8. Hukuk Dairesi 2013/9295 E. , 2013/8909 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Sulh Hukuk Mahkemesi DAVA TÜRÜ : Tapu iptali ve tescil ... ve ... aralarındaki tapu iptali ve tescil davasının reddine dair ... Sulh Hukuk Mahkemesi'nden verilen 13.06.2012 gün ve 90/27 sayılı hükmün Yargıtay'ca incelenmesi davacı vekili tarafından süresinde istenilmiş olmakla; dosya incelendi, gereği düşünüldü: KARAR Davacı vekili, dava dilekçesinde; davacının yakın murisi olan ... oğlu ...’ın kız kardeşleri ... ve ... ’ın
**8. Hukuk Dairesi 2013/9295 E. , 2013/8909 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ :Sulh Hukuk Mahkemesi DAVA TÜRÜ : Tapu iptali ve tescil ... ve ... aralarındaki tapu iptali ve tescil davasının reddine dair ... Sulh Hukuk Mahkemesi'nden verilen 13.06.2012 gün ve 90/27 sayılı hükmün Yargıtay'ca incelenmesi davacı vekili tarafından süresinde istenilmiş olmakla; dosya incelendi, gereği düşünüldü: KARAR Davacı vekili, dava dilekçesinde; davacının yakın murisi olan ... oğlu ...’ın kız kardeşleri ... ve ... ’ın ... Köyünde ve ... Köyünde bulunan tüm menkul ve gayrimenkullerini kadastro çalışmalarından önce 25.04.2001 tarihli Köy Muhtarlığınca düzenlenen senet ile satın aldığını, senede konu 179 ada 51 parsel sayılı taşınmazın harici taksim sonucu vekil edeni ... ’a kaldığını, ancak kadastro çalışmaları sırasında taşınmazın ... evlatları ... , ... , ... ve ... adına tespit edildiğini, bunlarında taşınmazı kaçırarak davalıya 28.07.2001 tarihinde satmış gibi devrettiklerini, bu devrin doğru olmadığını, parselden ... ve ...’nin hiçbir hakkının bulunmadığını açıklayarak taşınmazın davalı adına olan tapu kaydının iptaline vekil edeni adına tapuya tesciline karar verilmesini talep etmiştir. Davalı vekili, cevap dilekçesinde taşınmazın önceleri tarafların kök murisi ... ’ın malı olduğunu, davalının miras payı olmasına rağmen hiçbir taşınmazda kendisine pay verilmediğini, 10 yıllık hak düşürücü süre geçmediğinden diğer parsellerle ilgili de dava açacaklarını, kadastro çalışmaları sırasında taşınmazların sınırını bizzat davacının gösterdiğini ve tespit malikleri adına yazılmasını sağladığını, 25.04.2001 tarihli senette taraf olmadığı için davalıya karşı senedin ileri sürülemeyeceğini açıklayarak davanın reddini talep etmiştir. Mahkemece, davanın reddine karar verilmesi üzerine hüküm davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir. Dava, muristen intikal, harici satış, rızai taksim ve kadastro tespitinden önceki kazanmayı sağlayan zilyetlik hukuksal nedenlerine dayalı olarak TMK.nun 713/1, 996 ve 3402 sayılı Yasanın 14. maddesi gereğince açılan mülkiyetin aktarılmasına ilişkin tapu iptali tescil davasıdır. Mahkemece, yazılı gerekçelerle davanın reddine karar verilmiş ise de, yapılan araştırma ve inceleme hüküm vermeye yeterli bulunmamaktadır. Şöyle ki; dava da aktif dava açma ehliyeti üzerinde durulmadığı gibi harici satış senedinin uyuşmazlık konusu taşınmazı kapsayıp kapsamadığı ve davacının yakın murisi ... mirasçıları arasında harici ve rızai taksimin yapılıp yapılmadığı yönünde yeterli araştırma yapılmamış davacı ile davalı arasında amca yeğen şeklinde hısımlık ilişkisi bulunmasına rağmen davalının MK.nun 1023 maddesi anlamında iyi niyetli olduğu kanaatine varılması doğru olmamıştır. Uyuşmazlık konusu taşınmaz 300,07 m2 yüzölçümlü olarak tarla vasfıyla 04.09.2007 tarihinde yapılan kadastro çalışmaları sırasında senetsizden ... kızları ... , ... , ... ve ... ’ın ceddinden intikalen veraset taksimen yirmi yılı aşkın bir zamandan beri nizasız ve fasılasız malik sıfatıyla tarla vasfıyla kullandıkları belirtilerek bu şahıslar adına tespit edilmiş, kadastro çalışmalarının 22.11.2007 tarihinde kesinleşmesi üzerine aynı tarihte tapu kayıtları oluşmuştur. Tespit