8. Hukuk Dairesi 2022/1278 E. , 2025/1794 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Kadastro Mahkemesi SAYISI : 2019/1 E., 2021/101 K. KARAR : Davanın kabulüne Taraflar arasında görülen ve yukarıda açıklanan davada yapılan yargılama sonunda Mahkemece, davanın kabulüne karar verilmiş olup hükmün davacı Hazine vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine, dosya incelendi, gereği düşünüldü. K A R A R Yörede 2011 yılında yapılan kadastro sırasında, Menderes ilçesi ... köyü 105 ada 2 parsel sayılı ve 763,42 metreka
**8. Hukuk Dairesi 2022/1278 E. , 2025/1794 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ :Kadastro Mahkemesi SAYISI : 2019/1 E., 2021/101 K. KARAR : Davanın kabulüne Taraflar arasında görülen ve yukarıda açıklanan davada yapılan yargılama sonunda Mahkemece, davanın kabulüne karar verilmiş olup hükmün davacı Hazine vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine, dosya incelendi, gereği düşünüldü. K A R A R Yörede 2011 yılında yapılan kadastro sırasında, Menderes ilçesi ... köyü 105 ada 2 parsel sayılı ve 763,42 metrekare yüzölçümündeki taşınmaz ile 105 ada 3 parsel sayılı ve 513,57 metrekare yüzölçümündeki taşınmaz, belgesizden kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği nedeniyle tarla niteliğiyle davalı adına tespit edilmiştir. Davacı Hazine, esas dosyada ve birleşen 2014/184 Esas sayılı dosyada çekişmeli taşınmazların Devletin hüküm ve tasarrufu altındaki yerlerden olduğunu, üzerinde ve kenarlarında halen orman ağaçları mevcut olup ormandan açıldığını ayrıca 105 ada 3 parsel sayılı taşınmazın kısmen dere yatağında kaldığını ileri sürerek, tespitin iptali ve taşınmazın Hazine adına tapuya tescilini talep etmiştir. Mahkemece davaların reddine, çekişmeli taşınmazların tespit gibi davalı adına tapuya tesciline karar verilmiş, hükmün temyizi üzerine Yargıtay (Kapatılan) 20. Hukuk Dairesinin 2014/3913 Esas, 2014/5547 Karar ile 2014/3914 Esas, 2014/5548 Karar sayılı kararlarıyla özetle, “Mahkemece; öncelikle yörede 1948 yılında yapılıp kesinleşen ilk orman kadastrosu ile daha sonra yapılan aplikasyon, 2. madde ve 2/B uygulamalarına ait tüm tutanak ve haritalar eksiksiz bir biçimde getirilmemiş, bu çalışmalara göre taşınmazın durumu kesin bir biçimde belirlenmemiştir. Taşınmazın bitişiğinde yer alan ve mahkemenin 2013/119 Esas sayılı dosyasında hükme bağlanıp Dairece aynı gün incelemesi yapılan 105 ada 3 sayılı parselin içinde dere bulunduğu anlaşıldığı halde jeolog bilirkişi görüşü alınmamış, her iki parselin de aynı nedenle davalı oldukları gözönünde bulundurularak birlikte değerlendirilmemiş, 3402 sayılı Kanun'un 14. maddesinde düzenlenen kısıtlamalar yönünden araştırma yapılmamış, zilyetliğin ispatı bakımından yakın tarihli memleket haritaları ile hava fotoğrafları da incelenmemiştir.” gereğine değinilerek hükmün bozulmasına karar verilmiştir. Bozma kararları sonrası birleştirilerek yapılan yargılama sonucunda, davacı tarafı sübut bulmayan davasının reddi ile; dava konusu İzmir ili ... ilçesi .../...-... mevki 105 ada 2 parsel sayılı taşınmazın tespit gibi tesciline, birleşen davacı tarafın sabit olan davasının kısmen kabulü ile; dava konusu İzmir ili ... ilçesi .../...