T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 26. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No: 2024/903 - 2026/463 T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 26. HUKUK DAİRESİ ESAS NO : 2024/903 KARAR NO : 2026/463 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A K A R A R İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : ANKARA 4. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ : 30.11.2023 NUMARASI : 2022/572 Esas 2023/866 Karar DAVANIN KONUSU : Tazminat (Ölüm Sebebiyle Açılan Tazminat) KARAR TARİHİ : 13.03.2026 GEREKÇELİ KARAR YAZILMA TARİHİ : 06.04.2026 İlk …
T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 26. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No: 2024/903 - 2026/463 T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 26. HUKUK DAİRESİ ESAS NO : 2024/903 KARAR NO : 2026/463 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A K A R A R İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : ANKARA 4. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ : 30.11.2023 NUMARASI : 2022/572 Esas 2023/866 Karar DAVANIN KONUSU : Tazminat (Ölüm Sebebiyle Açılan Tazminat) KARAR TARİHİ : 13.03.2026 GEREKÇELİ KARAR YAZILMA TARİHİ : 06.04.2026 İlk derece mahkemesince verilen karara karşı asıl ve birleşen davada davalı vekili ve katılma yolu ile davacı vekili tarafından süresi içinde istinaf kanun yoluna başvurulmuş olup, başvuru şartlarının yerine getirildiği dosya üzerinde yapılan ön inceleme ile anlaşılmakla yapılan istinaf incelemesi sonunda; TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARI Asıl davada davacı vekili dava dilekçesinde; 26.09.2014 tarihinde davacıların oğlu ...’ın Bitlis Emniyet Müdürlüğünde görev yaparken ... plakalı davalı tarafından zorunlu mali sorumluluk sigortası ile sigortalanan aracın kaza yapması neticesinde vefat ettiğini, daacıların ölenin desteğinden mahrum kaldığını, belirterek her bir davacı için, belirsiz alacak davası olarak ve fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak üzere 2.500,00'er TL destekten yoksun kalma tazminatının davalıdan tahsilini istemiş, 06.11.2017 tarihli dilekçe ile dava değerini davacı ... için 154,617,94 TL, davacı ... için 133.889,37 TL olarak belirlemiştir. Birleşen davada davacılar vekili dava dilekçesinde; davacıların çocuklarını, kaybetmiş olması nedeniyle, asıl davada talep edilen tazminat miktarını aşan destek zararlarının olduğunun bilirkişiden alınan rapor ile tespit edildiğini, davacıların ayrı ayrı 19.522,35 TL bakiye destek zararının olduğunu, bu zarardan da davalının sorumlu olduğunu ileri sürerek, her bir davacı için 19.522,35 TL destek tazminatının asıl dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile davalıdan tahsilini istemiştir. Davalı vekili cevap dilekçesinde; ... plaklaı aracın davalıya zorunlu mali sorumluluk sigortası ile sigortalı olduğunu, sorumluluklarının sigorta limiti kusur ve zarar ile sınırlı olduğunu, davacının davasını ispat etmesi gerektiğini, davacılara 2330 Sayılı Yasa kapsamında ödeme yapılıp yapılmadığının araştırılması gerektiğini, kazanın meydana gelmesinde araç sürücüsünün kusurunu bulunmadığını, bu nedenle sorumluluklarının olmadığını, sürücünün tali kusurunun olması halinde ise TBK'nın 52. maddesi gereğince tazminatın kaldırılmasını talep ettiklerini, kazanın araç sigortalısına ihbarını talep ettiklerini, rücuya tabi ödeme yapılmış ise indirilmesi gerektiğini, ayrıca davadan önce temerrütlerinin söz konusu olmadığını, ancak dava tarihinden itibaren faiz talep