10. Hukuk Dairesi 2024/5922 E. , 2024/8061 K. MAHKEMESİ : Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 10. Hukuk Dairesi SAYISI : 2022/1941 E., 2024/158 K. KARAR : Esastan ret İLK DERECE MAHKEMESİ : Kırıkkale 2. İş Mahkemesi SAYISI : 2019/246 E., 2022/209 K. Taraflar arasındaki meslek hastalığı ile sürekli iş göremezlik oranının tespiti istemli davadan dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince, hükümde belirtilen gerekçelerle davanın reddine karar verilmiştir. Kararın davacı …
**10. Hukuk Dairesi 2024/5922 E. , 2024/8061 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ : Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 10. Hukuk Dairesi SAYISI : 2022/1941 E., 2024/158 K. KARAR : Esastan ret İLK DERECE MAHKEMESİ : Kırıkkale 2. İş Mahkemesi SAYISI : 2019/246 E., 2022/209 K. Taraflar arasındaki meslek hastalığı ile sürekli iş göremezlik oranının tespiti istemli davadan dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince, hükümde belirtilen gerekçelerle davanın reddine karar verilmiştir. Kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesi kararı, davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda temyiz dilekçesinin kabulüne ve duruşmanın düzenlendiği 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinde sayılı ve sınırlı olarak gösterilen hâllerden hiçbirine uymadığından, temyiz incelemesinin duruşmalı olarak yapılmasına ilişkin isteğin reddine karar verildikten ve Tetkik Hâkimi ... tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I.DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davacı müvekkilinin davalı şirketin Kırıkkale Hacılar Kasabasında bulunan işyerinde 29,09.1998 tarihinde çalışmaya başladığını, işten çıkartıldığı 19.12.2016 tarihine kadarda çalışmasını sürdürdüğünü, müvekkilinin davalı işyerinde tanker şoförü olarak çalıştığını, tankerler dolarken büyük hortumları müvekkil yerleştirdiğini, bunun çok ağır ve tehlikeli bir iş olduğunu, nitekim aynı işte çalışan bir çok müvekkilin arkadaşları da aynı şekilde sakatlanarak meslek hastalığına yakalandıklarını, davalı işyerinde çalışırken müvekkil sürekli olarak bel ağrısı ve baş ağrısı rahatsızlığına düşer olmuş ve sık sık doktora gitmek zorunda kaldığını, doktorlar disklerde dejerenasyon olduğunu tespit ettiklerini, Kırıkkale Üniversitesi Tıp Fakültesi Uygulama ve Araştırma Hastanesi sağ omuzda Toraslkma Longus Lezyonu, sol omuzda ise hareket kısıtlılığı olduğu belirtilerek, %24 oranında maluliyet olduğu belirtildiğini, doktor raporlarına karşın davalı şirket müvekkilime aynı şekilde çalıştırmaya devam ettiğini, Ağır ve tehlikeli işlerde çalışamaz raporu verildiğinde ise; en son Beyoğlu 28. Noterliğinin 27.12.2016 gün ve 20242 yevmiye nolu ihtarnamesi ile İş aktinin fesh edildiği ve işten çıkartıldığı belirtildiğini, müvekkili işe girerken 22.04.2008 tarihinde aldığı sağlık raporunda sağlam, ağır ve tehlikeli işlerde çalışır dile rapor aldığını, şimdi ise sürekli iş göremez durumuna düştüğünü, Konya Numune Hastanesinden 17.02.2017 tarihinde aldığı raporda toplamda %51 oranında malul olduğu ortaya çıktığını çalıştığı işyerinde Meslek Hastalığına yakalanan ve mağdur olan müvekkilim sürekli iş göremez duruma düştüğünü, zararlarının tahsili için Kırıkkale 1. İş Mahkemesinin 2017/680 E. sayılı dosyası ile maddi ve manevi tazminat davası açıldığını, dava açarken de SGK tahkikatının devam ettiğini, 09.04.2019 tarih ve 5475448 numaralı yazı ile müvekkilinin "... hastalığının mesleki olmadığına karar verildiğini..." bildirildiğini, bu yazı üzerine de Kırıkkale 1. İş Mahkemesinin 2017/680 E. sayılı