-... mevki 105 ada 3 parsel sayılı taşınmazın, birleşen 2014/184 Esas sayılı dosya içerisinde bulunan 17.05.2013 tarihli bilirkişi raporunun eki olarak kadastro teknikeri ... tarafından düzenlenen krokide (A) harfi ile gösterilen 247,12 metrekarelik bölümünün tespit gibi tesciline, (B) harfi ile gösterilen 266,45 metrekarelik bölümünün ise, 3402 sayılı Kanun'un 16/C maddesi gereğince dere vasfıyla tespit dışı bırakılmasına karar verilmiş; hüküm davacı Hazine vekili tarafından temyiz edilmiştir. Yargıtay (Kapatılan) 20. Hukuk Dairesinin 2018/2209 Esas, 2018/6920 sayılı kararıyla "Mahkemece, eski tarihli memleket haritası, hava fotoğrafları ile 1990-1995 yıllarına ait hava fotoğrafları ve varsa amenajman planı ilgili yerlerden getirtilip, toprak yapısı, bitki örtüsü ve çevresi incelenmeli; keşifte, hakim gözetiminde, taşınmazın dört yönden renkli fotoğrafları çektirilip, onaylanarak dosyaya eklenmeli; kesinleşmiş orman kadastrosu bulunmadığından, yukarıda değinilen diğer belgeler fen ve uzman orman bilirkişiler eliyle yerine uygulattırılıp; hava fotoğraflarının stereoskop vasıtasıyla üç boyutlu incelemesi yapılarak, temyize konu taşınmazın niteliği ve kullanım durumu ile tasarruf sınırlarını belirgin olarak görünüp görünmediği belirlenmeli, taşınmazın üzerindeki bitki örtüsünün cinsi, yaşı, dağılımı, kapalılık oranının açıklandığı yalnız büro incelemesine değil, uygulamaya ve araştırmaya dayalı, bilirkişilerin onayını taşıyan krokili bilimsel verileri bulunan yeterli rapor alınmalı, tesbit tarihine kadar davacı yararına zilyetlikle kazanma koşullarının oluşup oluşmadığı belirlenmeli;" gereğine değinilerek hükmün yeniden bozulmasına karar verilmiştir. Mahkemece bozmaya uyularak yapılan yargılama sonucunda, davacı Hazine vekili tarafından dava konusu 105 ada 2 parsel sayılı taşınmaz hakkında ve birleşen davada dava konusu 105 ada 3 parsel sayılı taşınmaz hakkında açılan davaların kabulüne, dava konusu İzmir ili ... ilçesi .../... mahallesi köy civarı mevki 105 ada 2 parsel sayılı taşınmaza ait kadastro tespitinin iptaline, taşınmazın tespitteki yüzölçümü ile ve hali arazi niteliği ile ve beyanlar hanesi boş olarak Hazine adına tapuya kayıt ve tesciline, dava konusu İzmir ili ... ilçesi .../... mahallesi köy civarı mevki 105 ada 3 parsel sayılı taşınmaza ait kadastro tespitinin iptaline, taşınmazın 26.11.2021 tarihli ek bilirkişi raporuna ekli ifraz krokisinde (A) harfi ile gösterilen 246,704 metrekare miktarındaki kısmının aynı parsel numarası ile ve orman niteliği ile beyanlar hanesi boş olarak Hazine adına tapuya kayıt ve tesciline, aynı krokide taşınmazın (B) harfi ile gösterilen 266,456 metrekare miktarındaki kısmının dere yatağı olarak tescil harici bırakılmasına karar verilmiş, hüküm davacı Hazine vekili tarafından temyiz edilmiştir. Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyulan bozma ilamı doğrultusunda inceleme ve araştırma yapılarak, mevcut deliller takdir edilerek karar verildiğine, uygulanması gereken hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığına, bozmaya uyulmakla taraflar lehine ve aleyhine kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin yeniden incelenmesine hukukça imkan olmadığı gibi 6100 sayılı Kanun’un Geçici 3 üncü maddesinin ikinci fıkrası atfıyla uygulanmasına devam olunan mülga 1086 sayılı Kanun’un 428 inci maddesi ile 439 uncu maddesinin ikinci fıkrasında yer alan sebeplerin biri de var olmadığına göre, İlk Derece Mahkemesi kararında yazılı gerekçeler dikkate alındığında temyizen incelenen karar usul ve kanuna uygun olup davacı Hazine vekilinin temyiz dilekçesinde ileri sürdüğü nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. S O N U Ç : Açıklanan sebeplerle; Temyiz itirazlarının reddi ile İlk Derece Mahkemesi kararının ONANMASINA, Harçtan muaf olduğundan Hazineden harç alınmasına yer olmadığına, 1086 sayılı Kanun'un 440/I maddesi gereğince Yargıtay ilamının tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yoluna başvurulabileceğine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine, 05.03.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.