edilebileceğini savunarak davanın reddini istemiştir. Davalı vekili birleşen davada cevap dilekçesinde; birleşen davada talep edilen zararların zamanaşımına uğradığını, ayrıca bilirkişi raporunda hesaplanan farkında ek davada talep edilen kadar olmadığını savunarak davanın reddini istemiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk derece mahkemesi tarafından daha önce asıl ve birleşen davada verilen 05.04.2018 tarihli 2015/658 Esas 2018/278 Karar sayılı kararın, davalının istinaf başvurusu üzerine Dairemizin 30.09.2020 tarihli 2018/3161 Esas 2020/1208 Karar Sayılı kararı ile kusur durumuna yönelik eksik inceleme nedeniyle, sonrasında ilk derece mahkemesi tarafından verilen 03.02.2022 tarihli, 2020/582 Esas 2022/62 Karar Sayılı kararın, davalının istinaf başvurusu üzerine, kaldırma sebebinin gereği gibi yerine getirilmediğinden eksik inceleme nedeniyle Dairemizin 03.02.2022 tarihli 2020/582 Esas 2022/62 Karar sayılı kararı ile kaldırılması sonrasında, yeninden yapılan yargılama neticesinde mahkemece; asıl ve birleşen davanın ZMMS poliçesinden kaynaklanan destekten yoksun kalma tazminatı istemine ilişkin olduğu; davacıların, polis memuru olan desteğinin yolcu olarak bulunduğu aracın neden olduğu kazada vefat ettiği, Emniyet Genel Müdürlüğü Nakdi Tazminat Komisyonu kararı ile davacılara 73.148,00 TL nakdi tazminatın ödenmesine karar verilmiş olup, ödenen bu miktarın ne kadarının maddi ne kadarının manevi zarara yönelik olduğuna dair bir ayrım yapılmadığının bildirildiği; 25.09.2017 tarihli ara karar ile anılan müzekkere cevabı da dikkate alınarak, destek ...'ın yakınları için Nakdi Tazminat Ödenmesine İlişkin Kanun gereğince ödenen nakdi tazminatın, davacı baba ... için 20.000,00 TL'sinin, davacı anne ... için 20.000,00 TL'sinin, manevi tazminat, geriye kalan miktarın maddi tazminat olarak kabulüne karar verildiği, kusur bilirkişisi tarafından hazırlanan 02.6.2021 tarihli raporda; zırhlı araç sürücüsü polis memuru ...’ın, 5 polis arkadaşıyla seyri sırasında, seyrettiği taşıt yolunda aydınlatmanın olmayışı yanında gün durumunun gece oluşu ve yine sevk ve idaresindeki zırhlı aracın ön tarafının tamamen olacak saldırılara karşı korkulukla kapatılmış olması ve yine görüş mesafesinin çok kısa ve dar olmasına bağlı ivedi olarak görev yerine seyri sırasında, yoldaki balçık ve kaygan moloz zeminine aracının takılarak direksiyon hakimiyetinin kaybolması sonucu aracının devrilerek ters duruşa geçmesi ile meydana gelen trafik kazasının oluşumunda; 2918 Sayılı Karayolları Trafik Kanun ve Yönetmelik maddelerine göre diğer raporlarla olduğu gibi en ufak bir kusur izafesinin söz konusu olmayacağı görüş ve kanaatiyle tamamen kusursuz olduğu, yolun yapımından ve bakımından sorumlu olan kuruluş yetkililerinin; trafik kaza tespit tutanağını düzenleyen trafik görevlilerince tespit edilen moloz malzemeyi olacak olan kazaları önlemek için yoldan kaldırmamalarına bağlı hizmet kusurları nedeniyle 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanununun 13,13-c maddelerine riayetsizlikleri nedeniyle tamamen % 100 oranında kusurlu olduklarının mütalaa edildiği, taraf vekillerinin itiraz dilekçeleri doğrultusunda tekrar kusur yönünden incelenme yapılması için 3 kişilik KGM trafik fen heyetinde görevli makine mühendislerinden oluşturulacak kusur bilirkişi heyetinden alınan 14.09.2021 tarihli kusur bilirkişi heyeti raporunda ... plaka sayılı aracın son bir yıl içinde yapılan bakımlarında fren ve disk vb. emniyet sistemlerinin bakımlarının yapılmadığına dair herhangi bir belge