T.C. ERZURUM BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 3. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO : 2026/362 KARAR NO : 2026/650 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A İ S T İ N A F K A R A R I ELEKTRONİK OLARAK GÖNDERİLEN İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : ERZURUM ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ : 11/02/2026 (Ara Karar) NUMARASI : 2025/301 Esas, DAVA : Konkordato (Adi Konkordatodan Kaynaklanan (İİK 285 İla 308/h)) KARAR TARİHİ : 27/04/2026 KARAR YAZIM TARİHİ : 27/04/2026 Taraflar arasında görülen konkordato davasının yapı…
T.C. ERZURUM BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 3. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO : 2026/362 KARAR NO : 2026/650 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A İ S T İ N A F K A R A R I ELEKTRONİK OLARAK GÖNDERİLEN İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : ERZURUM ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ : 11/02/2026 (Ara Karar) NUMARASI : 2025/301 Esas, DAVA : Konkordato (Adi Konkordatodan Kaynaklanan (İİK 285 İla 308/h)) KARAR TARİHİ : 27/04/2026 KARAR YAZIM TARİHİ : 27/04/2026 Taraflar arasında görülen konkordato davasının yapılan yargılaması sırasında; 03/02/2026 tarihli ara karar ile satışa izin talebinin kabulüne karar verildiği, verilen ara karara karşı ... vekili tarafından itiraz edilmesi üzerine 11/02/2026 tarihli gerekçeli ara karar ile itirazın reddine karar verildiği, ara karara karşı ... vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine HMK'nın 352. maddesi uyarınca ön inceleme yapıldı. GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: TALEP: İtiraz eden ... vekili 10/02/2026 havale tarihli itiraz dilekçesinde, davacı başvurucu ... İnşaat Taahhüt Elektrik Tarım Gıda Hayvancılık Ticaret Sanayi Limited Şirketi ile müvekkili arasında düzenleme şeklinde taşınmaz satış vaadi ve ön ödemeli konut satış sözleşmesi düzenlendiği ve müvekkilinin...ili ... ilçesi ... Mahallesi ... ada ...parsel üzerinde bulunan binanın .... kat .... numaralı bağımsız bölümünü 10.600.000,00 TL. bedelle satın aldığını, taraflar arasında düzenlenen satış vaadi sözleşmesinde taşınmazın anahtar teslim bedelinin kararlaştırıldığını ve bu bedelin sözleşme tarihinde tamamının nakit olarak ödendiğini, dava konusu t aşınmazın brüt 96,50 m², net 74,40 m² olduğunu, taşınmazın sözleşme tarihinde natamam halde bulunduğu gibi halen daha oturmaya elverişli olmadığını, bahsi geçen taşınmazın en geç üç ay içerisinde teslim edileceğinin taahhüt edilmesine rağmen taşınmazın teslim edilmediğini, mahkememiz 03/02/2026 tarihli ara kararı uyarınca 03/01/2026 tarihli bilirkişi raporunda dava konusu bağımsız bölümünün değerinin 14.000.000,00 TL. olarak tespit edildiğini ve bu bedel esas alınarak satış ve tesciline karar verildiği ancak bilirkişi raporunda belirlenen bedelin fiilen oturuma hazır, iskanı alınmış, anahtar teslim niteliğindeki taşınmazlara ilişkin 2026 yılı rayiç değerlerini yansıttığını, bu nedenlerle...ili ... ilçesi ... Mahallesi ... ada, ...parsel üzerinde kayıtlı .... kat ....numaralı bağımsız bölümün taraflar arasında imzalanan taşınmaz vaadi sözleşmesinde belirlenen satış bedelinin kabulü ile bu miktar üzerinden satış ve tescil işlemlerinin ikmaline izin verilmesine ve taşınmaz üzerindeki tedbir kararının kaldırılmasına karar verilmesini talep etmiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ ARA KARARININ ÖZETİ : Mahkemece yapılan açık yargılama sırasında verilen 11/02/2026 tarihli ara kararla; " Mahkememizin 03/02/2026 tarihli ara kararı ile; ... İli, ... İlçesi, ... Mahallesi, ... ada, ...parsel