10. Hukuk Dairesi 2023/11032 E. , 2024/4870 K. MAHKEMESİ : İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 10. Hukuk Dairesi SAYISI : 2023/1099 E., 2023/1546 K. KARAR : Kısmen Kabul İLK DERECE MAHKEMESİ : İzmir .... İş Mahkemesi SAYISI : 2020/161 E., 2022/161 K. Taraflar arasındaki hizmet tespiti davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. Kararın taraf vekilleri tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince dav…
**10. Hukuk Dairesi 2023/11032 E. , 2024/4870 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ : İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 10. Hukuk Dairesi SAYISI : 2023/1099 E., 2023/1546 K. KARAR : Kısmen Kabul İLK DERECE MAHKEMESİ : İzmir .... İş Mahkemesi SAYISI : 2020/161 E., 2022/161 K. Taraflar arasındaki hizmet tespiti davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. Kararın taraf vekilleri tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince davalı ... vekili, davalı ... vekili ve fer'i müdahil Kurum vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine, davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulüne, İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına, yeniden karar vermek suretiyle davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı ... vekili, davalı ... vekili ve fer'i müdahil Kurum vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine Dairemizce yapılan inceleme sonunda kararın bozulmasına karar verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesi tarafından Daire bozma kararına karşı direnilmiştir. Direnme kararı davalılar vekilleri ve fer'i müdahil Kurum vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra Tetkik Hâkimi ... tarafından hazırlanan gündem ve dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı vekili; davalı ...’in sahibi olduğu Çeşmealtı’nda bulunan arazide 2013 yılından 2020 yılına, satılana kadar bekçi olarak çalıştığını, taşınmazın içinde ailesi ile birlikte bu zaman zarfında tarafına tahsis edilen evde yaşadıklarını, ...’in eşi ...’in çeşitli tütün fidanları yetiştirdiğini, sürekli gelip gittiğini, ancak arazide tarım yapılmadığını, hayvancılık da yapılmadığını, kendisinin ailesi ile beraber yaşadıkları bu yerin ve evin bakımı ile temizliğini yapıp, araziye yabancıların, hayvanların girmesine izin vermediğini, artezyen bakım yaptırır, ayrıca davalıların burada kalan köpeklerine baktığını, davalılara sürekli sigortasının yapılması, işe bunu kabul ettikleri için girdiğini belirttiyse de bir türlü sigortasını başlatmadıklarını, bunu üzerine mecburen 19.05.2015 den itibaren 4/b (Bağ-Kur) isteğe bağlı sigorta yaptırdığını ve 2 yıldan fazla primlerini ödediğini, ...’in bu zaman içinde kendisine sigorta primi ödemek üzere para gönderdiğini, ancak sigorta giriş bildirgesini imzalayarak Kuruma vermedikleri için yanlarında bekçi olarak çalışmasına rağmen 4/a sigortalı olamadığını ve bir müddet sonra sigorta primi için para da göndermediklerinden isteğe bağlı primlerini de ödeyemediğini, ... beyin ücretlerini aylık olarak elden ödediğini, banka dekontlarında görüleceği üzere davalılar sürekli arazinin bakımında yapılacak işler ve sigorta primleri için para gönderdiklerini, davalılar yanında 2013 Ocak ile 2020 ocak (mülkün satış tarihi) arasında 4/a sigortalı çalıştığının tespitine karar verilmesini talep etmiştir. II. CEVAP Davalı ... vekili cevap dilekçesinde özetle; hizmet tespit davasında hizmetlerin geçtiği yılın sonundan başlayarak beş yıl içinde mahkemeye başvurulması gerektiğini, davacının bu beş yıllık hak düşürücü süreden önceki dönem için hizmet tespiti davası açamayacağını, davacının dava dilekçesindeki taleplerinin somut olmadığı gibi