3. Hukuk Dairesi 2024/2908 E. , 2025/2209 K. MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2020/143 E., 2023/147 K. Mahkemece bozmaya uyularak verilen karar, taraf vekillerince temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, davacı-karşı davalı vekili Av. ...'in 21.02.2024 tarihli dilekçe ile davacı-karşı davalının vekilliğinden çekildiğini ve müvekkiline ulaşamadığını, vekillikten çekildiğinden bahisle tebligatla…
**3. Hukuk Dairesi 2024/2908 E. , 2025/2209 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2020/143 E., 2023/147 K. Mahkemece bozmaya uyularak verilen karar, taraf vekillerince temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, davacı-karşı davalı vekili Av. ...'in 21.02.2024 tarihli dilekçe ile davacı-karşı davalının vekilliğinden çekildiğini ve müvekkiline ulaşamadığını, vekillikten çekildiğinden bahisle tebligatların davacı asile yapılmasını talep ettiği, 21.02.2024 tarihli temyiz dilekçesini de dosyaya ibraz ettiği, Mahkemece 23.02.2024 tarihli temyiz harçlarının yatırılmadığı gerekçesiyle davacı-karşı davalı vekili Av. ...' e bu muhtıranın 02.03.2024 tarihinde e-tebliğ edildiği ve sonrasında da 26.04.2024 tarihli ek karar ile kesin süre dolmasına rağmen eksiklik tamamlanmadığından bahisle davacı-karşı davalı vekilinin istinaf isteminden vazgeçmiş sayılmasına karar verildiği, bu ek kararın ise davacı-karşı davalı vekili Av. ...'e 04.05.2024 tarihinde e-tebliğ edildiği görülmektedir. Dosyanın incelenmesinde; davacı-karşı davalı vekili 21.02.2024 tarihli dilekçe ile vekillikten çekildiğini belirttiğinden, Mahkemece, davacı-karşı davalı vekilinin vekillikten çekildiğine dair dilekçenin davacı-karşı davalı asile tebliğ edilmemesi yerinde olmadığı gibi, 14.07.2021 tarihinde davacı vekilince adli yardım talebinde bulunulduğu, Mahkemece de 14.07.2021 tarihi itibariyle davacının adli yardım talebinin kabulüne karar verildiği anlaşılmakla, Mahkemenin davacı-karşı davalının '' temyiz'' yasa yoluna tabi olan eldeki dava dosyasında sehven ''istinaf'' başvurusunun reddi şeklindeki ek kararı kaldırılıp, kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda taraf vekillerinin temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı-karşı davalı vekili; müvekkilinin 17.06.2011 tarihinde sandalyeden kalkarken ayağının kayıp düşmesi sonucunda ayak bileğini kırdığını, ambulansla davalı hastaneye kaldırıldığını, gelen ambulansta bir hizmetli bir şoför gelmiş olup ambulansın içinde hemşire veya doktor olmadığı gibi müvekkilinin kırık ayağı atele alınmadan 4 kat aşağı indirildiğini, sabah saat 8:00 'da davalı hastaneye acil giriş yapıp saat:15:00'de ameliyata alındığını, ayak bileğinin hem sağına hem de soluna platin takıldığını, ertesi gün taburcu edildiğini, ameliyattan 2-3 gün sonra müvekkilinin sağlıkçı arkadaşının eve pansumana geldiğini ve dikişlerin kötü şekilde, acele ve özensiz bir şekilde atıldığını söylediğini, müvekkilinin dikişlerinin ameliyattan 1 ay sonra alındığını, fizik tedaviye gönderildiğini, fizik tedavi esnasında uygulanan ılık su ve egzersizlerden kısa bir süre sonra dikiş yerlerinin iki taraflı açılmaya başladığını, fizik tedaviye ara verdiğini, verilen ilaçlarla pansumana devam edildiğini, ancak açılan yaranın bir türlü kapanmadığını, plastik