Başvuru, adli yardım talebinin reddedilmesi nedeniyle mahkemeye erişim hakkının ihlal edildiği iddiasına ilişkindir.
Başvuru, adli yardım talebinin reddedilmesi nedeniyle mahkemeye erişim hakkının ihlal edildiği iddiasına ilişkindir. Başvuru 13/2/2014 tarihinde yapılmıştır. Başvuru, başvuru formu ve eklerinin idari yönden yapılan ön incelemesinden sonra Komisyona sunulmuştur. Komisyonca başvurunun kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına karar verilmiştir. Bölüm Başkanı tarafından başvurunun kabul edilebilirlik ve esas incelemesinin birlikte yapılmasına karar verilmiştir. Başvuru belgelerinin bir örneği bilgi için Adalet Bakanlığına (Bakanlık) gönderilmiştir. Bakanlık, görüş bildirmemiştir. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle ilgili olaylar özetle şöyledir: Başvurucu Sadegül Başkuş, sağlık iş kolunda faaliyet yürüten Devrimci Sağlık İşçileri Sendikası (Sendika) üyesi olarak Hacettepe Üniversitesi Rektörlüğü Hastaneleri asıl işverenliği bünyesinde 15/6/2002 tarihinden itibaren temizlik personeli olarak çalışmaktadır. Başvurucu, Üniversite Rektörlüğünün açtığı temizlik hizmeti ile ilgili ihale sürecinde 11/11/2013 tarihinde taşeron şirket G. U. Ltd. Şti. tarafından işten çıkarılmıştır. Başvurucu adına Sendika; iş akdinin sendikal faaliyetler nedeniyle sonlandırıldığını, feshin geçersiz nedene dayandığını, fesihten önce işçinin savunmasının alınmadığını belirterek Ankara İş Mahkemesinin(Mahkeme) E.2013/2269 sayılı dosyasında işe iade davası açmış ve adli yardım talebinde bulunmuştur. Mahkeme 11/12/2013 tarihli tensip ara kararında adli yardım talebini reddetmiştir. Tensip tutanağının ilgili kısmı şöyledir:"...GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:1-HMK 336/ maddesi uyarınca yargılama giderlerinin bedenen çalışma ile elde edilecek asgari ücretle karşılanabilecek miktardaolduğundan adli yardım talebinin REDDİNE,2-Tespit (işe iade ) talebi yönünden24,30 TL başvurma harcı ve 24,30 TL peşin/ nispi harç ile 330 TL gider avansının yatırılması için HMK 120/ maddesi uyarınca 2 haftalık kesin süre verilmesine aksi takdirde HMK 115/ maddesi uyarınca davanın USULDEN RED EDİLECEĞİNİN İHTARINA, ..." Adli yardım talebinin reddi kararı 7/1/2014 tarihinde başvurucuya tebliğ edilmiş, itiraz üzerine Ankara İş Mahkemesinin 15/1/2014 tarihli ve E.2014/4 Muhabere sayılı yazısı ile itirazın esası hakkında karar verilmeksizin dosya Mahkemesine iade edilmiştir. Yazının ilgili kısmı şöyledir:"...Davacı vekilinin 13/1/2014 tarihli itiraz dilekçesinin Mahkememize gönderilmek üzere Mahkememize hitaben yazıldığı anlaşılmış ise de davacı vekilinin itiraz dilekçesinde dayandığı HMK'nın 337/ maddesinde adli yardım talebinin reddine ilişkin itirazın diğer Mahkemece değerlendirileceğine ilişkin bir hüküm olmadığı gibi aksine HMK'nın 337/ maddesinde adli yardım talebinin reddine ilişkin kararlara karşı kanun yoluna başvurulamayacağı belirtildiğinden dilekçe özü itibarıyla ara kararına itiraz mahiyetinde olduğundan mahkememizce yapılacak işlem bulunmadığından dosyalar yazımız ekinde iade edilmiştir...." İtiraz merciinin kararı başvurucuya tebliğ edilmemiş; başvurucu, yazının içeriğini 20/1/2014 tarihinde öğrendiğini beyan etmiş, 13/2/2014 tarihinde bireysel başvuruda bulunulmuştur. Bu arada harç ve gider avansı başvurucu tarafından 20/1/2014 tarihinde Mahkeme veznesine yatırılmış, Mahkeme 6/11/2015 tarihli ve K.2015/1313 sayılı kararı ile davayı reddetmiş ve başvurucu aleyhine vekâlet ücreti ve yargılama giderine hükmetmiştir. Kararın ilgili kısmı şöyledir:"...Davacının davalı rektörlük bünyesinde taşeron şirketler elemanı şeklinde temizlik personeli olarak çalışmakta olduğu, davacının iş akdinin Ankara Noterliğince gönderilen fesih bildirimi ile davalı şirket tarafından feshedildiği, davacının yasa dışı toplu iş bırakma ve işi boykot eylemine mesai saati içinde ve amirlerinden izinsiz olarak katılması ve bu eylem sırasında hizmette ciddi aksamalar yaşanması nedeniyle 4857 Sayılı Yasa'nın 25/2 - d,e,h,ı ve 6356 Sayılı Yasa'nın maddesi gereğince iş akdinin feshedildiği, davacının sendika üyesi olduğu, davacı tarafından yürütülen işin yardımcı iş olup davalı idare ile davalı şirket arasındaki ilişkinin