Danıştay 8. Daire Başkanlığı 2020/4348 E. , 2024/1488 K. "İçtihat Metni" T.C. D A N I Ş T A Y SEKİZİNCİ DAİRE Esas No : 2020/4348 Karar No : 2024/1488 TEMYİZ EDEN (DAVACI) : … VEKİLİ : Av. … KARŞI TARAF (DAVALI) : … Büyükşehir Belediye Başkanlığı VEKİLİ : Av. … DAVALI YANINDA MÜDAHİL : … Sanayi Tesisleri ve Ticaret Anonim Şirketi VEKİLİ : Av. … İSTEMİN KONUSU: … Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararının, temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir. Y
Danıştay 8. Daire Başkanlığı 2020/4348 E. , 2024/1488 K. "İçtihat Metni" T.C. D A N I Ş T A Y SEKİZİNCİ DAİRE Esas No : 2020/4348 Karar No : 2024/1488 TEMYİZ EDEN (DAVACI) : … VEKİLİ : Av. … KARŞI TARAF (DAVALI) : … Büyükşehir Belediye Başkanlığı VEKİLİ : Av. … DAVALI YANINDA MÜDAHİL : … Sanayi Tesisleri ve Ticaret Anonim Şirketi VEKİLİ : Av. … İSTEMİN KONUSU: … Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararının, temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir. YARGILAMA SÜRECİ : Dava konusu istem: İstanbul İli, Beyoğlu İlçesi, … Mahallesi, … ada … parsel üzerinde … Sk. No:… KTT İş Merkezi adresinde bulunan "bodrum, zemin kat, 4 normal kat" nitelikli taşınmazın maliki olan davacı tarafından, Kabataş-Mahmutbey metro hattı yapım çalışmaları esnasında maliki olduğu bodrum kat 1 numaralı "büro" nitelikli, zemin kat 2 numaralı "büro" nitelikli, 2. kat 4 numaralı "büro" nitelikli, 3. kat 5 numaralı "büro" nitelikli, 4. kat 6 numaralı "büro" nitelikli bağımsız bölümlerde meydana gelen hasar nedeniyle yeniden inşa ve/veya hasar bedeline ilişkin 3.000.000,00.-TL ve kira kaybı nedeniyle 350.000,00.-TL bedelli olarak toplamda 3.350,000.00.-TL'nin yasal faiziyle birlikte tazminen iadesine karar verilmesi istenilmiştir. İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: … İdare Mahkemesince verilen … tarih ve E:…, K:… sayılı kararda; dosyada yer alan bilgi ve belgeler ile mahallinde yaptırılan keşif ve bilirkişi incelemesi sonucu düzenlenen bilirkişi raporunda, uyuşmazlık konusu taşınmazda bulunan çatlakların beton içerisindeki donatının korozyonuna bağlı olarak ortaya çıkan çatlak niteliğinde olduğu, korozyon çatlaklarının betonun kalitesi ile ilgili olduğu ve binanın yapım yılı da dikkate alındığında yıllar içerisinde gelişebileceği, bunların yakındaki kazıyla doğrudan ilgisinin bulunmadığı, zira kazı nedeniyle çatlak oluşmuş olsa idi kesme (kayma) çatlağı şeklinde kendini göstereceği tespitlerine yer verildiği, hükme esas alınabilir nitelikte bulunan bilirkişi raporu doğrultusunda, tespit edilen hasar ile davalı idarenin faaliyeti arasında illiyet bağı bulunmadığı sonucuna varıldığı, buna göre davalı idarenin kusur veya kusursuz sorumluluk ilkeleri gereğince olaydan sorumlu tutulmasının mümkün olmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir. Bölge İdare Mahkemesi kararının özeti: İstinaf başvurusuna konu kararın hukuka ve usule uygun olduğu ileri sürülen iddiaların söz konusu kararın kaldırılmasını sağlayacak nitelikte görülmediği belirtilerek 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 45. maddesinin 3. fıkrası uyarınca istinaf başvurusunun reddine karar verilmiştir. TEMYİZ EDENİN İDDİALARI : Davacı tarafından, sulh hukuk mahkemesinde yaptırılan tespitin kesin delil niteliği taşıdığı, aynı olaya bağlı olarak … pafta, … ada, … no'lu parsel malikleri tarafından açılan dava sonucunda … İdare Mahkemesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararı ile 16.800 TL tazminata hükmedildiği, tüm bu hususlar çerçevesinde davanın kabulü gerekirken reddine yönelik kararda hukuki isabet bulunmadığı ileri sürülmektedir. KARŞI