T.C. D A N I Ş T A Y ONUNCU DAİRE Esas No : 2021/3117 Karar No : 2025/1989 DAVACI : ... Sistemleri A.Ş. VEKİLİ : Av. ... DAVALI : ...Başkanlığı / ... VEKİLİ : Av. ... DAVANIN_KONUSU: 1- Davacı şirket tarafından, dava dışı...'dan alacağın temliki sözleşmesi ile devralınan tazminat alacağının ilgili sigorta şirketince kendisine ödenmesi gerektiği yolunda karar verilmesi istemiyle davalı idareye yapılan 08/03/2021 tarihli başvurunun cevap verilmemek suretiyle reddedilmesine iliş…
Danıştay 10. Daire Başkanlığı 2021/3117 E. , 2025/1989 K. "İçtihat Metni" T.C. D A N I Ş T A Y ONUNCU DAİRE Esas No : 2021/3117 Karar No : 2025/1989 DAVACI : ... Sistemleri A.Ş. VEKİLİ : Av. ... DAVALI : ...Başkanlığı / ... VEKİLİ : Av. ... DAVANIN_KONUSU: 1- Davacı şirket tarafından, dava dışı...'dan alacağın temliki sözleşmesi ile devralınan tazminat alacağının ilgili sigorta şirketince kendisine ödenmesi gerektiği yolunda karar verilmesi istemiyle davalı idareye yapılan 08/03/2021 tarihli başvurunun cevap verilmemek suretiyle reddedilmesine ilişkin işlemin ve bu işlemin dayanağı olan 12/02/2021 tarih ve 2021/1 sayılı "5684 Sayılı Sigortacılık Kanunu Ek 6 ncı Maddesinin Uygulanmasına İlişkin Genelge"nin iptaline, 2- 5684 sayılı Sigortacılık Kanunu’nun ek 6. maddesinin Anayasa'ya aykırı olduğu iddiasıyla iptali için itiraz yoluyla Anayasa Mahkemesi’ne başvurulmasına, karar verilmesi istenilmektedir. DAVACININ_İDDİALARI :Sigorta şirketinden alacaklı olan kişilerle temlik sözleşmesi imzalamak suretiyle bu kişilerin alacaklarını sigorta şirketinden tahsil eden ve danışmanlık hizmeti veren davacı şirket tarafından, dava dışı sigortalı ile imzaladıkları alacağın temliki sözleşmesine istinaden ilgili sigorta şirketine sigorta sözleşmesinden doğan tazminat alacağının ödenmesi hususunda başvuru yapıp yapamayacaklarına ilişkin 11/01/2021 tarihli başvurunun, davalı idarenin 23/02/2021 tarihli işlemiyle Sigortacılık Kanunu'nun ek 6. maddesi ve bu maddenin uygulanmasına ilişkin Genelge uyarınca reddedildiği, ardından söz konusu Genelge'nin iptal edilmesi ve alacağın temliki sözleşmesi gereğince tazminatın kendilerine ödenmesi istemiyle yaptıkları 08/03/2021 tarihli başvuruya davalı idarece cevap verilmemesi üzerine, 5684 sayılı Sigortacılık Kanunu'nun ek 6. maddesinin; düzenlemenin muhatabının Sigortacılık Kanunu uyarınca sigortacılık yapan kurum ve kuruluşlar ile Güvence Hesabı olduğu; ancak bunun dışında kendi özel kanunlarına göre sigortacılık faaliyeti yürüten emeklilik şirketleri, Tarım Sigortaları Havuzu (TARSİM), Doğal Afet Sigortaları Kurumu (DASK), Türk Eximbank ve Motorlu Taşıt Bürosu nezdinde doğan alacaklar ile yine bu kuruluşlar nezdinde yürütülecek işlemlerin anılan Kanun maddesi kapsamında olmadığı, bu itibarla Yasa hükmünün eksik düzenlendiği, Anayasa'nın "kanun önünde eşitlik" ilkesine aykırı olduğu, sadece tazminat alacakları için temlik yasağı getirildiği; ancak sigorta sözleşmelerinden sadece tazminat alacağı değil sözleşme ilişkisinden kaynaklı başka alacakların da doğduğu, "çalışma ve sözleşme hürriyeti"nin haksız olarak sınırlandırıldığı, sınırlamanın ölçülülük ilkesiyle bağdaşmadığı, bu alanda faaliyet gösteren şirketlerin çalışma özgürlüğünün sınırlandırıldığı, madde gerekçesinde hak sahiplerinin korunması amacıyla düzenleme yapıldığı belirtilmişse de sözleşme serbestliğinin göz ardı edildiği, anılan madde bakımından itiraz yoluyla Anayasa Mahkemesi'ne başvurulması gerektiği, belirtilen sebeplerle bu Kanun'a dayanılarak tesis edilen, davalı idareye yapılan 08/03/2021 tarihli başvurunun cevap verilmemek suretiyle reddedilmesine ilişkin işlem ile 5684 sayılı Sigortacılık Kanunu'nun ek 6. maddesinin uygulanmasına ilişkin 2021/1 sayılı Genelge'nin de hukuka aykırı olduğu ileri sürülmektedir. DAVALININ_SAVUNMASI:Usûl yönünden, davacının dava açma ehliyetinin olmadığı, Genelge'ye süresinde dava açılmadığı; esas yönünden, sigortalıların sigorta şirketlerinden olan alacaklarının alacağın temliki sözleşmesi ile aracı şirketlere devredilmesi sonucunda kişilerin alacaklarına kavuşamadıkları, mağdur oldukları, bu konuda çok sayıda şikayet almaları üzerine bu konudaki sözleşme özgürlüğünün Anayasa'ya uygun şekilde kanunla sınırlandırıldığı, sınırlamanın kamu yararı amacıyla getirildiği, Kanun'un gerekçesinde bu sınırlamanın hukuki işlem güvenliği ve tazminat alacaklarının korunması amacıyla yapıldığının da belirtildiği, danışmanlık şirketlerinin alacağın temliki sözleşmesi yapmadan da faaliyetlerini sürdürmelerinin mümkün olduğu, çalışma özgürlüklerine müdahale edilmediği, Kanun'un Anayasa'ya aykırı olmaması nedeniyle iptali istenilen diğer işlemlerin usûle ve hukuka uygun olduğu savunulmaktadır. DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ:... DÜŞÜNCESİ : Anayasa'ya aykırılık iddiası ciddi görülmeyerek davanın reddi gerektiği düşünülmektedir. DANIŞTAY SAVCISI: ... DÜŞÜNCESİ :Davacı şirket tarafından, dava dışı ...'dan alacağın temliki sözleşmesi ile devralınan tazminat alacağının ödenmesi istemiyle davalı idareye yapılan 08/03/2021 tarihli başvurunun cevap verilmemek suretiyle reddedilmesine ilişkin işlem ile bu işlemin dayanağı olan 5684 sayılı Sigortacılık Kanunu'nun Ek 6. maddesinin uygulanmasına İlişkin 2021/1 sayılı Genelge'nin iptali ve 5684 sayılı Sigortacılık Kanununun Ek 6. maddesinin eksik düzenlendiği, Anayasanın "Kanun önünde eşitlik" ilkesine aykırı olduğu, "Çalışma ve Sözleşme Hürriyeti"nin haksız olarak sınırlandırıldığı, sınırlamanın ölçülülük ilkesiyle bağdaşmadığı, bu alanda faaliyet gösteren şirketlerin çalışma özgürlüğünün sınırlandırıldığı ileri sürülerek Anayasa'ya aykırı olduğu iddiasıyla iptali için itiraz yoluyla Anayasa Mahkemesi'ne başvurulması istenilmektedir. 