1. Hukuk Dairesi 2024/2657 E. , 2025/2854 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ : Trabzon Bölge Adliye Mahkemesi 3. Hukuk Dairesi SAYISI : 2023/928 E., 2024/183 K. İLK DERECE MAHKEMESİ : Of 1. Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2021/505 E., 2023/19 K. Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalılar ..., ..., ..., ..., ... vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi
**1. Hukuk Dairesi 2024/2657 E. , 2025/2854 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ : Trabzon Bölge Adliye Mahkemesi 3. Hukuk Dairesi SAYISI : 2023/928 E., 2024/183 K. İLK DERECE MAHKEMESİ : Of 1. Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2021/505 E., 2023/19 K. Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalılar ..., ..., ..., ..., ... vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacılar vekili dava dilekçesinde özetle; .... ili, ... ilçesi, ... köyü 106 ada 1, 111 ada 10, 112 ada 3, 113 ada 9 ve 45, 123 ada 25, 126 ada 50 ve 133 ada 7 parsel sayılı taşınmazların kadastro çalışmaları sonucunda davalıların murisi ... adına tespit ve tescil edildiğini, ancak bu taşınmazların esasında davacıların dedeleri ve babaları olan müşterek kök muris ...'e ait olup ölümüyle birlikte mirasçılarına kaldığını, bu nedenle yapılan kadastro tespitlerinin hatalı ve yolsuz olduğunu ileri sürerek dava konusu taşınmazların tapu kayıtlarının iptali ile miras payları oranında davacılar adına tapuya tesciline karar verilmesini talep etmiştir. II. CEVAP Davalılar ..., ..., ..., ..., ... ayrı ayrı sundukları cevap dilekçelerinde özetle; öncelikle zamanaşımı ve hak düşürücü süre itirazlarının bulunduğunu, dava konusu taşınmazların doksan yılı aşkın süredir kendi murisleri ... tarafından nizasız, fasılasız ve malik sıfatıyla kullanıldığını, müşterek kök muris ...'in hiçbir zaman taşınmazlara malik ve zilyet olmadığını, murisi ...'in 2002 yılında öldüğünü, ölümünden sonra da mirasçıları olan davalıların da o tarihten beri taşınmazları çekişmesiz ve kesintisiz şekilde kullandıklarını, kadastro tespitlerinin davalıların murisinin beyanlarına göre değil kadastro memurlarının yaptıkları araştırmalar ve aldıkları beyanlara göre düzenlendiğini, askı ilan süresi içerisinde itiraz edilmemesi üzerine de kadastro tespitlerinin kesinleştiğini, yaklaşık doksan yıl boyunca davacıların ve murislerinin herhangi bir mülkiyet iddiaları ve kullanıma yönelik bir itirazlarının olmadığını, taşınmazlarda zilyetlikleri bulunmayan davacıların zilyetlik iddiasının da dinlenemeyeceğini ileri sürerek davanın reddine karar verilmesini talep etmişlerdir. Davalı Hazine tarafından dosyaya cevap dilekçesi sunulmamıştır. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin 07.04.2021 tarih ve 2017/639 Esas, 2021/218 Karar sayılı kararıyla; dava konusu olan taşınmazların ortak muris ...'ten intikal ettiği ve mirasçılar arasında zilyetlikle kazanım olgusunun gerçekleşmeyeceği, davacıların miras payı oranında dava konusu taşınmazlarda hakkı olduğu gerekçesiyle davanın kabulüne, tapu iptali ve tescil davasının tapu kayıt maliklerine karşı yöneltilmesi gerektiği gerekçesiyle Hazineye karşı açılan davanın pasif husumet yokluğu nedeniyle reddine karar verilmiştir. IV. İSTİNAF A. İstinaf Yoluna Başvuranlar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararına karşı süresi içinde bir kısım davalılar vekili (Hazine dışındaki) tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur. B. Kaldırma Kararı Bölge Adliye Mahkemesinin 09.12.2021 tarih