4. Hukuk Dairesi 2015/5466 E. , 2015/11762 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ : Ankara 4. Asliye Ticaret Mahkemesi TARİHİ : 08/10/2013 NUMARASI : 2009/622-2013/458 Davacı S. Nokta Basın Yayın Turizm Rek. Tekstil San. ve Tic. Ltd. Şti. temsilcisi Mehmet tarafından, davalılar C. Unıversıty Press ve diğerleri aleyhine 08/10/2009 gününde verilen dilekçe ile tazminat istenmesi üzerine yapılan yargılama sonunda; Mahkemece davanın kısmen kabulüne dair verilen 08/10/2013 günlü kararın Yargıtay’da duruşmalı ol
**4. Hukuk Dairesi 2015/5466 E. , 2015/11762 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ : Ankara 4. Asliye Ticaret Mahkemesi TARİHİ : 08/10/2013 NUMARASI : 2009/622-2013/458 Davacı S. Nokta Basın Yayın Turizm Rek. Tekstil San. ve Tic. Ltd. Şti. temsilcisi Mehmet tarafından, davalılar C. Unıversıty Press ve diğerleri aleyhine 08/10/2009 gününde verilen dilekçe ile tazminat istenmesi üzerine yapılan yargılama sonunda; Mahkemece davanın kısmen kabulüne dair verilen 08/10/2013 günlü kararın Yargıtay’da duruşmalı olarak incelenmesi davalı C. Unıversıty Press ve Pearson Educatıon Yayıncılık Ltd. Şti. vekili, duruşmasız olarak incelenmesi de davalı Oxford Yayıncılık Ltd. Şti. vekili tarafından süresi içinde istenilmekle, daha önceden belirlenen 20/10/2015 duruşma günü için yapılan tebligat üzerine temyiz eden davalılar C. Unıversıty Press ve Pearson Educatıon Yayıncılık Ltd. Şti. vekili Avukat Meliha geldi, karşı taraftan davacı şirket adına gelen olmadı. Açık duruşmaya başlandı. Süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve hazır bulunanın sözlü açıklaması dinlendikten sonra tarafa duruşmanın bittiği bildirildi. Dosyanın görüşülmesine geçildi. Tetkik hakimi tarafından hazırlanan rapor ile dosya içerisindeki kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü. 1- Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı kanıtlarla yasaya uygun gerektirici nedenlere, özellikle delillerin değerlendirilmesinde bir isabetsizlik görülmemesine göre davalıların aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları reddedilmelidir. 2- Davalıların diğer temyiz itirazlarına gelince; a) Dava, haksız şikayet ve haksız el koyma nedeniyle maddi ve manevi zararın ödetilmesi istemine ilişkindir. Mahkemece istemin bir bölümü kabul edilmiş, karar, Maliye H.. H..si dışındaki davalılar tarafından temyiz olunmuştur. Davacı vekili, müvekkili şirketin faaliyette bulunduğu dört adrese davalı üç şirketin vekilleri tarafından 11/10/2004 tarihinde baskın yapıldığını, dört ayrı faaliyet adresinde toplam 862 kitaba el konulduğunu, bu kitapların orjinal ve faturalı olduğunu, kitapların zaptedildiğini, müvekkili şirket yetkililerinin Ankara FSHCM'nin 2004/879 E. sayılı dosyası ile yargılandığını ve yargılama aşamasında tamamının orjinal olduğunun tesbit edildiğini 802 adet kitabın iadesine, 64 adet kitaba ise el konulmasına karar verildiğini, kitapların halen müvekkiline iade edilmediğini, kitapların güncelliğini yitirdiğini, ayrıca müvekkilinin piyasada korsan satış yapan bir firma muamelesi gördüğünü, baskınlara maruz kaldığını, ticari kariyerinin, itibarının zarar gördüğünü belirterek maddi ve manevi zararının ödetilmesi isteminde bulunmuştur. Temyiz eden davalılar vekilleri özetle, kitapların yasal çerçevede müsadere altına alındığını, mahkemece de kitapların bir kısmında suç unsuru bulunarak sanığın mahkumiyetine karar verildiğini, bilirkişi incelemesi yapılan kitaplar ile el konulan kitapların aynı olduğu hususunun çekişmeli olduğunu, soruşturma aşamasında delil karartıldığını, davacı tarafça müsadere kararına karşı itiraz edilmediğini, kitapların orjinal olduğuna ilişkin sunulan faturaların çoğunun başka şirketler adına düzenlendiğini belirterek davanın reddi gerektiğini savunmuşlardır. Mahkemece maddi ve manevi tazminat istemlerinin kısmen kabulüne karar verilmiştir. Şikayet hakkı, diğer bir deyimle hak arama özgürlüğü; Anayasa’nın 36. maddesinde; “Herkes, meşru vasıta ve yollardan faydalanmak suretiyle yargı mercileri önünde davacı