7251 sayılı Kanunla 5684 sayılı Kanuna aşağıdaki ek madde eklenmiştir. “EK MADDE 6 – (1) Bu Kanun uyarınca sigortacılık yapan kurum veya kuruluşlardan ya da Hesaptan talep edilecek tazminat alacağı ancak; a) Alacaklı tarafından bizzat, b) Alacaklının kanuni temsilcisi veya kanuni temsilcinin bizzat vekâlet verdiği avukat vasıtasıyla, c) Alacaklının bizzat vekâlet verdiği eşi, çocukları, annesi, babası, kardeşleri veya avukatı vasıtasıyla,takip edilebilir. Takip yetkisi, sigortacılık yapan kurum veya kuruluşlar ya da Hesap nezdinde yapılacak işlemleri kapsar. (2) Tazminat alacağı, sadece hak sahibine veya avukatına ödenir ve birinci fıkrada belirtilen kişiler de dâhil olmak üzere hiç kimseye devredilemez. (3) Bu maddenin uygulanmasına ilişkin usul ve esaslar Sigortacılık ve Özel Emeklilik Düzenleme ve Denetleme Kurumunca belirlenir." Dava konusu düzenleme ile Kanununun bu maddesinin uygulanmasına ilişkin Genelge çıkarılmıştır. Kanundaki düzenlemenin gerekçesi, "Maddeyle, 5684 sayılı Sigortacılık Kanununa madde eklenmektedir. Uygulamada sigortacılık yapan kurum veya kuruluşlardan ya da Güvence Hesabından talep edilecek tazminat alacağı kapsamında hak sahibi olanlardan veya bunların mirasçılarından alınan vekâletname, temsil yetkisi veya alacağın temlikiyle, tazminat alacağıyla ilgili işlemler yapılmaktadır. Bu işlemlerin çoğu zaman ehil olmayan kişiler vasıtasıyla yapılması neticesinde hak sahipleri, tazminat alacaklarına tam olarak kavuşamamakta ve buna bağlı olarak hak kayıpları meydana gelebilmektedir. Hükümle, hukuki işlem güvenliği sağlanarak hak sahiplerinin korunması amaçlanmakta ve tazminat alacaklarının takibini yapabilecek kişiler belirlenmektedir. Buna göre tazminat alacağı; alacaklı tarafından bizzat, alacaklının kanuni temsilcisi veya kanuni temsilcinin bizzat vekâlet verdiği avukatı ya da alacaklının bizzat vekâlet verdiği eşi, çocukları, annesi, babası, kardeşleri veya avukatı vasıtasıyla takip edilebilecektir. Bu takip yetkisi, sadece sigortacılık yapan kurum veya kuruluşlar yada Güvence Hesabı nezdinde yapılacak işlemleri kapsamaktadır. Tazminat alacağı sadece hak sahibine veya avukatına ödenebilecektir. Ayrıca tazminat alacağı birinci fıkrada belirtilen kişiler dâhil olmak üzere hiç kimseye devredilemeyecektir." şeklinde açıklanmıştır. Davacının Anayasaya aykırılık iddiası yerinde görülmemiştir. Davalı idare tarafından, sigortalıların sigorta şirketlerinden olan alacaklarının alacağın temliki sözleşmesi ile aracı şirketlere devredilmesi sonucunda kişilerin alacaklarına kavuşamadıkları, mağdur oldukları, bu konuda çok sayıda şikayet almaları üzerine bu konudaki sözleşme özgürlüğünün Anayasa'ya uygun şekilde kanunla sınırlandırıldığı, sınırlamanın kamu yararı amacıyla getirildiği, kanunun gerekçesinde bu sınırlamanın hukuki işlem güvenliği ve tazminat alacaklarının korunması amacıyla yapıldığının da belirtildiği, danışmanlık şirketlerinin alacağın temliki sözleşmesi yapmadan da faaliyetlerini sürdürmelerinin mümkün olduğu, çalışma özgürlüklerine müdahale edilmediği, Kanunun Anayasaya aykırı olmaması nedeniyle dolayısıyla iptali istenen diğer işlemlerin usule ve hukuka uygun olduğu savunulmaktadır. Düzenlemede dayanağı mevzuata ve amaçlarına aykırılık bulunmamaktadır. Açıklanan nedenlerle, davanın reddi gerektiği, düşünülmektedir. TÜRK MİLLETİ ADINA Karar veren Danıştay Onuncu Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü: MADDİ OLAY VE HUKUKİ SÜREÇ : 28/07/2020 tarih ve 31199 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren 7251 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun'un 57. maddesi ile 5684 sayılı Sigortacılık Kanunu’na ek 6. madde eklenmiştir. 27/11/2020 tarihinde kaza geçiren dava dışı ...’nın, bu kaza nedeniyle sigorta sözleşmesinden doğan tazminat alacağı için davacı şirket ile anılan kişi arasında 08/12/2020 tarihinde alacağın temliki sözleşmesi imzalanmıştır. Davacı şirket tarafından da Kanun değişikliği göz önüne alınarak, alacağın temliki sözleşmesi gereğince sigorta şirketinden, şirketlerince tazminat istenilip istenilemeyeceği hususunda 11/01/2021 tarihinde davalı idareye başvurulmuştur. (Bu başvuru tarihinde henüz dava konusu Genelge tesis edilmemiştir.) 