çalışma olgusunu hiçbir kuşku ve duraksamaya yer bırakmayacak biçimde açıklamadığını, davacının 19.05.2015-30.09.2017 tarihleri arasında 4b isteğe bağlı sigortalı (Bağ-Kur) kaydı olmasına rağmen aynı süreler için bu davada 4a sigortalılığının tespitini talep ettiğini, davacının, Bağ-Kur'da kayıtlı süreler içinde mükerrer olarak bu davada 4a'ya göre hizmet tespiti istediğini, hizmet akdinin ... unsuru olan iş sebebiyle emir ve talimat verme ile ücret ödenmesi sözkonusu olmadığından dolayı, davalı müvekkilinin işveren sıfatı taşımadığını, davalı müvekkilinin İngiltere'de ikamet ettiği sırada 2013 yılında üç tapudan oluşan tek parça halinde kullanılan taşınmazı satın aldığını, (tapunun İzmir, Urla, Denizli mah., pafta no:9, parsel no:185, parsel no:192, parsel no:191'de kayıtlı taşınmazlar) davalı müvekkilinin bu taşınmazı satın aldığında içinde davacı ... ve çocuklarının oturmakta olduğunu ve bahçeyi satan kişinin "davacının karısının kanserden öldüğünü, çok gariban olduklarını, bir yer buluncaya kadar buradaki eski evde oturmalarına müsaade etmelerini" davalı müvekkilinden rica ettiğini, davalı müvekkilinin de davacıya "kendinize bir yer bulunca bu yeri boşaltın" deyip İngiltere'ye geri döndüğünü, davalı müvekkilinin, çevresi çitle çevrili yerleşim yerlerinin arasında kalan köyün alt kısmında, bitişik vaziyette olan bu taşınmazları ileriye dönük prim yapar umuduyla yatırım amaçlı satın aldığını, davacının, daha sonra kardeşleri ve onların çocukları da eklenip bütün akrabalarını bahçeye yerleştirdiğini, işgalci olduğunu ve davalı müvekkilinin bahçesinde davacının kendi adına mısır yetiştirip satmaya başladığını, hayvancılık yapıp bunları da kurbanlık olarak yine kendi adına sattığını, davalı müvekkilinin tüm bunları Türkiye'ye döndükten sonra öğrendiğini, 2017 Eylül ayında boşanan davalı müvekkilinin yıl sonunda da İngiltere'den taşınıp Türkiye'ye döndüğünü ve Bodrum'a yerleştiğini, Türkiye'ye dönen müvekkilinin, gelir elde etmek için bu yeri kiraya vermek istediğini, o güne kadar müvekkilinin yurt dışında yaşaması ve arazisine ilgisiz olmasından davacının maddi olarak faydalandığını ve işgalciliğini sürdürdüğünü, davacının oğlu ... ...'in facebook sayfasındaki ilanda kurbanlık koyun satımının kendi bahçesinde yapıldığını görünce davacı ve oğlu ... ... ile başedemeyeceğini anladığını ve mecburen taşınmazını 20.11.2019 tarihinde satmak zorunda kaldığını, buna kızan davacının, bu davayı açtığını, davacı ile davalı müvekkili arasında bir hizmet ilişkisi olmadığı gibi davacı da davalı müvekkilden bir ücret ile iş sebebiyle emir ve talimat aldığına dair bir iddiada bulunmadığını, hizmet akdinin ... unsuru olan ücret ödenmesinin sözkonusu olmadığından dolayı davalı müvekkil işveren sıfatı taşımadığını, yerin çitle çevrili, yaklaşık 8,5 dönüm içinde 40-50 tane zeytin ağacının, birkaç meyve ağacının bulunduğu bir bahçe olduğunu ve davacının iddia ettiği gibi bir bekçinin olmasına ihtiyaç olmadığını, davacı ile davalı müvekkili arasında çalışma başlangıcı olarak iddia edilen 2013 yılından itibaren iş ilişkisini gösteren bir mesajlaşma hiç olmadığını, dosyaya delil olarak sunulan mesaj dökümlerinin davacının oğlu ... ... ile davalı müvekkili arasında olduğunu, davalı müvekkili ile dava dışı ... ... arasındaki mesajların Haziran 2017-Ocak 2019 arası olduğu ve iki adet sokak köpeğine sahip bulunması ve mama parasıyla, davalı müvekkilin bu yeri satmak istediğine ilişkin olduğunun görüldüğünü, 2013 yılından itibaren davacı ... ile davalı müvekkili arasında iş ilişkisini gösteren bir mesajlaşma olmadığını, dosyaya sunulan banka dekontları incelendiğinde diğer davalı ...'in davacı ...'e yaptığı bir ödemenin