ve 2021/893 Esas, 2021/982 Karar sayılı kararıyla; Yerel Mahkemece çekişmeli taşınmazların tarafların müşterek murisi ...'ten kaldığı ve mirasçılar arasında yapılmış bir taksim anlaşması da bulunmadığı gerekçesiyle yazılı şekilde karar verilmiş ise de yapılan inceleme, araştırma ve uygulamanın hüküm vermeye yeterli değildir. Şöyle ki; somut olayda çözümlenmesi gereken uyuşmazlığın, çekişmeli taşınmazların tarafların yakın murisleri ...'ten mi yoksa kök murisleri ... ...'ten mi kaldığı, her iki murisin mirasçıları arasında yöntemince yapılmış bir taksim bulunup bulunmadığı ve davalı taraf lehine zilyetlikle kazanım koşullarının oluşup oluşmadığı noktalarında toplandığı, davacı taraf çekişmeli taşınmazların kök muris ...'ten oğlu ...'e, ondan da kendilerine kaldığını iddia etmekte iken davalı taraf kök muris mirasçılarından halaları... ve ...'ün hisselerinin kendi babaları tarafından satın alındığını, dolayısıyla bu durumun ve ayrıca taşınmazların çok uzun yıllardır kendilerinin kullanımında olması hususunun dikkate alınarak karar verilmesi gerektiğini iddia ettiği, ne var ki, mahallinde yapılan keşiflerde alınan tanık ve mahalli bilirkişi beyanları yukarıda belirtilen uyuşmazlık noktalarını çözmekten uzak, soyut, çelişkili ve ayrıntı içermeyen beyanlar olup, bu beyanlara dayanılarak davanın esası hakkında olumlu ya da olumsuz bir karar verilebilmesinin mümkün olmadığı, diğer yandan dava konusu 126 ada 50 parsel sayılı taşınmaz üzerinde muhdesat niteliğinde yapı bulunmasına rağmen, bu yapıyla ilgili olarak 3402 sayılı Kadastro Kanunu'nun 19/2. maddesi uyarınca değerlendirme yapılmaması ve koşulların oluşması halinde sahibi lehine muhdesat şerhi verilmemesinin isabetsiz olduğu, o halde sağlıklı bir sonuca ulaşılabilmesi için mahallinde yöreyi iyi bilen, elverdiğince yaşlı, yansız ve davada yararı bulunmayan şahıslar arasından seçilecek en az üç kişilik yerel bilirkişi kurulu, senet (28.04.1992 ve 12.01.1996 tarihli senetlerin) tanıkları, tespit bilirkişileri ve taraf tanıkları ile fen bilirkişisinin katılımıyla yeniden keşif yapılmalı, yapılacak keşifte tanık ve yerel bilirkişilere dava konusu taşınmazların evveliyatı itibariyle yakın muris ...'e mi yoksa kök muris ... ...'e mi ait olduğu, bu kişilerin mirasçıları arasında yöntemine uygun şekilde yapılmış bir taksim bulunup bulunmadığı, taksim yapılmış ise çekişmeli taşımazların kime düştüğü, bu taşınmazların kimden kime ne zaman ve ne şekilde intikal ettiği, kim tarafından ne zamandan beri ne şekilde ve hangi sıfatla kullanıldığı, taşınmazların kullanımıyla ilgili olarak herhangi bir uyuşmazlık yaşanıp yaşanmadığı, mirasçılar arasında satış, bağış, pay devri yapılıp yapılmadığı, 126 ada 50 parsel sayılı taşınmaz üzerideki binanın kim tarafından ne zaman ve kimin adına yaptırıldığı, dosyaya sunulan senetlerin hangi taşınmaz ya da taşınmazlara ilişkin olduğu hususlarının etraflıca sorulup maddi olaylara dayalı olarak açıklattırılması, beyanlar arasındaki çelişkinin gerektiğinde yüzleştirme yapılmak suretiyle giderilmesi, çelişkinin giderilememesi halinde hangi beyana neden üstünlük tanındığının gerekçesinin karar yerinde açıklanması, çekişmeli taşınmazların kök muris ...'ten kaldığı ve mirasçılar arasında taksim edilmediğinin anlaşılması halinde bu muristen kalan miras payı oranında, yakın miras bırakan ...'den kaldığının ve taksim edilmediğinin anlaşılması halinde ise bu muristen kalan miras payı oranında davanın kabul ya da reddine karar verilmesi, yine dava konusu 126 ada 50 parsel sayılı