5684 sayılı Kanun’un ek 6. maddesine dayanılarak, davalı Kurum tarafından, 12/02/2021 tarih ve 2021/1 sayılı "5684 Sayılı Sigortacılık Kanunu Ek 6 ncı Maddesinin Uygulanmasına İlişkin Genelge" yürürlüğe konulmuş ve davalı idarenin resmi internet sayfasında 15/02/2021 tarihinde yayımlanmıştır. 27/07/2021 ve 26/01/2023 tarihlerinde ise anılan Genelge'nin "Ödeme süreçlerine dair işlemler" başlıklı 8. maddesinde değişiklikler yapılmıştır. Genelge'nin yayımını müteakip davacının başvurusuna cevaben tesis edilen Sigortacılık ve Özel Emeklilik Düzenleme ve Denetleme Kurumu Başkanlığının ... tarih ve ... sayılı görüş yazısında, 5684 sayılı Kanun'un ek 6. maddesinin yürürlüğünden sonra akdedilen alacağın temliki sözleşmesinin hükümsüz olduğu ifade edilmiştir. Davacı şirket tarafından, 5684 sayılı Kanun’un ek 6. maddesi ve bu maddenin uygulanmasına yönelik 2021/1 sayılı Genelge nedeniyle alacağın tahsili için talepte bulunulamadığı belirtilerek, temlik alacağına konu tazminatın ilgili sigorta şirketinden talep edilebileceği ve bu şirket tarafından ödenmesi gerektiği yönünde karar verilmesi; ayrıca anılan Genelge'nin iptal edilmesi istemiyle 08/03/2021 tarihinde davalı Kuruma başvurulmuştur. Bu başvuruya cevap verilmemesi üzerine; davalı idareye yapılan 08/03/2021 tarihli başvurunun cevap verilmemek suretiyle reddedilmesine ilişkin işlemin ve bu işlemin dayanağı olan 12/02/2021 tarih ve 2021/1 sayılı "5684 Sayılı Sigortacılık Kanunu Ek 6 ncı Maddesinin Uygulanmasına İlişkin Genelge"nin iptali ile 5684 sayılı Sigortacılık Kanunu’nun ek 6. maddesinin Anayasa'ya aykırı olduğu iddiasıyla iptali için itiraz yoluyla Anayasa Mahkemesi’ne başvurulması istemiyle 31/05/2021 tarihinde bakılan dava açılmıştır. İNCELEME VE GEREKÇE: USÛL YÖNÜNDEN: Davalı İdarenin Ehliyet İtirazının İncelenmesi: Davalı idare tarafından ehliyet itirazında bulunulmuştur. 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun "İdari dava türleri ve idari yargı yetkisinin sınırı" başlıklı 2. maddesinde, iptal davaları, idari işlemler hakkında yetki, şekil, sebep, konu ve maksat yönlerinden biri ile hukuka aykırı olduklarından dolayı iptalleri için menfaatleri ihlâl edilenler tarafından açılan davalar olarak tanımlanmıştır. 27/11/2020 tarihinde kaza geçiren dava dışı ...’nın, bu kaza nedeniyle sigorta sözleşmesinden doğan tazminat alacağı için davacı şirket ile anılan kişi arasında 08/12/2020 tarihinde alacağın temliki sözleşmesi imzalandığı, sigorta şirketinden alacaklı olan kişiler ile temlik sözleşmesi imzalamak suretiyle bu kişinin alacaklarını sigorta şirketinden tahsil etme hususunda faaliyette bulunan davacı şirketin, yapılan yasal düzenleme ve Kurum düzenlemesi nedeniyle dava dışı kişi adına söz konusu alacağı tahsil edebilme imkanının kalmadığı, bu durumda, dava konusu bireysel işleme dayanak olan Genelge'nin davacı şirketin menfaatini ihlal ettiği iddiasının dinlenebilir olduğu dikkate alındığında, davalı idarenin itirazı yerinde görülmemiştir. Davalı İdarenin Süre İtirazının İncelenmesi: Davalı idare tarafından süre itirazında bulunulmuştur. Davacı şirket tarafından 5684 sayılı Kanun'a ek 6. maddenin eklenmesinin ardından, henüz dava konusu Genelge tesis edilmeden 11/01/2021 tarihinde, mevcut yasal düzenleme uyarınca şirketlerinin, alacağın temlik sözleşmesi uyarınca sigorta şirketinden tazminat isteyip isteyemeyeceği davalı idareden sorulmuş; bu başvuruya cevap verilme aşamasında 12/02/2021 tarihinde Genelge yürürlüğe konulmuş, 15/02/2021 tarihinde de davalı idarenin resmi internet sayfasında duyurulmuş, ardından davalı idarece 23/02/2021 tarihli yazı ile, Genelge'den bahsedilmeden söz konusu alacağın temliki sözleşmesinin hükümsüz olduğu davacıya bildirilmiş; cevap üzerine davacı şirket tarafından, 5684 sayılı Kanun’un ek 6. maddesi ve bu maddenin uygulanmasına yönelik 2021/1 sayılı Genelge nedeniyle alacağın tahsili için talepte bulunulamadığı belirtilerek, temlik alacağına konu tazminatın ilgili sigorta şirketinden talep edilebileceği ve bu şirket tarafından ödenmesi gerektiği yönünde karar verilmesi, ayrıca anılan Genelge'nin iptal edilmesi istemiyle 08/03/2021 tarihinde yine davalı idareye başvurulmuş; bu başvuruya cevap verilmemesi üzerine de 31/05/2021 tarihinde bakılan dava açılmıştır. Buna göre uyuşmazlıkta, davacının dava konusu Genelge'yi, davalı idarenin resmi internet sayfasında duyurulduğu 15/02/2021 tarihinde öğrendiği kabul edilse dahi, anılan Genelge'nin iptali istemiyle 2577 sayılı Kanun'un 11. maddesi kapsamında 08/03/2021 tarihinde (21. gün) yaptığı başvurunun, 60 gün içinde (07/05/2021 tarihinde) cevap verilmemek suretiyle reddi üzerine kalan 39 günlük süre içinde, 31/05/2021 tarihinde açtığı davada süre aşımı bulunmadığı; öte yandan, davacının 08/03/2021 tarihli başvurusunda yer alan temlik sözleşmesine konu tazminat alacağının ilgili sigorta şirketi tarafından ödenmesi gerektiği yolundaki talebin ise mülkiyet hakkı ve 2577 sayılı Kanun'un 10. maddesi kapsamında bulunması nedeniyle bu kısım yönünden de davanın süresinde