malikleri taşınmazı tapu da davalı ...’a 28.07.2011 tarihinde devretmişlerdir. Davacı taraf dava dilekçesinde uyuşmazlık konusu taşınmazın davacının yakın murisi tarafından diğer mirasçılardan satın alındığını, ... mirasçıları arasında yapılan rızai taksim sonucunda da davacının payına isabet ettiğini ileri sürmüştür. Keşif sırasında dinlenen yerel bilirkişi tespit bilirkişisi ve taraf tanıkları uyuşmazlık konusu taşınmazın tarafların kök murisi ...’ya ait olduğunu, ...’nın sağlığında uyuşmazlık konusu taşınmazı kızları olan ..., ..., ... ve ...’ya verdiğini açıklamışlar, ancak davacının yakın murisi olan babası ... mirasçılarının aralarında haricen ve rızaen taksim yaptıklarına dair herhangi bir beyanda bulunmamışlardır. Tarafların kök murisi Mustafa sağlığında mirasçıları arasında taşınmazlarını taksim edip uyuşmazlık konusu taşınmazı da dört kızına verdiğine göre, bu taşınmazın kök muris ...’nın terekesinden çıktığının kabulü gerekir. Bu durumda davanın mirasçıları arasında yürüyen bir dava olarak kabulüne olanak bulunmamaktadır. Dosya arasında bulunan veraset ilamı ve nüfus kayıtlarına göre davacının yakın murisi ... 03.02.2005 tarihinde vefat etmiş olup, terekesi TMK.nun 701 ve 702. maddeleri gereğince el birliği mülkiyeti hükümlerine tabiidir. Dava konusu taşınmazın davacının babasından satış, bağış veya terekenin paylaşımı yoluyla geçip geçmediğini, yeniden yapılacak keşifte yerel bilirkişi ve tanıklardan sorularak açıklığa kavuşturulması, şayet bu yollardan biri ile davacıya intikal etmiş ise davanın bulunduğu bu hali ile yürütülmesi ve aşağıda belirtilecek eksikliklerin giderilmesi zorunludur. Dava konusu parselin satış, bağış veya terekenin paylaşımı suretiyle davacıya intikal etmediğini saptanması halinde ise terekeye dahil bir taşınmaz için bir veya birkaç mirasçının üçüncü kişi durumunda bulunan davalıya karşı tek başına aktif dava açma sıfat ve hukuki ehliyeti bulunmadığından ve davacı sadece kendi adına iptal ve tescil isteğinde bulunduğundan davanın bu sebeple reddine karar verilmesi gerekir. Çünkü; TMK.nun 702. maddesi uyarınca tasarrufi işlemlerde oybirliği aranır. Muris ... terekesi elbirliği mülkiyeti hükümlerine tabii olduğuna ve dava da bir tasarrufi işlem niteliğinde bulunduğuna, tasarrufi işlemlerde de oybirliği arandığına göre tüm mirasçıların birlikte üçüncü kişileri karşı dava açmaları zorunludur. Bundan ayrı, davacının dayanağı olan 25.04.2001 tarihli “menkul veya gayrimenkul satış senedidir” başlıklı belgelerin uyuşmazlık konusu taşınmazı kapsayıp kapsamadığı, davacının yakın murisi olan ... mirasçıları arasında rızai taksim yapılıp yapılmadığı, yapılmış ise taşınmazın davacının payına düşüp düşmediği yerel bilirkişi ve tanıklardan sorularak açıklığa kavuşturulmalı, ondan sonra tüm deliller birlikte değerlendirilerek sonucuna göre bir karar verilmelidir. Öte yandan, davacı ile davalı arasında amca yeğen ilişkisi bulunmaktadır. Davacının dayanağı olan satış senedinin tarafları olan alıcı ... ile satıcılar ... ve ... davalının kardeşleridir. Bu nedenle davalının kardeşleri arasında yapılan miras payının devrine ilişkin işlemi bilebilecek durumda olduğunun kabulü gerekir. O halde, davacının tapu kütüğüne iyi niyetle dayanarak taşınmazı iktisap ettiği yolundaki savunmasına itibar edilmesi mümkün bulunmamaktadır. Davacı vekilinin temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde olduğundan kabulüyle hükmün 6100 sayılı HMK. nun geçici 3. maddesinin yollamasıyla 1086 sayılı HUMK. nun 428. maddesi uyarınca BOZULMASINA, HUMK'nun 440/III-1, 2, 3 ve 4. bentleri gereğince ilama karşı karar düzeltme yolu kapalı bulunduğuna ve 21,15 TL peşin harcın istek halinde davacıya iadesine 11.06.2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.