sayılı 1.245,39 m² yüz ölçümüne sahip taşınmaz üzerinde kurulu olan binanın binanın .... Katındaki .... ve ... nolu, ... katındaki ...ve ... nolu ve .... katındaki ...nolu bağımsız bölüm numaralı dairelerin satışına izin verilmesi ile; anılan taşınmazların 03/01/2026 günlü bilirkişi raporunda belirlenen bedellerden az olmamak üzere konkordato komiseri nezaretinde satışına izin verilmesine karar verilmiştir. İtiraz eden ... vekili tarafından mahkememiz 03/01/2026 günlü ara kararına 10/02/2026 havale tarihli dilekçesi ile itiraz edilmiştir. İtiraz eden ...'nın dosyada taraf sıfatı bulunmadığı dolayısıyla 03/01/2026 günlü ara karara karşı itiraz edemeyeceği anlaşıldığından ... vekilinin itirazının reddine dair aşağıdaki şekilde karar verilmiştir. " gerekçesiyle " 1-... vekilinin 03/02/2026 günlü ara karara yönelik itirazının REDDİNE, " şeklinde ara karar verilmiştir. İSTİNAF İTİRAZLARI: İtiraz eden ... vekili istinaf başvurusu dilekçesinde özetle; konkordato yargılamasında müvekkili hakkında verilen taraf sıfatı yokluğunun ciddi çelişki oluşturduğunu, satışına izin verilen taşınmazın müvekkili lehine resmi şekilde düzenlenmiş, tapuya şerh edilmiş, taşınmaz satış vaadi sözleşmesine konu, bedeli tamamen ifa edilmiş, aynen ifa talep hakkı doğmuş, tapu iptal tescil ve tescile zorlama davasına konu edilebilir nitelikte bir hak içerisinde olduğunu, müvekkilinin, konkordato masasından pay talep eden adi bir alacaklı konumunda olmayıp, ifa edilmiş satış vaadi sözleşmesinden doğan güçlendirilmiş kişisel hak sahibi olduğunu, somut olayda ise mahkemece, müvekkilinin hak sahibi olduğunu bilmesine, taşınmazın müvekkiline satış vaadine konu olduğunu dosya kapsamından açıkça tespit etmiş olmasına, hatta davacılar ve konkordato komiseri beyanları doğrultusunda 03.02.2026 tarihli ara kararı tesis etmiş bulunmasına rağmen, aynı taşınmaz yönünden mülkiyet hakkı doğrudan etkilenen müvekkilinin başvurusunu taraf sıfatı yokluğu gibi salt şekli bir gerekçeyle reddettiğini, 03.02.2026 tarihli ara kararda müvekkilinin hak iddiasına konu taşınmazı değerlendirme konusu yaptığı ve müvekkilinin hukuki durumunun yargılama kapsamında olduğunu fiilen kabul ettiğini, hak sahipliği dikkate alınarak karar verilmiş olmasına rağmen, aynı dosyada yapılan başvurunun taraf sıfatı yokluğu gerekçesiyle reddedilmesinin usul ekonomisine, dürüstlük kuralına ve hukuki güvenlik ilkesine açıkça aykırılık teşkil ettiğini, mahkemece verilen ara karar, müvekkilinin sözleşmeden doğan aynen ifa hakkını fiilen ortadan kaldıracak nitelikte olduğu, bu yaklaşım yalnızca usul hukuku bakımından değil, aynı zamanda 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun 97. maddesi kapsamında güvence altına alınan sözleşmeye bağlılık ilkesine doğrudan müdahale anlamına geldiğini, borçlu şirket satış bedelini tahsil etmiş olmasına rağmen, konkordato süreci gerekçe gösterilerek, aynı taşınmazın yeniden satışına izin verilmesinin sözleşmenin bağlayıcılığı ilkesini, dürüstlük kuralını (TMK m.2), mülkiyet hakkının korunmasını (Anayasa m.35) ihlâl eden sonuç doğurduğunu, konkordato kurumu, borçlunun ifa edilmiş sözleşmelerden tek taraflı şekilde kurtulmasını sağlayan bir mekanizma olmayıp, aksi yorum, konkordatoyu borçlu bakımından hukuki sorumluluktan kaçınma aracına dönüştürür ki bu durum hukuk devleti ilkesi ile bağdaşmayacağını, mahkemenin değerlendirmesinin basit bir usul takdiri olmayıp, müvekkilinin mülkiyet beklentisini ortadan kaldıran ağır bir hukuk hatası niteliğinde olduğunu, mahkeme kararının fiilen ikinci kez satış bedeli tahsili anlamına geldiğini, ifa edilmiş sözleşmenin tasfiyesi değil, geçmişte tamamlanmış