olmadığının görüldüğünü, diğer davalı ... çevresinde hayır severliği ile tanınan bir kişi olduğunu, ...’in Urla'da kimseyi tanımadığı için çevreyi tanıyan davacının oğlu ... ...'ten yardım aldığını ve bu kişinin önerilerine güvendiğini, sunulan banka dekontlarından da görüldüğü üzere davacının oğlu olan ve belediyede çalışan ... ..., zaman zaman Urla'daki kişileri tanıması sebebiyle diğer davalıya bahçenin artezyen, kurutma, aşılama, kamyon, köpek evi ve yemi, çukur açma, üzüm kazığı, elektrik gibi sebeplerle yardımcı olduğunu ve bunun karşılığında da okul parası, ... parası adı altında kendisine diğer davalı ...'den para yardımı aldığını, ayrıca banka dekontlarında 2013-2014 ve 2019-2020 tarihleri arasında hiçbir ödeme olmadığı gibi bazı makbuzlarında fazla gözükmesi için aynı makbuzun iki kez dosyaya sunulduğunu beyanla davanın hak düşürücü süre yönünden, husumet yönünden ve esastan reddine dair karar verilmesini” talep etmiştir. Davalı ... vekili cevap dilekçesinde özetle; hizmet tespit davasında hizmetlerin geçtiği yılın sonundan başlayarak beş yıl içinde mahkemeye başvurulmuş olması gerektiğini, beş yıllık sürenin hak düşürücü süre olduğunu, davacının iddia ettiği çalışmasına ilişkin bir SGK kaydı bulunmadığını, davanın hak düşürücü süre içerisinde açılmadığını, müvekkilinin işbu davada taraf sıfatı bulunmadığını, davacı ile müvekkil arasında işçi işveren ilişkisi bulunmadığını, davacı müvekkilin yanında çalışmamış olup, iş ilişkisi kurulması için gereken emir ve talimat verme ve ücret ödeme hususu davalı müvekkil ve davacı arasında hiç olmadığını, davacının iddia ettiğinin aksine "sürekli ve hizmet akdine yönelik bir çalışması" bulunmadığını, ayrıca müvekkilinin anılı taşınmazların maliki olmadığından, müvekkilin işbu davada taraf sıfatı bulunmadığını ve kendisine husumet yöneltilmeyeceğini, işbu davanın müvekkil davalı açısından husumet yokluğundan reddine karar verilmesini talep ettiklerini, davacının 19.05.2015-30.09.2017 tarihleri arasında Bağ-Kur kaydı bulunduğunu, aynı dönem için sigortalı çalıştığı iddiası ile 4/a sigortalı tespitini talep etmesinin mümkün olmadığını, davacının kendi nam ve hesabına hayvancılık, tarım ve buna bağlı ticaret yaptığını, müvekkilinin ve diğer davalının 11.10.2017 tarihinde boşandığını, İzmir İli, Urla İlçesi, 191 Parselde kayıtlı, İzmir İli, Urla İlçesi, 192 Parselde kayıtlı ve İzmir İli, Urla İlçesi, 185 Parselde kayıtlı taşınmazların müvekkili ve diğer davalının evliliği devam ederken diğer davalı tarafından satın alındığını, ancak bu taşınmazlar satın alındığında davacının kendisi, ailesi ve kardeşinin, İzmir İli, Urla İlçesi, 191 Parselde kayıtlı taşınmazda yaşadığını, bahçeyi davalıya satan kişinin “davacının karısının kanserden öldüğünü, çok gariban olduklarını, bir yer buluncaya kadar buradaki eski evde oturmalarına müsaade etmelerini“ rica ettiğini, o dönemde diğer davalı ile evli olan müvekkilinin iyi niyetle davacı ve ailesinin bu taşınmazda kendilerine başka bir yer bulana kadar yaşamasına izin verdiğini, ancak bu izinin davacı tarafından kötü niyetli işgalci kullanımına dönüştüğünü, davacının diğer davalının arazisinde kendi adına hayvancılık ve tarım yaptığını, sütçü ... lakabıyla tanınan davacının, hayvanlarının sütlerini kendi adına sattığını, yine davacının, bu arazide mısır yetiştirdiğini, bunları pişirip Çeşmealtı sahilinde kendi adına sattığını, keza davacının kurbanlık hayvanları yetiştirip sattığı Urla çevresinde bilindiğini, hizmet akdi çerçevesinde bağımlılık ilişkisi içinde çalışmadığını, aksine kendi nam ve hesabına hayvancılık tarım ve buna bağlı ticaret yaptığını, davacının ve ailesine kendilerine bir yer buluna kadar kalmasına