T.C. İstanbul Anadolu 12. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ ESAS NO: 2025/58 Esas KARAR NO: 2025/1004 DAVA: Ticari Şirket (Genel Kurul Kararının İptali İstemli) DAVA TARİHİ: 03/06/2024 KARAR TARİHİ: 17/12/2025 Mahkememizde görülmekte olan Ticari Şirket (Genel Kurul Kararının İptali İstemli) davasının yapılan açık yargılaması sonunda, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:Davacı vekili dava dilekçesiyle özetle; davalı şirketin, dava konusu genel kurul kararını azınlık pay sahibi müvekkili şirketin müktesep…
T.C. İstanbul Anadolu 12. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ ESAS NO: 2025/58 Esas KARAR NO: 2025/1004 DAVA: Ticari Şirket (Genel Kurul Kararının İptali İstemli) DAVA TARİHİ: 03/06/2024 KARAR TARİHİ: 17/12/2025 Mahkememizde görülmekte olan Ticari Şirket (Genel Kurul Kararının İptali İstemli) davasının yapılan açık yargılaması sonunda, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:Davacı vekili dava dilekçesiyle özetle; davalı şirketin, dava konusu genel kurul kararını azınlık pay sahibi müvekkili şirketin müktesep haklarını ihlal etmek suretiyle, gerekli karar nisabına uymadan ve TTK 452. Maddesine aykırılık oluşturmak suretiyle gerçekleştirdiği, söz konusu genel kurul kararı yukarıda detaylıca açıklandığı üzere oy birliği le alınması gereken bir karar olmasına rağmen müvekkili şirketin olumsuz oyu ve muhalefet şerhine rağmen oy çokluğu ile alındığından gerekli karar nisabından yoksun olup irade beyanı oluşmadığını, dolayısıyla genel kurul kararı, hukuki işlemin doğabilmesi için öngörülen kurucu unsurlardan yoksun olduğundan “yokluk” ile sakat olduğunu, müvekkil şirket, pay sahibi olarak müktesep haklarını ihlal eden bu genel kurul kararının yoklukla malul olduğunun tespit edilmesini, müvekkil şirketin genel kurul kararının yokluğunun tespitine ilişkin işbu talebin Mahkemece kabul görmemesi ve uygun bulunmaması halinde ise, feri talep olarak müvekkili şirket işbu genel kurul kararının müktesep haklarını ihlal etttiği ve Yargıtay’ın yerleşik içtihatları uyarınca da TTK madde 452’ye aykırılık oluşturduğu sebebiyle iptalini talep ettiğini, mahkemece göz önünde bulundurulacak olan sair hususlarla, müvekkili şirketin haklı davasının kabulünü, yargılama giderlerinin ve vekalet ücretinin davalı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davacının iddia ettiğinin aksine esas sözleşmenin 8. Maddesinin 4. Fıkrası ile bir müktesep hak yaratılmadığını, müktesep hakkının yürürlükteki TTK açısından varlığının dahi tartışmalı olduğunu, Mülga TTK m.385/2’de ‘Müktesep haklar; kanun veya esas mukavele hükümlerine göre umumi heyet ve idare meclisi kararlarına tabi olmayan yahut umumi heyetin toplantılarına iştirak hakkından doğan, hususiyle azalık, rey kullanmak, iptal davası açmak, kar payı almak ve tasfiye neticesine iştirak etmek gibi haklardır.’ denildiğini, bu sayımın bile hatalı olduğu yönünde doktrinde tartışmalar varken TTK bakımından müktesep hakkın kolaylıkla nitelendirilemeyeceğini, TTK’nın yürürlükteki hali nedeniyle geçmişe kıyasla daha dar bir şekilde ele alınması ve dar yoruma gidilmesi gerektiğini, müktesep hakkın önceden yürürlükte bulunan hükümlere göre bir kişi yararına var olan bir hakkın, sonradan çıkartılan hükümle ihlal edilememesi; bir kimsenin edinmiş olduğu hakkın onun iradesi dışında elinden alınamaması veya hukuken tanınan bir şeyin, bir kişinin malvarlığına