bulunmadığından aracın bakımının yapılmadığı şeklinde araç malikine kusur atfedilmesinin uygun bulunmadığını, yol sathında yolu kaygan hale getiren balçık artıklarının varlığı ile dosya kapsamında fotoğraf vb. somut bir belge bulunmadığından yolun bakımında sorumlu kuruluşa kusur atfedilmesinin uygun bulunmadığını, olayın meydana geldiği Nur Caddesi üzerinde sağa tehlikeli viraj levhası bulunduğu, olay saati itibariyle havanın karanlık olduğu, yolda aydınlatmanın bulunmadığı, 2X3,50 metre genişliğinde yol şerit çizgileri mevcut asfalt zeminli yolda dört tekerden çekişli araç ile seyretmekte olan sürücü ... idaresindeki araç ile aracını yol sathında tutmayı başaramadığının mütalaa edildiği; alınan raporlar çerçevesinde daha önce asıl davanın kabulüne, birleşen davanın ise kısmen kabulüne karar verilmiş iken, Mahkemenin 2020/582 Esas 2022/62 Karar sayılı kararının Ankara BAM 26. Hukuk Dairesinin 23.06.2022 tarih 2022/808 Esas 2022/1698 Karar sayılı ilamı ile kaldırıldığı ve söz konusu kaldırma ilamı doğrultusunda kusur raporu alındığı; İTÜ öğretim üyelerinden alınan 16.05.2023 tarihli kusur raporunda; Sürücü ...'ın %100 oranında kusurlu olduğu, aracın görüş şartlarının sınırlı olmasının sürücü ...'ın kazanın meydana gelmesindeki sorumluluğunu ortadan kaldırmadığı, Karayolu üzerinde bulunan bir engelin kazaya sebebiyet verdiğine dair dosya kapsamında geçerli bir kanıt sunulamamış olması nedeniyle yolun bakım ve onarımını sağlamakla yükümlü başkaca kurum ve kuruluşlara atfedilebilecek bir kusurun bulunmadığının mütalaa olduğu, alınan kusur raporu dosya içeriğine ve Ankara Bam 26. HD’nin kaldırma ilamına uygun olması nedeniyle hükme esas alındığı, aktüer hesap bilirkişisinden alınan 16.09.2023 tarihli bilirkişi raporunda; davacı ... lehine 355.935,08 TL ve davacı ... lehine 265.753,97 TL olmak üzere toplam 621.689,05 TL destekten yoksun kalma maddi zararı hesaplandığı, kaza tarihi itibariyle zorunlu mali mesuliyet sigorta poliçesi limiti 268.000,00 TL olduğundan, hesaplanan toplam zararın poliçe limiti aştığı, hak sahipleri lehine hesaplanan zararın poliçe limitine garameten dağıtılması sonrasında, davacı ... lehine 153.437,80 TL ve davacı ... lehine 114.562,20 TL olmak üzere toplam 268.000,00 TL destekten yoksun kalma maddi tazminatı hesaplandığı , tarafların itirazı üzerine alınan 19.11.2023 tarihli ek aktüer hesap bilirkişi raporunda ise özetle; davacı ... lehine 923.278,49 TL ve davacı ... lehine 595.702,79 TL olmak üzere toplam 1.518.981,28 TL destekten yoksun kalma maddi zararı hesaplandığı, kaza tarihi itibariyle zorunlu mali mesuliyet sigorta poliçesi limiti 268.000,00 TL olduğundan, hesaplanan toplam zararın poliçe limiti aştığı, hak sahipleri lehine hesaplanan zararın poliçe limitine garameten dağıtılması sonrasında, davacı ... lehine 162.883,91 TL ve davacı ... lehine 105.116,09 TL olmak üzere toplam 268.000,00 TL destekten yoksun kalma maddi tazminatı hesaplandığı mütalaa olunduğu, tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde davacıların murisinin davalı sigorta şirketine sigortalı aracın 26.09.2014 tarihinde karıştığı trafik kazasında vefat ettiğini ve davacıların destekten yoksun kaldıklarını belirterek iş bu davayı açtıkları, Emniyet Genel Müdürlüğü Nakdi Tazminat Komisyonu kararı ile 73.148,00 TL nakdi tazminatın davacılara ödendiği, ödenen bu miktarın ne kadarının maddi ne kadarının manevi tazminata yönelik olduğuna dair komisyon tarafından bir ayrım yapılmadığı, mahkemenin 25.09.2017 tarihli ara kararı ile davacı baba ... için 20.000,00 TL sinin, davacı anne ... için 20.000,00 TL sinin, manevi tazminat, geriye kalan miktarın maddi tazminat olarak kabulüne karar verildiği, İTÜ öğretim üyelerinden alınan 16.05.2023 tarihli kusur raporunda da belirtildiği üzere, davalı sigorta şirketi tarafından sigortalanan araç sürücüsü ...’