asıl işveren - alt işveren ilişkisi olduğu ve muvazaaya dayanmadığının mahkememizce kabul edildiği, davacının da aralarında bulunduğu işçiler tarafından gerçekleştirilen iş bırakma eylemi sebebiyle davacının iş akdinin feshedildiği ve feshin haklı nedene dayandığı, feshin sendikal nedene dayandığının kanıtlanamadığı, işe iade davası açıldıktan sonra davacının asıl işveren idare işyerinde işe başlatıldığı, bu durumun davalı alt işverenin feshin geçerli bir nedene dayanmadığını kabul ettiği şeklinde değerlendirilemeyeceği ve asıl işverenin yeni bir iş sözleşmesi ile davacıyı işe aldığı, 30/07/2015 tarihli bilirkişi raporuna denetime elverişli görülmesi sebebiyle mahkememizce itibar edildiği, davacının belirsiz süreli iş akdi ile çalıştığı, belirli süreli iş sözleşmesinin yapılmasını gerektirir objektifnedenlerin bulunmayışı, çalışan sayısı ve davacının kıdemi dikkate alındığında davacının işe iade hükümleri kapsamında kaldığı, eldeki davanın fesih tarihi dikkate alındığında yasal süresi içinde açıldığı anlaşılmış, aşağıda yazılı olduğu şekilde davanın reddine karar vermek gerekmiştir. ..." Temyiz üzerine karar, Yargıtay Hukuk Dairesinin 28/1/2016 tarihli ve E.2016/385,K.2016/2408 sayılı ilamı ile onanmış ve hüküm bu tarih itibarıyla kesinleşmiştir. 12/1/2011 tarihli ve 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun maddesinin (1) numaralı fıkrası şöyledir:''Kendisi ve ailesinin geçimini önemli ölçüde zor duruma düşürmeksizin, gereken yargılama veya takip giderlerini kısmen veya tamamen ödeme gücünden yoksun olan kimseler, iddia ve savunmalarında, geçici hukuki korunma taleplerinde ve icra takibinde, taleplerinin açıkça dayanaktan yoksun olmaması kaydıyla adli yardımdan yararlanabilirler.''6100 sayılı Kanun'un maddesinin (1) ve (2) numaralı fıkraları şöyledir: "Adli yardım, asıl talep veya işin karara bağlanacağı mahkemeden; icra ve iflas takiplerinde ise takibin yapılacağı yerdeki icra mahkemesinden istenir.Talepte bulunan kişi, iddiasının özeti ile birlikte, iddiasını dayandıracağı delilleri ve yargılama giderlerini karşılayabilecek durumda olmadığını gösteren mali durumuna ilişkin belgeleri mahkemeye sunmak zorundadır."6100 sayılı Kanun'un maddesinin (1) ve (2) numaralı fıkraları şöyledir:"Mahkeme, adli yardım talebi hakkında duruşma yapmaksızın karar verebilir. Ancak, talep hâlinde inceleme duruşmalı olarak yapılır. Adli yardım taleplerinin reddine ilişkin mahkeme kararlarında sunulan bilgi ve belgelerin kabul edilmeme sebebi açıkça belirtilir.Adli yardım talebinin reddine ilişkin kararlara karşı, tebliğinden itibaren bir hafta içinde kararı veren mahkemeye dilekçe vermek suretiyle itiraz edilebilir. Kararına itiraz edilen mahkeme, itirazı incelemesi için dosyayı o yerde adli yardım talebi yapılan hukuk mahkemesinin birden fazla dairesinin bulunması hâlinde, numara olarak kendisini izleyen daireye, son numaralı daire için birinci daireye, o yerde adli yardım talebi yapılan hukuk mahkemesinin tek dairesi bulunması hâlinde ise aynı işlere bakmakla görevli en yakın mahkemeye gönderir. İtiraz incelemesi neticesinde verilen karar kesindir. Adli yardım talebi reddedilirse, ödeme gücünde sonradan gerçekleşen ciddi bir azalmaya dayanılarak tekrar talepte bulunulabilir."6100 sayılı Kanun'un maddesinin (1) numaralı fıkrası şöyledir:"Adli yardım kararından dolayı ertelenen tüm yargılama giderleri ile Devletçe ödenen avanslar dava veya takip sonunda haksız çıkan kişiden tahsil olunur. Adli yardımdan yararlanan kişinin haksız çıkması hâlinde, uygun görülürse yargılama giderlerinin en çok bir yıl içinde aylık eşit taksitler hâlinde ödenmesine karar verilebilir." 18/10/2012 tarihli ve 6356 sayılı Sendikalar ve Toplu İş Sözleşmesi Kanunu'nun maddesinin (2) numaralı fıkrası şöyledir:"Kuruluşlar, çalışma hayatından, mevzuattan, örf ve adetten doğan uyuşmazlıklarda işçi ve işverenleri temsilen; sendikalar, yazılı başvuruları üzerine iş sözleşmesinden ve çalışma ilişkisinden doğan hakları ile sosyal güvenlik haklarında üyelerini ve mirasçılarını temsilen dava açmak ve bu nedenle açılmış davada davayı takip yetkisine sahiptir. Yargılama sürecinde üyeliğin sona ermesi üyenin yazılı onay vermesi kaydıyla bu yetkiyi etkilemez."