Danıştay 4. Daire Başkanlığı 2024/1046 E. , 2024/3099 K. "İçtihat Metni" T.C. D A N I Ş T A Y DÖRDÜNCÜ DAİRE Esas No : 2024/1046 Karar No : 2024/3099 DAVACI : ... DAVALILAR : 1- ... Bakanlığı VEKİLİ : ... 2- ... Bakanlığı VEKİLİ :... 3- ... Valiliği VEKİLİ : Av. ... DAVANIN KONUSU : İçişleri Bakanlığı İller İdaresi Genel Müdürlüğünün ... tarih ve ... sayılı, "Koronavirüs Ek Tedbirler" konulu Genelgesi ile bu Genelge uyarınca Samsun İl Umumi Hıfzıssıhha Kurulunca alınan ... tarih ve ... sayılı ka
Danıştay 4. Daire Başkanlığı 2024/1046 E. , 2024/3099 K. "İçtihat Metni" T.C. D A N I Ş T A Y DÖRDÜNCÜ DAİRE Esas No : 2024/1046 Karar No : 2024/3099 DAVACI : ... DAVALILAR : 1- ... Bakanlığı VEKİLİ : ... 2- ... Bakanlığı VEKİLİ :... 3- ... Valiliği VEKİLİ : Av. ... DAVANIN KONUSU : İçişleri Bakanlığı İller İdaresi Genel Müdürlüğünün ... tarih ve ... sayılı, "Koronavirüs Ek Tedbirler" konulu Genelgesi ile bu Genelge uyarınca Samsun İl Umumi Hıfzıssıhha Kurulunca alınan ... tarih ve ... sayılı kararın ve Sağlık Bakanlığının ...tarih ve ... sayılı yazısının iptali istenilmektedir. DAVACININ İDDİALARI : Dava konusu işlemlerin yok hükmünde olduğu, il hıfzıssıhha kurullarının toplantıları erteleme yetkisi bulunmadığı, genel sağlığın korunması amacıyla toplantıların kısıtlanması yetkisinin Sağlık Bakanlığında olmasına rağmen bu konuda bir karar alınmadığı, Sağlık Bakanlığı tarafından hukuka aykırı yetki devri yapıldığı, İçişleri Bakanlığı'nın da sadece denetim ve kontrol yetkisinin bulunduğu, 1136 sayılı Avukatlık Kanunu'nda Baroların olağan genel kurul tarihlerinin açıkça belirlendiği, bu tarihlerin genelge ile ertelenemeyeceği, 7244 sayılı Kanun ile ertelenecek genel kurul ve seçimlere yer verilmesine rağmen anılan Kanunda Baro seçimlerinin erteleneceğine ilişkin bir düzenleme bulunmadığı ileri sürülmektedir. DAVALILARIN SAVUNMALARI : Davalı İçişleri Bakanlığı tarafından, Sağlık Bakanlığı Bilim Kurulunun önerileri doğrultusunda, Kovid-19 salgını ile mücadele kapsamında alınan tedbirlerin zorunluktan kaynaklandığı, kararlaştırılan tedbirler ile ülke genelinde yeknesaklığın sağlanması ve kamu sağlığının korunmasının amaçlandığı, temel hak ve özgürlükleri kısıtlama gibi bir amacın söz konusu olmadığı, İdarelerinin dava konusu edilen Genelgesinin icrai nitelik taşımadığı savunulmaktadır. Davalı Sağlık Bakanlığı tarafından, dava konusu edilen tedbirlerin Umumi Hıfzıssıhha Kanunu uyarınca halk sağlığının ve tüm bireylerin yaşama hakkının korunması amacıyla alındığı, yaşam hakkının korunmasının Devletin pozitif yükümlülüğü olduğu, bu kapsamda yakın ve açık risk altında olanların korunması bakımından bazı tedbirlerin alınabileceği, Bakanlıklarınca yapılan işlemlerin mevzuata uygun olarak, kamu yararı doğrultusunda tesis edildiği savunulmaktadır. Davalı Samsun Valiliği tarafından, toplu halde yapılacak etkinliklerde sosyal mesafe kuralına riayet edilemeyeceği, Umumi Hıfzıssıhha Kanunu'nun 27. ve 72. maddeleri uyarınca bu kararı alma yetkileri bulunduğu, dava konusu işlemlerin hukuka uygun