izin verilmesine rağmen, davacı ve ailesinin müvekkili ve diğer davalının söz konusu taşınmazlara gelmemesini fırsat bilerek kardeşleri ve onların çocukları da eklenip bütün akrabalarını bahçeye yerleştirdiğini, işgalci olduğunu, davacının iddiaları hayatın olağan akışına aykırı olduğunu, diğer davalının malik olduğu 3 parselden oluşan bu arazinin, yerleşim yerlerinin ortasında olup, bu yer çitle çevrilidir, yaklaşık 8,5 dönüm içinde 40-50 tane zeytin ağacının ,birkaç meyve ağacının bulunduğu bir bahçedir ve davacının iddia ettiği gibi bir bekçinin olmasına ihtiyaç olmadığını, dosyaya delil olarak sunulan mesaj dökümlerinin davacının oğlu ... ... ile diğer davalı arasında olduğunu, diğer davalı ile dava dışı ... ... arasındaki mesajların Haziran 2017-0cak 2019 arası olduğu ve iki adet sokak köpeğine sahip bulunması ve mama parasıyla, diğer davalının bu yeri satmak istediğine ilişkin olduğunu, davacının sunduğu bu mesajların delil değeri bulunmadığını, davacının müvekkili tarafından kendisine aylık elden ödeme yapıldığı iddiasının kabul etmediklerini, davacıya müvekkilce gerek elden gerekse banka kanalıyla maaş adı altında hiçbir ödeme yapılmadığını, davacının sunduğu dekontlarda ödemelerin davacıya değil, oğlu ... ...'e yapıldığının açıkça görüldüğünü, ayrıca bu dekontlarda bahçe malzemesi ve sosyal yardım açıklamasıyla ödemeler yapıldığı görüldüğünü, müvekkilinin Urla'da kimseyi tanımadığı için çevreyi tanıyan davacının oğlu ... ...'ten yardım aldığını ve bu kişinin önerilerine güvendiğini, davacının oğlu olan ve belediyede çalışan ... ...’in, zaman zaman Urla'daki kişileri tanıması sebebiyle müvekkiline bahçenin artezyen, kurutma, aşılama, kamyon, köpek evi ve yemi, çukur açma, üzüm kazığı, elektrik gibi sebeplerle yardımcı olduğunu ve bunun karşılığında da okul parası, ... parası adı altında kendisine müvekkilden para yardımı aldığını, banka dekontları incelendiğinde 2013-2014 ve 2019-2020 tarihleri arasında hiçbir ödeme olmadığını, dava dışı ... ...'e müvekkili tarafından üç adet makbuzda sigorta primi yardımı yazılı para gönderildiğini, bu paranın ... ...'e yardım amaçlı gönderilmiş bir para olduğunu, çünkü ... ...'le de bir iş ilişkisi olmadığı gibi bu kişinin Urla Belediyesi'nde işçi olarak çalıştığını, ayrıca müvekkilinin sokak hayvanlarının aç kalmaması için mama parası açıklamasıyla davacının oğluna paralar gönderdiğini, bu ödemenin davacının iddiaları ile alakası bulunmadığını, bu ödemelerin süreklilik arz etmediğini, müvekkilin diğer davalı ile boşandıktan sonra diğer davalıya ait söz konusu taşınmazla herhangi bir ilgisi de kalmadığını diğer davalının bu yerleri 2019 yılında sattığını, kabul anlamına gelmemek kaydıyla, müvekkilinin diğer davalı ile boşandığı 11.10.2017 tarihinden sonra iddialardan herhangi bir sorumluluğu bulunmadığını beyanla davanın usulden ve esastan reddine dair karar verilmesini” talep etmiştir. Davalı SGK Başkanlığı vekili cevap dilekçesinde özetle; İzmir İl Müdürlüğü kayıtlarının tetkikinde; çalışmanın geçtiği iddia edilen davalılar ... ve ... adına herhangi bir işyeri kaydının olmadığının tespit edildiğini, davacı ...’in, T.C. No:(...)'e ait ... sicil numaralı sigortalı dosyasının tetkikinde; davacının ilk defa mülga 506 sayılı Kanun kapsamında, 22.11.1983 tarihinde işe girişinin bulunduğu, 6723156097 bağ numarası ile ise 19.05.2015 tarihinde 5510 sayılı Kanun kapsamında "isteğe bağlı sigortalılık" kaydının bulunduğu, 30.09.2017 tarihinde "4(b) işi bırakma" kodu ile 5510 sayılı Kanun kapsamından çıktığının tespit edildiğini, davacı, 2013/0cak ile 2020/0cak arasında 4/a sigortalı çalıştığının tespitini istediğini, fakat 19.05.2015-30.09.2017 tarihleri arasında