açıldığı sonucuna ulaşılmaktadır. Bu itibarla, davalı idarenin süre itirazı da yerinde görülmemiştir. ESAS YÖNÜNDEN: İlgili Mevzuat: 09/11/1982 tarihli ve 17863 (mükerrer) sayılı Resmî Gazete'de yayımlanan 2709 sayılı Türkiye Cumhuriyeti Anayasası'nın; "XI. Anayasanın bağlayıcılığı ve üstünlüğü" başlıklı 11. maddesinde, "Anayasa hükümleri, yasama, yürütme ve yargı organlarını, idare makamlarını ve diğer kuruluş ve kişileri bağlayan temel hukuk kurallarıdır. Kanunlar Anayasaya aykırı olamaz." hükmüne; "II. Temel hak ve hürriyetlerin sınırlanması" başlıklı 13. maddesinde, "Temel hak ve hürriyetler, özlerine dokunulmaksızın yalnızca Anayasanın ilgili maddelerinde belirtilen sebeplere bağlı olarak ve ancak kanunla sınırlanabilir. Bu sınırlamalar, Anayasanın sözüne ve ruhuna, demokratik toplum düzeninin ve lâik Cumhuriyetin gereklerine ve ölçülülük ilkesine aykırı olamaz." hükmüne; "IV. Çalışma ve sözleşme hürriyeti" başlıklı 48. maddesinde, "Herkes, dilediği alanda çalışma ve sözleşme hürriyetlerine sahiptir. Özel teşebbüsler kurmak serbesttir. Devlet, özel teşebbüslerin milli ekonominin gereklerine ve sosyal amaçlara uygun yürümesini, güvenlik ve kararlılık içinde çalışmasını sağlayacak tedbirleri alır." hükmüne; "II. Piyasaların denetimi ve dış ticaretin düzenlenmesi" başlıklı 167. maddesinde, "Devlet, para, kredi, sermaye, mal ve hizmet piyasalarının sağlıklı ve düzenli işlemelerini sağlayıcı ve geliştirici tedbirleri alır; piyasalarda fiili veya anlaşma sonucu doğacak tekelleşme ve kartelleşmeyi önler. ..." hükmüne; "A. Tüketicilerin korunması" başlıklı 172. maddesinde, "Devlet, tüketicileri koruyucu ve aydınlatıcı tedbirler alır, tüketicilerin kendilerini koruyucu girişimlerini teşvik eder." hükmüne yer verilmiştir. 14/06/2007 tarih ve 26552 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanan 5684 sayılı Sigortacılık Kanunu'nun; "Tanımlar" başlıklı 2. maddesinde, "(1) Bu Kanunda geçen; ... f) Hesap: Güvence Hesabını, ... p) Sigorta şirketi: Türkiye’de kurulmuş sigorta şirketi ile yurt dışında kurulmuş sigorta şirketinin Türkiye’deki teşkilâtını, ifade eder." hükmüne; 28/07/2020 tarih ve 31199 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanarak aynı tarihte yürürlüğe giren 7251 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun'un 57. maddesi ile eklenen 5684 sayılı Kanun'a eklenen ek 6. maddede, "(1) Bu Kanun uyarınca sigortacılık yapan kurum veya kuruluşlardan ya da Hesaptan talep edilecek tazminat alacağı ancak; a) Alacaklı tarafından bizzat, b) Alacaklının kanuni temsilcisi veya kanuni temsilcinin bizzat vekâlet verdiği avukat vasıtasıyla, c) Alacaklının bizzat vekâlet verdiği eşi, çocukları, annesi, babası, kardeşleri veya avukatı vasıtasıyla, takip edilebilir. Takip yetkisi, sigortacılık yapan kurum veya kuruluşlar ya da Hesap nezdinde yapılacak işlemleri kapsar. (2) Tazminat alacağı, sadece hak sahibine veya avukatına ödenir ve birinci fıkrada belirtilen kişiler de dâhil olmak üzere hiç kimseye devredilemez. (3) Bu maddenin uygulanmasına ilişkin usul ve esaslar Sigortacılık ve Özel Emeklilik Düzenleme ve Denetleme Kurumunca belirlenir." hükmüne yer verilmiştir. 5684 sayılı Kanun'un ek 6. maddesi uyarınca davalı Kurum tarafından hazırlanan 12/02/2021 tarih ve 2021/1 sayılı "5684 Sayılı Sigortacılık Kanunu Ek 6 ncı Maddesinin Uygulanmasına İlişkin Genelge"nin "Tanımlar" başlıklı 4. maddesinde, tazminat alacağı; 5684 sayılı Sigortacılık Kanunu uyarınca sigortacılık yapan kurum veya kuruluşlardan ya da Hesaptan talep edilebilecek tüm sigorta tazminatı alacakları olarak tanımlanmış; "Takip işlemleri" başlıklı 5. maddesinde, tazminat alacağının; ancak tazminat alacaklısının kendisi, kanuni temsilcisi veya kanuni temsilcisinin bizzat vekâlet verdiği avukatı tarafından ya da tazminat alacaklısının bizzat vekâlet vermesi kaydıyla alacaklının eşi, çocukları, annesi, babası, kardeşleri veya bunların avukatı vasıtasıyla edilebileceği; "Tahsil işlemleri" başlıklı 6. maddesinde, tazminat alacağının sadece tazminat alacaklısının kendisi veya avukatı tarafından tahsil edilebileceği ifade edilmiş; "Devir hakkı" başlıklı 7. maddesinin 1. fıkrasında, Genelge'nin 5. maddesi dışında sayılan kişiler dışındakiler tarafından takip işlemlerinin yürütülmesine ve 6. maddesinde sayılan kişiler dışındakiler tarafından tahsil işlemlerinin yürütülmesine dair her türlü sözleşme veya işlemin 5684 sayılı Kanun'a aykırı olduğu ve 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu uyarınca kesin olarak hükümsüz olduğu; 2. fıkrasında, tazminat alacağının, Genelge'nin 5. ve 6. maddelerinde sayılan takip veya tahsil yetkisine sahip kişiler de dahil olmak üzere hiç kimseye devredilemeyeceği, tazminat alacağının devrine dair her türlü sözleşme veya işlemin Kanun'a aykırı olduğu ve 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu uyarınca kesin olarak hükümsüz olduğu; "Özel hükümler" başlıklı 10. maddesinde, kanunlarda açıkça zikredilen bir hak veya yetkiye dayanılarak