(Kapatılan) 13. Hukuk Dairesi 2008/12643 E. , 2009/9857 K. "" MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi Taraflar arasındaki alacak davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın reddine yönelik olarak verilen hükmün davacı avukatınca duruşmalı olarak temyiz edilmesi üzerine ilgililere çağrı kağıdı gönderilmişti. Belli günde davacı vekili avukat ... gelmiş davalı tarafından gelen olmadığından duruşmaya başlanılmış ve hazır bulunan avukatın sözlü açıklam…
**(Kapatılan) 13. Hukuk Dairesi 2008/12643 E. , 2009/9857 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi Taraflar arasındaki alacak davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın reddine yönelik olarak verilen hükmün davacı avukatınca duruşmalı olarak temyiz edilmesi üzerine ilgililere çağrı kağıdı gönderilmişti. Belli günde davacı vekili avukat ... gelmiş davalı tarafından gelen olmadığından duruşmaya başlanılmış ve hazır bulunan avukatın sözlü açıklaması dinlenildikten sonra karar için başka güne bırakılmıştı. Bu kez temyiz dilekçesinin süresinde olduğu saptanarak dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü. KARAR Davacı, Almanya da yaşadığını, Türkiye’deki işlerini görülmesi ve bazı masrafların karşılanması için ortak hesap açıklarını, kendi hesabından ve gerekse yurt dışından ortak hesaba paralar gönderdiği gibi, bazı taşınmazlarının tamir ve tadilatı amacıyla da ayrıca davalıya para gönderdiğini, ancak, davalının bir ... görmediğini ve hesap vermeye de yanaşmadığını ileri sürerek, şimdilik, 76.693 Euro’nun faizi ile tahsilin istemiştir. Davalı tahsil edilen paraların davacıya ait işlere görülmesinde ve taşınmazlarının imalatında kullanıldığını, hatta kendisinin alacaklı olduğunu savunarak davanın reddini dilemiştir. Mahkemece, davalının aldığı paraları davacının talimatına uygun olarak harcadığı ve bir sorumluluğunun bulunmadığı gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiş; hüküm, davacı tarafından temyiz edilmiştir. Yukarıda da kısaca özetlendiği gibi dava vekilin hesap verme yükümlülüğüne ilişkin olup, taraflar arasındaki uyuşmazlık, vekil olan davalının davacının talimatı ve menfaatine uygun olarak ... yapmak suretiyle hesap verme yükümlülüğünü yerine getirip getirmediği hususunda toplanmaktadır. Hemen belirtmek gerekir ki BK‘nun 392. maddesi hükmü gereğince hesap verme borcu ve yükümlülüğü 2008/12643-2009/9857 vekil olan davalıda olup, davalı, tahsil ettiği paraları davacının talimatı doğrultusunda harcadığını kanıtlamak zorundadır. Davalı bu konuda davacıya ait bazı taşınmazları tamir ve imal ettiğini savunmuş ve dava dışı ...’e yaptığı ödeme belgesine dayanmıştır. Ancak, dayanılan bu ödeme belgesi haricen düzenlenmiş olup, her zaman düzenlenmesi mümkün olduğundan bu belgeye dayanılarak sonuca gidilmesi mümkün değildir. Yine, davacı ile dava dışı yüklenici arasındaki sözleşme ve ödeme şartları da davalıyı hesap verme yükümlülüğünden kurtarmaz. Böyle bir uyuşmazlıkta mahkemece, davalı tarafından davacı nam ve hesabına yapılan tüm işleri, işin görüldüğü tarih itibariyle değerlerinin Yargıtay ve taraf denetimine açık bir şekilde bilirkişi vasıtası ile belirlenerek hasıl olacak sonuca uygun bir karar verilmesi gerekirken, eksik inceleme ve yetersiz birlirkişi raporu hükme dayanak yapılarak yazılı şekilde hüküm tesisi usul ve yasaya aykırı olup, bozma nedenidir.