Bağ-Kur kaydı bulunduğunu, bu bağlamda 4/a kapsamında sigortalılık kaydını istediği zaman zarfının bir kısmında 4/b kapsamında sigortalılığı bulunduğunu ve tespitini istediği bazı dönemlerde "hukuki yararı" bulunmadığını, dolayısıyla sigortalı bulunduğu dönemlerdeki talebine ilişkin olarak "davanın reddi" gerektiğini, hizmet tespiti davalarının nitelikçe kamu düzenine yönelik olduğunu, çalışma iddiasının hiçbir tereddütte yer bırakmayacak şekilde kanıtlanma mecburiyeti olduğunu belirterek davanın reddine dair karar verilmesini talep etmiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesi kararıyla davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. IV. İSTİNAF A. İstinaf Yoluna Başvuranlar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekilleri istinaf başvurusunda bulunmuştur. B. Gerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesi sayılı kararıyla; dosya kapsamında bulunan davalı ... ile davacının oğlu arasında geçtiği anlaşılan yazışma içeriği dikkate alındığında davacının davalıların emir ve talimatı ile hareket ederek davacının bulunduğu arazideki malzemelerin (Örneğin artezyen sistemindeki aletler) satın alınması, kurulması ile ilgili işlemler yaptıkları, yine davalı ...'ın talimatı ile davacının narenciye topladığı, davalı ...'ın talimatı ile köpek bakımı yaptığı, diğer davalı ...'un ise gerek boşanma öncesi gerekse boşanma sonrası davacının oğluna para gönderdiği, gönderim sebebi olarak köpek evi, köpek maması, prim yardımı vs şeklinde açıklamalarda bulunduğu, bu veriler göz önünde bulundurulduğunda davacının davalıların emir ve talimatı altında, onların istediği işleri yaptığı, davalıların sahibi olduğu arazide bulunup onun korunmasını, bakımını yaptığı, emir ve talimatla iş yaptığı ortada olmakla bağımlılık unsurunun bulunduğu açık olduğunu, hatta en son taşınmazın satılmasından önce davalı ...'ın talimatı ile taşınmaz görüntülerinin çekilerek davalıya gönderilmesi de buna delalet ettiğini, bağımlılık unsurunun çok sıkı bir şekilde gerçekleşmemiş olması iş sözleşmesinin olmadığı sonucunu doğurmayacağını, her somut olayın özelliğine göre bağımlılık daha sıkı veya daha az sıkı olabileceği, somut olayda bağımlılık daha az sıkı olmakla birlikte bulunduğunu, bu durum ise taraflar arasında iş sözleşmesinin bulunduğu sonucunu doğurduğunu, iş görme ve bağımlılık unsurunun bulunduğu bir ilişkide iş sözleşmesinin ve bundan kaynaklı olarak sigortalılık halinin bulunduğu açık olmakla davanın kabulüne dair İlk Derece Mahkemesi kabulünde bir isabetsizlik görülmediğini, davalı ... ve davacının oğlu arasındaki yazışma içeriği dikkate alındığında davalı ...'ın ... ile görüşme yapmadan taşınmaz için yapılacak işlere dair talimat vermediği orta olduğunu, davalıların evlilik birliği içinde aldıkları taşınmazın tapuda ... adına kayıtlı olduğu görülmekle birlikte işletilmesinin her iki davalı tarafından yapıldığının açık olduğunu, yine boşanma sonrasında da ... tarafından taşınmazla ilgili yapılan masraflar için para gönderilmiş olmakla birlikte yönetim olgusunun devam ettiği kabul edildiğini, şu halde ... işveren vekili olmadığı, davalılar birlikte istihdam kapsamında işveren sıfatını taşımakta olduğunu, belirtilen nedenlerle davalıların ve fer'i müdahil Kurumun tüm istinaf itirazlarının 6100 sayılı HMK'nın 353/1-b-1. maddesi gereğince esastan reddine, davacının istinaf başvurusunun kabulüne davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile İzmir .... İş Mahkemesi'nin 29/03/2022 tarih, 2020/161 E. ve 2022/161 K. sayılı kararının 6100 sayılı HMK'nın 353/1-b.2 hükmü gereğince kaldırılmasına, davacının davasının kısmen kabulü ile ... TC Kimlik nolu, ... s.sicil numaralı davacı ...’in, Kurumda tescilsiz, davalılar ... ve ...’e ait, Denizli Mah. ....Sok. No.5B Urla/İzmir adresinde bulunan taşınmazda, hizmet akdine istinaden, dönemin asgari ücreti ile sürekli ve kesintisiz, 22.07.2013 - 20.11.2019 tarihleri arasında 2280 gün çalıştığının tespitine, davacının fazlaya yönelik taleplerinin reddine, karar vermiştir. V. