Başvuru, başvurucu lehine rehin tesis edilen aracın Sosyal Güvenlik Kurumu (SGK) tarafından yapılan icra takibi sonucu satılmasına rağmen rehin alacaklısı olarak rüçhanlı alacağa sahip olan başvurucuya satıştan elde edilen bedelin ödenmemesi nedeniyle mülkiyet ve adil yargılanma hakları ile eşitlik ilkesinin ihlal edildiği iddiaları hakkındadır.
Başvuru, başvurucu lehine rehin tesis edilen aracın Sosyal Güvenlik Kurumu (SGK) tarafından yapılan icra takibi sonucu satılmasına rağmen rehin alacaklısı olarak rüçhanlı alacağa sahip olan başvurucuya satıştan elde edilen bedelin ödenmemesi nedeniyle mülkiyet ve adil yargılanma hakları ile eşitlik ilkesinin ihlal edildiği iddiaları hakkındadır. Başvuru, 4/1/2013 tarihinde Eskişehir Asliye Hukuk Mahkemesi vasıtasıyla yapılmıştır. Dilekçe ve eklerinin idari yönden yapılan ön incelemesi neticesinde başvuruda, Komisyona sunulmasına engel teşkil edecek bir eksikliğin bulunmadığı tespit edilmiştir. İkinci Bölüm İkinci Komisyonunca 24/1/2014 tarihinde, kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına, dosyanın Bölüme gönderilmesine karar verilmiştir. Bölüm Başkanı tarafından 10/4/2014 tarihinde, kabul edilebilirlik ve esas incelemesinin birlikte yapılmasına karar verilmiştir. Adalet Bakanlığına, başvuru konusu olay ve olgular bildirilmiş, başvuru belgelerinin bir örneği görüş için gönderilmiştir. Adalet Bakanlığının 17/6/2014 tarihli görüş yazısı başvurucuya tebliğ edilmiş, başvurucu 9/7/2014 tarihinde kaşı beyanlarını sunmuştur. A. Olaylar Başvuru formu ve ekleri ile başvuruya konu yargılama dosyası içeriğinden tespit edilen olaylar özetle şöyledir: Rehin alan sıfatıyla başvurucu ile rehin veren sıfatıyla Sarı Otomotiv Nakliye Gıda Tic. ve San. Ltd. Şti. (Şirket) arasında Eskişehir Noterliğinde 1/3/2007 tarihinde yapılan “Düzenleme Şeklinde Rehin Sözleşmesi” ile rehin verene ait 41 U 8927 plakalı kamyon üzerine, rehin verenin borcuna karşılık teminat teşkil etmek üzere 000,00 TL bedelle, süresiz olarak birinci dereceden başvurucu lehine rehin hakkı tesis edilmiştir. Rehin edilen araç, 21/5/2007 tarihinde 26 TD 795 plakaya nakledilmiş ve aynı tarihte başvurucu lehine araç trafik kaydına rehin şerhi işlenmiştir. SGK tarafından, 21/7/1953 tarihli ve 6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanun gereği, rehin veren Şirket aleyhine, Şirketin kamu borcu niteliğinde olan prim borçlarının tahsili amacıyla SGK'nın 2010/150 sayılı dosyasında yapılan takip sonucu, 9/8/2010 tarihinde yapılan ihale ile rehinli araç, Ateşalp Gıda Ltd. Şti.ne satılmıştır. Başvurucu, 1/11/2010 tarihinde Şirket aleyhine Eskişehir İcra Müdürlüğünün 2010/10116 sayılı dosyasında “Taşınır Rehninin Paraya Çevrilmesi Yolu ile Takip” başlatmıştır. Rehin veren Şirketin, başvurucuya olan borcunu ödenmemesi üzerine başvurucunun talebiyle 17/1/2011 tarihinde aracın trafik kaydına, yakalama şerhi işlenmiştir. Başvurucu lehine rehinli olan aracın, SGK tarafından 9/8/2010 tarihinde yapılan ihale sonucu 610,00 TL bedelle satıldığının anlaşılması üzerine başvurucu, icra takibini başlattığı Eskişehir İcra Müdürlüğüne başvurmuş ve SGK Eskişehir İl Müdürlüğüne müzekkere yazılarak rehin bedeli olan 000,00 TL'nin icra dosyasına gönderilmesini talep etmiştir. Eskişehir İcra Müdürlüğünce; 31/1/2011 tarihinde, 6183 sayılı Kanun'un maddesinde hacizli malın rüçhanlı alacağı geçecek şekilde satılacağına ve satış bedelinin rüçhan hakkı olan alacaklıya ödeneceğine dair bir hüküm bulunmadığından talebin reddine karar verilmiştir. Başvurucu, 30/3/2011 tarihinde, Şirket aleyhine Eskişehir İcra Hukuk Mahkemesinde açtığı şikâyet davasında, Eskişehir İcra Müdürlüğünün E.2010/10116 sayılı dosyasında rehin veren şirket aleyhine icra takibi yaptığını, rehinli araç üzerine 18/1/2011 tarihinde yakalama şerhinin konulduğunu ancak aracın Eskişehir