satış ilişkisinin geriye dönük yeniden fiyatlandırılması olduğunu, konkordato mahkemesi borçlunun malvarlığını koruyabilir; ancak tamamlanmış özel hukuk sözleşmelerinin ekonomik dengesini değiştirerek yeni satış bedeli belirleyemez olduğunu, kararın mülkiyet hakkına müdahale olduğunu, bilirkişi raporunun isabetsiz olduğunu, taşınmaz bedelinin sözleşme tarihi itibariyle peşin ve nakden ödendiğini savunarak istinaf kanun yoluna başvuruda bulunmuştur. DELİLLERİN TARTIŞILMASI, HUKUKİ SEBEPLER VE GEREKÇE: Dava, konkordato istemine ilişkin olup, istinafa konu uyuşmazlık 03/02/2026 tarihli dava konusu taşınmazların konkordato komiseri nezaretinde satışına izin verilmesine dair ara karara yapılan itirazın reddine ilişkin kararın kaldırılması istemine ilişkindir. İlk derece mahkemesince 03/02/2026 tarihli ara kararla ihtiyati tedbir talebinin kabulüne karar verildiği, karara karşı ilgili kişi ... vekili tarafından itiraz edildiği, mahkemece ... vekilinin 03/02/2026 günlü ara kararına yönelik itirazının reddine karar verildiği, bu karar karşı ilgili kişi ... vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulduğu anlaşılmıştır. HMK'nın 341. maddesinde "(1)İlk derece mahkemelerinden verilen nihai kararlar ile ihtiyati tedbir, ihtiyati haciz taleplerinin reddi ve bu taleplerin kabulü hâlinde, itiraz üzerine verilecek kararlara karşı istinaf yoluna başvurulabilir. (2)Miktar veya değeri üç bin Türk Lirasını geçmeyen malvarlığı davalarına ilişkin kararlar kesindir.Ancak manevi tazminat davalarında verilen kararlara karşı, miktar veya değere bakılmaksızın istinaf yoluna başvurulabilir. (3)Alacağın bir kısmının dava edilmiş olması durumunda üç bin Türk Liralık kesinlik sınırı alacağın tamamına göre belirlenir.(4)Alacağın tamamının dava edilmiş olması durumunda, kararda asıl talebinin kabul edilmeyen bölümü üç bin Türk Lirasını geçmeyen taraf, istinaf yoluna başvuramaz.(5)İlk derece mahkemelerinin diğer kanunlarda temyiz edilebileceği veya haklarında Yargıtaya başvurulabileceği belirtilmiş olup da bölge adliye mahkemelerinin görev alanına giren dava ve işlere ilişkin nihai kararlarına karşı, bölge adliye mahkemelerine başvurulabilir" hükümlerine yer verilmiştir. İİK’nın 287. maddesinde "Geçici mühlet talebinin kabulü, geçici komiser görevlendirilmesi, geçici mühletin uzatılması ve tedbirlere ilişkin kararlara karşı kanun yoluna başvurulamaz." denilmiştir. Somut olayda istinaf incelemesine konu ara kararların, geçici mühlet kararı sonrasında mahkemece İİK'nın 287/son maddesi kapsamında verilen tedbir kararı mahiyetinde olup, yukarıda anılan kanun hükümleri uyarınca bu neviden kararlara karşı istinaf kanun yoluna başvurulması mümkün değildir. Mahkemece verilen kesin nitelikli kararlara karşı yapılan istinaf kanun yolu başvuruları hakkında HMK'nın 346. maddesi uyarınca bir karar verilebileceği gibi Bölge Adliye Mahkemeleri tarafından da istinaf isteminin reddine karar verilebilecektir. Bu itibarla, ilgili kişi ... vekilinin istinaf kanun yolu başvurusunun istinaf istemine konu ara kararların kesin nitelikte olması nedeniyle usulden reddine dair aşağıda belirtilen şekilde karar verilmiştir. HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenle; 1-Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 352. maddesi ile 346. maddesi uyarınca itiraz eden ... vekilinin istinaf kanun yolu başvurusunun USULDEN REDDİNE, 2-Başvuru sırasında peşin alınan harcın başvuruda bulunan tarafa iadesine, 3-Kararın mahal mahkemesince istinaf kanun yoluna başvuran vekiline tebliğine, Dosya üzerinde yapılan ön inceleme sonucunda kesin olmak üzere 27/04/2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.