11. Ceza Dairesi 2024/6129 E. , 2025/6518 K. MAHKEMESİ :Sulh Ceza Hakimliği SAYISI : 2022/6096 Değişik İş SUÇLAR : Bilişim sistemlerinin banka veya kredi kurumlarının araç olarakkullanılması suretiyle dolandırıcılık, resmi belgede sahtecilik KARAR : Kovuşturmaya yer olmadığına dair karara karşı yapılan itirazın reddi TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : İlgili kararın kanun yararına bozulması İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığının, 11.08.2022 tarihli ve 2021/163605 Soruşturma, 2022/79884 Karar s…
**11. Ceza Dairesi 2024/6129 E. , 2025/6518 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ :Sulh Ceza Hakimliği SAYISI : 2022/6096 Değişik İş SUÇLAR : Bilişim sistemlerinin banka veya kredi kurumlarının araç olarakkullanılması suretiyle dolandırıcılık, resmi belgede sahtecilik KARAR : Kovuşturmaya yer olmadığına dair karara karşı yapılan itirazın reddi TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : İlgili kararın kanun yararına bozulması İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığının, 11.08.2022 tarihli ve 2021/163605 Soruşturma, 2022/79884 Karar sayılı kovuşturmaya yer olmadığına dair kararına karşı yapılan itirazın reddine ilişkin mercii İstanbul 9. Sulh Ceza Hakimliğinin, 05.12.2022 tarihli ve 2022/6096 Değişik İş sayılı kararının, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 271/4. maddesi uyarınca kesin nitelikte olması sebebiyle karar tarihi olan 05.12.2022'de kesinleştiği belirlenmiştir. Adalet Bakanlığının, 5271 sayılı Kanun'un 309/1. maddesi uyarınca, 21.10.2024 tarihli ve 2024/4457 sayılı evrakı ile kanun yararına bozma istemine istinaden düzenlenen, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, 21.11.2024 tarihli ve KYB-2024/108927 sayılı Tebliğnamesi ile soruşturma dosyası Daireye gönderilmekle, gereği düşünüldü: I. İSTEM A. Kanun Yararına Bozma İstemi Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, 21.11.2024 tarihli ve KYB-2024/108927 sayılı kanun yararına bozma isteminin; "Somut olayda şüpheliler haklarında yapılan soruşturma sonunda suçun işlendiği yerin İtalya olduğundan, soruşturma olanağının bulunmaması sebebi ile kovuşturmaya yer olmadığına karar verilmiş ise de; Yargıtay 15. Ceza Dairesinin 20/11/2017 tarihli ve 2017/30314 esas, 2017/23733 karar sayılı ilâmında yer alan ".... dolandırıcılık suçunun, iradesi fesada uğratılan kişinin yatırmış olduğu paranın fail tarafından çekildiği anda tamamlanacak olması nedeniyle suç yerinin de menfaatin temin edileceği yer olacağından hareketle...." şeklindeki açıklamalar ile, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 12/6. maddesinde yer alan "Bilişim sistemlerinin, banka veya kredi kurumlarının ya da banka veya kredi kartlarının araç olarak kullanılması suretiyle işlenen suçlarda mağdurun yerleşim yeri mahkemeleri de yetkilidir." şeklindeki düzenleme nazara alındığında, dosya konusu bilişim sistemleri, banka veya kredi kurumlarının araç olarak kullanılması suretiyle dolandırıcılık suçunda yetkili yer mahkemesinin paranın çekildiği yer veya mağdurun yerleşim yeri olacağı, somut olayda mağdurun yerleşim yerinin Türkiye olduğu, dolayısıyla suçun Türkiye'de işlendiğinin kabulü ile dosyada kimlik bilgileri bulunan şüphelilerin uluslararası istinabe yolu ile ifadelerinin alınarak delillerin değerlendirilmesi gerekirken eksik inceleme sonucu kovuşturmaya yer olmadığına dair karar verildiği gözetilmeden, soruşturmanın genişletilmesi yerine, itirazın reddine karar verilmesinde isabet görülmemiştir." Şeklindeki gerekçeye dayandığı anlaşılmıştır. B. Değerlendirme ve Gerekçe 1. 