olduğu savunulmaktadır. DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ : ... DÜŞÜNCESİ : Dava konusu ... tarih ve ... sayılı Sağlık Bakanlığı yazısı, idari davaya konu olabilecek kesin ve yürütülebilir icrai nitelik taşımadığından, bu işlem yönünden davanın incelenmeksizin reddine, dava konusu İçişleri Bakanlığı Genelgesi ve Samsun İl Umumi Hıfzıssıhha Kurulu kararı, dava açıldıktan sonra davalı idarelerce uygulamadan kaldırıldıkları görüldüğünden, bu işlemler yönünden konusuz kalan dava hakkında karar verilmesine yer olmadığına karar verilmesi gerektiği düşünülmektedir. DANIŞTAY SAVCISI : ... DÜŞÜNCESİ : Dava; ... Barosuna kayıtlı avukat olan davacı tarafından, Samsun Valiliği İl Umumi Hıfzıssıhha Kurulunun ... tarihli, ... Nolu kararı ile bu kararın dayanağını oluşturan İçişleri Bakanlığı İller İdaresi Genel Müdürlüğünün ... tarihli, ... sayılı işleminin ve bunlara dayanak oluşturan Sağlık Bakanlığının ... tarihli, ... sayılı yazısının iptali istemiyle açılmıştır. Dava dilekçesinde; 1136 sayılı Avukatlık Kanununun 82. maddesine göre ... Barosu Olağan Genel Kurulunun 03-04/10/2020 tarihinde, bu tarihte çoğunluk sağlanamaması halinde ise 10-11/10/2020 tarihinde yapılmasına karar verildiği, ancak Samsun Valiliği İl Umumi Hıfzıssıhha Kurulunun dava konusu ... tarihli, ... Nolu kararı ile Samsun’da faaliyet gösteren sivil toplum kuruluşları, kamu kurumu niteliğinde meslek kuruluşları ve üst kuruluşları, birlikler veya kooperatifler için düzenlenecek geniş katılımlı toplantıların ve bu kurum ve kuruluşların genel kurullarının mevsimsel etkiler de göz önünde bulundurularak 02/10/2020 tarihinden başlayarak 01/12/2020 tarihine kadar yapılmamasına ve ileri bir tarihe ertelendiği; bu kararın dayanağı olan İçişleri Bakanlığı İller İdaresi Genel Müdürlüğünün ... tarihli, ... sayılı işlemi ile Sağlık Bakanlığının ... tarihli, ... sayılı yazısının iptalinin istenildiği, 1193 Umumi Hıfzıssıhha Kanununa göre toplumdaki bütün sağlık ve sosyal yardım işlerinin başvuru ve denetim yetkisinin Sağlık Bakanlığı ait olduğu, bünyesinde oluşturduğu COVİD-19 Bilimsel Danışma Kurulunun öneri/tavsiye mahiyetindeki görüşünü İçişleri Bakanlığına bildirdiği, İçişleri Bakanlığınca genel sağlığın tehdidi nedeniyle toplantıları kısıtlamaya ve/veya yasaklama yetkisinin olmadığı halde 81 İl Valiliğine Talimat verdiği, İçişleri Bakanlığının talimat verme yetkisinin bulunmadığı İl Hıfzıssıhha Kurullunun görev ve yetkileri arasında toplantıları ertelemek ya da yasaklamanın bulunmadığı, ancak baroların genel kurullarının ertelendiği, Anayasaya göre temel hak ve hürriyetlerin ancak kanunla sınırlanabileceği, toplantı ve gösteri yürüyüşü hakkının da Anayasada sayılan sebeplere dayalı olarak kanunla sınırlanması öngörülmüş olup, 1593 sayılı Kanununun 77. maddesi uyarınca söz konusu kısıtlama ya da yasaklama yetkisinin Sağlık Bakanlığınca kullanılabileceği halde yasaya aykırı şekilde yetki devrinin yapıldığı gibi olmayan yetki kullanılarak İl Hıfzıssıhha Kurullunca yetki gaspı yapıldığı ileri