18. Ceza Dairesi 2016/16483 E. , 2016/18234 K. "İçtihat Metni" Konut dokunulmazlığını ihlal suçundan yapılan soruşturma evresi sonucunda Fethiye Cumhuriyet Başsavcılığınca verilen 13/04/2015 tarihli ve 2015/2364 soruşturma, 2015/1602 sayılı kovuşturmaya yer olmadığına dair karara karşı yapılan itirazın reddine ilişkin Fethiye Sulh Ceza Hâkimliğinin 08/06/2015 tarihli ve 2015/810 değişik iş sayılı kararının, Adalet Bakanlığı tarafından kanun yararına bozulmasının istenilmesi üzerine, Yargıtay Cum
**18. Ceza Dairesi 2016/16483 E. , 2016/18234 K.** **"İçtihat Metni"** Konut dokunulmazlığını ihlal suçundan yapılan soruşturma evresi sonucunda Fethiye Cumhuriyet Başsavcılığınca verilen 13/04/2015 tarihli ve 2015/2364 soruşturma, 2015/1602 sayılı kovuşturmaya yer olmadığına dair karara karşı yapılan itirazın reddine ilişkin Fethiye Sulh Ceza Hâkimliğinin 08/06/2015 tarihli ve 2015/810 değişik iş sayılı kararının, Adalet Bakanlığı tarafından kanun yararına bozulmasının istenilmesi üzerine, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, 01/09/2016 gün ve 2016/333949 sayılı istem yazısıyla Dairemize gönderilen dava dosyası incelendi. İstem yazısında; “Dosya kapsamına göre, müştekinin kiraladığı şüpheliye ait konuta müştekinin bilgi ve rızası olmaksızın kiralayan şüpheli tarafından girilerek müştekiye ait eşyaların evden çıkartılıp aynı binadaki başka bir daireye taşınmasından ibaret somut olayda, müştekinin beyanı, şüphelinin tevilli ikrarı ile 23/03/2015 tarihli kolluk tutanağına nazaran, şüpheli hakkında atılı suçtan kamu davası açmaya yeterli delil bulunduğu, delillerin takdir ve değerlendirme yetkisinin mahkemeye ait olduğu cihetle, itirazın kabulü ile kamu davasının açılmasına karar verilmesi yerine, yazılı şekilde karar tesisinde isabet görülmemiştir. ” denilmektedir. Hukuksal Değerlendirme; Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 160. maddesinin 1. fıkrasında, "Cumhuriyet savcısı, ihbar veya başka bir suretle bir suçun işlendiği izlenimini veren bir hali öğrenir öğrenmez kamu davasını açmaya yer olup olmadığına karar vermek üzere hemen işin gerçeğini araştırmaya başlar." 2. fıkrasında, "Cumhuriyet savcısı, maddi gerçeğin araştırılması ve adil bir yargılamanın yapılabilmesi için, emrindeki adli kolluk görevlileri marifetiyle, şüphelinin lehine ve aleyhine olan delilleri toplayarak muhafaza altına almakla ve şüphelinin haklarını korumakla yükümlüdür." 170. maddesinin 2. fıkrasında, “Soruşturma evresi sonunda toplanan deliller, suçun işlendiği hususunda yeterli şüphe oluşturuyorsa; Cumhuriyet Savcısı, bir iddianame düzenler." 172. maddesinin 1. fıkrasında, “Cumhuriyet savcısı, soruşturma evresi sonunda, kamu davasının açılması için yeterli şüphe oluşturacak delil elde edilememesi veya kovuşturma olanağının bulunmaması hâllerinde kovuşturmaya yer olmadığına karar verir.” hükümleri düzenlenmiştir. Aynı Kanun'un 6545 sayılı Kanunla yapılan değişiklikten sonraki “Cumhuriyet savcısının kararına itiraz” başlıklı 173. maddesinde ise; “(3) Sulh ceza hâkimliği, kararını vermek için soruşturmanın genişletilmesine gerek görür ise bu hususu açıkça belirtmek suretiyle, o yer Cumhuriyet başsavcılığından talepte bulunabilir; kamu davasının açılması için yeterli nedenler bulunmazsa, istemi gerekçeli olarak reddeder; itiraz edeni giderlere mahkûm eder ve dosyayı Cumhuriyet savcısına gönderir. Cumhuriyet savcısı, kararı itiraz edene ve şüpheliye bildirir. (4) Sulh ceza hâkimliği istemi yerinde bulursa, Cumhuriyet savcısı iddianame düzenleyerek mahkemeye verir.” hükümleri yer almaktadır. Soruşturma evresinin asıl yetkilisi olan Cumhuriyet savcısı, ihbar veya başka bir suretle bir suçun işlendiği izlenimini veren bir hâli öğrenir öğrenmez ceza yargılamasının temel amacı olan maddi gerçeğin ortaya çıkarılması için soruşturmaya başlayacaktır. Bir fiilin işlendiği haberinin alınması üzerine, suçu takibe yetkili makamlar tarafından derhal hazırlık soruşturmasına başlanmasını ifade eden ilkeye "araştırma mecburiyeti ilkesi"; hazırlık soruşturmasının neticesinde fiilin takibini gerektirecek hususlarda fiilin ve failin belli olması, yeterli emareler teşkil edecek vakıaların bulunması, başka bir ifade ile, şüphelerin ciddi olduğunun tespit edilmesi ve dava şartlarının gerçekleşmiş olması durumunda, yetkili makam tarafından kamu davasının açılmasını ifade eden ilkeye ise "kamu davasını açma mecburiyeti ilkesi" denilmektedir. Diğer taraftan Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesinin (AİHS) 13. maddesi uyarınca da, temel hak ve özgürlükleri ihlal edilen kimselere etkili bir başvuru yapma hakkı tanınması zorunlu olup, anılan hükmün uygulanmasına ilişkin Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM) kararlarında, (Örn: Vilko E. - Finlandiya kararı 2007; Sürmeli - Almanya kararı 2006) etkili başvuru yolunun hem teoride, hem pratikte erişilebilir, yeterli ve etkili olması gerektiği belirtilmektedir. İnceleme konusu somut olayda; şüpheli ...’nin , müştekinin kiracı olarak oturduğu evine rızası hilafına girerek eşyalarını alıp alt kata taşıdığı, şüphelinin alınan beyanında, müştekinin rızasıyla eşyalarını alt kata indirdiklerini ifade ettiği, soruşturma sonucu soyut iddia ve hukuki ihtilaf nedeniyle takipsizlik kararı verildiği görülmektedir. Ancak, olay kapsamında herhangi bir tanık araştırması yapılmadığı görülmektedir. Bu nedenle itiraz merciince soruşturmanın eksik yapılmış olduğu gözetilerek, gereğinin takdir edilmesi gerekirken itirazın reddine karar verilmesi hukuka aykırıdır. IV- Sonuç ve Karar: Yukarıda açıklanan nedenlerle; Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı’nın, Kanun yararına bozma isteği doğrultusunda düzenlediği tebliğnamedeki düşünce yerinde görüldüğünden, 1- Fethiye Sulh Ceza Hâkimliğinin 08/06/2015 tarih ve 2015/810 değişik iş sayılı kararının, 5271 sayılı CMK’nın 309.maddesi uyarınca BOZULMASINA, 2- Aynı kanun maddesinin 4-a fıkrası gereğince, sonraki işlemlerin itiraz mercii tarafından mahallinde tamamlanmasına, 28.11.2016 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.