DANIŞTAY İDARİ DAVA DAİRELERİ KURULU 2022/3408 E. , 2024/1836 K. T.C. D A N I Ş T A Y İDARİ DAVA DAİRELERİ KURULU Esas No : 2022/3408 Karar No : 2024/1836 TEMYİZ EDEN (DAVALI) : ...Kurulu VEKİLİ : Av. ... KARŞI TARAF (DAVACI) : ... İSTEMİN KONUSU : Danıştay Beşinci Dairesinin 07/03/2022 tarih ve E:2018/1057, K:2022/763 sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir. YARGILAMA SÜRECİ : Dava konusu istem: Beyağaç Cumhuriyet Savcısı olarak görev yaptığı dönemde …
DANIŞTAY İDARİ DAVA DAİRELERİ KURULU 2022/3408 E. , 2024/1836 K. "İçtihat Metni" T.C. D A N I Ş T A Y İDARİ DAVA DAİRELERİ KURULU Esas No : 2022/3408 Karar No : 2024/1836 TEMYİZ EDEN (DAVALI) : ...Kurulu VEKİLİ : Av. ... KARŞI TARAF (DAVACI) : ... İSTEMİN KONUSU : Danıştay Beşinci Dairesinin 07/03/2022 tarih ve E:2018/1057, K:2022/763 sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir. YARGILAMA SÜRECİ : Dava konusu istem: Beyağaç Cumhuriyet Savcısı olarak görev yaptığı dönemde gerçekleştirdiği eylemleri nedeniyle davacının 2802 sayılı Hâkimler ve Savcılar Kanunu'nun 69. maddesinin son fıkrası uyarınca meslekten çıkarma cezası ile cezalandırılmasına ilişkin ... tarih ve ... sayılı Hâkimler ve Savcılar Kurulu kararının kaldırılması istemiyle 6087 sayılı Hakimler ve Savcılar Kurulu Kanunu'nun Geçici 3. maddesi kapsamında yapmış olduğu başvurunun reddine ilişkin Hakimler ve Savcılar Kurulu Genel Kurulunun ... tarih ve...sayılı kararının iptali istenilmiştir. Daire kararının özeti:Danıştay Beşinci Dairesinin 07/03/2022 tarih ve E:2018/1057, K:2022/763 sayılı kararıyla; Davacının meslekten çıkarma cezasıyla cezalandırılmasına esas alınan "fiilin fenalığına müdrik olmayan ve mukavemete muktedir bulunmayan sağır ve dilsiz mağdurun fiili livata suretiyle müteselsilen ırzına geçmek" suçu ısnadıyla yargılandığı ... Ağır Ceza Mahkemesinin E:... sayılı dosyasında yapılan yargılamada; mağdur M.K.'nın daha önce Beyağaç Jandarma Karakolunda ve akabinde olayı soruşturmakla görevlendirilen Adalet Baş Müfettişine verdiği ifadede; davacının fiili livata yoluyla iki kez ırzına geçtiğini olayı işaretlerle anlattığı kişilerin yardımıyla beyan ettiği, ancak mahkeme aşamasında tercüman aracılığıyla alınan ifadesinde, davacının kendisine hiç bir suretle tecavüzde bulunmadığını, bu şekilde isnatta bulunması için jandarmada ifadesine yardımcı olan M.T. adlı kişinin kendisini tabanca ile tehdit ettiği için davacıdan şikayetçi olduğunu ve bu aşamada şikayetçi olmadığını ifade ettiği, yine anılan kişinin babası olan müşteki C.K. Mahkeme aşamasında alınan ifadesinde; davacının Beyağaç ilçesinden sürdürülmesi için bu şekilde bir tertip içinde bulunulduğunu öğrendiğini, bu nedenle davacıdan şikayetçi olmadığını beyan ettiği, bununla birlikte Adli Tıp Kurumu İzmir Şube Müdürlüğünün ... tarih ve ... sayılı raporunda ve Genel Cerrahi uzmanınca düzenlenen 08/01/1996 tarihli raporda, mağdurda darp ve cebir arazı görülmediği, fiili livatayı ispatlayacak kesin anal bulguların elde edilemediğinin belirtildiği, yine Adli Tıp Kurumu 4. İhtisas Kurulunun ... tarih ve ... karar nolu raporunda, M.K.'