sürülmektedir. Davalı idarelerin cevap dilekçelerinde; 1593 sayılı Umumi Hıfzıssıhha Kanunun 64. maddesinde, bulaşıcı bir hastalık salgını baş gösterdiğinde her türlü tedbiri almaya ve uygulamaya Sağlık Bakanlığının yetkili olduğu, 27. ve 72. maddelerine göre de il ve ilçe umumi hıfzıssıhha kurullarının kendi bölgeleri ile ilgili gerekli kararları alarak salgının kontrolünde yetkili otorite oldukları; pandeminin, bulaşıcı bir hastalık etkeninin sebep olduğu, ulusal sınırları aşan, dünyanın büyük bir kısmında veya tamamında aynı anda yayılan salgın hastalıklar için kullanılan bir kavram olduğu, Dünya Sağlık Örgütü tarafından 11/03/2020 tarihinde Covid-19 salgın hastalığının pandemi olarak ilan edildiği, Sağlık Bakanlığında oluşturulan COVİD-19 Bilimsel Danışma Kurulunca alınan tavsiye kararlarının İçişleri Bakanlığı ile ilgili kamu kurum ve kuruluşları ile paylaşıldığı, bu kurumların da görüşleri ile birlikte kararlarını valiliklere gönderdiği, valiliklerce 1593 sayılı Kanunun 27. ve 72. maddeleri uyarınca alınan kararların uygulamaya konulduğu, dava konusu işlemin gerçekleştiği dönemde tüm dünyada ve ülkemizde Covid-19 vaka artışlarının devam etmekte olduğu, vaka sayılarının belirli bir düzeyde kontrol altına alınmış olsa da, 2020 yılı sonbahar ve kış aylarında damlacık yoluyla bulaşan solunum hastalıklarının görülme sıklığının artış göstermesi beklentisinin var olmasından dolayı, COVİD-19 Bilimsel Danışma Kurulunca fiziksel mesafenin korunmasının zor olacağı sivil toplum kuruluşları, kamu kurumu niteliğindeki meslek kuruluşları, birlikler veya kooperatiflerin geniş katılımlı toplantılarının yapılmasının ileriki tarihe ertelenmesinin önerildiği ve ifası için gönderildiği İçişleri Bakanlığı ile valilik ve dolayısıyla il umumi hıfzıssıhha kurullarınca uygulamaya konulmasına dönük olarak işlem tesis edildiği; kararlaştırılan tedbirlerin ülke genelinde yeknesaklığın sağlanması için İçişleri Bakanlığı tarafından valiliklere bildirildiği, bu yönüyle icrai nitelik taşımadığı, Anayasanın 17, 56 ve 5. maddelerindeki Devletin temel amaç ve görevleri gereğince 1593 sayılı Kanuna göre kamu sağlığının korunması ve bulaşıcı/salgın hastalıkların yayılımının durdurulması için umumi hıfzıssıhha kurullarınca yasada öngörülerin tedbirleri alma konusundaki yetkilerin kullanıldığı, temel hak ve özgürlüklerin kısıtlanması gibi bir durumun söz konusu olmadığı, hizmetin gereklerine ve hukuka uygun olduğu savunulmaktadır. 2709 sayılı Türkiye Cumhuriyeti Anayasasının 5. maddesinde Devletin temel amaç ve görevleri arasında insanın maddi ve manevi varlığının gelişmesi için gerekli şartları hazırlamaya çalışmak sayılmakta; temel hak ve özgürlükler kapsamında 17. maddesinde herkesin, yaşama, maddi ve manevi varlığını koruma ve geliştirme hakkına sahip olduğu belirtilmek ve 56. maddesinde ise herkesin, sağlıklı ve dengeli bir çevrede yaşama hakkına sahip olduğu kuralına yer verilmektedir. Anayasanın 34. maddesi, herkesin, önceden izin almadan, silahsız ve saldırısız toplantı ve gösteri yürüyüşü düzenleme hakkına sahip olduğu, toplantı ve gösteri yürüyüşü hakkının ancak, milli güvenlik, kamu düzeni, suç işlenmesinin önlenmesi, genel sağlığın ve genel ahlakın veya başkalarının hak ve özgürlüklerinin korunması amacıyla ve kanunla sınırlanabileceği, toplantı ve gösteri yürüyüşü düzenleme hakkının kullanılmasında uygulanacak şekil, şart ve usullerin kanunda gösterileceğini öngörmektedir. 