ın kazanın meydana gelmesinde %100 (yüzde yüz) oranında kusurlu olması nedeniyle, davacıların davalı sigorta şirketinden tazminat isteyebileceği anlaşılmakla, asıl davada ıslah ile birlikte davacı baba ... yönünden 95.065,93 TL, davalı anne ... yönünden 133.889,37 TL olmak üzere toplam 228.955,30 TL talep ettiği, birleşen davada ise ... için 19.522,35 TL, ... için 19.522,35 TL olmak üzere toplam 39.044,70 TL talep edildiği, kazanılmış haklarda gözetilerek asıl dava bakımından davacının talebinin kabulünün gerektiği, birleşen dava bakımından ise davacının kısmen haklı olduğu, davacı anne ... için 15.550,64 TL, davacı baba ... için 10.046,64 TL olmak üzere toplam 25.597,28 TL talep edilebileceği, hükmedilecek tazminata talep gibi asıl dava tarihinden itibaren yasal faiz yürütülebileceği gerekçesiyle; “Asıl davanın kabulü ile davacı baba ... yönünden 95.065,93 TL, davalı anne ... yönünden 133.889,37 TL olmak üzere toplam 228.955,30 TL'nin dava tarihi olan 06.10.2015 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsili ile davacılara verilmesine, birleşen davanın kısmen kabulü ile davacı baba ... yönünden 10.046,64 TL, davalı anne ... yönünden 15.550,64 TL olmak üzere toplam 25.597,28 TL'nin asıl dava tarihi olan 06.10.2015 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsili ile davacılara verilmesine” karar verilmiş hüküm davacı vekili ve davalı vekili tarafından istinaf edilmiştir. İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ Davacı vekili istinaf başvuru dilekçesinde; destek hesabında kullanılan maaş asgari ücret hesaplama kriteri eksik olduğundan ve bu yöndeki itirazları nazara alınmadığından raporu kabul etmediklerini belirterek kararın kaldırılmasını istemiştir. Davalı vekili istinaf başvuru dilekçesinde; İlk derece mahkemesi tarafından, hükme esas alınan kusur raporunun karar verildikten sonra tebliğ edilerek adil yargılanma haklarının kısıtlandığını, sırf bu nedenle davanın usulden reddine karar verilmesi gerektiğini, alınan kusur raporların çoğunluğunda, dava dışı sigortalının kusursuz olduğunun belirtildiği, 30.12.2022 tarihli ATK kusur raporu ve ceza dosyasında alınan kusur raporunda, sürücüye kusur izafe edilmemesi ve sadece dosyada en son alınan 16.05.2023 tarihli İTÜ raporunda sürücüye kusur izafe edildiğini, bu nedenle kararın kaldırılması gerektiğini, olay yeri şartları nazara alındığında, araç sürücüsünün alabileceği tedbir olmadığını, bu nedenle davalının sorumluluğu olmadığını, hesaplamada, güncel verilerin nazara alınmasının da hukuka aykırı olduğunu, zira davacının ilk hesap raporuna itiraz etmemesi üzerine hesabın son halini aldığını, maddi tazminat miktarı açısından davalı lehine usuli kazanılmış hak olduğunu, 16.09.2023 tarihli raporda, askerlik döneminin mahsup edilmemiş olması nedeniyle bu hususa ve kusura itiraz ettiklerini belirterek kararın kaldırılmasını istemiştir. