(Kapatılan)14. Hukuk Dairesi 2007/3811 E. , 2007/5648 K. MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi Davacı Hazine temsilcisi arafından, davalılar aleyhine 02.06.2004 gününde verilen dilekçe ile tapu iptali ve tescil istenmesi üzerine yapılan duruşma sonunda; davanın reddine dair verilen 01.06.2006 günlü hükmün Yargıtayca incelenmesi davacı Hazine temsilcisi tarafından istenilmekle süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya ve içerisindeki büt…
**(Kapatılan)14. Hukuk Dairesi 2007/3811 E. , 2007/5648 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi Davacı Hazine temsilcisi arafından, davalılar aleyhine 02.06.2004 gününde verilen dilekçe ile tapu iptali ve tescil istenmesi üzerine yapılan duruşma sonunda; davanın reddine dair verilen 01.06.2006 günlü hükmün Yargıtayca incelenmesi davacı Hazine temsilcisi tarafından istenilmekle süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya ve içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü: \_K A R A R\_ Dava, tapu kaydına dayalı tapu iptali ve tescil istemiyle açılmıştır. Mahkemece dava konusu taşınmazın 2510 sayılı İskan Kanunun 30. maddesine göre geldisi bila senetten hazine adına tescil edilen Mayıs 1939 tarih 19 sıra numaralı "tarla" cinsiyle kayıtlı tapu kaydının dava konusu parsele uyduğu ancak davalı 55 sayılı parselin dayanağı olan tapu kayıtlarının da 2510 sayılı İskan Kanununa göre ilgilisine temlik edilip 55 sayılı parsele revizyon gördüğü sonuç olarak dava konusu yerin 3402 sayılı Yasanın 16/B-C kapsamında kalan yerlerden olmadığı iskan kanunu hükümleri çerçevesinde değerlendirilip iskanen kişilere dağıtılıp özel mülkiyet olarak tespit edildikten sonra açılan iptal ve tescil davasında kamu malı savunması yapılamayacağı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir. Gerçekten 27448 m2 tarla cinsli dava konusu 107 ada 55 parsel sayılı taşınmaz revizyon tapu kayıtlarına göre davalı ... ve ... adına tespit edilmiş, kadastro 11.01.1993 tarihinde kesinleşmiştir. Hazine tarafından dayanılan ve 55 parsel sayılı taşınmaza ait olduğu iddia edilen ve ilk tesisi bila senetten 2510 sayılı İskan Kanunun 30 maddesine göre tesis olunan 21.03.1936 tarih 371 numaralı tapunun revizyonu olan Mayıs 1939 tarih 19 numaralı tapu kaydıdır. Hazinenin dayandığı bu tapunun cinsi kayıtta tarla olarak yazılıdır. Davacı Hazine tarafından dava konusu 55 parsel sayılı taşınmazın kamu hizmetinde kullanılan kamu malı olduğu da iddia edilmiş değildir. Burada özellikle üzerinde durulması gereken husus, taşınmazın kadastrosunun kesinleşme tarihi olan 11.01.1993 tarihi ile davanın açıldığı 02.06.2004 tarihleri arasında on yıllık süre geçtiğinden 3402 sayılı Kadastro Kanununun 12/3. fıkrasının uygulanıp uygulanmayacağıdır. Gerçekten, 3402 sayılı Kadastro Kanununun onikinci maddesinin 3. fıkrasında «bu tutanaklarda belirtilen haklara, sınırlandırma ve tespitlere ait tutanakların kesinleştiği tarihinden itibaren 10 yıl geçtikten sonra, kadastrodan öncesi hukuki sebeplere dayanarak itiraz olunamaz ve dava açılamaz» hükmü bulunmaktadır. Yasaların yorumunda sadece bir madde hükmü ile değil, yasanın tümünün birlikte değerlendirilmesi gerekeceği uygulamada kabul edilmektedir. O yüzden Dairemiz bozma ilamında vurgulandığı üzere ve 3402 sayılı Kadastro Kanununun 12. maddesi yorumlanırken 16. maddesinin ve bu arada 18. maddenin de birlikte göz önünde tutulması gerekir. Hal böyle olunca; 3402 sayılı Kadastro Kanunun 12. maddesinde öngörülen hak düşürücü sürenin özel mülkiyete konu olmayan ve özel hukuk hükümlerine tabi bulunmayan davalarda uygulanabileceği düşünülemez. Nitekim, Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun aynı konudaki 23.11.1988 tarih 1988/1-825-964 sayılı ilamında da aynı düşünceler benimsenmiştir. Somut olaya gelince; yukarıda da sözü edildiği üzere Hazinenin dayandığı Mayıs 1939 tarih 19 nolu tapu kaydında taşınmazın "tarla" cinsinde olduğu yazılıdır. Hazine tarafından kayıt kapsamındaki taşınmazın kamu malı olduğu ve bir kamu hizmetinde kullanıldığı da iddia edilmemiştir. Kadastro 11.01.1993 tarihinde kesinleştiğine dava 02.06.2004 tarihinde açıldığına göre olayda 3402 sayılı Kanunun 12. maddesinin 3. fıkrasında yazılı hak düşürücü süre geçtiğinden davanın bu nedenle reddi gerekir. Mahkemece hak düşürücü sürenin kamu düzenine ilişkin olduğu, kamu düzenine ilişkin konularda 04.02.1959 tarih ve 13/5 sayılı Yargıtay İçtihatları Birleştirme Kararında belirtildiği üzere usulü kazanılmış haktan söz edilemeyeceği düşünülerek davanın bu nedenle reddi yerine, yazılı bazı gerekçelerle reddine karar verilmesi doğru olmamış ancak netice itibariyle davanın reddi kararı usul ve yasaya uygun olduğundan hükmün gerekçesinin HUMK.nun 438/VII madesi gereğince yukarıda belirtilen şekilde değiştirilerek düzeltilmesine ve düzeltilmiş bu gerekçe ile hükmün onanmasına karar vermek gerekmiştir. SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle temyiz olunan hükmün gerekçesinin HUMK.nun 438/VII maddesi gereğince DEĞİŞTİRİLEREK DÜZELTİMESİNE ve DÜZELTİLMİŞ BU ŞEKLİ İLE ONANMASINA 14.05.2007 gününde oybirliği ile karar verildi.