10. Hukuk Dairesi 2013/23409 E. , 2013/24662 K. "" Mahkemesi :Asliye Hukuk (İş) Mahkemesi No : 2007/136-2013/132 Dava, rücuen tazminat istemine ilişkindir. Mahkemece, Dairemiz bozma ilamına uyularak kararında belirtilen gerekçelerle asıl davanın kısmen kabulüne, birleşen davanın reddine karar verilmiştir. Hükmün, davacı Kurum, davalılardan Özerdemler Mad. San. ve Tic. A.Ş. ve ... avukatları tarafından temyiz edilmesi üzerine, temyiz isteklerinin süresinde olduğu anlaşıldıktan…
**10. Hukuk Dairesi 2013/23409 E. , 2013/24662 K.** **"İçtihat Metni"** Mahkemesi :Asliye Hukuk (İş) Mahkemesi No : 2007/136-2013/132 Dava, rücuen tazminat istemine ilişkindir. Mahkemece, Dairemiz bozma ilamına uyularak kararında belirtilen gerekçelerle asıl davanın kısmen kabulüne, birleşen davanın reddine karar verilmiştir. Hükmün, davacı Kurum, davalılardan Özerdemler Mad. San. ve Tic. A.Ş. ve ... avukatları tarafından temyiz edilmesi üzerine, temyiz isteklerinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hâkimi ... tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kâğıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi. 1-Dosyadaki yazılara, toplanan delillere ve hükmün dayandığı gerektirici sebeplere göre davalılar avukatının tüm, davacı Kurum avukatının sair temyiz itirazlarının reddi gerekir. 2- Davacı kurum, asıl davada, 11.08.2002 tarihinde meydana gelen iş kazası sonucu vefat eden sigortalının haksahiplerine bağlanan gelirler ve ödenen cenaze yardımından oluşan kurum zararının, birleşen davada ise, hak sahiplerine bağlanan gelirde meydana gelen artışların rücuen tazminini talep etmiştir. a-Davanın yasal dayanağını oluşturan 506 Sayılı Kanunun 26/1.inci maddesindeki “....sigortalı veya hak sahibi kimselerin işverenden isteyebilecekleri miktarlarla sınırlı olmak üzere...” bölümünün, Anayasa Mahkemesince 23.11.2006 tarih ve 2003/10 Esas 2006/106 Karar sayılı kararı ile iptal edilmiş olması karşısında, Kurumun bu maddeden doğan rücu hakkının, “halefiyete” değil, “kanundan doğan basit rücu hakkına” dayandığının kabul edilmesi ve bu kabul çerçevesinde, Kurumun rücu alacağının, ilk peşin değerin kusura tekabül eden miktarıyla sınırlı bulunması; fiili ödemenin mevcudiyeti halinde ise, kurumun talep edebileceği miktarın hesabının da aynı şekilde gerçekleştirilmesi gerekmekte olup; şayet ilk peşin sermaye değerli gelirin kusur karşılığı, fiili ödeme miktarının kusur karşılığından düşük ise o takdirde ilk peşin sermaye değerine itibar edilmesi; aksine fiili ödeme miktarının kusur karşılığı ilk peşin sermaye değerinin kusur karşılığından düşük ise o takdirde de fiili ödeme miktarının esas alınması gerekir. Mahkemece, yukarıda yapılan açıklamalar ışığında 01.03.2006 havale tarihli ıslah dilekçesi ile birlikte değerlendirilerek, hak sahiplerine bağlanan gelirin ilk peşin sermaye değeri miktarı ile fiili ödemeler her bir hak sahibi yönünden karşılaştırılarak düşük olanın kusur karşılığı gözetilip, taleple bağlı kalınarak hesaplama yapılması gerekirken, yazılı şekilde her bir hak sahibine bağlanan gelirin ilk peşin sermaye değerinin kusur karşılığı ile fiili ödeme miktarının tamamı karşılaştırılarak düşük olana itibar edilip, dava dilekçesindeki isteme bağlı kalınarak eksik kurum alacağına hükmedilmesi isabetsizdir.