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE Mahkemece verilen kararda kamu düzenine aykırılık görülmediğinden, HMK'nın 355. maddesi gereğince istinaf edenin sıfatına göre ve istinaf sebepleri ile sınırlı olarak yapılan istinaf incelemesi sonucunda; Dava, trafik kazasından kaynaklanan ölüm nedeniyle destekten yoksun kalma tazminatı istemidir. Davacılar 26.09.2014 tarihinde, oğullarının Bitlis Emniyet Müdürlüğünde polis memuru olarak görevi başında iken, zırhlı aracın devrilmesi neticesinde vefat ettiğinden bahisle, ZMMS kapsamında davalı sigorta şirketinden destek tazminatı talep etmiş, ilk derece mahkemesi 09.10.2015 tarih 2015/658 Esas, 2018/278 Karar sayılı kararı ile aracın yola dökülen moloz nedeniyle sürücüsünün direksiyon hakimiyetini kaybetmesi ile kazanın meydana geldiğini kabul edilerek, davacının zararlarını ZMMS kapsamında sigorta şirketinden talep edebileceği gerekçesiyle "Asıl davanın kabulü ile davacı baba ... yönünden 95.065,93 TL, davalı anne ... yönünden 133.889,37 TL olmak üzere toplam 228.955,30 TL'nin dava tarihi 06.10.2015 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsili ile davacılara verilmesine, 2- Birleşen davanın kısmen kabulü ile davacı baba ... yönünden 10.046,64 TL, davalı anne ... yönünden 15.550,64 TL olmak üzere toplam 25.597,28 TL'nin asıl dava tarihi 06.10.2015 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsili ile davacılara verilmesine," karar verilmiş, karara karşı davalı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvuru yapılmış, kararın, kusur tespitine yönelik eksik inceleme nedeniyle kaldırılmasına karar verilmiş, kaldırılma kararı sonrasında, son olarak verilen istinaf incelemesine konu karar da ise; yolun bakım ve onarımından sorumlu kurum çalışanları hakkındaki ceza dosyasında toplanan deliller de değerlendirilmek suretiyle İTÜ Öğretim üyelerinden oluşan heyetten alınan raporda, kazanın meydana gelmesinde yol üzerinde araç seyrine engel malzeme kanıtlanmadığından ve araçta teknik bir arıza tespit edilemediğinden, araç sürücüsünün tam kusuru ile meydana gelen zararın sigorta şirketinin zorunlu mali mesuliyet sigorta kapsamındaki sorumluluğunda kaldığından bahisle, davacıların ilk karara yönelik daha önce istinafının da bulunmaması nedeniyle, davanın verilen ilk karardaki miktarı aşmamak üzerine kabulüne karar verilmiş, hüküm davacı vekili ve davalı vekili tarafından istinaf edilmiştir. Davacılar vekilinin istinaf başvurusunun incelenmesinde; mahkemece verilen kararlara yönelik olarak davacıların istinaf başvurusunun bulunmamasına, bu kapsamda davacıların, davalının usuli kazanılmış hakkı çerçevesinde asgari ücret artışından kaynaklanan artış nedeniyle tazminat alacağının hüküm altına alınan miktarın üzerinde olacağını ileri süremeyecek olmasına göre, davacıların buna yönelik istinaf sebepleri yerinde görülmemiştir. Davalıların kusura ve sorumluluklarına yönelik istinaf sebeplerinin incelenmesinde; davalı vekili, kazaya yola dökülen molozların sebep olduğunu, bu nedenle zararın ZMMS teminatı kapsamında olmadığını ileri sürmüştür. 26.09.2014 tarihinde meydana gelen kazadan sonra tanzim edilen tarihsiz kaza tespit tutanağında; davalı tarafından ZMMS ile sigortalanan zırhlı aracın, öncesinde çok ivedi olarak yapılan çatışma ihbarı nedeniyle olay yerine intikali sırasında olay yerine geldiğinde,yol üzerinde bulanan moloz malzemeye takıldığı ve araç sürücüsünün direksiyon hakimiyetini yitirmesi ile kazanın meydana geldiği tespit edilerek, kazanın oluşumunda sürücü ...'