8. Hukuk Dairesi 2018/5125 E. , 2020/4704 K. "" MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi DAVA TÜRÜ : Elatmanın Önlenmesi, Ecrimisil Taraflar arasında görülen ve yukarıda açıklanan davada yapılan yargılama sonunda Mahkemece, davanın kabulüne karar verilmiş olup hükmün davacı vekili ve davalı ... tarafından temyiz edilmesi üzerine, Dairece dosya incelendi, gereği düşünüldü. KARAR Davacı vekili, müvekkili ile davalı kardeşlerine muris babaları ...’ten intikal eden taşınmazların uzun sü…
**8. Hukuk Dairesi 2018/5125 E. , 2020/4704 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi DAVA TÜRÜ : Elatmanın Önlenmesi, Ecrimisil Taraflar arasında görülen ve yukarıda açıklanan davada yapılan yargılama sonunda Mahkemece, davanın kabulüne karar verilmiş olup hükmün davacı vekili ve davalı ... tarafından temyiz edilmesi üzerine, Dairece dosya incelendi, gereği düşünüldü. KARAR Davacı vekili, müvekkili ile davalı kardeşlerine muris babaları ...’ten intikal eden taşınmazların uzun süredir davalılarca ekilip biçildiğini, müvekkilinin sözlü ve yazılı uyarılarına rağmen davalıların taşınmazları kullanmaya devam ettiklerini öne sürerek davalıların müvekkilinin hissesine elatmalarının önlenmesine ve 3.000,00 TL ecrimilisin tahsiline karar verilmesini talep etmiş, yargılama sırasında ıslahla talep edilen ecrimisil miktarını 7.379,41 TL'ye yükseltmişlerdir. Davalılar, duruşmada alınan beyanlarında davanın reddine karar verilmesi gerektiğini savunmuşlardır. Mahkemece, davanın kabulü ile davalıların paya vaki müdahalelerinin men’ine, 7.379,41 TL ecrimisilin davalılardan alınıp davacıya verilmesine karar verilmiş, hüküm davacı vekili ve davalılardan ... tarafından temyiz edilmiştir. Dava, paydaşlar arasında elatmanın önlenmesi ve ecrimisil isteklerine ilişkindir. 1-Mahkemece yüze karşı verilen kısa kararda, davanın kabulü ile 7.379,41 TL alacağın yasal faizi ile birlikle davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak davacıya verilmesine karar verilmiş, gerekçeli kararda ise davacı vekilinin elatmanın önlenmesi talebi yönünden kısa kararda yer almayan kabul sonucuna yer verilmiş, bu şekilde, kısa karar ile gerekçeli kararın hüküm fıkrası arasında çelişki oluşturulmuştur. T.C. Anayasası'nın 141. maddesi hükmü uyarınca, duruşmaların aleniyeti kuralı gereği, tefhim edilen kısa karar ile gerekçeli kararın birbirine aykırı ve çelişik olmaması gerekir. Buna göre, yargılama açık olarak yapılacak ve HMK'nin 297/2. maddesi hükmü gereğince de yargılama sonunda verilen kararda taleplerden her biri hakkında verilen hükümle, taraflara yüklenen borç ve tanınan haklar sıra numarası altında, açık, şüphe ve tereddüt uyandırmayacak şekilde açıkça gösterilir. Aynı Kanun'un 298/2. maddesi hükmü ise, sonradan yazılacak gerekçeli kararın tefhim edilen hüküm sonucuna aykırı olamayacağını amirdir. Bu nedenle Mahkeme hükmü tek olduğundan ve kısa kararla aynı sonuçları taşıyacağından kısa karar ve gerekçeli karar arasında çelişki halinde ortada yasaya uygun bir hükmün varlığından söz edilemez. Nitekim Yargıtay İçtihatları Birleştirme Genel Kurulu'nun 10.04.1992 tarih ve 7/4 sayılı kararında, kısa kararla gerekçeli kararın çelişkili bulunmasının bozma nedeni sayılacağı belirtilmiş olup, Mahkemece yapılacak iş; önceki karar ile bağlı olmaksızın çelişki giderilmek suretiyle yeni bir karar vermekten ibarettir.