TARAFIN SAVUNMASI : Davalı ve davalı yanında müdahil tarafından, kararın hukuka uygun olduğu belirtilerek istemin reddi gerektiği savunulmuştur. DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ …'İN DÜŞÜNCESİ : Temyiz isteminin reddi ile usul ve yasaya uygun olan Bölge İdare Mahkemesi kararının açıklamalı onanması gerektiği düşünülmektedir. TÜRK MİLLETİ ADINA Karar veren Danıştay Sekizinci Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü: HUKUKİ DEĞERLENDİRME: Bölge idare mahkemelerinin nihai kararlarının temyizen bozulması, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. Temyizen incelenen karar usul ve hukuka uygun olup, dilekçede ileri sürülen temyiz nedenleri kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. Öte yandan, aynı olaya bağlı olarak … pafta, … ada, … no'lu parsel malikleri tarafından açılan dava sonucunda … İdare Mahkemesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararı ile 16.800-TL tazminata hükmedildiği yönündeki davacının iddiasına, söz konusu Mahkeme kararına yönelik istinaf başvurusunun reddine ilişkin Bölge İdare Mahkemesi kararının Dairemizin 14.03.2024 tarih ve E:2021/678, K:2024/1489 sayılı kararı ile bozulduğu görüldüğünden itibar edilmemiştir. KARAR SONUCU: Açıklanan nedenlerle, 1. Temyiz isteminin reddine, 2. … Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararının yukarıda yer verilen açıklama ile ONANMASINA, 3. Temyiz giderlerinin istemde bulunan üzerinde bırakılmasına, posta gideri avansından artan tutarın Mahkeme tarafından iadesine, 4. 2577 sayılı Kanunun 50. maddesi uyarınca onama kararının taraflara tebliğini ve bir örneğinin de belirtilen Bölge İdare Mahkemesine gönderilmesini teminen dosyanın İdare Mahkemesine gönderilmesine, 5. Kesin olarak, 14/03/2024 tarihinde oyçokluğu ile karar verildi. KARŞI OY : (X)- İstanbul ili, Beyoğlu ilçesi, … Mahallesi, … ada, … parsel üzerinde … Sk. No:… İş Merkezi "bodrum, zemin kat, 4 normal kat" şeklindeki taşınmazın maliki olan davacı tarafından, ... Sulh Hukuk Mahkemesi'nin … değişik iş sayılı dosyasındaki bilirkişi raporunda yer alan tespitler esas alınarak hasar niteliğinde oluşan zararın Kabataş-Mahmutbey metro hattı inşaasından kaynaklandığından bahisle maliki olduğu bağımsız bölümlerde meydana gelen hasar nedeniyle yeniden inşa ve/veya hasar bedeline ilişkin fazlaya ilişkin hakkı saklı kalmak kaydıyla hasar bedeli için 3.000.000,00-TL ve kira kaybı nedeniyle 350.000,00-TL olmak üzere toplamda 3.350.000,00-TL zararın yasal faiziyle birlikte tazmini istemiyle bakılmakta olan dava açılmıştır. Anayasanın 125. maddesinde, idarenin her türlü eylem ve işlemlerine karşı yargı yolunun açık olduğu belirtildikten sonra son fıkrasında, idarenin kendi eylem ve işlemlerinden doğan zararı ödemekle yükümlü olduğu hükme bağlanmış; 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 2/1-b maddesinde ise, idari eylem ve işlemlerden dolayı kişisel hakları doğrudan muhtel olanlar tarafından açılan tam yargı davaları, idari dava türleri arasında sayılmıştır. İdarenin hukuki sorumluluğu, kişilere lütuf ve atıfet duygularıyla belli miktarda para ödenmesini öngören bir prensip olmayıp; demokratik toplum düzeninde biçimlenen idare-birey ilişkisinin doğurduğu hukuki bir sonuçtur. İdari yargı da, bu anlayış doğrultusunda, idare hukukunun ilke ve kurallarını uygulamak suretiyle, idarenin hukuki sorumluluk alanını ve sebeplerini içtihadıyla saptamak zorundadır. Genel anlamı ile tam yargı davaları, idarenin faaliyetlerinden ötürü, hakları zarara uğrayanlar tarafından idare aleyhine açılan tazminat davalarıdır. Bu tür davalarda