taşınmaz üzerindeki muhdesatla ilgili 3402 sayılı Kadastro Kanunu'nun 19/2. maddesi uyarınca değerlendirme yapılması, bundan sonra da toplanmış ve toplanacak tüm deliller birlikte değerlendirilerek sonucuna göre yeniden bir karar verilmesi gerekirken Mahkemece bu hususlar göz önüne alınmaksızın eksik incelemeyle yazılı şekilde karar verilmesinin isabetsiz olduğu, bir kısım davalılar (Hazine dışındaki) vekilinin istinaf başvurusunun açıklanan nedenlerle yerinde görüldüğünden kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına, dosyanın yeniden bir karar verilmek üzere mahal mahkemesine gönderilmesine karar verilmiştir. C. Kaldırma Kararı Sonrasında İlk Derece Mahkemesince Verilen Karar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; davanın kadastro tespitine itiraz mahiyetinde tapu iptali ve tescil davası olduğu ve Kadastro Kanunu'nda belirlenen 10 yıllık hak düşürücü süre içerisinde açıldığı, dava konusu taşınmazların kök muris ...'ten intikal edip etmediği noktasında ihtilaf bulunduğu, davacılar ve davalıların kök muris ...'in mirasçıları olup kadastro tespiti sırasında dava konusu taşınmazların kök muris ...'in oğlu olan ... adına tespit edildiği, taşınmazların kadastro tespitinde tapu kaydı esas alınmadığı, yargılama sırasında davacı taraflar tapu kaydına dayanmış iseler de tapu kayıtları süresi içerisinde sunulmadığından itibar edilmediği, bu halde taşınmazın tapuya kayıtlı olmayan menkul mal niteliğinde olduğunun kabulünün zorunlu olduğu, bilindiği üzere menkul mallarda mülkiyetin nakli için zilyetliğin teslim edilmesi yeterli olup yazılı bir sözleşme aranmayacağı, somut olayda davacılar ile davalıların ortak muris ...'in mirasçıları olduğu, davacıların dava konusu olan taşınmazların ortak muris ...'ten geldiğini iddia ederek miras payı oranında mirasçılar adına tapu iptali ve tescil talebinde bulundukları, uyuşmazlığın, dava konusu taşınmazların ortak muris ...'den gelip gelmediği noktasında toplandığı, mahallinde keşif icra edilmiş olup ve keşifte dinlenilen mahalli bilirkişiler ve taraf tanıklarının beyanlarından dava konusu taşınmazların ...'ten intikalen geldiğinin görüldüğü, ... ve... ...'in ...'in kardeşleri olduğunun nüfus kayıtlarından anlaşıldığı, davalıların ise murisleri ...'in halaları olan... ... ve ...'ın hisselerini satın aldığına dair iddiaları mevcut olup dinlenen senet tanıklarının buna dair bilgilerinin olmadığı görülmekle beraber davalıların bu iddialarını ispatlayamadığı, bu kapsamda dava konusu olan taşınmazların ortak muris ...'ten intikal ettiği ve mirasçılar arasında zilyetlikle kazanım olgusunun gerçekleşmeyeceği, davacıların miras payı oranında dava konusu taşınmazlarda hakkı olduğu gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne, dava konusu olan 126 ada 50 parsel sayılı taşınmaz üzerinde muris ... tarafından yapılmış muhdesatın beyanlar hanesine şerh düşürülmesine; tapu iptali ve tescil davasının tapu kayıt maliklerine karşı yöneltilmesi gerektiği gerekçesiyle Hazineye karşı açılan davanın pasif husumet yokluğu nedeniyle reddine karar verilmiştir. D. Bölge Adliye Mahkemesi kararı İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararına karşı süresi içinde bir kısım davalılar vekili (Hazine dışında) tarafından İstinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; çekişmeli taşınmazların tarafların ortak murisi ...'ten kaldığının dosya kapsamı itibariyle sabit bulunmasına, ortak muris ...'in sağlığında ya da ölümünden sonra taksim yapıldığının davalı tarafça iddia ve