19. Ceza Dairesi 2018/3325 E. , 2018/8054 K. "İçtihat Metni" Borçlunun ödeme şartını ihlâl suçundan sanık ...'ın, 2004 sayılı İcra ve İflâs Kanunu’nun 340. maddesi gereğince 3 aya kadar tazyik hapsi cezası ile cezalandırılmalarına dair Bursa 3. İcra Ceza Mahkemesinin 15/02/2018 tarihli ve 2017/1106 Esas, 2018/130 Karar sayılı kararına karşı yapılan itirazın reddine ilişkin mercii Bursa 4. İcra Ceza Mahkemesinin 14/03/2018 tarihli ve 2018/16 Değişik İş sayılı kararı aleyhine Adalet Bakanlığının 0
**19. Ceza Dairesi 2018/3325 E. , 2018/8054 K.** **"İçtihat Metni"** Borçlunun ödeme şartını ihlâl suçundan sanık ...'ın, 2004 sayılı İcra ve İflâs Kanunu’nun 340. maddesi gereğince 3 aya kadar tazyik hapsi cezası ile cezalandırılmalarına dair Bursa 3. İcra Ceza Mahkemesinin 15/02/2018 tarihli ve 2017/1106 Esas, 2018/130 Karar sayılı kararına karşı yapılan itirazın reddine ilişkin mercii Bursa 4. İcra Ceza Mahkemesinin 14/03/2018 tarihli ve 2018/16 Değişik İş sayılı kararı aleyhine Adalet Bakanlığının 08/05/2018 gün ve 94660652-105-16-5557-2018-Kyb sayılı kanun yararına bozma istemini içeren yazısı ekindeki dava dosyası Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının 16/05/2018 gün ve KYB.2018/41267 sayılı ihbarnamesi ile Dairemize gönderilmekle okundu. Anılan ihbarnamede; Dosya kapsamına göre, 1- Benzer bir olaya ilişkin Yargıtay 19. Ceza Dairesinin 18/04/2017 tarihli ve 2017/2610 Esas, 2017/3528 Karar sayılı ilâmında yer alan, "Taahhüt konusu borcun, sanığın yetkili temsilcisi olduğu Ces Akvaryum Su Ürünleri Yem San. Tic. Ltd. Şirketi’ne ait olduğu, ödeme emrinin adı geçen şirket hakkında düzenlendiği, taahhüt ekindeki belgelerden sanığın şirketin ortağı ya da müdürü olmadığı, ödeme taahhüdünü ihlâl suçunda taahhütte bulunan kişinin bizatihi borçlu sıfatını haiz olması gerektiği, üçüncü bir şahsın taahhütte bulunması için borcu icra kefaleti ile yüklenmesi gerektiği cihetle, somut olayda sadece şirketi borçlandırıcı işlem yapma ve temsil yetkisi bulunan sanığın taahhüde konu şirket borcundan dolayı kişisel sorumluluğu bulunmadığı cihetle, atılı suçun yasal unsurları bulunmadığı gözetilmeyerek itirazın kabulü yerine yazılı şekilde reddine karar verilmesinde..." şeklindeki açıklamalara nazaran, sanığın yetkilisi olduğu ... Turiz Taş. Otom. İnş. Nak. Gıda İç ve Dış Tic. Ltd. Şti. isimli şirketin borcunu üstlendiğine dair 18/07/2017 tarihli tutanağın icra kefalet tutanağı olduğu değerlendirilerek yapılan incelemede, Yine benzer bir olaya ilişkin Yargıtay 19. Ceza Dairesinin 09/06/2016 tarihli ve 2016/3298 Esas, 2016/19382 Karar sayılı ilâmında da belirtildiği üzere, 6098 sayılı Borçlar Kanunu'nun 583/1. maddesinde yer alan "Kefalet sözleşmesi, yazılı şekilde yapılmadıkça ve kefilin sorumlu olacağı azamî miktar ile kefalet tarihi belirtilmedikçe geçerli olmaz. Kefilin, sorumlu olduğu azamî miktarı, kefalet tarihini ve müteselsil kefil olması durumunda, bu sıfatla veya bu anlama gelen herhangi bir ifadeyle yükümlülük altına girdiğini kefalet sözleşmesinde kendi el yazısıyla belirtmesi şarttır." şeklindeki hüküm dikkate alındığında, sanığın yetkilisi olduğu bahse konu şirketin borcunu üstlendiğine dair 18/07/2017 tarihli icra kefalet tutanağında borçlu sanığın imzası ve "OKUDUM ANLADIM SERDAL ..." ibareleri haricinde borcu üstlendiğine ilişkin kendi el yazısı ile yazılmış herhangi bir ibarenin bulunmamasında, 2- Benzer bir olaya ilişkin Yargıtay 19. Ceza Dairesinin 01/06/2017 tarihli ve 2017/3271 Esas, 2017/5188 Karar sayılı ilâmında yer alan, "... İcra kefili olan sanık tarafından ... tarihinde ödeme taahhüdünde bulunulduğu, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun 584/1. maddesinde yer alan “Eşlerden biri mahkemece verilmiş bir ayrılık kararı olmadıkça veya yasal olarak ayrı yaşama hakkı doğmadıkça, ancak diğerinin yazılı rızasıyla kefil olabilir; bu rızanın sözleşmenin kurulmasından önce ya da en geç kurulması anında verilmiş olması şarttır.” şeklindeki düzenlemeye nazaran, dosya içerisinde mevcut nüfus kaydına göre taahhüt tarihinde evli olan sanığın eşinin kefalet işlemi öncesinde veya icra kefilliği sırasında rızasının alınıp alınmadığının belirtilmemesi nedeniyle geçerli bir kefalet işlemi dolayısıyla hukuken geçerli bir ödeme taahhüdü bulunmadığından, taahhüdün geçerli olmadığı anlaşılmakla, sanığın üzerine atılı suçun unsurlarının oluşmaması nedeniyle itirazın kabulüne karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde reddine karar verilmesinde isabet görülmediği" şeklindeki açıklamalara nazaran, dosya içerisinde mevcut nüfus kaydına göre taahhüt tarihinde evli olan sanığın eşinin kefalet işlemi öncesinde veya icra kefilliği sırasında rızasının alınıp alınmadığının belirtilmemesi karşısında, sanığın icra kefilliğinin ve icra kefalet sözleşmesine dayanılarak verilen taahhüdün geçersiz olduğu cihetle, borçlu sanığın beraatine karar verilmesi gerektiği gözetilmeden, itirazın kabulü yerine yazılı şekilde reddine karar verilmesinde, isabet görülmediği gerekçesiyle 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 309. maddesi uyarınca anılan kararın kanun yararına bozulması isteminde bulunulmakla gereği görüşülüp düşünüldü; Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının kanun yararına bozma istemine dayanan ihbarname içeriği yerinde görüldüğünden, Bursa 4. İcra Ceza Mahkemesinin 14/03/2018 tarihli ve 2018/16 Değişik İş sayılı kararının CMK’nın 309/4-d maddesi uyarınca BOZULMASINA, sanık hakkında ödeme şartını ihlal eyleminden dolayı hükmolunan tazyik hapsinin kaldırılmasına, 04/07/2018 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.