dosyasının 14.05.2019 günlü celsesinde "..Maluliyetin Mesleki olduğu konusunda tespit davası açmak.." üzeri mehil verildiğini, müvekkilin davayı konu ise başladığında sağlıklı, sağlam bir kişi olduğunu, çalışırken hastalanıp rahatsızlandığını, hastalığı yaptığı işle tam olarak illetli olduğunu, arada illiyet bağı olduğunu, hatta bu işi, yani tanker dolumu yapan kişilerin hemen hemen hepsinde de aynı hastalıkların olduğunu belirterek, davacının, davalıya ait iş yerinde meslek hastalığına tutulduğunun, bu rahatsızlığının Meslek Hastalığı olduğunun, bu nedenle sürekli iş göremez duruma düştüğünün ve sürekli iş göremezlik oranının tespitine, yargılama giderleri ile avukatlık ücretinin de davalılardan müteselsilen tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir. II.CEVAP 1.Davalı şirket vekili cevap dilekçesinde özetle; davacının tutulduğunu iddia ettiği hastalığın mesleki olduğunun tespitine ilişkin, 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu’nun (“5510 sayılı Kanun”) öngördüğü şekilde, T.C. Sosyal Güvenlik Kurumu (“SGK”) Sağlık Kurulunun düzenlediği bir meslek hastalığı raporu davacı tarafından dosyaya ibraz edilemediğini, en son aşamada ise, Kırıkkale 1. İş Mahkemesinin 2017/680 E. sayılı dosyasında, 07.02.2019 tarihinde gerçekleşen (3) numaralı celse oturumunun 1 (bir) numaralı ara kararında; “Davacı vekiline maluliyet başvurusunda bulunmak ve tanık beyanlarına karşı yazılı beyanlarını sunmak için gelecek celseye kadar kesin süre verilmesine,” karar verildiğni, yine 2017/680 E. sayılı dosyasında, 14.05.2019 tarihli, bir sonraki, (4) numaralı duruşma oturumunda ise, davacı vekili tarafından; “SGK İl Müdürlüğünden davacının hastalığının mesleki olmadığına dair aldığımız belgeyi dosyaya sunuyoruz, davacının mesleki hastalığının tespiti konulu dava açmak için süre talep ediyoruz.” şeklinde beyanda bulunulmuş, Kırıkkale 1. İş Mahkemesi de, 2017/680 E. sayılı dosyaya ilişkin tesis ettiği, (1) numaralı ara kararında davanın reddine karar vermesi gerekirken; “Davacı vekiline maluliyet başvurusunda bulunmak ve tanık beyanlarına karşı yazılı beyanlarını sunmak için gelecek celseye kadar kesin süre verilmesine,” şeklinde ara karar tesis ettiğini, davacınında anılan ara karara dayalı olarak dava açtığını, davacının dilekçesinde ileri sürdüğü iddiaların hiçbir şekilde kabulü mümkün olmadığını, davacının hastalığının mesleki olmadığı SGK yetkili Yüksek Sağlık Kurulunun 12 üyeli heyeti tarafından hazırlanan raporunda, oybirliği ile tespit edilmiş olduğunu, davacı tarafından da açıkça ifade edildiği üzere, Sosyal Güvenlik Kurumu Başkanlığı Ankara Sosyal Güvenlik İl Müdürlüğü Kocatepe Sağlık ve Sosyal Güvenlik Merkezinin 07.02.2018 tarihli Meslekten Kazanma Gücü Kaybı Oranı Tespitine İlişkin Sağlık Kurulu Kararı ile davacıda mevcut olduğu iddia edilen “lomber ve servikal disk hernisi, rotator kuf sendromu, bisipital tendinit periferik sinir lezyonları” hastalıklarının mesleki olmadığına karar verildiğini, davacının karar karşı 26.02.2019 tarihinde itiraz etmesi neticesinde itiraz SGK Yüksek Sağlık Kurulu tarafından değerlendirilmiş ve 25.03.2019 tarihli ve 2019/5662 sayılı karar ile davacıda mevcut rahatsızlıkların mesleki olmadığı tespitinde bulunularak karar verildiğini, SGK nezdinde anılan tespitin kesin olarak yapıldığı halde, davanın açılmasında hukuki yarar bulunmamakta olup, davacının dava dilekçesinde, belirtmiş olduğu, sağlık sunucusu hastanelerden alınan raporların da, meslek hastalığının tespitinde, SGK’yı bağlayıcı bir niteliği bulunmadığını, davacının istihdam edildiği süre zarfında çalışma