22. Hukuk Dairesi 2017/33518 E. , 2017/13525 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ : ... Bölge Adliye Mahkemesi 5. Hukuk Dairesi DAVA TÜRÜ : İŞE İADE Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen kararın, temyizen incelenmesi davacı vekili tarafından istenilmekle, temyiz talebinin süresinde olduğu anlaşıldı. Dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü: Y A R G I T A Y K A R A R I Davacı İsteminin Özeti: Davacı vekili, m
**22. Hukuk Dairesi 2017/33518 E. , 2017/13525 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ : ... Bölge Adliye Mahkemesi 5. Hukuk Dairesi DAVA TÜRÜ : İŞE İADE Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen kararın, temyizen incelenmesi davacı vekili tarafından istenilmekle, temyiz talebinin süresinde olduğu anlaşıldı. Dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü: Y A R G I T A Y K A R A R I Davacı İsteminin Özeti: Davacı vekili, müvekkilinin davalıya ait işyerinde tıbbi tanıtım ve satış sorumlusu olarak çalıştığını, iş sözleşmesinin davalı işverence performans düşüklüğü gerekçesiyle feshedildiğini, fesih bildiriminde iddia edilen hususların gerçeğe aykırı olduğunu ve feshin son çare olması ilkesine aykırı davranıldığını ileri sürerek, işe iadesine karar verilmesini talep etmiştir. Davalı Cevabının Özeti: Davalı vekili, feshin haklı ve geçerli sebebe dayandığını ileri sürerek davanın reddini savunmuştur. İlk Derece Mahkemesi Kararının Özeti: İlk Derece Mahkemesince, toplanan kanıtlara dayanılarak, davanın reddine karar verilmiştir. İstinaf başvurusu: İlk Derece Mahkemesinin kararına karşı, davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur. Bölge Adliye Mahkemesi Kararının Özeti: Bölge Adliye Mahkemesince, İlk Derece Mahkemesi tarafından yapılan yargılama, alınan bilirkişi raporları ve kararın gerekçesi dikkate alındığında, ilk derece mahkemesinin kararında usul ve yasaya aykırılık bulunmadığı gerekçesiyle, davacı vekilinin istinaf başvurusu esastan reddedilmiştir. Temyiz başvurusu: Bölge Adliye Mahkemesi kararı, davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir. Gerekçe: Taraflar arasındaki uyuşmazlık iş sözleşmesinin feshinin geçerli bir sebebe dayanıp dayanmadığı noktasında toplanmaktadır. Somut olayda davacı, tıbbi tanıtım ve satış sorumlusu olarak davalı şirkette çalışırken iş sözleşmesinin işverenin fesih yazısıyla "…Davacının davalı şirkette 25.06.2013 tarihinden bu yana tıbbi tanıtım ve satış sorumlusu olarak çalışmakta iken, ... İlaçları Saha Teşkilatı Çalışma Prosedürüne göre 2014 yılı 1. dönem olan Ocak 2014-Nisan 2014 performans değerlendirmesi neticesinde Kutu Realizasyon kriteri yönünden E-beklenenin çok altında, genel performans değerlendirmesinde ise D- geliştirilmesi gereken performans notu alması; 2014 yılı II. Dönemi olan Nisan 2014-Temmuz 2014 döneminde ise belirlenen hedeflere ulaşamaması ve ilaç ve satış faaliyetlerinin yeterli görülmemesi dolayısıyla D-Geliştirilmesi Gereken Performans notu alması nedeniyle savunmasının alındığı; davacı ile koçluk çalışması yapılmasına rağmen, davacının yine de hedeflenen rakamların altında kaldığı, daha önce defalarca ihtar edilmesine rağmen performansını yükseltmediği, bu konudaki savunmasının yeterli görülmediği, davacının hem işyerinde ... ile ilan edilen performans değerlerinin altında çalışması, hem de kendisi ile aynı işi yapan diğer şirket çalışanlarına göre daha az verimle çalışması nedeniyle 4857 sayılı İş Kanunu’nun 18. maddesine göre 18.12.2014 tarihi itibariyle feshedildiğinin” bildirildiği anlaşılmaktadır. İşverenin fesih öncesinde davacıya 2014 yılında iki defa, 29.09.2014 ve 12.11.2014 tarihlerinde ihtarda bulunduğu, ayrıca savunmasını istediği; davacının ise savunmalarında genel olarak çabaladığını, ancak işverence belirlenen hedefleri yerine getiremediğini ifade ettiği görülmüştür. Dinlenen tanık beyanlarından davacının görev tanımı içinde yer alan ilaç tanıtımı işini düzgün bir şekilde yaptığı, doktor ziyaretlerini yerine getirdiği, hatta diğer satış mümessilleri ile davacı