Danıştay 8. Daire Başkanlığı 2024/2274 E. , 2024/2802 K. "İçtihat Metni" T.C. D A N I Ş T A Y SEKİZİNCİ DAİRE Esas No : 2024/2274 Karar No : 2024/2802 Temyiz İsteminde Bulunan (Davalı) : ... Üniversitesi Vekili : Av. ... Karşı Taraf (Davacı) : ... Vekili : Av. ... İstemin Özeti: ... İdare Mahkemesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının hukuka aykırı olduğu öne sürülerek, 2577 sayılı Kanunun 49. maddesi uyarınca temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir. Savunmanın Özeti : İstemin re
Danıştay 8. Daire Başkanlığı 2024/2274 E. , 2024/2802 K. "İçtihat Metni" T.C. D A N I Ş T A Y SEKİZİNCİ DAİRE Esas No : 2024/2274 Karar No : 2024/2802 Temyiz İsteminde Bulunan (Davalı) : ... Üniversitesi Vekili : Av. ... Karşı Taraf (Davacı) : ... Vekili : Av. ... İstemin Özeti: ... İdare Mahkemesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının hukuka aykırı olduğu öne sürülerek, 2577 sayılı Kanunun 49. maddesi uyarınca temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir. Savunmanın Özeti : İstemin reddi gerektiği savunulmaktadır. Danıştay Tetkik Hakimi : ... Düşüncesi : İstemin reddi gerektiği düşünülmektedir. TÜRK MİLLETİ ADINA Hüküm veren Danıştay Sekizinci Dairesince işin gereği görüşüldü: İdare ve vergi mahkemeleri tarafından verilen kararların temyiz yolu ile incelenip bozulabilmeleri 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanununun 49. maddesinin 1. fıkrasında yazılı nedenlerin bulunmasına bağlıdır. İdare Mahkemesince verilen karar ve dayandığı gerekçe usul ve kanuna uygun olup, bozulmasını gerektiren bir neden bulunmadığından, temyiz isteminin reddi ile anılan kararın onanmasına ve temyiz giderlerinin istemde bulunan üzerinde bırakılmasına, bu kararın tebliğ tarihini izleyen 15 (onbeş) gün içerisinde kararın düzeltilmesi yolu açık olmak üzere, 14/05/2024 tarihinde oyçokluğu ile karar verildi. KARŞI OY : (X)- Aydın Adnan Menderes Üniversitesi Fen Edebiyat Fakültesi ... Bölümü'nde araştırma görevlisi olarak görev yapakta iken TÜBİTAK 2219 Yurtdışı Doktora Sonrası Burs Programı kapsamında 02/11/2015-08/08/2016 tarihleri arasındaki dönem için Amerika Birleşik Devletleri'ndeki görevlendirmesine dair işlemin iptali yönündeki ... tarih ve ... sayılı yazı ile bildirilen Adnan Menderes Üniversitesi Rektörlüğü'nün ... tarih ve ... sayılı işleminin iptali istemiyle açılan davada, davanın reddine ilişkin ... İdare Mahkemesi'nin ... tarih ve E:...; K:... sayılı kararına karşı yapılan temyiz başvurusu Dairemizin 09/10/2017 tarih ve E:2016/8712, K:2017/6951 sayılı kararı ile onanmış; anılan karara karşı yapılan karar düzeltme istemi ise Dairemizin 12/03/2019 tarih ve E: 2017/7551; K:2019/1769 sayılı kararı ile reddedilerek anılan Mahkeme kararı kesinleşmiştir. Uyuşmazlıkta; davacı tarafından yapılan bireysel başvuru sonucunda Anayasa Mahkemesi'nin 18/10/2023 tarihli 2019/16849 başvuru numaralı kararında; "...20. Başvurucunun yurt dışı görevlendirmesinin hakkında açılan disiplin soruşturması nedeniyle iptal edildiği görülmektedir. Bununla beraber Üniversite tarafından idari soruşturma kapsamında başvurucunun yurt dışı görevlendirmesinin iptalinin neden gerekli olduğu hususu