ispat edilememiş olmasına, mirasçılardan biri ya da birkaçı tarafından sürdürülen zilyetliğin tüm mirasçılar adına sürdürülmüş sayılmasına, mirasçılar arasında zilyetlikle kazanım hükümlerinin uygulanamayacak olmasına, davalı tarafın çekişmeli taşınmaz üzerindeki zilyetliğinin insan ömrünü aşacak süreye ulaşmamış olmasına ve tüm dosya kapsamına göre Yerel Mahkeme kararının usul ve yasaya uygun olduğu gerekçesiyle bir kısım davalılar vekilinin istinaf kanun yolu başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri Bir kısım davalılar vekili (Hazine dışında) temyiz dilekçesinde özetle; Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulması gerektiğini, istinaf incelemesinde dava konusu taşınmazların muris ...'ten kaldığı kanaatinde olunduğu belirtilmiş ise de dosyaya sunulan satış senetlerindeki tanıkların beyanları ve mahalli bilirkişilerin beyanlarında taşınmazın muris ...'ten kaldığının beyan edilmediğini, senet tanıklarının yaşları sebebiyle senette yazan herşeyi hatırlamalarının beklenemeyeceğini, ancak davalıların murislerini tanıdıklarını ve senet altındaki imzaların kendilerine ait olduğunu beyan ettiklerini, bu durumun dahi senedin geçerli olarak düzenlendiğini ve senette belirtilen satışın mevcut olduğunu gösterdiğini, tanık ... ve tanık ...'a, senetteki imzaların gösterilmediğini ve satışa konu edilen yerler hakkında bilgisine başvurulmadığını, satış senetlerine konu edilen hissedarların taşınmazlarda hak sahibi olduğunun dinlenilen tanık ve mahalli bilirkişi beyanlarıyla ispat edildiğini, Mahkemece senet tanıklarının beyanlarına bilgi sahibi olmadıkları şeklindeki kısa bir gerekçeyle itibar edilmediğini, oysa tapusuz taşınmazların devrinde geçerli kabul edilen satış senetlerinin tanıkların da imzalarını ikrar etmelerine rağmen kabul edilmemesinin açıklanamaz bir durum olduğunu, İstinaf Mahkemesince bu hususta inceleme yapılmadığını, ayrıca dava konusu taşınmazların satış senetlerine dayalı olarak uzun yıllardır davalılar tarafından kullanıldığını, Mahkemenin hak sahibi olduğunu iddia eden diğer kişilerin söz konusu kullanıma neden itiraz etmediklerini sorgulamadığını, satış senetlerinin dava konusu taşınmazlar dışında başka bir yere ait olma ihtimalinin bulunmadığının gözden kaçırıldığını, ayrıca tanık ve bir kısım mahalli bilirkişi beyanlarında tarafların halası olan...'nin babasının arazisi olduğu gerekçesiyle dava konusu taşınmazları uzun yıllar kullandığının belirtildiğini, davalıların murisinin satış senedinin varlığına güvenerek uzun yıllar çekişmeli taşınmazları kullandığını ve bu kullanıma davacılar dahil hiçbir mirasçı tarafından itiraz edilmediğini, davacılar tarafından dava konusu taşınmazların muris ...'ten intikal ettiği hususunda delil sunulmamasına rağmen bu yönde karar verilmesinin mülkiyet hakkının açık ihlali olduğunu, davacı tanığı ...'in dava konusu taşınmazların dip muris ...'ten geldiğini beyan ettiğini, Mahkemece bu beyan hakkında değerlendirme yapılmadığını, yine keşifte dinlenen davacı ...'in beyanlarının göz ardı edilmemesinin hatalı olduğunu, alınan beyanlardan dava konusu taşınmazların kök muris ...'ten kaldığının, kök murisin sağlığından beridir kullanımlarının davalıların murisi ...'de olduğunun, aynı zamanda tarafların halalarının da kullanımlarının bulunduğunun ancak hisselerini sattıktan sonra bu kullanımın sona erdiğinin, tapusuz taşınmazlarda mülkiyetin nakli için geçerli olan zilyetliğin devri olgusunun somut olayda gerçekleştiğinin anlaşıldığını, tarafların ortak murisi ...'in