5271 sayılı Kanun‘un 160. maddesinin birinci ve ikinci fıkralarında; Cumhuriyet savcısının, ihbar veya başka bir suretle bir suçun işlendiği izlenimini veren bir hâli öğrenir öğrenmez kamu davasını açmaya yer olup olmadığına karar vermek üzere hemen işin gerçeğini araştırmaya başlayacağı, maddî gerçeğin araştırılması ve adil bir yargılamanın yapılabilmesi için, emrindeki adlî kolluk görevlileri marifetiyle, şüphelinin lehine ve aleyhine olan delilleri toplayarak muhafaza altına almakla ve şüphelinin haklarını korumakla yükümlü olduğu belirlenmiştir. 2. 5271 sayılı Kanun’un, “Kovuşturmaya yer olmadığına dair karar” başlıklı 172/1. maddesi; “(1) Cumhuriyet savcısı, soruşturma evresi sonunda, kamu davasının açılması için yeterli şüphe oluşturacak delil elde edilememesi veya kovuşturma olanağının bulunmaması hâllerinde kovuşturmaya yer olmadığına karar verir. Bu karar, suçtan zarar gören ile önceden ifadesi alınmış veya sorguya çekilmiş şüpheliye bildirilir. Kararda itiraz hakkı, süresi ve mercii gösterilir. ...“ Şeklinde düzenlenmiştir. 3. 5271 sayılı Kanun’un, “Cumhuriyet savcısının kararına itiraz” başlıklı 173. maddesinin inceleme konusu ile ilgili olan birinci, ikinci, üçüncü ve dördüncü fıkralarında; “(1) Suçtan zarar gören, kovuşturmaya yer olmadığına dair kararın kendisine tebliğ edildiği tarihten itibaren onbeş gün içinde, bu kararı veren Cumhuriyet savcısının yargı çevresinde görev yaptığı ağır ceza mahkemesinin bulunduğu yerdeki sulh ceza hâkimliğine itiraz edebilir. (2) İtiraz dilekçesinde, kamu davasının açılmasını gerektirebilecek olaylar ve deliller belirtilir. (3)(Değişik: 18/6/2014-6545/71 md.) Sulh ceza hâkimliği, kararını vermek için soruşturmanın genişletilmesine gerek görür ise bu hususu açıkça belirtmek suretiyle, o yer Cumhuriyet başsavcılığından talepte bulunabilir; kamu davasının açılması için yeterli nedenler bulunmazsa, istemi gerekçeli olarak reddeder; itiraz edeni giderlere mahkûm eder ve dosyayı Cumhuriyet savcısına gönderir. Cumhuriyet savcısı, kararı itiraz edene ve şüpheliye bildirir. (4) (Değişik: 25/5/2005 - 5353/26 md.) Sulh ceza hâkimliği istemi yerinde bulursa, Cumhuriyet savcısı iddianame düzenleyerek mahkemeye verir. ...“ Hükümleri yer almaktadır. 4. Kanun‘da yer alan düzenlemelerden de görüleceği üzere; Cumhuriyet savcısı, suçun işlenip işlenmediğinin tespiti bakımından hemen işin gerçeğini araştırmaya başlamalı, toplanan delillerin suçun işlendiği hususunda yeterli şüphe oluşturduğu kanısına ulaştığında iddianame düzenleyerek kamu davası açmalı, aksi halde 5271 sayılı Kanun’un 172. maddesi gereğince kovuşturma yapılmasına yer olmadığına dair karar vermelidir. 5. Kovuşturmaya yer olmadığına dair kararı itiraz üzerine inceleyen Sulh Ceza Hakimliği, kamu davası açılması için yeterli delil bulunmaması durumunda itirazın reddine, yeterli delil bulunması durumunda itirazın kabulüne veya eksik soruşturma nedeniyle soruşturmanın genişletilmesine karar verebilecektir. 6. 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun (5237 sayılı Kanun) "Yer bakımından uygulama" başlıklı 8. maddesi; "(1) Türkiye'de işlenen suçlar hakkında Türk kanunları uygulanır. Fiilin kısmen veya tamamen Türkiye'de işlenmesi veya neticenin Türkiye'de gerçekleşmesi halinde suç, Türkiye'de işlenmiş sayılır. (2) Suç; a) Türk kara ve hava sahaları ile Türk karasularında, b) Açık denizde ve bunun üzerindeki hava sahasında, Türk deniz ve hava araçlarında veya bu araçlarla, c) Türk deniz ve hava savaş araçlarında veya bu araçlarla, d) Türkiye'nin kıt'a sahanlığında veya münhasır ekonomik bölgesinde tesis edilmiş sabit platformlarda veya bunlara karşı, işlendiğinde Türkiye'de işlenmiş sayılır." Şeklindedir. 7. 