8. Hukuk Dairesi 2012/3857 E. , 2012/5372 K. "" MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi DAVA TÜRÜ : Elatmanın önlenmesi Hazine ile ... ve müşterekleri aralarındaki elatmanın önlenmesi davasının reddine dair Biga Asliye Hukuk Mahkemesinden verilen 27.12.2011 gün ve 213/775 sayılı hükmün Yargıtay'ca incelenmesi davacı Hazine vekili tarafından süresinde istenilmiş olmakla dosya incelendi gereği düşünüldü: K A R A R Davacı Hazine vekili, mülkiyeti davalılara ait olan 769 parsel sayılı …
**8. Hukuk Dairesi 2012/3857 E. , 2012/5372 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi DAVA TÜRÜ : Elatmanın önlenmesi Hazine ile ... ve müşterekleri aralarındaki elatmanın önlenmesi davasının reddine dair Biga Asliye Hukuk Mahkemesinden verilen 27.12.2011 gün ve 213/775 sayılı hükmün Yargıtay'ca incelenmesi davacı Hazine vekili tarafından süresinde istenilmiş olmakla dosya incelendi gereği düşünüldü: K A R A R Davacı Hazine vekili, mülkiyeti davalılara ait olan 769 parsel sayılı taşınmazın bir kısmının 3621 sayılı Kıyı Kanununa göre, kıyı kenar çizgisi kapsamında kalan yerlerden olduğundan tapu kaydının kısmen iptaline ve tecavüzlü kısım üzerindeki yapının kal'ine karar verilmesini istemiştir. Davalılar ... ve arkadaşları vekili, davanın reddine karar verilmesini savunmuştur. Mahkemece, hak düşürücü süreden davanın reddine karar verilmesi üzerine; hüküm, davacı Hazine vekili tarafından temyiz edilmiştir. Davanın kabulüne dair önceki karar davalılar vekilinin temyizi üzerine Yargıtay 1. Hukuk Dairesinin 18.02.2010 tarih, 2010/13104-1666 Esas ve Karar sayılı kararında özetle; "...3402 sayılı Yasanın 12/3 maddesinde öngörülen 10 yıllık hak düşürücü süreden davanın reddine karar verilmesi gerektiği, ancak her davanın açıldığı tarihteki koşullara tabi olduğu ve dava tarihi itibarı ile davacı Hazinenin davasında haklı olup, buna bağlı olarak yargılama giderlerinden ve bu giderlerden sayılan avukatlık ücretinden davalı tarafın sorumlu tutulmasının değerlendirilmesi...” gereğine değinilerek mahkeme kararı bozulmuş olup, mahkemece bozma kararına uyularak yapılan yargılama sonucunda, hak düşürücü sürenin geçtiği gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiştir. Hemen belirtmelidir ki, mahkemenin esasa ilişkin ilk kararı ve Yargıtay 1. Hukuk Dairesinin yukarıda açıklanan bozma kararı ile temyize konu son mahkeme kararları tümüyle, 5841 sayılı Kanunun yürürlüğe girdiği 14.03.2009 tarihinden sonra verilmiş olup; bu Kanunun 2. ve 3. maddeleri ile getirilen yeni düzenlemelere dayanılarak oluşturulmuştur. 14.03.2009 tarihinde yürürlüğe giren 25.02.2009 günlü 5841 sayılı Çeşitli Kanunlarda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanunun 2. maddesi ile 3402 sayılı Kanunun 12. maddesinin 3.fıkrasına eklenen cümlede: “bu hüküm iddia ve taşınmazın niteliğine yahut Devlet ve diğer kamu tüzel kişileri dahil tarafların sıfatına bakılmaksızın" ve 3. maddesi ile aynı Kanuna eklenen geçici 10. maddesinde ise; “Bu Kanunun 12. maddesinin 3. fıkrası hükmü Devletin hüküm ve tasarrufu altında olduğu iddiası ile yürürlük tarihinden önce açılmış ve henüz kesin hükme bağlanmamış olan davalarda dahi uygulanır.” şeklindedir. Bu değişiklik nedeniyle bu yasanın yürürlük tarihinden sonra Hazinenin açtığı davalarda da 10 yıllık hak düşürücü süre uygulanmaya başlanmıştır.