1593 sayılı Umumi Hıfzıssıhha Kanunun 1. maddesinde: “Memleketin sıhhi şartlarını ıslah ve milletin sıhhatine zarar veren bütün hastalıklar veya sair muzır amillerle mücadele etmek ve müstakbel neslin sıhatli olarak yetişmesini temin ve halkı tıbbi ve içtimai muavenete mazhar eylemek umumi Devlet hizmetlerindendir.” şeklinde kanunun amacı gösterilmiş; 2. maddede: “Sıhhat ve İçtimai Muavenet Vekaleti bütçeleriyle muayyen hatlar dahilinde olarak aşağıda yazılı hizmetleri doğrudan doğruya ifa eder: 3-Memlekete sari ve salgın hastalıkların hulülüne mümanaat. 4-Dahilde her nevi intani, sari ve salgın hastalıklarla veya çok miktarda vefiatı intaç ettiği görülen sair muzır amillerle mücadele.” olarak sayılmaktadır. 1593 sayılı Kanunun 27. maddesinde: “Umumi hıfzıssıhha meclisleri mahallin sıhhi ahvalini daima nazarı dikkat önünde bulundurarak şehir ve kasaba ve köyler sıhhi vaziyetinin ıslahına ve mevcut mahzurların izalesine yarayan tedbirleri alırlar. Sari ve salgın hastalıklar hakkında istihbaratı tanzim, sari ve içtimai hastalıklardan korunmak çareleri ve sıhhi hayatın faideleri hakkında halkı tenvir ve bir sari hastalık zuhurunda hastalığın izalesi için alınan tedbirlerin ifasına muavenet eylerler.” kuralı ile umumi hıfzıssıhha kurullarının yetkisi gösterilmekte; Memleket dahilinde sari ve salgın hastalıklarla mücadele başlığı altında 57. maddesinde: “Kolera, veba (Bübon veya zatürree şekli), lekeli humma, karahumma (hummayi tiroidi) daimi surette basil çıkaran mikrop hamilleri dahi -paratifoit humması veya her nevi gıda maddeleri tesemmümatı, çiçek, difteri (Kuşpalazı)- bütün tevkiatı dahi sari beyin humması (İltihabı sahayai dimağii şevkii müstevli), uyku hastalığı (İltihabı dimağii sari), dizanteri (Basilli ve amipli), lohusa humması (Hummai nifası) ruam, kızıl, şarbon, felci tıfli (İltihabı nuhai kuddamii sincabii haddı tifli), kızamık, cüzam (Miskin), hummai racia ve malta humması hastalıklarından biri zuhur eder veya bunların birinden şüphe edilir veyahut bu hastalıklardan vefiyat vuku bulur veya mevtin bu hastalıklardan biri sebebiyle husule geldiğinden şüphe olunursa aşağıdaki maddelerde zikredilen kimseler vak'ayı haber vermeğe mecburdurlar. Kudurmuş veya kuduz şüpheli bir hayvan tarafından ısırılmaları, kuduza müptela hastaların veya kuduzdan ölenlerin ihbarı da mecburidir.” kuralına yer verilirken 64. maddesi de; “57 nci maddede zikredilenlerden başka her hangi bir hastalık istilai şekil aldığı veya böyle bir tehlike baş gösterdiği takdirde o hastalığın veya her hangi bir hastalık şeklinin memleketin her tarafında veya bir kısmında ihbarı mecburi olduğunu neşrü ilâna ve o hastalığa