ın terör olayına müdahale etmek amacıyla olay yerine ivedi olarak intikal ettiği ve kaza mahallindeki moloz malzeme nedeniyle araç hakimiyetini yitirdiği ve kazanın bu şekilde olduğu değerlendirilerek, araç sürücüsünün kusurlu olmadığının belirtildiği görülmüştür. Dairemizce verilen kaldırma kararı öncesinde de, olaya ilişkin tüm deliller getirtilmeden, kaza tespit tutanağındaki belirleme yeterli görülerek, kazanın kaza tespit tutanağında belirtilen şekilde olduğu kabul edilen bilirkişi raporunda, araç sürücüsünün kazanın meydana gelmesinde kusurunun bulunmadığının kabul edildiği anlaşılmaktadır. Trafik kazasından kaynaklanan sorumluluk davalarında, kazanın oluş şekli ve bu çerçevede belirlenen kusur nazara alınır. Kaza tespit tutanağı, kazanın oluş şekli açısından aksi her zaman kanıtlanabilir delil olduğundan, zarar verenin ve sigortanın sorumluluğu kapsamında açılan davada, kaza tespit tutanağının oluşa uygun olmadığının tespit edilmesi durumunda, belirlenen oluş şekli esas alınarak buna göre kusur ve dolayısı ile sorumluluk durumu belirlenir. Davalının istinaf sebepleri açısından burada değinilmesi gereken diğer bir husus ise, dosyada alınan birden fazla raporda kusurun farklı kabul edilmiş olması her durumda çelişki olarak kabul edilemez. Raporlar arasındaki kusur değerlenmesi, kazanın oluş şeklinden kaynaklanmış olması durumda, doğru şekilde tespit edilen oluşa göre alınan raporun varlığı halinde, söz konusu raporların oluşa uygun tespit edilen kusur raporu ile çelişki oluşturduğu söylenemez. Somut olayda, Emniyet Genel Müdürlülüğüne ait zırhlı aracın karıştığı kaza sonrasında, Emniyet Müdürlüğü personeli tarafından tanzim edilen kaza tespit tutanağında 21.30 da meydana gelen kazanın yola dökülen moloza aracın takıldığı değerlendirilerek tutanak tanzim edilmiş ise de, 27.09.2014 günü saat:11:01'de Bitlis Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından mahallinde yapılan olay yeri inceleme ve keşfinde "...yaklaşık 50 metrelik mesafede bir virajın olduğu, tahminen viraja hızlı bir şekilde girmesi sonucu zırhlı aracın devrildiği, devrildiği yerde yaklaşık 3- 3.5 m. uzunluğunda 20 cm genişliğinde, bazı yerlerin 3 cm derinliği bulunan çukurun oluştuğu, bu çukurdan itibaren 25-30 m. daha gittiğinin görüldüğü, bahse konu aracın fotoğraflama ve kamera çekimlerinin olay saati itibariyle olay yeri inceleme ekiplerince yapıldığı ve aracın kaldırıldığı" denilerek, olay yerine ilişkin tespitlerin yapıldığı, tespitlerde yola dökülen moloz malzemeye ilişkin belirlemenin yer almadığı görülmüştür. Cumhuriyet Savcısı tarafından bizzat yapılan olay yeri incelemesinden sonraki tarihte alınan kusur raporunda ise yol üzerinde bulunan moloz ve malzemeler nedeniyle yolun bakım ve onarımından sorumlu kişiler hakkında Bitlis 1. Ağır Ceza Mahkemesinin 2018/346 Esas 2019/308 Karar sayılı dosyasında yapılan yargılamada, kurum çalışanlarının kazanın 27.06.2014 tarihinde bildirilmesinden sonra, zırhlı araçtan yola dökülen mazotun başka bir kazaya neden olmaması için 0,5 agrega isimli toz ile ikinci bir kazaya sebebiyet vermemesi için yolun temizlediğini, kaza esnasında ise yol kusurunun bulunmadığı savunmasında bulunmaları ve bu yönde delillerinin toplanmasından sonra, kaza tespit tutanağı tanzim eden emniyet görevlilerinin de tutanağı, kaza tarihinden ve karayollarının personelinin kumlama çalışmasından sonraki bir tarihte 29.09.2014 tarihinde tanzim ettiklerini de belirlenerek, Karayolları Genel Müdürlüğü çalışanları hakkındaki davada eylemlerinin sabit olmaması nedeniyle beraatlerine karar verildiği görülmüştür. Bu durumda, her ne kadar meydana gelen kazaya yola dökülen molozun neden olduğu kaza tespit tutanağında belirtilmiş ise de, kaza tespit tutanağının kaza tarihinden 2 gün sonra tanzim edilmiş olması, kaza tespit tutanağı düzenlenmeden önce olay yerinde inceleme yapan Cumhuriyet Savcısı tarafından, tutanakta belirtilen hususta bir gözlemin bulunmaması, ceza