mahkeme, hem olayın maddi yönünü, yani zararı doğuran işlem veya eylemleri, hem de bundan çıkabilecek hukuki sonuçları tespit edecektir. İdarenin yürütmekle görevli olduğu bir hizmetin kuruluşunda, düzenlenişinde veya işleyişindeki nesnel nitelikli bozukluk, aksaklık veya boşluk olarak tanımlanabilen hizmet kusuru; hizmetin kötü işlemesi, geç işlemesi veya hiç işlememesi hallerinde gerçekleşmekte ve idarenin tazmin yükümlülüğünün doğmasına yol açmaktadır. İdarenin hukuki sorumluluğundan söz edebilmek için, ortada bir zararın bulunmasının yanında, bunun idareye yüklenebilen bir işlem veya eylemden doğması, başka bir deyişle, zararla idari faaliyet arasında nedensellik bağının kurulabilmesi gerekir. Zararla idari faaliyet arasında nedensellik bağının bulunmaması, zararın idari faaliyetten doğmadığını gösterir. Zararın oluşmasında zarara uğrayanın veya üçüncü kişinin kusurunun bulunması halinde ise idarenin tazmin sorumluluğunun ortadan kalkacağı ya da kusur ölçüsünde azalacağı açıktır. İdare Mahkemesince, tespit edilen hasar ile davalı idarenin faaliyeti arasında illiyet bağı bulunmadığı sonucuna varılarak davalı idarenin kusur veya kusursuz sorumluluk ilkeleri gereğince olaydan sorumlu tutulmasının mümkün olmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir. Aynı olaya bağlı olarak … pafta, … ada, … no'lu parsel üzerinde bulunan taşınmazın maliki tarafından açılan davada, … İdare Mahkemesinin E:… sayılı dosyasında yapılan keşif ve bilirkişi incelemesi neticesinde ibraz edilen 07.02.2020 havale tarihli bilirkişi heyeti raporu incelendiğinde; gözlemlenen hasarlara yer verildikten sonra "davacılara ait binanın yaklaşık 60 yaşında oldukça eski bir yapı olduğu, bu yapıda bir takım duvar çatlaklarının olmasının muhtemel olduğu, binada tespit edilen bu yapısal olmayan duvar çatlaklarının tünel açma çalışmaları sırasında oluşmuş olabileceği ya da mevcut alan çatlakların bir miktar daha artabileceği, mevcut hasarların bir kısmının daha önce de var olabileceği, ancak tünel çalışmaları sırasında mevcut olan bu hasarların bir miktar daha etkilenmiş olmasının muhtemel olduğu, bir kısım yeni çatlakların da oluşmuş olmasının ihtimal dahilinde olduğu, mevcut hasarların %50 binanın eski bir yapı olmasından, %50 de tünel açılması nedeniyle oluşmuş olabileceği" şeklinde kanaat bildirildiği görülmektedir. Söz konusu rapor ve dosyada yer alan bilgi ve belgeler dikkate alındığında, davalı İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanlığı tarafından Kabataş-Mahmutbey Metro Hattı işinin 13.05.2015 tarihinde imzalanan sözleşme ile müdahil davalı şirkete ihale edildiği, anılan sözleşme kapsamında müdahil şirket tarafından 17.11.2016-30.04.2017 tarihleri arasında davacıya ait binanın altında 55 metre derinlikte tünel açma faaliyeti gerçekleştirildiği anlaşılmakta olup binanın yaşı ve tünel açma faaliyeti sırasındaki sarsıntıların birleşmesi nedeniyle taşınmazda bulunan ve yıllar içerisinde gelişen korozyon çatlaklarının bir miktar daha ilerlediği ve yeni çatlakların ortaya çıktığı sonucuna varılmıştır. Bu itibarla, tünelin geçtiği güzergahtaki binaların zarar görmesini önleyecek tedbirlerin alınmaması nedeniyle davalı İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanlığı'nın hizmet kusuru bulunduğundan, davacıya ait binanın yaşı da dikkate alınarak kusur oranının ortaya konulması ve belirlenen kusur oranına göre tazminata hükmedilmesi gerekirken davanın reddine ilişkin mahkeme kararına karşı yapılan istinaf başvurusunun reddine ilişkin Bölge İdare Mahkemesi kararının bozulması gerektiği oyu ile aksi yöndeki çoğunluk kararına katılmıyoruz.