Başvurucu 1983 ve 1995 yıllarında açılan ve tarafı olduğu hukuk davasının henüz ilke derece mahkemesinde karara bağlanmamış olması ve yargılama süresince taşınmazlardan yararlanamamış olması nedeniyle makul sürede yargılanma ve mülkiyet haklarının ihlal edildiğini ileri sürerek, ihlalin tespitiyle uğradığı manevi zararın tazminine karar verilmesini talep etmiştir.
Başvurucu 1983 ve 1995 yıllarında açılan ve tarafı olduğu hukuk davasının henüz ilke derece mahkemesinde karara bağlanmamış olması ve yargılama süresince taşınmazlardan yararlanamamış olması nedeniyle makul sürede yargılanma ve mülkiyet haklarının ihlal edildiğini ileri sürerek, ihlalin tespitiyle uğradığı manevi zararın tazminine karar verilmesini talep etmiştir. Başvurular, 25/3/2013 ve 8/4/2013 tarihlerinde Marmaris ve Asliye Hukuk Mahkemeleri vasıtasıyla yapılmıştır. İdari yönden yapılan ön incelemede başvuruların Komisyona sunulmasına engel bir durumun bulunmadığı tespit edilmiştir. İkinci Bölüm Birinci ve İkinci Komisyonlarınca, kabul edilebilirlik incelemesi Bölüm tarafından yapılmak üzere dosyaların Bölüme gönderilmesine karar verilmiştir. Bölüm tarafından 24/7/2013 tarihinde, kabul edilebilirlik ve esas incelemesinin birlikte yapılmasına karar verilmiştir. Başvuru konusu olay ve olgular ile başvuruların birer örneği görüş için Adalet Bakanlığına gönderilmiştir. Adalet Bakanlığının 30/9/2013 ve 2/10/2013 tarihli görüş yazıları 11/10/2013 tarihinde başvurucu vekiline tebliğ edilmiş, başvurucu vekili tarafından Adalet Bakanlığı görüşüne karşı 25/10/2013 tarihli beyan dilekçeleri ibraz edilmiştir. Bölüm tarafından 25/6/2014 tarihinde, başvurucu tarafından makul sürede yargılanma hakkının ihlal edildiği iddiasına konu edilen yargılamaların aynı dava dosyasına ilişkin olduğu anlaşıldığından, 2013/2645 numaralı dosyanın, 2013/2363 başvuru numaralı dosya ile birleştirilerek incelenmesine karar verilmiştir. A. Olaylar Başvuru formu ve ekleri ile başvuruya konu yargılama dosyası içeriğinden tespit edilen ilgili olaylar özetle şöyledir: Başvurucu tarafından, 13/5/1983 havale tarihli dilekçe ile Marmaris Asliye Hukuk Mahkemesine, Muğla ili Marmaris ilçesi Hisarönü köyü Sümbüllütaş mevkiinde kain taşınmazın adına tescili talebiyle dava açılmıştır. Mahkemenin E.1983/78 sayılı dosyası üzerinde yürütülen yargılama sırasında, dosya 12/4/2005 tarihli karar uyarınca aynı Mahkemenin E.1982/230 sayılı dosyası ile birleştirilmiştir. Belirtilen yargılama sürecinde taşınmaza ilişkin kadastro tespit çalışması yapıldığından bahisle, 19/3/2008 tarihinde dosyada tefrik kararı verilerek başvurucunun davacısı olduğu dosya aynı Mahkemenin E.2008/150 sırasına kaydedilmiş ve Mahkemenin 19/3/2008 tarih ve E.2008/150, K.2008/144 sayılı karar ile Marmaris Kadastro Mahkemesi lehine görevsizlik kararı verilmiştir. Görevsizlik kararı sonrasında Marmaris Kadastro Mahkemesinin E.2009/1554 sırasına kaydı yapılan dosya, 9/6/2009 tarih ve E.2009/1554, K.2009/720 sayılı karar uyarınca aynı Mahkemenin E.2009/1450 sayılı