cerrahiye yönlendirildiğini ve ameliyat olması gerektiğinin belirtilmesi üzerine yapılan ameliyat ile yaranın üstüne yama yapıldığını, müvekkilinin doktorun talimatlarını yerine getirmesine rağmen yama yapılan yerin açılmaya başladığını ve sarı suların akmaya devam ettiğini, ortopedi kliniğinde tahlil yaptırdığını ve tahlil sonucunda ameliyat yerinin enfeksiyon olduğunun ortaya çıktığını, müvekkilinin 2. ameliyatla yapılan yamanın altında yumuşak doku oluşmadığından yamanın tutmadığını, müvekkilinin davalı hastanenin polikliğinde ebe olarak çalıştığını, emekli olduğu için SGK'dan herhangi bir ödeme alamadığını, bu süreçte hem maddi hem de manevi olarak yıprandığını, müvekkiline ameliyat sonrası enfekte yara teşhisi konulduğunu, yaranın her gün bisturiyle kazındığını, bu işlemlerden dolayı ağrı ve acı çektiğini, raporu dolduktan sonra yarası kapanmamasına rağmen topallaya topallaya işe gitmek zorunda kaldığını, bu sırada tedavisine devam ettiğini, röntgen çektirdiğinde platinin vidasının çıktığını öğrendiğini ve bu nedenle 3. ameliyatını olmak zorunda kaldığını, bu ameliyatına rağmen ilk ameliyattaki çuval izi dikişleri kaybolmadığını, davalı hastanedeki işinden çıkartıldığını, en basit işleri bile yapamaz hale geldiğini, aile hayatında husuzursuzluklara neden olduğunu, ameliyatla oluşan yara izinin çok kötü göründüğünü, psikolojinin bozulduğunu, antideprasan almaya başladığını, ayrıca hastane, ilaç, yol gibi çeşitli masraflar yapmasıyla maddi anlamda da kayıpları olduğunu, estetik olarak görünümünü düzeltmek ihtiyacını duyduğunu ileri sürerek; fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak üzere 5.000,00 TL maddi, 20.000,00 TL manevi tazminatın yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir. II. CEVAP Davalı -karşı davacı vekili; davacıya uygulanan tıbbi işlemlerin tamamen bilimsel gerçeklere uygun olup müvekkilinin hiçbir kusuru bulunmadığını savunarak davanın reddini istemiş; karşı dava ile; yapılan tıbbi tedaviler için 4.500,00 TL ödemesi gerekirken, yine müvekkili hastane personeli olduğu için ücretin tahsil edilmediğini, davacının, kendisine yapılan tıbbi destek ve hizmetler nedeniyle müvekkili hastaneye olan tedavi masraflarını ödemediğini ileri sürerek; fazlaya ilişkin talep ve hakları saklı kalmak kaydı ile 4.500,00 TL tedavi hizmet alacağının hizmet tarihinden itibaren yasal faizi ile birlikte davacıdan tahsiline karar verilmesini istemiştir. III. MAHKEME KARARI Mahkemenin 24.12.2015 tarihli kararıyla; İstanbul Adli Tıp Kurumu 2. İhtisas Dairesinin 07.07.2014 tarihli ve Adli Tıp Genel Kurulunun 30.04.2015 tarihli raporlarına göre davalı hastaneye herhangi bir kusur izafe edilmediğinden asıl davanın reddine, karşı davada ise, davalı hastanenin çalışanı olan davacının gördüğü tedavi sebebi ile herhangi bir ilave ücret talebinde bulunmamasına rağmen davacı tarafından eldeki tazminat davası açıldıktan sonra ilave ücret talebinde bulunulduğu, ilave ücret faturalarının tedavi tarihlerinde düzenlenmediği, tüm faturaların 22.09.2014 tarihinde davacı tarafından dava açılmasından sonra düzenlendiği, davalı hastanenin çalışanlarından ilave ücret talep etmediğinin yargılama sırasında şifahi olarak da beyan edildiği, çalışanlardan ilave ücret talep edilmediğinin faturaların tanzim tarihlerinden de anlaşıldığı, davalı-karşı davacının ilave ücret isteminin hakkın kötüye kullanılması niteliğinde olduğu gerekçesiyle; asıl ve karşı davanın ayrı ayrı reddine karar verilmiş; karara karşı, taraf vekilleri temyiz isteminde bulunmuştur. IV. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ 1.Yargıtay (Kapatılan) 13. Hukuk Dairesinin 05.12.2019 tarihli ilamıyla; davalı-karşı davacının tüm temyiz itirazlarının reddine karar verildikten sonra, Mahkemece davacının davalı hastanede olduğu ameliyatlarda doktor hatasının bulunup bulmadığı, davacının iddiaları ve özellikle davacının bilirkişi raporlarına yaptığı itirazlar da değerlendirilip tartışılmak üzere üniversite öğretim üyelerinden oluşturulacak konusunda uzman ve içinde estetik ve plastik cerrahi uzmanı da olan akademik kariyere sahip yeni bir bilirkişi kurulundan taraf ve yargı denetimine elverişli bir rapor alınmak suretiyle sonucuna uygun hüküm tesisi yoluna gidilmesi gerekirken, eksik inceleme ile yazılı şekilde karar verilmesinin hatalı olduğu gerekçesiyle, kararın bozulmasına karar verilmiştir. 2. Bozmaya uyan Mahkemenin ilam başlığında tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; bozma doğrultusunda üniversite öğretim üyelerinden oluşan en az doçent unvanlı olacak şekilde 1 estetik, 1 plastik cerrah, 1 genel cerrah, 1 enfeksiyon hastalıkları ve 1 de mikrobiyoloji uzmanı bilirkişiden oluşan heyet tarafından bilirkişi incelemesi yaptırıldığı, bilirkişi heyetince yapılan inceleme neticesinde hekim hatasının bulunmadığı, plastik cerrahi ve ortopedi açısından yanlış ve eksik tedavinin bulunmadığının tespit edildiğinden asıl davanın reddi gerektiği, karşı dava yönünden ise daha önce verilen ret kararının bozma ilamı ile kesinleştiği gözetilerek reddi gerektiği gerekçesiyle, asıl ve karşı davanın ayrı ayrı reddine karar verilmiş; karara karşı taraf vekillerince temyiz isteminde bulunulmuştur. V. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri 1. Davacı-karşı davalı vekili; hükme esas alınan kök ve ek raporun eksik ve hatalı olduğunu, Mahkemece itirazlarının dikkate alınmadığını, müvekkilinin geçirdiği ameliyat ve sonrasında yaşadığı komplikasyonlar neticesinde dosyaya müvekkilinin kırık ayağının son halinin fotoğraflarının sunulduğunu, söz konusu fotoğrafların dahi durumun vahameti ve müvekkilinin mağduriyetini gösterdiğini, ek raporda bu fotoğraflara dahi değinilmeden kök raporun tekrar edildiğini, bilirkişi heyetince müvekkiline ait hasta evraklarının tam olarak incelenmediğini, müvekkilinin yaşadığı sıkıntının basit bir komplikasyon olarak nitelendirilemeyeceğini, fizik tedavi esnasında müvekkilin dikişlerinin açılmasının ya dikişlerin yanlış atıldığını yahut fizik tedavinin yanlış uygulandığını gösterdiğini, bunun üzerine yapılan ikinci ameliyatta yamanın tutmamasının da ya ameliyatın yanlış yapıldığını ya da ameliyat kararının yanlış bir karar olduğunu gösterdiğini, bu yöndeki itirazlarının bilirkişi heyetince dikkate alınmadığını, hükme esas alınan raporun bozma ilamına aykırı olduğunu, bilirkişi raporunda her ne kadar müvekkilinin davalı hastaneye nakline ilişkin dosyada evrak bulunmadığı belirtilmiş ise de dinlenen tanığın davalı hastaneye nakil esnasında hemşire ve hekimin ambulansta olmadığını açıkça beyan