ın mağduru bulunduğu fiili livata suçunun ahlaki kötülüğünü idrak etmesine ve fiile ruhsal yönden mukavemete muktedir olmasına mani olacak mahiyet ve derecede herhangi bir akıl hastalığı veya zeka geriliği saptanmadığı, bu nedenle mukavemete muktedir olduğu, verdiği ve vereceği ifadelere itibar edilmemesi için tıbbi bir neden bulunmadığının mütalaa edildiği, tanık ifadelerinin somut bir görgü ve bilgiye dayanmadığı hususu ile davacının ısrarla atılı suçu işlemediğine ilişkin savunmaları birlikte değerlendirilerek, davacının cezalandırılmasına yetecek kesin ve inandırıcı delil elde edilemediği ve atılı suçun unsurlarının oluşmadığı gerekçesiyle ... tarih ve K:... sayılı beraat kararı verildiği, anılan kararın temyiz edilmeksizin kesinleşmesi üzerine davacı tarafından, isnat edilen eylemin mağduru olduğu iddia edilen kişiye karşı iftira suçu isnadıyla açtığı ceza davasında, ... Asliye Ceza Mahkemesinin ... tarih ve E..., K:... sayılı kararı ile M.K.'nın mahkumiyetine ve 20.000.000 TL manevi tazminata hükmedildiği, Bu durumda, dava konusu disiplin cezasının tesis edilmesinde belirleyici olan atılı eylem nedeniyle yapılan yargılama sonucunda, davacı hakkında beraat kararı verilmesinden sonra, davacı tarafından, atılı eylemin mağduru olduğu iddia edilen kişiye karşı iftira suçu isnadıyla açılan ceza davasında, ... Asliye Ceza Mahkemesinin ... tarih ve E..., K:... sayılı kararı ile M.K.'nın cezalandırılmasına ve davacı lehine manevi tazminata hükmedilmesine ilişkin yargı kararları birlikte değerlendirildiğinde; davacıya isnat edilen eylemin hukuken kabul edilebilir, objektif, somut delillerle açık ve net bir şekilde ortaya konulmadığı sonucuna ulaşıldığından, davacının 2802 sayılı Hâkimler ve Savcılar Kanunu'nun 69. maddesinin son fıkrası uyarınca meslekten çıkarma cezası ile cezalandırılmasına ilişkin ... tarih ve ... sayılı Hâkimler ve Savcılar Kurulu kararının kaldırılması istemiyle 6087 sayılı Hakimler ve Savcılar Kurulu Kanunu'nun Geçici 3. maddesi kapsamında yapmış olduğu başvurunun reddine ilişkin Hakimler ve Savcılar Kurulu Genel Kurulunun ... tarih ve ... sayılı kararında hukuka uygunluk bulunmadığı gerekçesiyle dava konusu işlemin iptaline karar verilmiştir. TEMYİZ EDENİN İDDİALARI : Davalı idare tarafından, mağdur M.K tarafından hem jandarmadaki ifadesinde hem de olayı soruşturmakla görevlendirilen Adalet Baş Müfettişine verilen ifadelerde davacının fiili livata yoluyla iki kez ırzına geçtiğini beyan etmesine rağmen, daha sonra mahkeme aşamasında M.T adlı kişinin kendisini tabanca ile tehdit ettiğinden bahisle şikayetçi olduğunu ve bu şekilde beyanda bulunmak zorunda bırakıldığını iddia ederek şikayetini geri almasının inandırıcı ve kabul edilebilir olmadığı, ceza yargılamasında verilen kararların disiplin hukuku kapsamındaki davalarda hukuki bağlayıcılığının bulunmadığı, davacının eyleminin niteliği, ağırlığı, yoğunluğu ve mesleki ve etik değerler karşısındaki durumu dikkate alındığında mesleğin şeref ve onurunu ve memuriyet nüfuz ve itibarını bozacak nitelikte olduğu, bu nedenle 2802 sayılı Hâkimler ve Savcılar Kanunu’nun 69. maddesinin son fıkrası uyarınca “meslekten çıkarma” cezasıyla cezalandırılmasına ilişkin kararın ve bu kararın kaldırılması istemiyle yapılan başvurunun reddine ilişkin kararın hukuka uygun olduğu, Daire kararının bozulması gerektiği ileri sürülmektedir. KARŞI TARAFIN SAVUNMASI : Davacı tarafından, Danıştay Beşinci Dairesince verilen kararın usul ve hukuka uygun bulunduğu ve temyiz dilekçesinde öne sürülen nedenlerin, kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte olmadığı belirtilerek temyiz isteminin reddi gerektiği savunulmaktadır. DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ ...'NUN DÜŞÜNCESİ : Temyiz isteminin reddi ile Daire kararının onanması gerektiği düşünülmektedir. TÜRK MİLLETİ ADINA Karar veren Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunca, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra dosya tekemmül ettiğinden yürütmenin durdurulması istemi hakkında ayrıca bir karar verilmeksizin gereği görüşüldü: HUKUKİ DEĞERLENDİRME: Danıştay dava dairelerinin nihai kararlarının temyizen incelenerek bozulması, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesinde yer alan; "a) Görev ve yetki dışında bir işe bakılmış olması, b) Hukuka aykırı karar verilmesi, c)Usul hükümlerinin uygulanmasında kararı etkileyebilecek nitelikte hata veya eksikliklerin bulunması" sebeplerinden birinin varlığı hâlinde mümkündür. Temyizen incelenen karar usul ve hukuka uygun olup, temyiz dilekçesinde ileri sürülen iddialar kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. KARAR SONUCU: Açıklanan nedenlerle; 1. Davalı idarenin temyiz isteminin reddine, 2.Dava konusu işlemin yukarıda özetlenen gerekçeyle iptaline ilişkin Danıştay Beşinci Dairesinin temyize konu 07/03/2022 tarih ve E:2018/1057, K:2022/763 sayılı kararının ONANMASINA, 3. Kesin olarak, 02/10/2024 tarihinde oyçokluğu ile karar verildi. KARŞI OY X- Dava; davacının Beyağaç Cumhuriyet Savcısı olarak görev yaptığı dönemde gerçekleştirdiği eylemleri nedeniyle 2802 sayılı Hâkimler ve Savcılar Kanunu'nun 69. maddesinin son fıkrası uyarınca meslekten çıkarma cezası ile cezalandırılmasına ilişkin ... tarih ve... sayılı Hâkimler ve Savcılar Kurulu kararının kaldırılması istemiyle 6087 sayılı Hakimler ve Savcılar Kurulu Kanunu'nun Geçici 3. maddesi kapsamında yapmış olduğu başvurunun reddine ilişkin Hakimler ve Savcılar Kurulu Genel Kurulunun ... tarih ve...1 sayılı kararının iptali istemiyle açılmıştır. 2082 sayılı Hakimler ve Savcılar Kanunu'nun meslekten çıkarma cezasının düzenlendiği 69. maddesinin son fıkrasında, "Disiplin cezasının uygulanmasını gerektiren fiil suç teşkil etmezse ve hükümlülüğü gerektirmese bile mesleğin şeref ve onurunu ve memuriyet nüfuz ve itibarını bozacak nitelikte görüldüğü takdirde de meslekten çıkarma cezası verilir." hükmü yer almıştır. Birleşmiş Milletler İnsan Hakları Komisyonunun 23 Nisan 2003 tarihli oturumunda kabul edilen ve Hâkimler ve Savcılar Kurulunun 27/06/2006 tarih ve 315 sayılı kararı ile benimsenmiş bulunan Bangalor Yargı Etiği İlkelerinde de, bağımsızlık, tarafsızlık, doğruluk, dürüstlük, eşitlik, ehliyet ve liyakat korunan değerler olarak sayılmış