20. Hukuk Dairesi 2016/11940 E. , 2019/1144 K. "" MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi Taraflar arasındaki davanın yapılan duruşması sonunda kurulan hükmün Yargıtayca incelenmesi davacı tarafından istenilmekle, süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya incelendi, gereği düşünüldü: K A R A R Davacı, adına kayıtlı ... ilçesi, ... mahallesi 816 parsel sayılı 92,00 m2'lik taşınmaz üzerinde bulunan evinin avlusu olarak kullandığı yer ile ağ…
**20. Hukuk Dairesi 2016/11940 E. , 2019/1144 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi Taraflar arasındaki davanın yapılan duruşması sonunda kurulan hükmün Yargıtayca incelenmesi davacı tarafından istenilmekle, süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya incelendi, gereği düşünüldü: K A R A R Davacı, adına kayıtlı ... ilçesi, ... mahallesi 816 parsel sayılı 92,00 m2'lik taşınmaz üzerinde bulunan evinin avlusu olarak kullandığı yer ile ağaçlık alan üzerinde zilyetlikle kazanma koşullarının oluştuğunu ileri sürerek adına tescili istemiyle dava açmıştır. Mahkemece, davacının tescil talebinde herhangi bir hakka dayanmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş, hüküm davacı tarafından temyiz edilmiştir. Dava MK'nın 713. maddesi uyarınca tapusuz taşınmazın tescili istemine ilişkindir. Çekişmeli taşınmazın bulunduğu yörede 1980 yılında arazi kadastrosu yapılmış, 816 parsel (eski 350) sayılı taşınmaz 92,00 m2 yüzölçümü ve kargir ev niteliğiyle Askeri ... adına tespit edilmiş olup halen davacı ... ile dava dışı ... adına paylı olarak kayıtlıdır. Mahkemece, taraf teşkili sağlanmadan, davacının delilleri toplanıp değerlendirilmeden ve keşif yapılmadan davacının tescil talebinde herhangi bir hakka dayanmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir. Mahkemenin kararı yerinde değildir. Çünkü, taşınmazın aynına ilişkin davalarda somut olayda olduğu gibi, taşınmazın zilyetlikle kazanılabilecek yerlerden olup olmadığı, zilyetlikle kazanma koşullarının davacı taraf yararına gerçekleşip gerçekleşmediğinin taşınmaz başında keşif yapılması ve tanıkların da keşif yerinde dinlenmesi suretiyle belirlenmesi yasal ve yargısal bir zorunluluktur. Hal böyle olunca; mahkemece, taraf teşkili sağlanarak keşif icrasıyla anılan hususların saptanması, sonucuna göre karar verilmesi gerekirken, yazılı gerekçe ile hüküm kurulması doğru değildir. Somut olayda mahkemece, anlatılan biçimde bir araştırma ve inceleme yapılmamıştır.