girerek artık malikin rızası ile üzerinde tasarrufta bulunabilecek hakları ifade ettiğini, işbu davaya konu olan Genel Kurul Kararının ilgili maddesinin müktesep hakkı ihlal etmediğini, özetle, davacının esas sözleşmedeki md. 8/4’e dayandırdığı müktesep hak iddiasının, esas itibariyle pay sahiplerinin payları üzerindeki mülkiyet hakkının hukuka aykırı bir şekilde özüne dokunan ve bu özelliği sebebiyle de TTK md. 340’da ele alınan Emredici Hükümler İlkesine aykırı olan, korporatif nitelikten yoksun olduğunu, doktrinde sadece korporatif nitelik taşıyan esas sözleşme hükümlerinden doğan hakların müktesep hak oluşturacağını, esas sözleşmede yer almasına rağmen borçlar hukuku karakteri taşıyan hakların müktesep hak olarak değerlendirilemeyeceğinin açık olduğunu, işbu dava konusu maddenin olsa olsa pay sahipleri arasında akdedilen sadece bir sözleşme hükmünden ibaret olduğunu, bir hüküm korporatif nitelikte değilse şirket ve şirket organlarını bağlamayacağını, salt yazılı olması dahi esas sözleşmeye aykırılık yorumu yapmaya imkan vermediğini, TTK md. 340 gereğincede yer almaması gereken ilgili maddenin zaten hukuka uygunluğu mümkün değilken bir hak doğurmadığını ve korunmayacağını belirtildiğini, esas sözleşmede yer alan hükümlerin ikiye ayrıldığını tüzel kişiliğe özgü olanlar(gerçek) ve tüzel kişiliğe özgü olmayanlar(gerçek olmayan) ve şeklen esas sözleşmede yer alan hükümler tüzel kişiliğe özgü olmayan, doğrudan tüzel kişinin yapısını etkilemeyen, ortaklığın normatif düzenine ilişkin olmayan düzenlemeler olduğu bu gerekçe ile ‘‘paylar üzerinde rehin veya intifa hakkı kurulabilmesi için diğer pay sahiplerinin izninin aranması’’ zaten normatif olmayan şekli bir hüküm olması sebebiyle müktesep hak yaratamadığını, buna ek olarak; TTK’da yer bulmayan TTK md. 340 ile de TTK’da esas sözleşmede bulunmasına açıkça izin verilmeyen bir hükmü sözleşmeden çıkarmanın mümkün olmadığını, buradaki esas sözleşmeyi değiştirme gayretinin, şirket pay sahipleri açısından eşitlik ilkesini de zedelemeksizin, kanun ile uyumlaştırma, kanuni düzenlemeye uyum sonucunu elde etmeyi amaçladığı, esas sözleşmeye bir hüküm konularak pay üzerine rehin tesisinin esas sözleşme ile yasaklanmasının mümkün olmadığını, TMK md. 23’e de açıkça aykırılık teşkil edeceğini, TTK md. 445’te ifade edilen sebeplerin hiçbirinin vuku bulmadığını, davacının dava hakkını kötüye kullandığını, davacının esas sözleşmedeki ilgili hükmün değiştirilmesi için oybirliğinin bulunulması gerektiği iddialarına ilişkin olarak, ilgili hükümde ağırlaştırıcı bir nisap öngörülmediğini, hüküm incelendiğinde oy birliği ile karar alınabileceğine veya bu hükümde oy birliği ile değişiklik yapılacağına ilişkin hiçbir ifadeye yer verilmemiş olduğunu, söz konusu esas sözleşme hükmü kabul edilirken oybirliği ile karar alınmış ve emredici hükümler ilkesine aykırı olarak md. 8/4 hükmü esas sözleşmeye eklendiğini, aynı şekilde esas sözleşme hükümlerinin değiştirilmesin esas alınması gereken nisabın düzenlendiğini genel kurul toplantıları, toplanma ve karar alma yetersayısı başlıklı 11. madde de yine oybirliği ile kabul edildiğini, ve 11. Madde ile kanunda öngörülen nisapların ağırlaştırılarak, esas sözleşme hükümlerinin değiştirilmesi zorlaştırıldığını, zira ilgili hükümde esas sözleşmede sözleşme değişiklikleri için %60’lık bir nisap getirdiğini, nitekim oybirliği şirketlerde her daim kitlenmelere sebebiyet