dosyası ile birleştirilmiştir. Marmaris Kadastro Mahkemesinin E.2009/1450 sayılı dosyasının yargılaması sırasında, belirtilen dosya 18/1/2010 tarih ve E.2009/1450, K.2010/45 sayılı karar uyarınca aynı Mahkemenin E.2009/583 sayılı dosyası ile birleştirilmiştir. Yukarıda belirtilen sürecin yanı sıra, bir kısım davacılar tarafından 26/5/1995 havale tarihli dilekçe ile Marmaris Asliye Hukuk Mahkemesinde başvurucu aleyhine açılan davada, dava dilekçesinde hudutları itibariyle belirtilen beş parça taşınmazın tapulu olduğu belirtilerek, mahkeme kararına istinaden başvurucu adına oluşan mükerrer tapuların iptaline ve müdahalenin önlenmesine karar verilmesi talep olunmuştur. Marmaris Asliye Hukuk Mahkemesinin 1995/494 esasına kaydı yapılan dosyanın yargılaması sırasında, belirtilen dosya 10/5/2005 tarih ve E.1995/494, K.2005/392 sayılı karar ile, aynı Mahkemenin diğer kırk beş dosyası ile birlikte E.1984/42 sayılı dosya üzerinde birleştirilmiştir. Taşınmazlar hakkında kadastro tespit çalışması yapıldığından bahisle E.1984/42 sayılı dosyanın 8/12/2009 tarihli duruşmasında, E.1984/42 sayılı dosya ile birleştirilmiş olan dosyaların tefrikine karar verilmiş ve her bir dosya açısından Kadastro Mahkemesinin görevli olduğundan bahisle görevsizlik kararı verilmiştir. Tefrik kararı sonrası E.2009/534 sırasına kaydedilen ve başvurucunun davalı olduğu dosya da 8/12/2009 tarih ve E.2009/534, K.2009/320 sayılı görevsizlik kararı ile Marmaris Kadastro Mahkemesine devredilerek, belirtilen Mahkemenin E.2010/260 sırasına kaydedilmiştir. Marmaris Kadastro Mahkemesinin E.2010/260 sayılı dosyasında yapılan tespit keşfi sonrasında belirtilen dosya, 7/10/2010 tarih ve E.2010/260, K.2010/794 sayılı karar ile, aynı Mahkemenin E.2009/583 sayılı dosyası ile birleştirilmiştir. Bu kapsamda başvurucu tarafından 13/5/1983 tarihinde açılan ve birleşme kararı öncesinde Marmaris Kadastro Mahkemesinin E.2010/260 sırasına kayıtlı olan dava ile, başvurucu aleyhine 26/5/1995 tarihinde açılan ve birleşme kararı öncesine Marmaris Kadastro Mahkemesinin E.2009/1450 sırasına kayıtlı olan dava dosyası, Mahkemenin E.2009/583 sayılı dosyası ile birleştirilmiş olup, yargılama belirtilen esas üzerinde hâlihazırda derdesttir. Marmaris Kadastro Mahkemesinin 13/2/2014 tarihli yazısında, birleşen dosyalardan E.2010/260 sayılı dosyadaki dava konusu parsellerin Hisarönü köyü 179 ada 2,3,6 ve 7 nolu parseller, diğer birleşen dosya olan E.2009/1450 sayılı dosyada başvurucu tarafından dava konusu edilen parsellerin ise Hisarönü köyü 179 ada 3,4 ve 7 nolu parseller olduğunun tespit edildiği bildirilmiştir.B. İlgili Hukuk 12/1/2011 tarih ve 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun “Usul ekonomisi ilkesi” kenar başlıklı maddesi şöyledir: “Hâkim, yargılamanın makul süre içinde ve düzenli bir biçimde yürütülmesini ve gereksiz gider yapılmamasını sağlamakla yükümlüdür.” 