tazminat alacağının takibine, tahsiline veya devrine yardımcı olmakla görevlendirilen kişi ve kuruluşlar tarafından bu görevlerini aşacak şekilde tazminat alacağı üzerinden takip, tahsil ve devir işlemi yapılamayacağı; geçici 1. maddesinde ise, Kanun'un ek 6. maddesinin yürürlük tarihi olan 28/07/2020 tarihi ile Genelge'nin yürürlük tarihine kadar geçen sürede Genelge'nin 7. maddesine aykırı şekilde imzalanmış olan sözleşmelerin de 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu uyarınca kesin olarak hükümsüz olduğu ifade edilmiştir. Anayasa'ya Aykırılık İddiasının İncelenmesi: 31/12/2024 tarih ve 32769 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanan Anayasa Mahkemesinin 05/11/2024 tarih ve E:2024/114, K:2024/186 sayılı kararında Anayasa'nın 48. maddesi ile koruma altına alınan sözleşme özgürlüğüne Devlet müdahalesinin ne ölçüde olacağına yönelik olarak şu ifadelere yer verilmiştir: "... 26. Anayasa’nın 48. maddesinde bir temel hak olarak güvence altına alınmış olan sözleşme özgürlüğünün gerçekten ve etkili bir şekilde korunabilmesi yalnızca devletin müdahaleden kaçınmasına bağlı değildir. Gerçek anlamda koruma sağlanması için devletin negatif yükümlülükleri dışında pozitif yükümlülüklerinin de olması gerekir. Dolayısıyla Anayasa’nın 5. ve 48. maddeleri uyarınca devletin sözleşme özgürlüğünün korunmasına ilişkin pozitif yükümlülükleri de bulunmaktadır. Söz konusu pozitif yükümlülükler, kimi durumlarda özel kişiler arasındaki uyuşmazlıklar da dâhil olmak üzere sözleşme özgürlüğünün korunması için belirli tedbirlerin alınmasını gerektirmektedir. Bu bağlamda yasal, idari, mali, yargısal ve diğer tedbirlerin alınması devletin pozitif yükümlülükleri arasındadır. 27. Sözleşme özgürlüğü ilke olarak tarafların yüklenecekleri edimleri serbest bir biçimde belirleyebilmelerini gerektirse de bu durum devletin tarafların sözleşmeden kaynaklı edimlerini düzenlemesine engel değildir. Aksine sözleşme özgürlüğünün devlete yüklediği pozitif yükümlülükler sözleşmelerin hüküm ve sonuçlarının, bu bağlamda tarafların edimlerinin düzenlenmesini de gerektirebilmektedir. Devletin özel hukuk ilişkileriyle ilgili pozitif yükümlülüklerinin başında bu ilişkilere uygulanacak belirli, ulaşılabilir ve öngörülebilir bir hukuk düzeni oluşturma ödevi gelmektedir. Özel hukuk ilişkilerine uygulanacak hukuk düzenlenirken tüm tarafların menfaatlerinin gözetilmesi ve adil bir biçimde dengelenmesi gerekmektedir. 28. Anayasa’nın 167. maddesinin birinci fıkrasında 'Devlet, para, kredi, sermaye, mal ve hizmet piyasalarının sağlıklı ve düzenli işlemelerini sağlayıcı ve geliştirici tedbirleri alır;…' düzenlemesine yer verilerek ekonomik hayatın işleyişini düzenlemek, gerektiğinde bu alana müdahale etmek hususunda devlet görevli kılınmıştır. ..." Yukarıda bir kısmı alıntılanan Anayasa Mahkemesi kararında da bahsedildiği üzere Anayasa'nın 48. maddesi uyarınca herkesin sözleşme özgürlüğüne sahip olduğu açık olmakla birlikte, bu özgürlüğün sağlıklı bir şekilde teminat altına alınabilmesi için özel kişiler arasındaki uyuşmazlıklar da dahil olmak üzere bazı tedbirlere başvurulması gerekebilmektedir. Bu tedbirlerin alınması ve buna yönelik yasal düzenlemeler yapılması da Anayasa'nın 167. ve 172. maddeleri uyarınca Devletin görev ve sorumluluğundadır. 5684 sayılı Kanun'a eklenen ek 6. maddenin gerekçesi şu şekilde ifade edilmiştir: "Maddeyle, 5684 sayılı Sigortacılık Kanununa madde eklenmektedir. Uygulamada sigortacılık yapan kurum veya kuruluşlardan ya da Güvence Hesabından talep edilecek tazminat alacağı kapsamında hak sahibi olanlardan veya bunların mirasçılarından alınan vekâletname, temsil yetkisi veya alacağın temlikiyle, tazminat alacağıyla ilgili işlemler yapılmaktadır. Bu işlemlerin çoğu zaman ehil olmayan kişiler vasıtasıyla yapılması neticesinde hak sahipleri, tazminat alacaklarına tam olarak kavuşamamakta ve buna bağlı olarak hak kayıpları meydana gelebilmektedir. Hükümle, hukuki işlem güvenliği sağlanarak hak sahiplerinin korunması amaçlanmakta ve tazminat alacaklarının takibini yapabilecek kişiler belirlenmektedir. Buna göre tazminat alacağı; alacaklı tarafından bizzat, alacaklının kanuni temsilcisi veya kanuni temsilcinin bizzat vekâlet verdiği avukatı ya da alacaklının bizzat vekâlet verdiği eşi, çocukları, annesi, babası, kardeşleri veya avukatı vasıtasıyla takip edilebilecektir. Bu takip yetkisi, sadece sigortacılık yapan kurum veya kuruluşlar yada Güvence Hesabı nezdinde yapılacak işlemleri kapsamaktadır. Tazminat alacağı sadece hak sahibine veya avukatına ödenebilecektir. Ayrıca tazminat alacağı birinci fıkrada belirtilen kişiler dâhil olmak üzere hiç kimseye devredilemeyecektir." Buna göre, 5684 sayılı Kanun'un ek 6. maddesinin; sigortacılık yapan kurum veya kuruluşlardan ya da Güvence Hesabından tazminat alacağı kapsamında hak sahibi olanların veya bunların mirasçılarının, ehil olmayan kimseler nedeniyle hak kaybına uğramalarının engellenmesi; sigortacılık sistemini