SGK tarafından 2010/150 sayılı dosyada yapılan icra takibi sonucu satılarak bedelinin tahsil edildiğini, aracın rehin bedelinin altında satışının gerçekleştirilemeyeceğini, İcra Müdürlüğünce 27/1/2011 tarihli kararla aracın daha önce cebri icra yoluyla satıldığı gerekçesiyle rehinin paraya çevrilmesi talebinin reddi ile yakalama şerhinin kaldırılmasına karar verildiğini, SGK'nın rehin bedelini ödemesi talebinin İcra Müdürlüğünce reddedildiğini ileri sürerek İcra Müdürlüğü işleminin iptalini talep etmiştir. Mahkemece, 30/6/2011 tarihli ve E.2011/234, K.2011/452 sayılı kararla; “toplanan deliller ve tüm dosya kapsamı itibarı ile rehnedilen aracın 21/5/2007 tarihinde 26 TD 795 plakaya nakledildiği, rehin alacaklısının talebi üzerine 17/1/2011 tarihinde araç üzerine rehin şerhinin konulduğu, 18/1/2011 tarihinde de araç üzerine yakalama şerhinin işlendiği, anılan tarihlerden önce SGK tarafından yapılan icra takibi sonucu 9/8/2010 tarihinde 6183 sayılı Kanun gereği aracın ihale yoluyla Ateşalp Gıda Ltd. Şti.'ye satıldığı ve ihalenin kesinleştiği, rehin alacaklısı tarafından ihalenin feshi davasının açılmadığı, kesinleşen ihaleden sonra rehin alacaklısının rehin bedelini SGK'dan tahsil edilmesine yönelik talebinin yasal dayanağının bulunmadığı, icra dairesinin bu konuda herhangi bir yetkisinin olmadığı” gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir. Temyiz üzerine, Yargıtay Hukuk Dairesinin 18/4/2012 tarihli ve E.2011/27895, K.2012/12996 sayılı ilamıyla “tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, temyiz olunan kararda yazılı gerekçelere göre yerinde bulunmayan temyiz itirazlarının reddiyle usul ve kanuna uygun olan hükmün onanmasına” karar verilmiştir. Karar düzeltme istemi, aynı Dairenin 15/11/2012 tarihli ve E.2012/16500, K.2012/33219 sayılı ilamıyla; “düzeltilmesi istenen Yargıtay ilamıyla bunda atıf yapılan mahkeme kararında yazılı gerekçeler ve dosyada mevcut belgeler karşısında karar düzeltme isteği yerinde görülmediği gibi, HUMK'un maddesinde yazılı dört halden hiçbirine de uymadığından, İİK'nın ve HUMK'un maddeleri uyarınca” reddedilmiştir. Karar 5/12/2012 tarihinde başvurucuya tebliğ edilmiştir. Başvurucu 4/1/2013 tarihinde bireysel başvuruda bulunmuştur.B. İlgili Hukuk 30/1/1950 tarihli ve 5521 sayılı İş Mahkemeleri Kanunu’nun maddesinin birinci fıkrası şöyledir: “İş Kanununa göre işçi sayılan kimselerle (o kanunun değiştirilen ikinci maddesinin Ç, D ve E fıkralarında istisna edilen işlerde çalışanlar hariç) işveren veya işveren vekilleri arasında iş akdinden veya iş Kanununa dayanan her türlü hak iddialarından doğan hukuk uyuşmazlıklarının çözülmesi ile görevli olarak lüzum görülen yerlerde iş mahkemeleri kurulur.” 31/5/2006 tarihli ve 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu’nun “Primlerin ödenmesi” kenar başlıklı maddesi şöyledir:“…Kurumun süresi içinde ödenmeyen prim ve diğer alacaklarının tahsilinde, 6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usûlü Hakkında Kanunun 51 inci, 102 nci ve 106 ncı maddeleri hariç, diğer maddeleri uygulanır. Kurum, 6183 sayılı Kanunun uygulanmasında Maliye Bakanlığı ile diğer kamu kurum ve kuruluşları ve mercilere verilen yetkileri kullanır.Kurum, 6183 sayılı Kanun kapsamında takip edilen alacakları hariç olmak üzere her türlü alacağın teminatını teşkil etmek üzere Yeni Türk Lirası ve/veya yabancı para birimi üzerinden ticari işletme, taşınır ve/veya taşınmaz rehni dahil olmak üzere her türlü teminat almaya yetkilidir. Kurumun 6183 sayılı Kanun kapsamında takip edilen prim ve diğer alacakları amme alacağı niteliğinde olup, imtiyazlı alacaktır. Kurumun taraf olduğu her türlü dava ve icra takiplerinin kısmen veya tamamen aleyhe neticelenmesi halinde 2004 sayılı İcra ve İflas Kanununda yazılı tazminat ve cezalar Kurum hakkında uygulanmaz.Kurumun prim ve diğer alacaklarının tahsilinde, 6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usûlü Hakkında Kanunun uygulamasından doğacak uyuşmazlıkların çözümlenmesinde Kurumun alacaklı biriminin bulunduğu yer iş mahkemesi yetkilidir. Yetkili iş mahkemesine başvurulması alacakların takip ve tahsilini durdurmaz.