ettiğini, bilirkişi ek raporunda tanık beyanlarına yer verilmediğini, bu konudaki itirazlarının değerlendirilmediğini, dosya üzerinden inceleme ile bilirkişi raporu sunulduğunu, müvekkilinin muayene edilip dinlenmediğini, yine hüküm kısmında "3" nolu bendin 2 nolu paragrafında davalının açtığı karşı dava reddedilmiş iken, son cümlede 4.500,00 TL vekalet ücretinin davacı- karşı davalı müvekkilinden alınarak davalı- karşı davacıya verilmesine karar verildiğini, bu hali ile davalı tarafın açtığı ve reddedilen davada müvekkili aleyhine vekalet ücretine hükmedilmesinin de hatalı olduğunu ileri sürerek; kararın bozulmasını istemiştir. 2.Davalı-karşı davacı vekili; Mahkemenin 16.09.2014 tarihli ara kararı gereği davacının müvekkili hastanedeki tedavisine dair detaylı faturalar ve epikriz raporunun dosyaya sunulduğunu, davacının tedavi süresince müvekkili hastaneden her türlü maddi ve manevi destek gördüğünü, rahatsızlığı boyunca müvekkili hastane personeli olduğu için devamlı olarak hastane ambulansı ve hizmet araçları ile taşındığını, yapılan tıbbi tedaviler için 4.500,00 TL ödemesi gerekirken yine müvekkili hastane personeli olduğu için borcunun tahsil edilmediğini, karşı davanın reddine karar verilmesinin hatalı olduğunu ileri sürerek; karşı dava yönünden kararın bozulmasını istemiştir. B. Değerlendirme ve Gerekçe Uyuşmazlık, vekalet ilişkisinden kaynaklanan hekim hatası iddiasına dayalı maddi ve manevi tazminat, karşı davada ise ilave tedavi ücreti alacağı istemine ilişkindir. Mahkemece uyulan bozma ilamında belirtilen hukuki esaslar gereğince inceleme yapılarak karar verildiği, bozma sonrasında alanında uzman bilirkişi heyetinden alınan bilirkişi raporu ile plastik cerrahi ve ortopedi açısından yanlış ve eksik tedavi yöntemleri ve cerrahi müdahale uygulandığına dair herhangi bir durum tespit edilmediği, hekim ya da hizmet hatası olmadığı, hastanın fotoğrafları incelendiğinde yara iyileşmesinin tamamlandığının açıkça belirtilmesine, davacı-karşı davalı yönünden vekalet ücreti yönünden ileri sürülen temyiz nedeninin Mahkemenin 06.03.2024 tarihli tavzih kararı ile düzeltilmesine, davalı-karşı davacının temyiz itirazları yönünden ise, 05.12.2019 tarihli bozma ilamı ile davalının tüm temyiz itirazlarının reddine karar verilmekle, karşı davaya yönelik bozma ilamı ile kesinleşen ret kararı yönünden yeniden inceleme yapılmasının mümkün bulunmamasına, bozmanın kapsamı dışında kalarak kesinleşen ve karşı taraf yararına usuli kazanılmış hak durumunu oluşturan kısımlar hakkında yeniden inceleme yapılarak karar verilemeyeceğinin anlaşılmasına göre, taraf vekillerinin vekilinin temyiz itirazlarının reddi ile usul ve kanuna uygun bulunan kararın onanmasına karar vermek gerekmiştir. VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; Temyiz olunan Mahkeme kararının ONANMASINA, Aşağıda yazılı bakiye temyiz harcının temyiz eden davalıya yükletilmesine, Hükmü temyiz eden davacı adli yardım kararı almış olduğundan harç alınmasına yer olmadığına, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun Geçici 3. maddesi atfıyla 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun 440. maddesi gereğince karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 16.04.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.