yargılamasında da kaza yapan zırhlı araçtan yola dökülen mazot nedeniyle kumlamanın, ikinci bir kazaya neden olmaması için kazadan sonra yapılmış olmasının tespit edilmiş olması karşısından kaza tespit tutanağının aksi ceza yargılaması ile kanıtlandığından, kanıtlanan durum çerçevesinde İTÜ Öğretim Üyelerinden oluşan heyetten alınan rapora göre de kazanın meydana gelmesinde, virajda direksiyon hakimiyetini kaybeden araç sürücüsünün %100 oranında kusurlu olduğu tespit edilmiş olmasına, araç sürücüsünün operasyon için gidişinde kazanın meydana gelmiş olmasının, idarenin, sürücüsünden rücu talep etmesi durumunda, haklılığının değerlendirilmesi açsından önem arz edeceğinden, bu durum da davalının ZMMS sorumluluğunu kaldıran bir durum olmamasına, daha önce alınan raporlarda araç sürücüsüne kusur verilmemiş ise de, raporlar arasındaki farklılığın kazanın oluş şeklinden kaynaklanmış olmasına ve kazanın kaza tespit tutanağında belirlenen şekilde olmadığının kanıtlanmış olmasına göre söz konusu raporların hükme esas alınan rapor ile çelişki oluşturmamasına göre davalının kusur raporuna yönelik istinaf sebepleri yerinde görülmemiştir. 2-Davalı vekili tarafından, mahkemece hüküm tarihi itibariyle hesaplama yapılarak, usuli kazanılmış haklarının korunmadığını ileri sürmüş ise de, ilk derece mahkemesi tarafından, davacıların dava dilekçesi ve ıslah talebi çerçevesinde, davacılar hakkında verilen ve istinaf edilmeyen rapora göre usuli kazanılmış hakları korunarak karar verilmiş olmasına ve ilk karar tarihi itibariyle hüküm alınan miktar kadar davacıların tazminat alacağının olmasına göre, mahkemece son hüküm tarihine göre hesaplama yapmış olmasının sonuca etkisi bulunmadığından, davalının hesap raporuna yönelik istinaf sebepleri de yerinde görülmemiştir. Buna göre; dosya kapsamına, kararın dayandığı delillerle, yasaya uygun gerektirici nedenler ve ileri sürülen istinaf sebepleri dikkate alındığında mahkeme kararında usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmamasına, göre; davacılar vekilinin ve davalı vekilinin tüm istinaf sebepleri yerinde görülmediğinden, istinaf başvurularının HMK'nın 353/1-b-1. maddesi gereğince esastan reddine karar verilmesi gerekmiş, aşağıdaki hüküm tesis edilmiştir. HÜKÜM : Gerekçesi yukarıda izah edildiği üzere; 1-Asıl ve birleşen davada davalı vekili ve katılma yolu ile davacılar vekilinin istinaf başvurusunun 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-b-1. maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE, 2-Davacılardan alınması gereken 732,00 TL maktu istinaf karar ve ilam harcından, peşin alınan 427,60 TL harcın mahsubu ile bakiye 304,40 TL harcın davacılardan tahsili ile hazineye gelir kaydına, 3-Davalı ... Sigorta AŞ'den alınması gereken 17.388,49 TL nispi istinaf karar ve ilam harcından, peşin alınan 3.919,53 TL +427,60 TL harcın mahsubu ile bakiye 13.041,36 TL harcın davalıdan tahsili ile Hazine'ye gelir kaydına, 4-İstinaf edenler tarafından yapılan istinaf yargılama giderlerinin kendi üzerlerinde bırakılmasına, 5-Kararın taraflara usulüne uygun şekilde tebliğine, 6-HMK'nın 333. maddesi gereğince kullanılmayan istinaf gider avansının karar kesinleştiğinde yatırana iadesine, Dosya üzerinden yapılan inceleme sonunda HMK'nın 361.maddesi gereğince gerekçeli kararın tebliğinden itibaren iki (2) haftalık süre içerisinde Yargıtay'da TEMYİZ YOLU AÇIK olmak üzere 13.03.2026 tarihinde oy birliği ile karar verildi. Başkan Üye Üye Katip * Bu belge, 5070 sayılı Kanun hükümleri gereğince elektronik imza ile imzalanmıştır.