bilmemesi, vekalet/danışmanlık ücretini ödeme gücünün bulunmaması gibi sebeplerle muzayaka hâlinde bulunan hak sahiplerinin (tazminat alacaklılarının) bu durumlarından istifade edilmek suretiyle tazminat alacaklarının temliki (devri) sözleşmesi yapmaya zorlanmasının önlenmesi, bahse konu gabinin ortaya konulmasındaki (ispatındaki) güçlükler nedeniyle tazminat alacaklılarının hakkına kavuşmasının çoğunlukla mümkün olmadığı da gözetilerek gerçek zararı karşılayan tazminatın herhangi bir tenkisat olmaksızın bütünüyle ve doğrudan hak sahibine veya avukatına ödenip eline geçmesinin sağlanması amacıyla yürürlüğe konulduğu anlaşılmakta olup; yukarıda anılan Anayasal hükümlere istinaden sözleşme özgürlüğünün korunması konusunda Devlete yüklenen pozitif yükümlülükler kapsamında alınan tedbirlere ilişkin yasal düzenlemede Anayasa'ya aykırılık bulunmadığı sonucuna varılmaktadır. Öte yandan, özel kanunlarına göre sigortacılık faaliyeti yürüten kuruluşların faaliyetleri yine bu kanunlara göre belirlendiğinden, eşitlik ilkesine aykırılıktan söz edilemeyeceği; ayrıca, uygulamada tazminat alacaklarının temliki bakımından hukuki sorunlar yaşandığı göz önüne alınarak kısıtlamanın yalnızca tazminat alacakları ile sınırlandırılması nedeniyle alınan tedbirin ulaşılmak istenilen kamu yararı (amaç) bakımından elverişli, gerekli ve orantılı olduğu, bu hâliyle Anayasa'ya aykırı bir yön bulunmadığı görülmektedir. Belirtilen nedenlerle, davacının Anayasa'ya aykırılık iddiası ciddi görülmemiştir. Dava Konusu Genelge ve Bireysel İşlemin İncelenmesi: Anayasa'nın 124. maddesinde, Cumhurbaşkanı, bakanlıklar ve kamu tüzel kişilerinin, kendi görev alanlarını ilgilendiren kanunların ve Cumhurbaşkanlığı kararnamelerinin uygulanmasını sağlamak üzere ve bunlara aykırı olmamak şartıyla yönetmelikler çıkarabileceği hükmüne yer verilmiştir. Buna göre, idari teşkilat yapısı içinde yer alan Bakanlıklar ile diğer kamu kurum ve kuruluşları, görev alanlarına ilişkin olarak ve yönetmelik, yönerge, tebliğ, genelge ve talimat gibi çeşitli adlar altında düzenleme yapabilmektedirler. Bu düzenlemeler arasında uyulması gereken "normlar hiyerarşisi" kuramına göre, hukuk düzeni, farklı kademede yer alan Anayasa, kanun, yönetmelik ve diğer düzenleyici işlemlerden oluşan birçok normu içermekte ve her norm geçerliliğini bir üst basamakta yer alan normdan almaktadır. Hukukun genel ilkeleri arasında yer alan normlar hiyerarşisi gereği, kanundan sonra gelen yönetmelik, genelge, tebliğ, talimat gibi düzenlemelerin ancak kanunda verilmiş olan hakkın kullanılmasının açıklanması ile ilgili olacağı, bu metinlerde kanun ile verilmiş olan hakkı genişletici veya daraltıcı mahiyette hükümlere yer verilemeyeceği kabul edilmektedir. 04/02/2011 tarihli ve 27836 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan ve 01/07/2012 tarihinde yürürlüğe giren 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu, özel hukuk hükümlerine tabi borç ilişkilerine ilişkin kuralları ihtiva etmekte olup, 40. maddesinde yetkili temsilin hükümlerine, 183. maddesinde ise alacağın devrine (temlikine) ilişkin hükümlere yer vermektedir. Öte yandan 5684 sayılı Sigortacılık Kanunu, 1. maddesinde de açıkça ifade edildiği üzere, sigorta sözleşmesinde yer alan kişilerin hak ve menfaatlerini korumak ve sigortacılık sektörünün güvenli ve istikrarlı bir ortamda etkin bir şekilde çalışmasını temin etmek üzere düzenlemeler içermektedir. Bu Kanun'un, dava konusu Genelge'nin dayanağı olan ve 28/07/2020 tarihli, 31199 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanarak aynı tarihte yürürlüğe giren 7251 sayılı Kanun'la eklenen ek 6. maddesinde ise, bu Kanun uyarınca sigortacılık yapan kurum veya kuruluşlardan ya da Hesaptan talep edilebilecek tüm sigorta tazminatı alacaklarını takip ile tahsil yetkisi, maddede sayılan kişiler ile sınırlandırılmış, ayrıca bahse konu alacaklar için devir yasağı getirilmiştir. Buna göre, her ne kadar alacağın devri sözleşmesi, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nda düzenlenen bir özel hukuk sözleşmesi ise de, 5684 sayılı Kanun'un ek 6. maddesinin, "sonraki ve özel kanun" niteliğinde olduğu, bu haliyle düzenleme yaptığı alanla sınırlı olarak uygulanacak kural olduğu hususunda duraksama bulunmamaktadır. Esasen, 6098 sayılı Kanun'un alacağın -iradi- devrini düzenleyen 183. maddesinde de, "Kanun, sözleşme veya işin niteliği engel olmadıkça alacaklı, borçlunun rızasını aramaksızın alacağını üçüncü bir kişiye devredebilir." hükmüne yer verilmek suretiyle, özel kanunlarda alacağın devrinin yasaklanması halinde özel kanun hükümlerine itibar edileceği açıkça kabul edilmiştir. Bu durumda, 5684 sayılı Kanun'un ek 6. maddesinin yürürlüğe girdiği 28/07/2020 tarihinden sonra imzalanan (6098 sayılı Kanun'un 184. maddesi uyarınca yazılı şekilde yapılan), 5684 sayılı Kanun kapsamında sigortacılık yapan kurum veya kuruluşlardan ya da Hesaptan talep edilebilecek sigorta tazminatı alacaklarının devrine ilişkin sözleşmelerin hukuken geçersiz