dosya kapsamında dinlenen kişilerce tanınmadığını, nitekim davacı tarafın da...'in Bafra'da yaşadığını beyan ettiklerini, bu durumun bile tek başına taşınmazlarda herhangi bir kullanımının olmadığını, taşınmazların kullanımının davalıların murisine terk edildiğini gösterdiğini, davalıların murisi ...'nin satın alma ve sair nedenlerle artırdığı paylara ilişkin olarak gerekli inceleme ve araştırmanın yapılmadan kabul kararı verilmesinin hukuka aykırı olduğunu, Mahkemece mirasçılar arasında kazandırıcı zamanaşımı koşullarının işlemeyecek olduğu gerekçesi kurulmuş ise de tartışılması gereken ve açıklığa kavuşturulması gereken konunun muris ...'in sağlığında yapmış olduğu taksimle dava konusu taşınmazların zilyetliğini muris ...'e mi yoksa davalıların murisi ...'ye mi devrettiğine ilişkin olduğunu, taksim yapıldığının davacılar tarafından ispat edilemediğini, Mahkemece çekişmeli taşınmazların kök muris ....'ten kalmakla birlikte sağlığında iki oğlu arasında taksim yaptığının kabul edildiğini ancak tanıkların söz konusu taksimden sonra .... tarafından bu yerlerin "...'nin yeri olduğunu kabul ederek" kullandıklarını beyan ettiğini, Mahkemece eksik ve yetersiz araştırma yapıldığını, bir an için taksimin varlığı kabul edilse de taksimden sonra dava konusu taşınmazların davalıların murisi tarafından kullanılmasının mülkiyetin kazanılmış olduğunu gösterdiğini, verilen karar davalıların mülkiyet hakkının ihlali olup usul ve yasaya aykırı olduğunu, Yerel Mahkeme, gerekçeli kararında dava konusu taşınmazların tapu kaydına dayalı olmaması sebebi ile taşınır hükmünde olduğunu kabul ederek taşınırların devrinde geçerli olan usul ile zilyetliğin devrinin mülkiyetin devri için yeterli olduğunu belirtip dava konusu taşınmazları hiç kullanmamış ve zilyet dahi edinmemiş olan ...'ten intikal ettiğine karar vermesinin yasaya aykırı olduğunu ileri sürerek Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmesini talep etmiştir. B. Değerlendirme ve Gerekçe Dava, kadastro öncesi nedene dayalı tapu iptali ve tescil istemine ilişkindir. Bölge Adliye Mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun'un 371. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. Kadastro sonucunda, ... ili, ... ilçesi, ... Mahallesi çalışma alanında bulunan 106 ada 1, 111 ada 10, 112 ada 3, 113 ada 9 ve 45, 123 ada 25, 126 ada 50 ve 133 ada 7 parsel sayılı taşınmazların kazandırıcı zamanaşımı zilyetliğine dayanılarak senetsizden davalıların murisi ... adına tespit edildiği, askı ilanlarının 18.05.2009-17.06.2009 tarihleri arasında yapıldığı, askı ilan süresi içerisinde dava açılmaması üzerine kadastro tespitlerinin kesinleşerek taşınmazların tapuya tescil edildikleri, daha sonra davalılara intikal ettiği, taşınmazların halen aynı vasıf ve yüz ölçümle davalılar adına tapuda kayıtlı oldukları, eldeki davanın ise on yıllık hak düşürücü süre içerisinde 28.11.2017 tarihinde açıldığı anlaşılmıştır. Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup bir kısım davalılar vekili (Hazine dışında) tarafından temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; Bir kısım davalılar vekilinin (Hazine dışında) yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddiyle usul ve yasaya uygun olan Bölge Adliye Mahkemesi kararının HMK’nın 370. maddesi uyarınca ONANMASINA, Aşağıda yazılı 12.149,88 TL bakiye onama harcının temyiz eden bir kısım davalılardan alınmasına, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 29.05.2025 tarihinde kesin olmak üzere oy birliğiyle karar verildi.