kıyaslandığında, davacının görevini düzenli ve iyi bir şekilde yaptığı, işyerinde işverence belirlenen satış kotasının gerçekleştirilememesi durumunda çalışanların iş sözleşmelerine son verildiği anlaşılmaktadır. Belirtmek gerekir ki; ilaç mümessillerinin performansını belirleyen satış değerleri, doktorun ilacı yazması, hastane ve eczanenin talepleri, Sağlık Bakanlığı’nın uygulamaları gibi mümessilin müdahale edemeyeceği dış etkenlere bağlıdır. Mümessilin dış etkenlere bağlı satış değerlerinden sorumlu tutulamayacağı zira satış değerlerini, mümessil dışındaki etkenlerin belirlediği açıktır. Davacıya, satış hedeflerini tutturamaması sebebi ile çeşitli zamanlarda ihtar yapıldığı, davacının savunmasının istendiği, davacı ile koçluk çalışması yapılarak yeni hedefler belirlendiği, ancak davacının işverence belirlenen hedefleri yerine getiremediği gerekçesi ile savunmasının istendiği anlaşılmaktadır. Buna göre, davacının iş sözleşmesi, işverence belirlenen hedefleri yerine getiremediği ve emsallerine göre daha düşük verim ile çalıştığı, ayrıca savunmasında bildirdiği sebeplerin yeterli bulunmaması sebebiyle feshedilmiş ise de, işverence ileri sürülen sebeplerin feshe gerekçe oluşturması, bu sebeple yerinde görülmemiştir. Tıbbı mümessil olarak çalışan davacının görev tanımı içinde yer alan ilaç tanıtımı doktor, eczane ve hastane ziyaretlerinin planlanması ve gerçekleştirilmesi, dönemsel tanıtım faaliyetleri gibi konularda görevini ihmal ettiği yada savsakladığı konusunda herhangi bir iddia ve ispat söz konusu olmamıştır. Kaldı ki; davalı işverenin performans değerlendirme sisteminin temel olarak ilaç satışı odaklı olduğu, belli sayıda satış yapılmasına yönelik “kutu realizasyon” hedefi gerçekleştirilemediği takdirde, işverence oluşturulan sisteme göre performansın düşük olmasının kaçınılmaz olduğu anlaşılmaktadır. Halbuki satış piyasa şartları ile ilgili bir husus olup, mesaisini ve çalışmalarını aksatmayıp işverence belirlenen tanıtımı yerine getiren davacının iş sözleşmesinin satış hedefini yakalayamadığından bahisle feshedilmesi geçerli sebebe dayanmamaktadır. Bu durumda davanın kabulüne karar verilmesi gerekirken yazılı gerekçe ile reddi hatalı olup bozmayı gerektirmiştir. Belirtilen sebeplerle, 4857 sayılı Kanun’un 20. maddesinin 3. fıkrası uyarınca, Bölge Adliye Mahkemesi hükmü ile ilk derece mahkemesi hükmünün bozulmak suretiyle ortadan kaldırılması ve aşağıdaki gibi karar verilmesi gerekmiştir. Sonuç: Yukarıda açıklanan gerekçe ile; 1-Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile ilk derece mahkemesinin kararının BOZULARAK ORTADAN KALDIRILMASINA, 2-İşverence yapılan FESHİN GEÇERSİZLİĞİNE ve davacının İŞE İADESİNE, 3-Davacının kanuni sürede işe başvurmasına rağmen, işverenin süresi içinde işe başlatmaması halinde ödenmesi gereken tazminat miktarının işçinin 4 (dört) aylık ücreti olarak belirlenmesine, 4-Davacının işe iade için işverene süresi içinde başvurması halinde hak kazanılacak olan ve kararın kesinleşmesine kadar doğmuş bulunan en çok 4 (dört) aylık ücret ve diğer haklarının davacıya ödenmesi gerektiğinin belirlenmesine, 5-Karar tarihi itibariyle alınması gerekli olan 31,40 TL karar ve ilam harcından, peşin alınan 27,70 TL harcın mahsubu ile bakiye 3,70 TL karar ve ilam harcının davalıdan tahsili ile hazineye irad kaydına, 6-Davacı vekille temsil edildiğinden, karar tarihinde yürürlükte olan tarifeye göre 1.980,00 TL vekâlet ücretinin davalıdan alınıp davacıya verilmesine, 7-Davacı tarafından yapılan 2.704,40 TL yargılama giderinin davalıdan alınıp davacıya verilmesine, davalının yaptığı yargılama giderinin üzerinde bırakılmasına, 8-Dosyanın kararı veren İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine, karardan bir örneğin kararı veren Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 9-Taraflarca yatırılan gider avanslarından varsa kullanılmayan bakiyelerinin ilgili tarafa iadesine, peşin alınan temyiz karar harcının istek halinde ilgiliye iadesine, 06.06.2017 tarihinde oybirliği ile kesin olarak karar verildi.