykırı olduklarından dolayı iptalleri için menfaatleri ihlal edilenler tarafından açılan dava olarak tanımlanmış; "Dilekçeler üzerine ilk inceleme" başlıklı 14. maddesinin 3/c bendinde; dava dilekçesinin, ehliyet yönünden inceleneceği belirtilmiş, "İlk inceleme üzerine verilecek karar" başlıklı 15. maddesinin 1/b bendinde ise; 14. maddenin 3/c bendine aykırılığın mevcut olması durumunda davanın reddine karar verileceği kurala bağlanmıştır. İptal davalarında dava açma koşullarından biri olan menfaat ihlali; kişisel, meşru, güncel bir menfaatin bulunması halinde gerçekleşmektedir. İptal davasında ehliyet koşulunun varlığı için iptali istenilen işlem ile davacı arasında ciddi ve makul bir ilişki kurulabilmesi zorunludur. Gerçek veya tüzel kişilerin; idari işlemleri, iptal davası yoluyla yargı önüne getirmeleri durumunda, idari işlem ile menfaat ilgilerinin bulunup bulunmadığı belirlenirken, davacıların idari işlem karşısındaki durumunun ortaya konulması gerekmektedir. Dosyanın incelenmesinden, davacının davalı idarede belirsiz süreli hizmet sözleşmesi ile çalışmakta iken İnsan Kaynakları Yönetmeliğinin 110. maddesinin 3. fıkrasının (D) bendinde yer alan düzenleme uyarınca 30 hizmet yılını doldurması nedeniyle iş aktinin 21/09//2006 tarihinde feshedildiği ve açıkta iken talebi üzerine Sosyal Güvenlik Kurumu Başkanlığının 14/02/2007 tarihli işlemiyle emekli aylığı bağlandığı anlaşıldığından, davalı idare ile hukuki bağı iş akdinin feshedildiği tarihte sona eren davacının aradan 14 yılı aşkın bir süre geçtikten sonra davaya konu Belirsiz Süreli İş Sözleşmesinin 8. maddesinin iptalini istemekte kişisel, meşru ve güncel bir menfaati bulunmadığının açık olması karşısında bu aşamada anılan sözleşme maddesinin iptalinde davacının dava açma ehliyeti bulunmamaktadır. Belirtilen nedenle açılan davanın ehliyet yönünden reddi gerektiği düşünülmektedir. TÜRK MİLLETİ ADINA Karar veren Danıştay Onikinci Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dava dosyası 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 14. maddesi uyarınca incelendikten sonra, davacı tarafından, savcı düşüncesine cevap dilekçesinde, "Belirsiz Süreli İş Sözleşmesinin" tamamının iptalinin istenildiği belirtilmiş ise de, dava ve cevap dilekçelerinde ileri sürülen hukuka aykırılık sebeplerinin 8. maddeye yönelik olduğu anlaşıldığından, dava anılan sözleşmenin 8. maddesiyle sınırlı olarak incelenerek işin gereği görüşüldü: MADDİ OLAY: Ziraat Bankası personeli olan ve belirsiz süreli iş sözleşmesiyle işçi statüsünde çalışmakta iken 21/09/2005 tarihi itibarıyla iş akdi feshedilen davacı tarafından, 01/02/2002 tarihli Belirsiz Süreli Hizmet Sözleşmesinin "Uyuşmazlıkların çözümü" başlıklı 8. maddesinde yer alan "Bu sözleşmenin uygulanmasından doğacak her türlü uyuşmazlık halinde ... Mahkeme ve İcra Müdürlükleri yetkilidir" ibaresinin iptali istemiyle bakılan dava açılmıştır. İNCELEME VE GEREKÇE : İLGİLİ MEVZUAT : 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun “Dilekçeler Üzerine İlk İnceleme” başlıklı 14. maddesinde, dilekçelerin; a) Görev ve yetki, b) İdari merci tecavüzü, c) Ehliyet, d) İdari davaya konu olacak kesin ve yürütülmesi gereken bir işlem olup olmadığı, e) Süre aşımı, f) Husumet, g) 3 ve 5 inci maddelere uygun olup olmadıkları, yönlerinden sırasıyla inceleneceği hükmüne yer verilmiş; 15. maddesinin (a) bendinde, adli yargının görevli olduğu konularda davanın görev yönünden reddine karar verileceği hükmüne yer verilmiştir. 4603 sayılı Türkiye Cumhuriyeti Ziraat Bankası, Türkiye Halk Bankası Anonim Şirketi ve Türkiye Emlak Bankası Anonim Şirketi Hakkında Kanun’un 1. maddesinde, "1- Bu Kanunun amacı, Türkiye Cumhuriyeti Ziraat Bankası, Türkiye Halk Bankası Anonim Şirketi ve Türkiye Emlak Bankası Anonim Şirketinin (bankalar) çağdaş bankacılığın ve uluslararası rekabetin gereklerine göre çalışmalarını ve özelleştirmeye hazırlanmalarını sağlayacak şekilde yeniden yapılandırılmaları ile hisse satışlarına ilişkin düzenlemelerin ve hisselerin tamamına kadarının özel hukuk hükümlerine tabî gerçek ve tüzel kişilere satışının gerçekleştirilmesidir. 