şartlarının; Akaryakıt taşımacılığında tüm sektörde olduğu gibi, araç şoförleri dolum ve boşaltım işleri noktasında takriben 7 kilogram ağırlığında olan hortumların yerleştirilmesi işlerini de gerçekleştirmekte ve bu konularda kendilerine eksiksiz bir şekilde eğitim verildiğini, davacının işe girerken de bu husus bilgisi dâhilinde olduğunu, davacının gerçekleştirmiş olduğu işin akaryakıt taşımacılığı olması ve risklerine binaen mesaiye başladığı saatten mesai bitimine kadar her aşaması işçi sağlığının ve işyeri güvenliğinin sağlanmasına yönelik organize edilmiş halde olduğunu, davacı ve diğer tüm çalışanların ceplerinde “emniyetsiz ise dur” talimat ve yetkilerini ihtiva eden kartlar bulunduğunu, davacı her yıl sağlık taramasından geçirilmekte ve sağlık durumu takip edildiğini, aynı şekilde, işyeri hekimi tarafından da düzenli olarak, davacının kontrolleri sağlanmış ve İşyeri Sağlığı ve Güvenliği uzmanlarınca davacıya her türlü eğitim verildiğini, müvekkil şirket işyeri ve çalışanın iş sağlığı güvenliğinin tesisi noktasında azami gayreti göstermiş, bu husustaki gözetim ve denetim yükümlülüklerini eksiksiz yerine getirdiğini, dolayısıyla somut uyuşmazlıkta müvekkil şirkete izafe edilebilecek hiçbir kusur bulunmadığını, davacı tarafından müvekkil şirket aleyhine ikame edilmiş derdest işe iade davası bulunmakta olup, ilgili davadaki davacının beyanları işbu dava ile çeliştiğini, davacı tarafından müvekkil şirket aleyhine ikame edilen Kırıkkale 1. İş Mahkemesi nezdinde 2017/35 E. numaralı dosyada görülmekte olan davada, davacı, dava dilekçesi ile aynı çalışma koşulları altında, sosyal haklarında herhangi bir değişiklik olmaksızın, müvekkil şirkete işe iadesine karar verilmesini talep etmiş, Kırıkkale 1. İş Mahkemesi tarafından anılan talep kabul edilerek davacının işe iadesine karar verildiğini, mezkur karar, istinaf incelemesine konu edilmiş olup, Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 9. Hukuk Dairesi 2018/1135 E. 2018/892 K. sayılı kararı ile İlk Derece Mahkemesinin kararını kaldırarak, kesin bir şekilde, davanın reddine kesin olarak karar verdiğini, bir çalışanın meslek hastalığına tutulduğunu ve iş gücü kaybına yaşamasına sebebiyet verdiğini iddia ettiği bir işyerinde tekrar aynı koşullar altında çalışmaya başlamayı talep etmesi hayatın olağan koşulları ile bağdaşmadığını, davacının işbu davadaki iddialarının gerçeği yansıtmadığının ve mevcut rahatsızlığından maddi çıkar sağlama peşinde olduğunun bir göstergesi olduğunu beyanla davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir 2.Davalı SGK vekili cevap dilekçesinde özetle; davacının 06.01.2017 talihinde müvekkil Kuruma başvuruda bulunarak meslek hastalığından kaynaklı gelir bağlanması talebinde bulunmuş, ayrıca Ankara Meslek Hastalıkları Hastanesine sevkini talep ettiğini, davacının başvurusu üzerine Ankara Mesleki ve Çevresel Hastalıklar Hastanesinde muayenesi yapılmış ve 31.01.2017 ve 27.07.2017 tarihli raporlar hazırlandığını Bahse konu raporlar dikkate alınarak hazırlanan Sosyal Güvenlik Kurumu Başkanlığı Ankara Sosyal Güvenlik İl Müdürlüğü Kocatepc Sağlık Sosyal Güvenlik Merkezimin 07.02.2018 tarihli Meslekte Kazanma Gücü Kaybı Oranı Tespitine İlişkin Stıglık Kurulu Karan ile davacıda mevcut "lomber ve servikaî disk hernisi, rotator kuf sendronıu, bisipital tendiniz peri ferik sinir lezyonlan" hastalıklarının mesleki olmağına karar verildiğini, davacının bahse konu karata 26.02.2019 tarihinde itiraz etmesi üzerine mevzuat gereği itiraz Sosyal Sigorta Yüksek Sağlık Kurulu tarafından İncelenmiş ve 25.03.2019 tarihli ve 2019/5662 sayılı