karşı bu kanunda mezkür tedabirin kaffesini veya bir kısmını tatbika Sıhhat ve İçtimai Muavenet Vekaleti salahiyettardır.” kuralları ile Sağlık Bakanlığının yetkilerini gösterilmek olup, bulaşıcı/salgın hastalıklarda alınacak tedbirler de 72. maddede sayılmaktadır. Uyuşmazlığa konu olayda, kamu kurumu niteliğinde meslek kuruluşu olan baroların 1186 sayılı Avukatlık Kanununun 82. maddesi gereğince yapılması gereken genel kurulları için düzenlenecek toplantıların da geniş katılım gerektirmesi nedeniyle bu genel kurulların mevsimsel etkiler de göz önünde bulundurularak ileri bir tarihe ertelenmesini öngören Sağlık Bakanlığının adsız işlemi ile bu işlemin icrasını öngören İçişleri Bakanlığı işlemi ile İl Hıfzıssıhha Kurulununca alınan kararın iptali istemiyle görülen dava açılmıştır. Sağlık Bakanlığı Halk Sağlığı Genel Müdürlüğü Bilimsel Danışma Kurulunca yapılan “Covid-19 (Sars-Cov-2 Enfeksiyonu) Genel Bilgiler, Epidemiyoloji ve Tanı” konulu çalışmada; hastalığın esas olarak damlacık yoluyla bulaştığı, ayrıca hasta bireylerin öksürme, hapşırma yoluyla ortaya saçtıkları damlacıklara diğer kişilerin elleri ile temas etmesi sonrasında ellerini ağız, burun veya göz mukozasına götürmesi ve temas etmesi ile bulaşmanın gerçekleştiği, asemptomatik kişilerin solunum yolu salgılarında da virüs tespit edilebildiğinden bu kişiler bulaştırıcı olabildiği bilgileri yer almaktadır. Ülkemizde ilk COVID-19 vakasının saptandığı, Dünya Sağlık Örgütü tarafından küresel ve tehlikeli salgının (pandeminin) ilan edildiği 11/03/2020 tarihinden sonra Dünyada ve ülkemizde vaka sayılarının hızla artış gösterdiği ve Devletin tüm kurumları ile mücadele edilmeye başlandığı süreçte; 1593 sayılı Kanunun 64. maddesi uyarınca Sağlık Bakanlığınca toplum sağlığı ve genel sağlığın korunması açısından bu hastalıkla ilgili her türlü tedbiri alıp uygulamaya başladığı, diğer yandan salgının kontrolünün sağlanması, Yasanın 27. ve 72. maddelerine göre il ve ilçe umumi hıfzıssıhha kurullarının kendi bölgelerinde ülke çapındaki mücadele kapsamında bilimsel önerilere dayalı olarak alınan kararlara uygun ve tutarlı şekilde gerekli kararları aldıkları; bulaşıcı bir hastalık etkeninin neden olduğu, ulusal sınırları aşan, Dünyanın büyük bir kısmında veya tamamında aynı anda yayılan salgın hastalık olarak COVİD-19 pandemisine karşı Sağlık Bakanlığınca hastalıkla mücadelenin Dünyada yaşanan gelişmeler de dikkate alınarak yönetilmesinde gelinen aşama, hastalığın geçirdiği evrim, mevsimsel etkiler gibi durumlar göz önünde bulundurularak alınan tedbirlerin ülke genelinde yeknesak şekilde uygulanmasını sağlanmak üzere; fiziksel mesafenin korunmasının zor olacağı sivil toplum kuruluşları, kamu kurumu niteliğindeki meslek kuruluşları, birlikler veya kooperatiflerin geniş katılımlı toplantılarının yapılmasının ileriki tarihe ertelenmesinin COVİD-19 Bilimsel Danışma Kurulunca önerildiği, bu doğrultuda uygulama yapılması için Sağlık Bakanlığınca İçişleri Bakanlığının yanı sıra valiliklere, bu kapsamda il umumi hıfzıssıhha kurullarına