5271 sayılı Kanun'un "Yetkili mahkeme" başlıklı 12/6. maddesinde; "Bilişim sistemlerinin, banka veya kredi kurumlarının ya da banka veya kredi kartlarının araç olarak kullanılması suretiyle işlenen suçlarda mağdurun yerleşim yeri mahkemeleri de yetkilidir." denilmektedir. 8. Bu kapsamda inceleme konusu soruşturma dosyası değerlendirildiğinde; hava taşımacılığı alanında faaliyet gösteren şikâyetçi şirket ile ... isimli şirket adına mail yoluyla iletişim kuran kişi/kişilerin, St. Kıtts and Nevıs ülkesine ait diplomatik pasaport sahibi olduğunu söyledikleri 9 yolcunun İstanbul'dan İtalya ülkesine uçuşu için özel uçak kiralamak istediklerinin, 43.000 USD bedelle anlaşma sağlandığının, verilen pasaport bilgileri üzerinden gerekli teyitler sağlandıktan sonra, farklı bir şirketten uçuşta kullanılacak uçağın 35.000 USD bedelle kiralandığının ve bedelinin ödendiğinin, şüphelilerin uçuş bedelinin banka yoluyla gönderildiğine ilişkin sahte bir swift kodunu şirkete gönderdikten sonra uçuşun gerçekleştiğinin, ancak uçağın İtalya ülkesine varışına müteakip yolcuların gerçekte Irak vatandaşı olup bu ülkeden iltica talebinde bulunduklarının anlaşıldığının ve uçuş bedelinin de ödenmediğinin iddia olunması üzerine yürütülen soruşturma kapsamında; her ne kadar şüpheliler hakkında, "...müşteki şirket vekilinin şikayetine konu olayda suçun şüphelilerin uçakla iniş yaptıkları İtalya'da işlendiği,olayla ilgili olarak TCK 12-13 maddesi kapsamındaki yurt dışında işlenen bu suçla ilgili soruşturma şartların oluşmaması nedeniyle soruşturma yapılmasının mümkün olmaması ve gerçek şüphelilerin açık kimlik ve adres bilgilerinin tespitinin, olayla ilgili ifadesinin alınmasının mümkün olamayacağı, Cumhuriyet Başsavcılığımızca yapılabilecek bir işlem kalmadığı, dolayısıyla soruşturma evresi sonunda CMK nun 172/1 maddesinde açıklanan "...kovuşturma olanağının bulunmaması" halinin gerçekleştiği, müşteki şirketin sözleşmeye dayalı olarak zararını Hukuk Mahkemelerinde açacağı dava ile talep edebileceği..." şeklindeki gerekçeyle İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından, 11.08.2022 tarihli ve 2021/163605 Soruşturma, 2022/79884 Karar sayılı kovuşturmaya yer olmadığına dair karar verilmiş ise de; 5271 sayılı Kanun'un 12/6 ve 5237 sayılı Kanun'un 8/1. maddeleri gereğince, şikâyete konu eylemlerin Türkiye'de işlenmiş sayılacağının kabul edilmesi gerektiği cihetle, şüphelilerin açık kimlik ve adres bilgilerinin tespiti, gerekli görülmesi halinde uluslararası istinabe yoluyla ifadelerine başvurulması, suça konu sahte olduğu belirtilen pasaport asıllarının temin edilmeye çalışılması, Bakırköy 9. Asliye Ceza Mahkemesinin 2021/184 Esas sayılı dosyasının getirtilerek incelenmesi, bu soruşturmayı ilgilendiren delillerin onaylı örneklerinin dosyaya eklenmesi, benzer şekilde başka havacılık şirketlerine yönelik olarak gerçekleştirilen dolandırıcılık eylemlerinin bulunup bulunmadığının araştırılmasından sonra sonucuna göre bir değerlendirme yapılması gerekirken, eksik soruşturma ve hatalı gerekçe neticesinde verilen kovuşturmaya yer olmadığına dair karara karşı yapılan itiraz üzerine soruşturmanın genişletilmesine karar verilmesi yerine itirazın reddine karar verilmesi Kanun’a aykırı olup, kanun yararına bozma talebi yerinde görülmüştür. II. KARAR 1. Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının kanun yararına bozma isteminin KABULÜNE, 2. İstanbul 9. Sulh Ceza Hakimliğinin, 05.12.2022 tarihli ve 2022/6096 Değişik İş sayılı kararının, 5271 sayılı Kanun’un 309/3. maddesi gereği, oy birliğiyle KANUN YARARINA BOZULMASINA, 5271 sayılı Kanun’un 309/4-a. maddesi uyarınca gerekli işlemlerin yapılması için soruşturma dosyasının, mahalline gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 26.05.2025 tarihinde karar verildi.