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ A. Bozma Kararı 1. Bölge Adliye Mahkemesinin kararına karşı süresi içinde davalılar vekilleri ve fer'i müdahil Kurum vekili tarafından temyiz isteminde bulunmuştur. 2. Daire bozma ilamında; somut olayda, taraflar arasında davacının 22.07.2013 tarihinden itibaren söz konusu bu taşınmazda ikamet ettiği hususunda bir uyuşmazlık bulunmadığı, taraflar arasındaki uyuşmazlığın, davacının 2013 Ocak ile 2020 Ocak (mülkün satış tarihi) arasında davalılara ait arazide bekçi olarak hizmet akdiyle çalışıp çalışmadığı noktasında olduğu, davalı Kurum kayıtlarında; ... TC Kimlik nolu, 23.11.1964 doğumlu davacı ...’in, ilk kez dava dışı işyerinden verilen ilk işe giriş bildirgesine istinaden 22.11.1983 tarihinde ... ss numarası ile tescil edilmiş olup, davacı adına davalılar ..., ... işyerinden davacı adına işe giriş bildirgesi bulunmadığı gibi davalılar adına tescilli bir işyeri de bulunmadığı, davacının HDC’de; dava konusu dönem olan 2013/Ocak/ 2020/Ocak dönemde; 19.05.2015- 30.09.2017 tarihleri arasında 6723156097 Bağ-Kur no ile İBS olup, bunun dışında başkaca çalışmasının bulunmadığı, dosyada mevcut belgelere göre söz konusu 3 adet taşınmazın davalı 22.07.2013 tarihinden 20.11.2019 tarihine kadar davalı ...’in malik olduğu ve taşınmazların Hacıpınarı Bahçe altı mevkinde bulunan 6.572,00 m2 zeytin ve portakal ağaçlı tarla, Denizli Mah. ... Yakayık mevkinde bulunan 523,00 m2 meyve ve sebze bahçesi ile 210 m2 avlulu kargir ev olduğu ve davalılar ... ile ... Yiğitler 11.10.2017 tarih (02.11.2017 kesinleşme tarihli), 2017/676 E., 2017/682 K. sayılı boşanma ilamı ile boşandıkları görüldüğü, Urla İlçe Tarım Orman Müdürlüğü tarafından gönderilen davacının Hayvan Bilgi Sistemi Türkvet Kayıt Sisteminde; Denizli Mahallesinde 21.05.2007- 22.11.2017 tarihleri arasında TR3*** *** **** numaralı büyükbaş hayvancılık işletmesi kaydının bulunduğu ve davalılar tarafından sunulan ... ...’e ait olduğu beyan edilen internet sitede aldığı 2019/7-8 aya ait kurbanlık kuzu satışı ilanına göre davacının davalıya ait taşınmazda hayvan baktığı anlaşılmakta ise de davacının davalılara ait büyük baş veya küçük baş hayvan baktığı yönünde bir iddiasının bulunmadığı, arazinin bakımı ve bekçiliğini yaptığını iddia ettiği, davacının davalılara ait arazi üzerindeki evde ailesi ile birlikte oturduğu, portakal, zeytin, meyve ve sebze bahçelerine ve araziye baktığı, 2013 yılından 2020 yılında satılana kadar bekçi olarak çalıştığı, ailesi ile beraber yaşadıkları bu yerin ve evin bakımı ile temizliğini yapıp, araziye yabancıların, hayvanların girmesine izin vermediği, ayrıca davalıların burada kalan köpeklerine baktığı iddia edilmiş ise de dinlenen tanık beyanlarında ve davalı beyanlarında davacının “Sütçü ...” olarak tanındığının belirtilmesi, davacının oğlu ... da bu yerde adaklık kurbanlık satışı yaptığına dair internet belgelerinin bulunması karşısında, yukarıda açıklanan maddi ve hukuki olgular ışığında mahkemece, çalışmanın niteliği üzerinde durulmalı, hizmet akdinin kim tarafından yerine getirildiği ortaya konulmalı, hizmet akdinin varlığının kabul edilse de aile yaşamı ile iş yaşamının iç içe geçmesi göz önüne alınarak, davalılara davacının mesaisinin günde ne kadarını hasrettiği yaptığı işlere göre belirlenip, çalışmanın kısmi olup olmadığı