11. Ceza Dairesi 2009/16332 E. , 2010/1512 K. "" Bedelsiz kalmış senedi tahsile koymak suçundan sanık ... 'ın, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 209/1, 647 sayılı Cezaların İnfazı Hakkında Kanun'un 4/1. maddeleri gereğince 540 yeni Türk lirası adlî para cezası ile cezalandırılmasına, 647 sayılı Kanun'un 6. maddesine göre cezanın ertelenmesine, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 53/1-a maddesindeki haklardan yoksun bırakılmasına dair Tekirdağ 2. Asliye Ceza Mahkemesinin 02/02/200…
**11. Ceza Dairesi 2009/16332 E. , 2010/1512 K.** **"İçtihat Metni"** Bedelsiz kalmış senedi tahsile koymak suçundan sanık ... 'ın, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 209/1, 647 sayılı Cezaların İnfazı Hakkında Kanun'un 4/1. maddeleri gereğince 540 yeni Türk lirası adlî para cezası ile cezalandırılmasına, 647 sayılı Kanun'un 6. maddesine göre cezanın ertelenmesine, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 53/1-a maddesindeki haklardan yoksun bırakılmasına dair Tekirdağ 2. Asliye Ceza Mahkemesinin 02/02/2006 tarihli ve 2005/727 esas, 2006/29 sayılı kararın tüm dosya kapsamına göre; 1-01/06/2005 tarihinde yürürlüğe giren 5252 sayılı Türk Ceza Kanununun Yürürlük ve Uygulama Şekli Hakkında Kanun'un 9/3. maddesi gereğince lehe olan hükmün, önceki ve sonraki kanunların ilgili bütün hükümlerinin olaya uygulanarak ortaya çıkan sonuçların birbirleriyle karşılaştırılması suretiyle belirlenmesi gerektiği gözetilmeden, 5237 sayılı Kanun'un 209/1. maddesi uyarınca hükmedilen kısa süreli hapis cezasının paraya çevrilmesinde günlük miktarın 647 sayılı Cezaların İnfazı Hakkında Kanun'un 4. maddesi uyarınca 6 yeni Türk lirası olarak belirlenip hesap edildikten sonra, 5237 sayılı Kanun'un 53/1-a ve 647 sayılı Kanun'un 6. maddelerinin birlikte uygulanması suretiyle karma uygulama yapılmasında, 2-5237 sayılı Kanun'un 53/1. maddesindeki haklardan yoksun bırakılma kararı verilebilmesi için hapis cezasına mahkûmiyetin zorunlu olduğunun gözetilmeden yazılı şekilde karar verilmesinde, görülmediğinden bahisle 5271 Sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 309. maddesi uyarınca, anılan kararın bozulması lüzumu Yüksek Adalet Bakanlığı Ceza İşleri Genel Müdürlüğü 15.06.2009 gün ve 2009/6161/31452 sayılı kanun yararına bozmaya atfen Yargıtay C. Başsavcılığının 01.07.2009 gün ve KYB.2009/161055 sayılı ihbarnamesiyle daireye ihbar ve dava evrakı tevdii kılınmakla incelenip gereği görüşüldü: 5271 Sayılı CMK’ nun 309. maddesinde düzenlenen kanun yararına bozma kesin olan ya da temyiz edilmeden kesinleşen hükümlere karşı başvurulan olağanüstü bir yasa yoludur. Henüz kesinleşmeyen kararın yasa yararına incelenmesi olanaksızdır. Ayrıntıları Ceza Genel Kurulu’nun 07.11.2006 gün ve 2006/6-213 Esas, 2006/229 karar sayılı içtihadında da açıklandığı üzere; Türkiye Cumhuriyeti Anayasası’nın “Temel hak ve hürriyetlerin korunması” başlığı altındaki 40. maddesinin (03.10.2001 tarihli 4709 sayılı Kanunun 16. maddesi ile eklenen) ikinci fıkrası: “Devlet işlemlerinde, ilgili kişilerin hangi kanun yolları ve mercilere başvuracağını ve sürelerini belirtmek zorundadır” biçimindedir. Bu hükümle bireylerin yargı ya da idari makamlar önünde sonuna kadar haklarını arayabilmelerine kolaylık ve imkân sağlanması amaçlanmış, son derece dağınık mevzuat karşısında kanun yolu, mercii ve sürelerinin belirtilmesi, hak arama, hak ve hürriyetlerin korunması açısından zorunluluk haline getirilmiştir.