ortaya koyulmamıştır. Derece mahkemeleri kararlarında da başvurucu hakkında açılan disiplin soruşturmasının sağlıklı şekilde yürütülebilmesi açısından görevlendirme işleminin iptalinin kamu yararı ve hizmet gereklerine uygun olduğu şeklinde genel ve soyut bir gerekçeye yer verilmekle yetinilmiştir. Kararlarda başvurucunun mesleki çalışmalarının akamete uğraması ve akademik itibarının zarar görmesi gibi özel hayata saygı hakkı kapsamındaki iddialarına yönelik bir değerlendirme de yapılmamıştır. Bu doğrultuda başvuruya konu olan iptal işleminin somut olay ve olgulara dayandırıldığını ve müdahalenin gerekliliğinin yeterince tartışıldığını söylemek mümkün değildir. 21. Söz konusu müdahalenin başvurucunun özel hayatında doğurabileceği olumsuz etkiler de gözetildiğinde idari ve yargısal organlar tarafından konunun tüm yönleriyle ele alındığını ve müdahalenin zorunlu bir toplumsal ihtiyacı karşıladığı konusunda ikna edici nitelikte ilgili ve yeterli gerekçelerin ortaya koyulduğunu söylemek güçtür. Dolayısıyla somut olaydaki müdahalenin demokratik toplum düzeninin gereklerine uygunluk şartını sağlamadığı sonucuna varılmıştır. 22. Açıklanan gerekçelerle Anayasa’nın 20. maddesinde güvence altına alınan özel hayata saygı hakkının ihlal edildiğine karar verilmesi gerekir." gerekçesine yer verilerek Anayasanın 20. maddesinde güvence altına alınan özel hayata saygı hakkının ihlal edildiğine karar verilmiş ve ihlalin giderilmesine yönelik yeniden yargılama yapılmak üzere dosya Mahkemesine gönderilmiştir. ... İdare Mahkemesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararıyla; Anayasa Mahkemesinin kararında yer alan gerekçe doğrultusunda dava konusu işlemin iptaline karar verilmiştir. Anılan kararda her ne kadar özel hayata saygı hakkının ihlal edildiği tespitine yer verilmiş ise de; gerekçesinde, idari ve yargısal organlar tarafından konunun tüm yönleriyle ele alındığı ve müdahalenin zorunlu bir toplumsal ihtiyacı karşıladığı konusunda ikna edici nitelikte ilgili ve yeterli gerekçelerin ortaya koyulmadığı, derece mahkemesi kararlarında başvurucu hakkında açılan disiplin soruşturmasının sağlıklı şekilde yürütülebilmesi açısından görevlendirme işleminin iptalinin kamu yararı ve hizmet gereklerine uygun olduğu şeklinde genel ve soyut bir gerekçeye yer verilmekle yetinildiği, kararda başvurucunun mesleki çalışmalarının akamete uğraması ve akademik itibarının zarar görmesi gibi özel hayata saygı hakkı kapsamındaki iddialarına yönelik bir değerlendirme yapılmadığı, bu doğrultuda başvuruya konu olan iptal işleminin somut olay ve olgulara dayandırılmadığı ve müdahalenin gerekliliğinin yeterince tartışılmadığı belirtilmiştir. Anayasa Mahkemesince, bireysel başvuru kapsamında olan hak ihlâlinin tespiti üzerine ihlalin tüm sonuçlarının ortadan kaldırılması amacıyla yeniden yargılama yapmak üzere dosyanın ilgili mahkemeye gönderilmesine karar verilmesi halinde; mevcut ihlâlin sonuçlarını ortadan kaldıracak şekilde ve Anayasa Mahkemesi kararının gerekçeleri de dikkate alınarak yapılacak inceleme ve değerlendirme neticesinde karar verilmesi hukuk devleti ilkesinin bir gereğidir. Ancak; Mahkemece yapılacak yeniden yargılama ile