…” 5510 sayılı Kanun’un “Uyuşmazlıkların çözüm yeri” kenar başlıklı maddesi şöyledir: “Bu Kanunda aksine hüküm bulunmayan hallerde, bu Kanun hükümlerinin uygulanmasıyla ilgili ortaya çıkan uyuşmazlıklar iş mahkemelerinde görülür.” 6183 sayılı Kanun’un “Kanundaki terimler” kenar başlıklı maddesi şöyledir:“…Tahsil dairesi terimi: Alacaklı amme idaresinin bu kanunu tatbik etmekle vazifeli dairesini, servisini, memur veya memurlarını,…ifade eder. 6183 sayılı Kanun’un maddesi şöyledir:“Üçüncü şahıslar tarafından haczedilen mallar paraya çevrilmeden evvel o mal üzerine amme alacağı için de haciz konulursa bu alacak da hacze iştirak eder ve aralarında satış bedeli garameten taksim olunur. (Ek hüküm: 30/3/2006 – 5479/4 md.) Genel bütçeye gelir kaydedilen vergi, resim, harç ile vergi cezaları ve bunlara bağlı zam ve faizler için tatbik edilen hacizlerde 2004 sayılı İcra ve İflas Kanununun 268 inci maddesinin birinci fıkrasının son cümlesi hükmü uygulanmaz.Rehinli alacaklıların hakları mahfuzdur. Ancak, gümrük resmi, bina ve arazi vergisi gibi eşya ve gayrimenkulün aynından doğan amme alacakları o eşya ve gayrimenkul bedelinden tahsilinde rehinli alacaklardan evvel gelir.…” 6183 sayılı Kanun’un “Menkul malların haczi” kenar başlıklı maddesi şöyledir:“Her türlü menkul mallar cins ve nevileri, vasıfları, alametleri, sayı ve miktarları ve tahmin edilen değerleri haciz zaptında tesbit edilmek suretiyle haczolunur. Resmi sicile kayıtlı olan menkul malların haczi, sicillerine işlenmek üzere sicilin tutulduğu daireye tebliğ edilmek suretiyle de yapılır.…” 6183 sayılı Kanun’un “Menkul malların satışı” kenar başlıklı maddesi şöyledir: “Menkul mallar tahsil dairelerince, köylerde ihtiyar kurullarınca haciz yapıldığı tarihin üçüncü gününden itibaren üç ay içinde satışa çıkarılır.…” 6183 sayılı Kanun’un “Satış şekli, artırma ve ilan” kenar başlıklı maddesi şöyledir: “Menkul mallar, tahsil dairelerinin satış mahallinde açık artırma ve peşin para ile satılır. Tahsil dairesince uygun görülmesi halinde, artırma malın mahallinde de yapılabilir. Açık artırma ile satışa çıkarılan mal, artırma sonunda üç defa yüksek sesle duyurulduktan sonra en çok artırana ihale edilir. Bozulma, çürüme ve benzeri sebeplerle korunması mümkün olmayan ya da beklediği zaman önemli bir değer düşüklüğüne uğrayacağı anlaşılan mallar en uygun yerde pazarlıkla, borsası bulunan mallar ilgili borsada satılabilir. İlk artırmada satılamayan malların ikinci artırması bir başka il veya ilçede yapılabilir. Gerekli hallerde artırmanın yapılacağı yer, gün ve saat, satılacak malların nevi ve evsafı önceden ilan olunur. İlanın şekli, artırmanın tarzı, yeri ve günü alacaklı amme idaresinin ve borçlunun menfaatine en uygun gelen şekil göz önünde tutularak alacaklı amme idaresince tesbit olunur. Satılan mal, bedeli alınmadan teslim edilmez. Tahsil dairesi mal bedelinin ihale gününü takip eden günden itibaren üç gün içinde ödenmesi için mühlet verebilir.” 9/6/1932 tarihli ve 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu'nun “Şikayet ve şartlar” kenar başlıklı maddesi şöyledir:“Kanunun hallini mahkemeye bıraktığı hususlar müstesna olmak üzere İcra ve İflas dairelerinin yaptığı muameleler hakkında kanuna muhalif olmasından veya hadiseye uygun bulunmamasından dolayı icra mahkemesine şikayet olunabilir. Şikayet bu muamelelerin öğrenildiği tarihten yedi gün içinde yapılır.Bir hakkın yerine getirilmemesinden veya sebepsiz sürüncemede bırakılmasından dolayı her zaman şikayet olunabilir.”