gönderilmesi üzerine davacının üyesi olduğu baro genel kurul toplantısının ertelenmesi yolunda işlem tesis edilmiştir. Sars-Cov-2 Enfeksiyonunun evrim geçirerek değişim gösterdiği, yayılımının Dünya'da ve ülkemizde devam ettiği, virüsün bu canlılığı karşısında aktif olarak topyekün mücadele yapılmasını gerekli kıldığı süreçte; hastalığın geçirdiği evrim, mevsimsel etkiler gibi durumlar dikkate alınarak hastalığın bulaşmasının önlenmesi, genel sağlığın, toplum sağlığının ve dolayısıyla herkesin sağlıklı yaşama hakkının korunması amacıyla toplantı ve gösteri yürüyüşü düzenleme hakkının kullanılmasında erteleme şeklinde kanunla tanınan sınırlamaları da içeren yetkilerin, davalı idareler tarafından salgının küresel ve tehlikeli boyutundan kaynaklanan özel niteliği ve olağan dışı koşullar altında, idarenin bütünlüğü ilkesine de uygun şekilde, fiziksel mesafenin korunmasının zor olacağı geniş katılımlı toplantılarının yapılmasının ileriki tarihe ertelenmesi yolunda tesis edilen dava konusu işlemler genel sağlığın korunmasının gerekleri ile kamu yararına uygun olup, hukuka aykırılık taşımamaktadır. Dava dilekçesindeki, dava konusu işlemlerin yetki yönünden hukuka aykırılık taşıdığı, toplantı hakkının yasaya aykırı sınırlandırıldığı iddiası yerinde görülmediği gibi davalı idarelerin yargılama usulüne ilişkin iddiaları yerinde görülmemiştir. Açıklanan nedenlerle, davanın reddine karar verilmesi gerektiği düşünülmektedir. TÜRK MİLLETİ ADINA Karar veren Danıştay Dördüncü Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü: İNCELEME VE GEREKÇE : Dava, İçişleri Bakanlığı İller İdaresi Genel Müdürlüğünün ... tarih ve ... sayılı, "Koronavirüs Ek Tedbirler" konulu Genelgesi ile bu Genelge uyarınca Samsun İl Umumi Hıfzıssıhha Kurulunca alınan ... tarih ve ... sayılı kararın ve Sağlık Bakanlığının ... tarih ve ... sayılı yazısının iptali istemiyle açılmıştır. Dava konusu ... tarih ve ... sayılı Sağlık Bakanlığı yazısı yönünden yapılan incelemede; Anılan yazı İçişleri Bakanlığına hitaben yazılmış olup, yazıda, Sağlık Bakanlığı bünyesinde oluşturulan COVİD-19 Bilimsel Danışma Kurulunun fiziksel mesafenin korunmasının zor olacağı sivil toplum kuruluşları, kamu kurumu niteliğindeki meslek kuruluşları, birlikler veya kooperatiflerin geniş katılımlı toplantılarının yapılmayarak ertelenmelerinin önerildiği belirtilmiştir. Bu durumda, tavsiye niteliğinde olan söz konusu yazı, idari davaya konu olabilecek kesin ve yürütülebilir icrai nitelik taşımadığından, hukuken incelenmesine olanak bulunmamaktadır. Dava konusu İçişleri Bakanlığı Genelgesi ve Samsun İl Umumi Hıfzıssıhha Kurulun kararı yönünden yapılan incelemede; Dava açıldıktan sonra dava konusu işlemlerin davalı idarelerce uygulamadan kaldırıldığı görülmektedir. Bu durumda, konusuz kalan bu işlemler yönünden davanın esası hakkında karar verilmesine hukuken olanak bulunmamaktadır. KARAR SONUCU : Açıklanan nedenlerle; 1. Dava konusu ... tarih ve ... sayılı Sağlık Bakanlığı yazısı yönünden oybirliğiyle DAVANIN İNCELENMEKSİZİN REDDİNE, 