ihlal ve sonuçlarının ortadan kaldırılmasına yönelik yapılacak yargılama faaliyeti, derece Mahkemesince, somut olay bağlamında dosyada bulunan bilgi ve belgeler ile Anayasa Mahkemesinin ihlal kararı gerekçelerindeki vurgulamalar değerlendirilmeksizin, Anayasa Mahkemesi kararının sonucunun aynen benimsenmeyerek hüküm kurması gerektiği anlamına gelmeyeceği açıktır. Zira; yeniden yargılama müessesesiyle; Anayasa Mahkemesinin dikkat çektiği hususlar derece Mahkemesince değerlendirilmek suretiyle, ihlalin ve tüm sonuçlarının ortadan kaldırılmasına yönelik tarafsız ve bağımsız şekilde dosyanın yeniden incelenerek karar verilmesi amaçlanmıştır. Uyuşmazlığın çözümüne yönelik olarak; bireysel başvuruya konu olan iptal işleminin somut olay ve olgulara dayandırılmadığı ve müdahalenin gerekliliğinin Mahkemece yeterince tartışılmadığı, genel somut gerekçelerle davanın reddine karar verildiği yolunda yapılan değerlendirme dikkate alındığında; davacının yurt dışı görevlendirmesinin, kamuoyunda bilindiği şekliyle, "Barış İçin Akademisyenler Bildirisinin" imzacıları arasında yer alması nedeniyle yürütülen disiplin soruşturması kapsamında iptal edilmesine ilişkin işleme yönelik hukuka uygunluk denetiminin yeniden yapılması gerekmektedir. Somut olay bağlamında; "Barış İçin Akademisyenler Bildirisinin" veya "Bu Suça Ortak Olmayacağız Bildirisinin" imzalandığı dönemin koşulları, anılan bildirinin kamuoyu nezdindeki yansımaları ve Devletin yürütmekle yükümlü olduğu terörle mücadele faaliyetinin meşruiyeti ile Devletin güvenlik politikaları bir bütün olarak değerlendirildiğinde; bildirinin, devletin terörle mücadele faaliyetleri üzerinde olumsuz etki oluşturduğu, anılan bildiride kullanılan dil ve üslubun terör örgütünü ve terör faaliyetlerini övücü ve destekleyici nitelikte olduğu, bildirinin imzalanmasına neden olan operasyonları yürüten kamu gücüne karşı ağır ithamlar içererek kamu güvenliğinin sağlanmasına yönelik faaliyetlerin katliam olarak nitelendirildiği, üniversitede araştırma görevlisi olarak görev yapan davacının ise, "bilim insanı kimliği ve akademisyen sıfatı ile" anılan bildiriyi imzalayarak, terörle mücadele faaliyetinin meşruiyetine yönelik gerçekle bağdaşmayan ve bu faaliyetin, hizmet gerekleri doğrultusunda sunumunu engelleyecek ve sarsacak niteliği haiz tutum içerisine girerek, toplumda anılan güvenlik hizmetine yönelik olumsuz algı yaratma potansiyeli ve tehdidi oluşturduğu dikkate alındığında; 2547 sayılı Kanun'un 39. maddesi kapsamında kamu kaynakları kullanılmak suretiyle kongre, konferans, seminer ve benzeri bilimsel toplantılarla, bilim ve mesleği ile ilgili diğer toplantılara katılmak, araştırma ve inceleme gezileri yapmak ve akademik çalışmalarda bulunmak amacıyla takdir yetkisi kapsamında yurt dışına gönderilen davacının yine takdir yetkisi kapsamında görevlendirmesinin iptal edilmesine ilişkin işlemde hukuka aykırılık bulunmamaktadır. Bu itibarla; yeniden yargılama neticesinde davanın reddine karar verilmesi gerekirken dava konusu işlemin iptali yolunda verilen Mahkeme kararında hukuki isabet bulunmadığından temyize konu kararın bozulması gerektiği görüşüyle aksi yöndeki çoğunluk kararına katılmıyoruz.