olup, hâkimlerin herhangi bir yerden herhangi bir sebeple doğrudan ya da dolaylı olarak gelebilecek her türlü dış etki, rüşvet, baskı, tehdit ve müdahaleden uzak şekilde, olaylara ilişkin kendi değerlendirmelerine dayanarak ve hukuka dair kendi vicdani anlayışları ile uygun biçimde yargı işlevini bağımsız olarak yerine getirmeleri gerektiği; yargı görevlerini tarafsız, önyargısız ve iltimassız olarak yerine getirmek zorunda oldukları; mahkeme içerisinde ve dışında, halkın, hukukçuların ve dava taraflarının yargı ve hâkim tarafsızlığına duyduğu güveni koruyacak ve artıracak davranışlar içerisinde olmaları gerektiği; davranışlarının makul bir kişinin gözünde tasvip edilir nitelikte olmasını sağlamaları ve hâl ve davranış tarzlarının, insanların yargının doğruluğuna ilişkin inancını kuvvetlendirici nitelikte olması gerektiği; yalnızca adaleti sağlamakla kalmamaları, bu görüntüyü yansıtılmak zorunda da oldukları; sıradan bir vatandaşın ağır olarak nitelendirebileceği kişisel sınırlamaları kabul etmek durumunda oldukları ve bunu özgürce ve kendi iradeleriyle yapmaları gerektiği; ailelerinin, sosyal ilişkilerinin veya diğer ilişkilerinin, hâkim olarak meslekî davranışlarını veya kararlarını uygunsuz bir şekilde etkilemesine izin vermemeleri gerektiği; yargı görevinin yerine getirilmesinde herhangi bir kimsenin kendilerini uygunsuz bir şekilde etkileyebileceği izlenimine yol açmamaları ve başkalarının böyle bir izlenime yol açmasına müsaade etmemeleri gerektiği; özetle, hâkimlerin yargı vazifesinin onuruyla uyumlu bir tarzda davranmak zorunda oldukları belirtilmiştir. Dava dosyasının incelenmesinden; davacı hakkında, Beyağaç Cumhuriyet Savcısı olarak görev yaptığı sırada 05/01/1996 ve 06/01/1996 tarihlerinde evinde, "fiilin fenalığını müdrik olmayan ve mukavemete muktedir bulunmayan sağır ve dilsiz 12/03/1976 doğumlu M. K.'nın rızası tahtında livata suretiyle müteselsilen ırzına geçtiği" iddiası üzerine yapılan disiplin soruşturması kapsamında toplanan deliller ve dinlenilen tanık beyanları dikkate alınarak Hakimler ve Savcılar Kurulunun ... tarih ve... sayılı kararı ile meslekten çıkarma cezası ile cezalandırıldığı, bu kararının kaldırılması istemiyle 6087 sayılı Hakimler ve Savcılar Kurulu Kanunu'nun Geçici 3. maddesi kapsamında yapmış olduğu başvurunun Hakimler ve Savcılar Kurulu Genel Kurulunun ... tarih ve... sayılı kararı ile reddedildiği anlaşılmaktadır. Dava dosyasında; ilgili bilgi ve belgeler ile usulüne uygun olarak yürütülen soruşturma raporunun yer aldığı, anılan raporun ve dosyada yar alan diğer bilgi ve belgelerin incelenmesinden, soruşturma konusunu oluşturan ve disiplin cezasını gerektiren hal ve fiillerin sübut bulduğu kanaatine ulaşılmıştır. Bu nedenle davacı hakkında 2802 sayılı Kanun'un 69. maddesinin son fıkrası uyarınca verilen meslekten çıkarma cezasına ilişkin kararın kaldırılması talebinin reddine ilişkin dava konusu Hakimler ve Savcılar Yüksek Kurulu Genel Kurulu Kararında hukuka aykırılık görülmemiştir. Açıklanan nedenlerle, aksi yönde değerlendirme ile verilen Daire kararının bozulması gerektiği oyuyla, karara katılmıyoruz.