2. Dava konusu İçişleri Bakanlığı Genelgesi ve Samsun İl Umumi Hıfzıssıhha Kurulu kararı yönünden oyçokluğuyla dava hakkında KARAR VERİLMESİNE YER OLMADIĞINA, 3. Kısmen davanın incelenmeksizin reddine, kısmen dava hakkında karar verilmesine yer olmadığına karar verildiği ve dava konusu İçişleri Bakanlığı Genelgesi ve Samsun İl Umumi Hıfzıssıhha Kurulu kararı yönünden davanın açılmasına bu işlemleri tesis eden idarelerin sebebiyet verdiği göz önünde bulundurulduğunda, tarafların haklılık durumuna göre, ayrıntısı aşağıda gösterilen toplam ... TL yargılama giderinin ... TL'sinin davacı üzerinde bırakılmasına, geriye kalan ... TL'sinin davalı İçişleri Bakanlığı ve Samsun Valiliğinden alınarak davacıya verilmesine, 4. Karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca ... TL vekâlet ücretinin davacıdan alınarak davalı Sağlık Bakanlığına verilmesine, 5. Posta giderleri avansından artan tutarın kararın kesinleşmesinden sonra davacıya iadesine, 6. Bu kararın tebliğ tarihini izleyen otuz (30) gün içinde Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulu nezdinde temyiz yolu açık olmak üzere, 15/05/2024 tarihinde karar verildi. (X) KARŞI OY : İdari işlemler tesis edildikleri tarihten itibaren hukuki sonuçlar doğurmaya başlayan tasarruflar olup, sözkonusu işlemler tesis eden idare tarafından geri alınmadığı veya İdari Yargı Mercileri nezdinde açılan bir iptal davasına konu edilmesi üzerine verilen bir Mahkeme kararı ile iptal edilmediği sürece hukuki sonuçlarını doğurmaya devam ederler. Anılan işlemlerin daha sonra tesis edilen başka bir işlem ile ortadan kaldırılabileceği düşünülse de idari işlemin bu şekilde sonlandırılması, ortadan kaldırıldığı tarihe kadar doğurduğu hukuki sonuçları tamamen ortadan kalmaz. Bir başka ifade ile idari işlemlerin tesis edildikleri tarihten itibaren doğurduğu tüm hukuki sonuçları ile birlikte ortadan kalkması ancak, idari işlemin geri alınması ya da bir iptal davasına konu olması durumunda İdari Yargı Merci tarafından iptali ile mümkün olabilecektir. Olayda, dava konusu edilen İçişleri Bakanlığı Genelgesi ve Samsun İl Umumi Hıfzıssıhha Kurulu kararı düzenleyici nitelikte işlemler olup, bu işlemler tesis edildikten sonra başka bir işlem ile ortadan kaldırılmış iseler de, ilk tesis edildikleri tarih ile ortadan kaldırıldıkları tarih arasında geçen süreçte doğurmuş oldukları hukuki sonuçlar hukuk aleminde varlığını sürdürdüğünden, işlemin tüm hukuki sonuçları ile ortadan kalkmasının ise ancak, yargı kararı ile iptal edilmesi ile ya da geri alınması ile mümkün olabileceğinden, daha sonra başka bir işlem ile geri alınması, bu aşamaya kadar olan hukuki sonuçlarını ortadan kaldırmayacağından, bakılan hukuki ihtilafın bu nedenle çözüme kavuşturulması gerekliliği karşısında, dava konusu İçişleri Bakanlığı Genelgesi ve Samsun İl Umumi Hıfzıssıhha Kurulu kararı yönünden işin esası hakkında bir karar verilmesi gerektiği görüşüyle, Daire kararının, anılan işlemler yönünden dava hakkında karar verilmesine yer olmadığına ilişkin kısmına katılmıyoruz.