değerlendirilmeli, buna göre davacının kısmi zamanlı çalışma durumunun günlük çalışma saatine göre (4857 sayılı İş Kanunu'nun 63 üncü maddesi gereğince 7.5 saat çalışmanın 1 günlük çalışma hesabı ile) haftalık ve aylık çalışma süresinin kaç gün olduğu açıkça belirlenmeli, işyerinin kapsam, kapasite ve niteliğine göre eylemli çalışmanın var olup olmadığı, sürekli veya kesintili olup olmadığı, hiçbir kuşku ve duraksamaya yer bırakmayacak biçimde çözümlenip; deliller hep birlikte değerlendirilip takdir edilerek, çalışma olgusu böylece hiç bir kuşku ve duraksamaya yer bırakmayacak biçimde belirlenmesi gerektiği belirtilmiştir. B.Bölge Adliye Mahkemesince Verilen Direnme Kararı Bölge Adliye Mahkemesi kararı ile bozma ilamı içeriğinde; -"çalışmanın niteliği üzerinde durulmalı, hizmet akdinin kim tarafından yerine getirildiği ortaya konulmalı," ibaresine yer verilmiş ise de dava dilekçesinde yer verilen, " ...arazide 2013 yılından satılana kadar bekçi olarak çalıştım... Ancak arazide tarım yapılmazdı, hayvancılık da yoktu. Ben ailemle beraber yaşadığımız bu yerin ve evin bakımı ile temizliğini yapar 24 saat başından ayrılmazdım. Araziye yabancıların, hayvanların girmesine izin vermez artezyene bakım yaptırır ayrıca davalıların burada kalan köpeklerine bakardım." ifadesiyle çalışmanın niteliği ortaya konulmuş; bekçilik faaliyetinin davacı tarafından yerine getirildiği iddiasının aksi ileri sürülmemiş; ilk derece ve bölge adliye mahkemesi kararlarında da, davacı tarafından üstlenilen işin, ev ve arazinin bakım ve korunmasına yönelik faaliyet olduğu tereddütsüz biçimde ortaya konulmuş iken, yapılan işin niteliği ve kim tarafından gerçekleştirildiği konusunda belirsizlik bulunmadığından, bu yönde ek bir inceleme yapılmasına gerek duyulmamıştır. "hizmet akdinin varlığı kabul edilse de aile yaşamı ile iş yaşamının iç içe geçmesi göz önüne alınarak, davalılara davacının mesaisinin günde ne kadarını hasrettiği yaptığı işlere göre belirlenip, çalışmanın kısmi olup olmadığı değerlendirilmeli," yönündeki bozma gerekçesi ise, bekçilik, bakım temizlik gibi tüm güne yayılan işleri yapan kişiyi sürekli gözetleyip denetleyen bir tanığa ulaşılmasının olanaksızlığı yanında; bekçilik faaliyetini tek başına yürüten bir kişinin, bu işe hasrettiği zamanın ayrıştırılması olanağının bulunmaması nedeniyle de araştırılması mümkün olmayan bir önerme olması nedeniyle bozma ilamına uyulması mümkün olmamıştır. Kaldı ki, bozma ilamı içeriğinde de belirtildiği üzere, davalıya ait taşınmazda ikamet eden davacının, özel yaşamı ile iş yaşamının iç içe geçmiş olması nedeniyle böyle bir ayrıştırma yapma olanağı bulunmamaktadır. Bakımını yaptığı hasta, yaşlı veya çocukla aynı evde yaşayan bakıcılar; bekçiliğini yaptığı fabrika, yakıt istasyonu veya işyeri binasında ikametine izin verilen kişiler; başka bölgelerden gelip çalıştığı inşaat şantiye binalarında konaklayan işçiler için bu yönde herhangi bir araştırma gereği öngörmeyen yerleşik içtihatlara karşın, özel yaşamın üçüncü kişiler tarafından denetlenip gözetlenme olanağı bulunmadığı ve çalışmanın geçtiği yerin özellikleri dikkate alındığında, bozma ilamında yer verilen ayrıştırma ve ölçümün gerçekleştirilebilme olanağı da bulunmadığından, bozma ilamı uyarınca işlem gerçekleştirilmesine olanak bulunmadığı, Yerleşik Yargıtay içtihatlarında belirtildiği üzere, "Zaman ve bağımlılık unsurları hizmet akdinin ayırıcı ve belirleyici özellikleri olduğu, çalışan, Borçlar Kanunu'nun 313 üncü maddesinin öngördüğü çerçeve içinde, zaman ve bağımlılık unsurlarını gerçekleştirecek biçimde çalışmaktaysa, aradaki çalışma ilişkisi hizmet akdine dayanıyor demektir. Bilindiği üzere zaman unsuru çalışmanın, işgücünün