2- Bankalar, anonim şirket statüsündedirler. Bu Kanunda yer alan hükümler dışında 4389 sayılı Bankalar Kanunu ile genel hükümlere tabidirler. 3- Bankaların çalışma konuları ve amaçları, merkezleri, sermaye miktarları, hisseleri, genel kurulları, yönetim ve denetim organları, hesapları ve kârlarının dağıtımı ile faaliyetlerine, devir, birleşme, fesih ve tasfiyelerine ilişkin diğer esaslar, ana sözleşmelerinde gösterilir. 4- (Değişik: 20/6/2001-4684/1 md.) Bankaların yıllık faaliyetleri ile ilgili olarak (2000 yılı faaliyetleri dahil) genel kurullarına sunacağı yıllık bilançoları ile kâr ve zarar cetvellerinin; 4389 sayılı Bankalar Kanununun 13 üncü maddesinin (2) numaralı fıkrasında belirtilen bağımsız denetim kuruluşlarınca onaylanması şarttır. 5- 233 sayılı Kamu İktisadî Teşebbüsleri Hakkında Kanun Hükmünde Kararname, 399 sayılı Kamu İktisadî Teşebbüsleri Personel Rejiminin Düzenlenmesi ve 233 sayılı Kanun Hükmünde Kararnamenin Bazı Maddelerinin Yürürlükten Kaldırılmasına Dair Kanun Hükmünde Kararname, (…) (1) 2886 sayılı Devlet İhale Kanunu, 6245 sayılı Harcırah Kanunu ve 237 sayılı Taşıt Kanunu ile bunların ek ve değişikliklerine ilişkin hükümler ile 4046 sayılı Özelleştirme Uygulamalarının Düzenlenmesine ve Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanunun 13 üncü maddesi ve 6762 sayılı Türk Ticaret Kanununun 277 nci maddesi 2946 sayılı Kamu Konutları Kanunu, 195 sayılı Basın İlân Kurumu Teşkiline Dair Kanun ve 631 sayılı Memurlar ve Diğer Kamu Görevlilerinin Malî ve Sosyal Haklarında Düzenlemeler ile Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Hükmünde Kararname bankalar hakkında uygulanmaz.” hükmüne; 3. maddesinin beşinci fıkrasında ise, “(Ek: 16/7/2004-5230/7 md.) Bankalarda 4857 sayılı İş Kanununa tâbi olarak çalışanlarla bankalar arasında çıkacak ihtilaflarda iş mahkemeleri görevlidir.” hükmüne yer verilmiştir. HUKUKİ DEĞERLENDİRME : 19/06/2002 tarih ve E:2001/33, K:2002/56 sayılı, 25/06/2002 tarih ve E:2002/31, K:2002/58 sayılı Anayasa Mahkemesi kararlarında, söz konusu bankaların, 4603 sayılı Kanun dışında Bankacılık Kanunu ve özel hukuk hükümlerine göre çalıştığı, bu bankaların personeli tarafından yürütülen hizmetin, Anayasa’nın 128. maddesi kapsamında genel idare esaslarına göre yürütülmesi gereken asli ve sürekli görevlerden sayılmadığı, personelinin de aynı madde kapsamında kamu görevlisi olarak değerlendirilemeyeceğinin belirtildiği; yine 4603 sayılı Kanun kapsamındaki bankaların, özel hukuk hükümleri çerçevesinde, bankacılık sektörü ve ekonomik kurallara uygun biçimde verimlilik ve rekabet esaslarına göre çalışması gereken kuruluşlar olduğundan, personel rejiminin de bu esaslara uygun olması gerektiğinin belirtildiği anlaşılmıştır. Uyuşmazlık Mahkemesinin, 05/10/2009 tarih ve E:2008/351, K:2009/207 sayılı, 08/04/2013 tarih ve E:2013/135, K:2013/508 sayılı, 27/01/2014 tarih ve E:2014/96, K:2014/74 sayılı ve 24/10/2016 tarih ve E:2016/20, K:2016/448 sayılı kararlarında da, 4603 sayılı Kanun kapsamında bulunan Bankalara ait uyuşmazlıkların adli yargıda çözümleneceği karara bağlanmıştır. Buna göre, belirsiz süreli iş sözleşmesiyle işçi statüsünde görev yapan ve kamu görevlisi olarak değerlendirilmesi mümkün olmayan davacının; özel hukuk hükümlerine tabi olarak görev yapan Ziraat Bankası A.Ş. Genel Müdürlüğü ile aralarında yapılan belirsiz süreli hizmet sözleşmesine ilişkin uyuşmazlığın görüm ve çözümü adli yargıya ait bulunmaktadır. KARAR SONUCU: Açıklanan nedenlerle; 1. DAVANIN GÖREV YÖNÜNDEN REDDİNE, 2. Ayrıntısı aşağıda gösterilen ...-TL yargılama giderinin davacı üzerinde bırakılmasına, 3. Karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca takdir edilen ...-TL vekâlet ücretinin davacıdan alınarak davalı idareye verilmesine, 4. Posta gideri avansından artan tutarın kararın kesinleşmesinden sonra davacıya iadesine, 5. Bu kararın tebliğ tarihini izleyen otuz (30) gün içerisinde Danıştay İdari Dava Daireleri Kuruluna temyiz yolu açık olmak üzere, 07/03/2024 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.