21/6/1987 tarih ve 3402 sayılı Kadastro Kanunu’nun “Genel olarak görev” kenar başlıklı maddesinin birinci fıkrası şöyledir: “Kadastro mahkemesi; taşınmaz mal mülkiyetine ve sınırlı ayni haklara, tapuya tescil veya şerh edilecek veyahut beyanlar hanesinde gösterilecek sair haklara, sınır ve ölçü uyuşmazlıklarına, kadastroya ve tapu sicilini ilgilendiren benzeri davalara ve özel kanunlarca kendisine verilen işlere bakar; Kadastroya veya kadastro ile ilgili verasete ait uyuşmazlıkları çözümleyebileceği gibi, istek üzerine veraset belgesi de verebilir.” 3402 sayılı Kanun’un “Kadastro davalarında usul” kenar başlıklı maddesinin birinci fıkrası şöyledir: “Kadastro hakimi, askı süresi içinde açılacak davalar ve kadastro müdürü tarafından mahkemeye tevdi olunacak taşınmaz mallara ait kadastro tutanakları ve mahalli hukuk mahkemelerinden devredilen işler hakkında dava dosyası açar. İlgililerin başvurusunu beklemeksizin kadastro tutanakları ile uyuşmazlığın çözümlenmesine etkili olabilecek kayıt ve diğer bilgileri ilgili dairelerden getirtir. Hakim, duruşma gününü taraflara Tebligat Kanunu hükümlerine göre resen tebliğ eder.” 3402 sayılı Kanun’un “Yargılama usulü” kenar başlıklı maddesinin birinci, üçüncü ve dördüncü fıkraları şöyledir: “Kadastro mahkemesinde gelmeyen tarafın yokluğunda duruşma yapılır. Taraflardan hiç biri gelmez ise dosya işlemden kaldırılmaz. Hakim, toplanması mümkün olan delilleri inceler ve 30 uncu madde hükmünce işi karara bağlar.…Bu Kanunun tatbikinde ayrıca açıklık bulunmayan hallerde basit yargılama usulü uygulanır.Kadastro mahkemeleri adli tatile tabi değildir.” 3402 sayılı Kanun’un “Deliller ve hakimin takdiri” kenar başlıklı maddesinin birinci ve ikinci fıkraları şöyledir: “Kadastro tutanaklarında beyanlarına başvurulan kişiler, bu beyanlarına gerekçe gösterilerek itiraz edilmedikçe, yeniden dinlenmezler. Ancak hakim, kadastro tutanağındaki beyanla, duruşma sırasında topladığı deliller arasında çelişki görürse, bunu gidermek için tutanakta beyanlarına başvurulan kimseleri tanık sıfatıyla yeniden dinleyebilir. Kadastro komisyonlarından gönderilen tutanaklar ile mahalli mahkemelerden devredilen dosyaların muhtevasından malik tespiti yapılamadığı veya dava açan mirasçının dışında başka mirasçıların da bulunduğu anlaşıldığı takdirde, hakim resen lüzum gördüğü diğer delilleri toplayarak taşınmaz malın kimin adına tescil edileceğine karar vermekle yükümlüdür. Taşınmaz malın ölü bir şahsa ait olduğu anlaşılır ve mirasçıları da tespit edilemezse, ölü olduğu yazılmak suretiyle o şahsın adına tescil kararı verilir.” 3402 sayılı Kanun’un “Kararların tebliği, kanun yollarına başvurma ve ilamların infazı” kenar başlıklı maddesinin birinci fıkrası şöyledir: “Kadastro mahkemesi kararları Tebligat Kanunu hükümlerine göre resen taraflara tebliğ olunur.” 3402 sayılı Kanun’un “Yargılama giderleri, kadastro harcı ve tahakkuku” kenar başlıklı maddesinin birinci fıkrasının son cümlesi şöyledir: “Bu Kanun gereğince resen yapılması gereken soruşturma ve tebligat işlemleri için zaruri giderler, ileride haksız çıkacak taraftan alınmak üzere bütçeye konulan ödenekten karşılanır.”