Karar ile davacıda mevcut rahatsızlıkların mesleki olmadığına daîr karar verildiğini, dava dilekçesinde her ne kadar Kırıkkale Tıp Fakültesi Uygulama ve Araştırma Hastanesi tarafından davacının %24 oranında maluliyeti bulunduğundan, Konya Numune Hastanesinin raporuna göre ise %5 oranında maluliyet bulunduğunu belirtmişse de 11.10.2008 tarihli Çalışma Gücü ve Meslekte Kazanma Gücü kaybı oranı tespiti içellileri yönetmeliğinin 8 inci maddesinde "Sağlık hizmeti sunucu tarafından düzenlenen Sağlık Kurulu raporlarında yer alan çalışma gücü kaybı/maluliyet'özürlülük derecesi Kurum Sağlık Kurulu kararlarını bağlayıcı değildir" yönünde düzenlemesi mevcutt olduğunu sebeple bu sağlık hizmeti sunucuları tarafından verilen raporlar vc maluliyet oranları hükme esas alınamayacağını, Davacıda mevcut, 'lomber disk benlisi'" vs. gibi hastalıklar Çalışma Gücü ve Meslekte Kazanma Gücü kaybı oranı tespiti işlemleri yönetmeliğine göre meslek hastalığı olarak kabul edilmesi mümkün olmadığını, 5510 sayılı Kanun'un 14 üncü maddesi gereğincc meslek hastalığının kabul edilmesi için Kurum taralından düzenlenecek yönetmelikte belirtilen hastalıklardan olması gerektiğini, ayrıca davacıda mevcut hastalıkların meslek hastalığı olarak nitelendirilebilmesi için yapmakta olduğu işle hastalık arasında illiyet bağı mevcut olması gerektiğini, davacıda mevcut rahatsızlıklar île yapmakta olduğu iş arasında kesin şekilde illiyet kurulamayacağı gibi davacının yaşantısı, fiziksel özellikleri (kilolu olması vs. gibi) neticesinde de mevcut hastalıklar baş gösterebileceğini beyanla, davanın reddini talep etmiştir. III.İLK DERECE MAHKEME KARARI Kararda özetle; davanın reddine karar verilmiştir. IV.İSTİNAF A.İstinaf Yoluna Başvuranlar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili istinaf yoluna başvurmuştur. B.İstinaf Sebepleri: Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; Yerel Mahkeme kararının usul ve yasaya aykırı olduğunu, Adli Tıp Kurumu raporunu kabul etmediklerini, dava konusu olayın tam anlamı ile bir meslek hastalığı olduğunu, Kırıkkale Üniversitesi Tıp Fakültesi tarafından verilen raporda, müvekkilimin toplam üst ekstremite özür oranı sağ %18, solda %17 ve sağda da torasikus longus lezyonu nedeniyle %15 oranında maluliyeti tespit edildiğini, Ankara Meslek Hastalıkları Hastanesinde de ayrıca müvekkile aynı ve diğer nedenlerle müvekkilin hastalığı tespit edildiğini, Konya Numune Hastanesinden alınan raporda da %15 tüm vücut fonksiyon kaybı yaşadığı, engel durumuna ilişkin de %15 oranında malül kaldığı tespit edildiğini, davacı müvekkilini malul kaldığını belirterek, kararın kaldırılmasını, davanın kabulüne karar verilmesini istemiştir. C.Gerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile başvurunun esastan reddine karar verilmiştir. V.TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı, süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur. B. Temyiz Sebepleri Davacı vekili; istinaf sebepleri doğrultusunda temyiz talebinde bulunmuştur. C.Gerekçe 1.Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Dava, meslek hastalığı ve sürekli iş göremezlik oranının tespiti istemine ilişkindir 2.İlgili Hukuk 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri, 5510 sayılı Kanun'un 95 inci maddesi. 3. Değerlendirme 1. Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun'un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. 2.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davacı vekili tarafından temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 11.07.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.