belirli ya da belirli olmayan bir süre içinde, işveren veya vekilinin buyruğunda bulundurmayı kapsamaktadır. Hiç kuşkusuz çalışan, bu süre içinde, işveren veya vekilinin buyruğu ve denetimi altında (bağımlı olarak) edimini yerine getirecektir. Burada söz konusu olan bağımlılık ise her an ve durumda çalışanı denetleme veya buyruğuna göre edimini yaptırma olanağını işverene tanıyan, çalışanın edimi ile ilgili buyruklar dışında, çalışma olanağı bulamayacağı nitelikte bir çalışmadır." (Yargıtay 10. Hukuk Dairesi, 04.02.2021 T., 2020/6872 E., 2021/1228 K.) Davaya konu sürede, davalılara ait taşınmazda ikamet eden, başka bir işyerinde çalışma iddiası veya sigortalılık bildirimi bulunmayan davacının, gün içinde sınırlanmış bir çalışma saatiyle bağlı olmaksızın, davalılara bağımlı olarak çalıştığı belirgin bulunduğundan; sıralanan maddi ve hukuki olgular ile bozmaya konu karar gerekçesi ışığında yapılan değerlendirme sonucunda, bozma gerekçelerine uyulması mümkün olmadığından; oluşan vicdani kanaate dayalı önceki kararda direnilmesine karar verilmiştir. VI. TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen direnme kararına karşı süresi içinde davalılar vekilleri ve fer'i müdahil Kurum vekili temyiz isteminde bulunmuştur. B. Temyiz Sebepleri Davalı vekili; bildirmiş olduğu tanıklarının beyanın dikkate alınmadığını, arazide tarım, hayvancılık olmadığından, boş arazide mi bekçilik yapıldığını, isteğe bağlı sigortalılığının hiç değerlendirilmediğini, mesajlaşmalar da emir ve talimat bulunmadığı, emir ve talimatın davacıya değil dava dışı ... ...'e verildiğini, hizmet aktinin unsurlarının oluşmadığını belirterek kararın bozulmasını talep etmiştir. Davalı ... vekili; direnme kararının hatalı olduğunu, eksik inceleme ile karar verildiğini, iş sözleşmesi unsurlarının oluşmadığını, ödemeler davacıya değil oğluna yapıldığını, maaş ödemesi olmadığını, işveren veya işveren vekili olmadığını, yardım ve barınma amaçlı taşınmaz içerisinde yaşanmasına izin verildiğini, kararın usul ve yasaya aykırı olduğunu belirterek kararın bozulmasını talep etmiştir. Fer'i müdahil Kurum vekili; Bölge Adliye Mahkemesince verilen kabul kararının hatalı olduğunu belirterek kararın bozulmasını talep etmiştir. C. Uyuşmazlık Uyuşmazlık, hizmet tespiti istemine ilişkindir. D. Gerekçe 1. İlgili Hukuk 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370, 371 ve 373 üncü maddeleri ile 5510 sayılı Kanun'un 86 ncı madde hükümleridir. 2. Değerlendirme Davalı ...’in malik olduğu ve taşınmazların Hacıpınarı Bahçe altı mevkinde bulunan 6.572,00 m2 zeytin ve portakal ağaçlı tarla, Denizli Mah. ... Yakayık mevkinde bulunan 523,00 m2 meyve ve sebze bahçesi ile 210 m2 avlulu kargir evden oluştuğu, taşınmazlara davalı ...'in 22.7.2013-20.11.2019 maliki olduğu, davacının ailesi ile birlikte taşınmazda ikamet ettiği, davalı ... ile davacının oğlu arasında geçtiği anlaşılan yazışma içeriği, diğer davalı ...'un ise gerek boşanma öncesi gerekse boşanma sonrası davacının oğluna gönderdiği ödeme ve gönderim sebepleri, dosya içerisinde yer alan taraf ve tanık beyanları ve sair delilleri ile Bölge Adliye Mahkemesinin direnme hükmünde dayandığı yasal dayanaklar ve gerekçeye göre Dairemize ait anılan bozma ilamının ortadan kaldırılması gerektiği anlaşılmıştır. VII. KARAR Açıklanan sebeplerle; Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun’un 370 inci maddesinin birinci fıkrası ve 373 üncü maddesinin beşinci fıkraları uyarınca ONANMASINA, Aşağıda yazılı temyiz harcının ilgililere ayrı ayrı yükletilmesine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Mahkemesine gönderilmesine 06.05.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.