veya davalı olarak iddia ve savunma ile adil yargılanma hakkına sahiptir” şeklinde yer almıştır. Hak arama özgürlüğü bu şekilde güvence altına alınmış olup; kişiler, gerek yargı mercileri önünde gerekse yetkili kurum ve kuruluşlara başvurmak suretiyle kendilerine zarar verenlere karşı haklarının korunmasını, yasal işlem yapılmasını ve cezalandırılmalarını isteme hak ve yetkilerine sahiptir. Anayasa’nın güvence altına aldığı hak arama özgürlüğünün yanında, yine Anayasanın “Temel Haklar ve Hürriyetlerin Niteliği” başlığını taşıyan 12. maddesinde herkesin kişiliğine bağlı dokunulmaz, devredilmez, vazgeçilmez temel hak ve özgürlüklere sahip olduğu belirtildikten başka, 17. maddesinde de, herkesin yaşama, maddi ve manevi varlığını koruma ve geliştirme hakkına sahip bulunduğu da düzenleme altına alınmış bulunmaktadır. Türk Medeni Kanunu’nun 24. maddesinde, kişilik haklarına yapılan saldırının unsurları belirtilmiş ve hukuka aykırılığı açıklanmıştır. 25.maddesinde ise, kişilik haklarına karşı yapılan saldırının dava yolu ile korunacağı açıklanmış,olay tarihinde yürürlükte bulunan 818 sayılı BK’nun 49. maddesinde ise saldırının yaptırımı düzenlenmiştir. Hak arama özgürlüğü ile kişilik haklarının karşı karşıya geldiği durumlarda; hukuk düzeninin bu iki değeri aynı zamanda koruma altına alması düşünülemez. Daha az üstün olan yararın, daha çok üstün tutulması gereken yarar karşısında o olayda ve o an için korumasız kalmasının uygunluğu kabul edilecektir. Hak arama özgürlüğü, diğer özgürlüklerde olduğu gibi sınırsız olmayıp kişi salt başkasını zararlandırmak için bu hakkı kullanamaz. Bu hakkın hukuken korunabilmesi ve yerinde kullanıldığının kabul edilebilmesi için şikayet edilenin cezalandırılmasını veya sorumlu tutulmasını gerektirecek yeterli kanıtların mevcut olması da zorunlu değildir. Şikayeti haklı gösterecek bazı emare ve olguların zayıf ve dolaylı da olsa varlığı yeterlidir. Bunlara dayanarak başkalarının da aynı olay karşısında davalı gibi davranabileceği hallerde şikayet hakkının kullanılmasının uygun olduğu kabul edilmelidir. Aksi halde şikayetin hak arama özgürlüğü sınırları aşılarak kullanıldığı, kişilik değerlerine saldırı oluşturduğu sonucuna varılmalıdır. Somut olayda; davalılar P. Educatıon Yayıncılık ve O. Yayıncılık vekillerinin şikayeti üzerine davacı şirkete ait 4 işyerinde arama yapılmış, 5846 sayılı yasaya muhalif nitelikte olduğu belirtilerek toplam 862 kitaba el konulmuş, açılan kamu davası sonucunda davacı şirketin ortağı olduğunu belirten Murat Sülün'ün 5846 sayılı yasanın 81/4 maddesi gereğince mahkumiyetine ve bandrolsüz kitapların müsaderesine karar verilmiş, gerçekleşen zamanaşımı nedeniyle temyiz aşamasında dava ortadan kaldırılmıştır. Ceza mahkemesi dosyası içeriğinden, şikayet için yeterli emare olduğu, dolayısıyla davalıların yasal şikayet hakkını kullandığı anlaşılmaktadır. Hal böyle olunca, manevi tazminat isteminin tümden reddine karar verilmesi gerekirken davalıların manevi tazminat ile sorumlu tutulmuş olması usul ve yasaya uygun düşmediğinden kararın bozulması gerekmiştir. b)Yukarıda açıklandığı üzere davacı şirketin bandrolsüz kitap satışı yaptığı ceza dosyası ile sabittir. Bu durum davacı açısından bölüşük kusur oluşturmaktadır. Olay tarihi itibariyle yürürlükte bulunan ve uygulanması gereken 818 sayılı BK'nın 44. maddesi (6098 s. TBK m. 52 ) uyarınca; zarar gören zararın doğmasında ve artmasında etkili olmuş ise hakim, tazminatı indirebilir. Mahkemece anılan düzenleme gözetilerek maddi tazminat miktarından uygun bir indirim yapılmalıdır. Karar açıklanan nedenle yerinde görülmemiş ve bozmayı gerektirmiştir. SONUÇ: Temyiz olunan kararın yukarıda (2/a-b) sayılı bentte gösterilen nedenlerle BOZULMASINA, davalıların öteki temyiz itirazlarının (1) sayılı bentte gösterilen nedenlerle reddine ve duruşma isteyen davalılar yararına takdir olunan 1.100,00 TL duruşma avukatlık ücretinin davacıya yükletilmesine, temyiz eden davalılardan peşin alınan harcın istek halinde geri verilmesine 20/10/2015 gününde oybirliğiyle karar verildi.