olduğu açıktır. Nitekim, Yargıtay 3. Hukuk Dairesinin 14/01/2025 tarihli ve E:2023/4449, K:2025/237 sayılı kararında da, "... taraflar arasındaki alacağın temliki sözleşmesi 28.01.2019 tarihinde imzalanmış olup sözleşme tarihinde yürürlükte bulunan mevzuat gereğince tazminatın alacağın temliki yoluyla üçüncü bir kişiye devredilmesine yasal bir engel bulunmadığı, 28.07.2020 tarihinde yürürlüğe giren 7251 sayılı Kanun’un 57. maddesi ile 5684 sayılı Sigortacılık Kanunu’na eklenen Ek 6. maddede bu Kanun uyarınca sigortacılık yapan kurum veya kuruluşlardan ya da hesaptan talep edilecek tazminat alacağına temlik yasağı getirilmiş ise de maddenin geçmişe yürür şekilde dava konusu alacağın temliki sözleşmesine uygulanmasının mümkün bulunmadığı ..." gerekçesini içeren istinaf mahkemesi kararı aynen kabul edilip onanmış; bu suretle 5684 sayılı Kanun'un ek 6. maddesinin yürürlüğe girdiği 28/07/2020 tarihinden sonra imzalanan bahse konu alacağın temliki sözleşmelerinin hukuken geçersiz olacağı kabul edilmiştir. Bu itibarla, yukarıda ayrıntılı olarak aktarılan sebeplerle Anayasa'ya aykırı bulunmayan 5684 sayılı Kanun'un ek 6. maddesinin uygulanmasını göstermekten ibaret bir düzenleyici işlem mahiyetindeki dava konusu Genelgede, ayrıca bahse konu Kanun hükmü ile Genelge kuralı doğrultusunda sigorta tazminatı alacağının devri sözleşmesinin hukuken geçersiz olduğu kabulüyle tesis edilen bireysel işlemde hukuka aykırılık bulunmamaktadır. KARAR SONUCU: Açıklanan nedenlerle; 1. DAVANIN REDDİNE, 2. Ayrıntısı aşağıda gösterilen toplam...TL yargılama giderinin davacı üzerinde bırakılmasına, 3. Karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca duruşmasız işler için belirlenen ... TL vekâlet ücretinin davacıdan alınarak davalı idareye verilmesine, 4. Posta gideri avansından artan tutarın kararın kesinleşmesinden sonra davacıya iadesine, 5. Bu kararın tebliğini izleyen günden itibaren 30 (otuz) gün içinde Danıştay İdari Dava Daireleri Kuruluna temyiz yolu açık olmak üzere, 14/04/2025 tarihinde oy çokluğuyla karar verildi. (X)- KARŞI OY : 09/11/1982 tarihli ve 17863 (mükerrer) sayılı Resmî Gazete'de yayımlanan 2709 sayılı Türkiye Cumhuriyeti Anayasası'nın "IV. Çalışma ve sözleşme hürriyeti" başlıklı 48. maddesinde, "Herkes, dilediği alanda çalışma ve sözleşme hürriyetlerine sahiptir. Özel teşebbüsler kurmak serbesttir. Devlet, özel teşebbüslerin milli ekonominin gereklerine ve sosyal amaçlara uygun yürümesini, güvenlik ve kararlılık içinde çalışmasını sağlayacak tedbirleri alır." hükmüne yer verilmiştir. 14/06/2007 tarih ve 26552 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanan 5684 sayılı Sigortacılık Kanunu'nun; "Tanımlar" başlıklı 2. maddesinde, "(1) Bu Kanunda geçen; ... f) Hesap: Güvence Hesabını, ... p) Sigorta şirketi: Türkiye’de kurulmuş sigorta şirketi ile yurt dışında kurulmuş sigorta şirketinin Türkiye’deki teşkilâtını, ifade eder." hükmüne; 28/07/2020 tarih ve 31199 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanan 7251 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun'un 57. maddesi ile eklenen 5684 sayılı Kanun'a eklenen ek 6. maddede, "(1) Bu Kanun uyarınca sigortacılık yapan kurum veya kuruluşlardan ya da Hesaptan talep edilecek tazminat alacağı ancak; a) Alacaklı tarafından bizzat, b) Alacaklının kanuni temsilcisi veya kanuni temsilcinin bizzat vekâlet verdiği avukat vasıtasıyla, c) Alacaklının bizzat vekâlet verdiği eşi, çocukları, annesi, babası, kardeşleri veya avukatı vasıtasıyla, takip edilebilir. Takip yetkisi, sigortacılık yapan kurum veya kuruluşlar ya da Hesap nezdinde yapılacak işlemleri kapsar. (2) Tazminat alacağı, sadece hak sahibine veya avukatına ödenir ve birinci fıkrada belirtilen kişiler de dâhil olmak üzere hiç kimseye devredilemez. (3) Bu maddenin uygulanmasına ilişkin usul ve esaslar Sigortacılık ve Özel Emeklilik Düzenleme ve Denetleme Kurumunca belirlenir." hükmüne yer verilmiştir. Anılan Kanun maddesi ile Sigortacılık Kanunu uyarınca sigortacılık yapan kurum veya kuruluşlardan ya da Güvence Hesabından talep edilecek tazminat alacağını kimlerin takip ve tahsil edebileceği belirlenmiş, tazminat alacağının temlikine kısıtlama getirilmiştir. Söz konusu yasal düzenleme nedeniyle de bu alandaki tazminat alacaklarını alacağın temliki sözleşmeleri çerçevesinde takip ve tahsil eden davacı şirketin, bu alacakları takip ve tahsil imkanı kalmamıştır. Davaya konu yasal düzenleme bu hâliyle özel hukuk sözleşmelerinin serbestçe yapılmasını engellediğinden, Anayasa'nın 48. maddesine açıkça aykırıdır. Bu durumda, 5684 sayılı Sigortacılık Kanunu’nun ek 6. maddesinin Anayasa'ya aykırı olduğundan bahisle dava dosyasının Anayasa Mahkemesine gönderilmesi ve Anayasa Mahkemesinin vereceği karara göre dava konusu Genelge ve bireysel işlemin esası hakkında bir karar verilmesi gerektiği oyu ile Daire kararına katılmıyorum. sözleşme //begin::Page Scripts var options = {}; $(document).ready(function() { options["separateWordSearch"] = false; options["accuracy"] = "complementary"; options["diacritics"] = false; $("#content").append(stringToHTML($("#hiddencontent").text())); var arananKelime = $("#hiddenArananKelime").text(); const kelimeListesi = arananKelime.split(/\s*,\s*/).filter(k => k); // Virgüle göre ayır, boşlukları temizle // Aynı kelimenin büyük/küçük varyasyonlarını da ekle const tumKelimeler = kelimeListesi.flatMap(kelime => [ kelime, kelime.toLocaleUpperCase('tr-TR'), kelime.toLocaleLowerCase('tr-TR') ]); highlighter(tumKelimeler); // arananKelime.split(/\s*,\s*/).filter(k => k).forEach(function(each) { // if (each != undefined && each != "") { // highlighter(each); // highlighter(each.toLocaleUpperCase('tr-TR')); // highlighter(each.toLocaleLowerCase('tr-TR')); // } // }); }); var highlighter = function(arananKelime) { try { highlight(arananKelime); } catch (err) { } try { //unsuzyumusamasi(arananKelime); } catch (err) { } try { //unsuzBenzesmesi(arananKelime); } catch (err) { } try { //cogulEki(arananKelime); } catch (err) { } try { //iyelikEki(arananKelime); } catch (err) { } }; var stringToHTML = function(str) { var parser = new DOMParser(); var doc = parser.parseFromString(str, 'text/html'); return doc.body; }; var highlight = function(text) { $(".context").mark(text, options); } var unsuzyumusamasi = function(arananKelime) { var lastChar = arananKelime.substr(arananKelime.length - 1); if (lastChar === "p") { var ara = arananKelime.substr(0, arananKelime.length - 1); highlight(ara + "b"); } if (lastChar === "ç") { var ara = arananKelime.substr(0, arananKelime.length - 1); highlight(ara + "c"); } if (lastChar === "t") { var ara = arananKelime.substr(0, arananKelime.length - 1); highlight(ara + "d"); } if (lastChar === "k") { var ara = arananKelime.substr(0, arananKelime.length - 1); highlight(ara + "g"); highlight(ara + "ğ"); } } var unsuzBenzesmesi = function(arananKelime) { var sertSessiz = [ 'f', 's', 't', 'k', 'ç', 'ş', 'h', 'p' ]; var yumusakSessiz = [ 'ç', 't', 'k' ]; for (var i = 0; i < sertSessiz.length; i++) { let sertSessizPosition = arananKelime.indexOf(sertSessiz[i]); while (sertSessizPosition !== -1) { for (var j = 0; j < yumusakSessiz.length; j++) { let yumusakSessizPosition = arananKelime .indexOf(yumusakSessiz[j]); while (yumusakSessizPosition !== -1) { if (sertSessizPosition + 1 === yumusakSessizPosition) { highlight(arananKelime.substr(0, sertSessizPosition + 1)); } yumusakSessizPosition = arananKelime .indexOf(yumusakSessiz[j], yumusakSessizPosition + 1); } } sertSessizPosition = arananKelime.indexOf(sertSessiz[i], sertSessizPosition + 1); } } } var cogulEki = function(arananKelime) { var last3Char = arananKelime.substr(arananKelime.length - 3); if (last3Char === "lar" || last3Char === "ler") { var ara = arananKelime.substr(0, arananKelime.length - 3); highlight(ara); } } var iyelikEki = function(arananKelime) { var iyelikEkleri = [ "ım", "im", "um", "üm", "ın", "in", "un", "ün", "ı", "i", "u", "ü", "mız", "miz", "muz", "müz", "nız", "niz", "nuz", "nüz", "ları", "leri" ]; if (arananKelime.length > 2) { var last2Char = arananKelime.substr(arananKelime.length - 2); if (iyelikEkleri.includes(last2Char)) { var ara = arananKelime.substr(0, arananKelime.length - 2); highlight(ara); } } if (arananKelime.length > 2) { var lastChar = arananKelime.substr(arananKelime.length - 1); if (iyelikEkleri.includes(lastChar)) { var ara = arananKelime.substr(0, arananKelime.length - 1); highlight(ara); } } if (arananKelime.length > 3) { var last3Char = arananKelime.substr(arananKelime.length - 3); if (iyelikEkleri.includes(last3Char)) { var ara = arananKelime.substr(0, arananKelime.length - 3); highlight(ara); } } if (arananKelime.length > 4) { var last4Char = arananKelime.substr(arananKelime.length - 4); if (iyelikEkleri.includes(last4Char)) { var ara = arananKelime.substr(0, arananKelime.length - 4); highlight(ara); } } } // begin:: Global Config(global config for global JS scripts) var KTAppSettings = { "breakpoints" : { "sm" : 576, "md" : 768, "lg" : 992, "xl" : 1200, "xxl" : 1200 }, "colors" : { "theme" : { "base" : { "white" : "#ffffff", "primary" : "#1BC5BD", "secondary" : "#E5EAEE", "success" : "#1BC5BD", "info" : "#6993FF", "warning" : "#FFA800", "danger" : "#F64E60", "light" : "#F3F6F9", "dark" : "#212121" }, "light" : { "white" : "#ffffff", "primary" : "#1BC5BD", "secondary" : "#ECF0F3", "success" : "#C9F7F5", "info" : "#E1E9FF", "warning" : "#FFF4DE", "danger" : "#FFE2E5", "light" : "#F3F6F9", "dark" : "#D6D6E0" }, "inverse" : { "white" : "#ffffff", "primary" : "#ffffff", "secondary" : "#212121", "success" : "#ffffff", "info" : "#ffffff", "warning" : "#ffffff", "danger" : "#ffffff", "light" : "#464E5F", "dark" : "#ffffff" } }, "gray" : { "gray-100" : "#F3F6F9", "gray-200" : "#ECF0F3", "gray-300" : "#E5EAEE", "gray-400" : "#D6D6E0", "gray-500" : "#B5B5C3", "gray-600" : "#80808F", "gray-700" : "#464E5F", "gray-800" : "#1B283F", "gray-900" : "#212121" } }, "font-family" : "Poppins" };