verdiği pay üzerinde bazı takyidatların yapılması açısından oybirliği şartı düzenlenmiş olsa bile- ki düzenlenmediğini, söz konusu hükümlere ilişkin esas sözleşme değişiklikleri için özel bir nisap belirlendiğini,11. Maddede öngörülen bu nisap, oybirliği ile alınmış; üstelik TTK’da esas sözleşme değişiklikleri için öngörülen nisabın da ağırlaştırıldığını, TTK md.. 421/1’e uygun düştüğünü, azınlık pay sahibinin hakkının ihlalini değil menfaatini korumayı amaçladığını belirttiği görüldüğünü, yukarı da sayılan sebeplerle birlikte ilgili maddenin değiştirilmesinin esas sözleşme maddelerine uygun düştüğünü şayet bir müktesep hak yaratıyorsa 11. Maddenin neden oybirliği ile kabul edildiğini sorduğunun görüldüğünü, davacının esas sözleşmede yer almayan nisaplar bakımından Limited Şirketlere ait hükümlerin uygulanabileceği yorumuna ilişkin olarak, davacının dosyaya sunmuş olduğu hukuki mütalaada; esas sözleşmenin md. 8/4 hükmüyle bir müktesep hak yaratıldığı, bu hükmün değiştirilebilmesi için hangi nisabın uygulanması gerektiğine dair TTK’da Anonim Şirketlere ilişkin hükmün bulunmadığını, bu sebeple Limited Şirketlere ilişkin hükümlerin kıyasen uygulanabileceğinin belirtildiği, dava konusu maddenin oybirliği ile değiştirilmesi gerektiğini, esas sözleşmenin 11. Maddesini göz ardı ederek TTK md 621/2’nin uygulanması gerektiği ileri sürdüğünü, esas sözleşmenin 11. Maddesi esas sözleşme hükmünün değiştirilmesinde hangi nisabın kabul edileceği hususunda tamamlayıcı norm kurallarının değil, öncelikli olarak işbu sözleşme maddesinin uygulanmasının gerektiğini kaldı ki Ticaret Hukukuna uygulanacak hükümler sırasıyla TBK emredici hükümlerine (md.26-27) ardından TTK md. 340 ve Limited Şirketler açısından da TTK md. 579 gereği ortaklık sözleşmesi hükümlerine ve daha sonrasında da TTK’nın yedek hükümlerine riayet edilmesi gerektiği belirtilerek alınan Genel Kurul kararının yine hukuka uygun şekilde alınmış olduğunu tüm bu nedenlerle davacı tarafça açılan davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.----- karar sayılı ilamı ile görevsizlik kararı verilmiş ve mahkememize tevzi edilerek iş bu dosya numarasını almıştır.Mahkememizce; ---- davalı ---------- kuruluşundan bu yana tüm ticari sicil kayıtları ve davalı şirketin ----- toplantısına ilişkin çağrı kayıtları, hazirun cetveli, genel kurul toplantı tutanağından bir sureti celp edilmiş ve nitelikli hesap uzmanı bilirkişiden hüküm kurmaya ve denetime elverişli rapor alınarak taraflara tebliğ edilmiştir.Dava; davalı ------ tarihinde yapılan olağanüstü genel kurul toplantısında, esas sözleşme değişikliğine ilişkin alınan kararın yok hükmünde olduğunun tespiti istemine ilişkindir.6102 sayılı TTK'nın 445 ve 446. maddelerinde; toplantıda hazır bulunup da karara olumsuz oy veren ve bu muhalefetini tutanağa geçirten, toplantıda hazır bulunsun veya bulunmasın, olumsuz oy kullanmış olsun ya da olmasın; çağrının usulüne göre yapılmadığını, gündemin gereği gibi ilan edilmediğini, genel kurula katılma yetkisi bulunmayan kişilerin veya temsilcilerinin toplantıya katılıp oy kullandıklarını, genel kurula katılmasına ve oy kullanmasına haksız olarak izin verilmediğini ve yukarıda sayılan aykırılıkların genel kurul kararının alınmasında etkili olduğunu ileri süren pay sahipleri, yönetim kurulu ile kararların yerine getirilmesi kişisel sorumluluğuna sebep olacaksa, yönetim kurulu üyelerinden her birinin kanun veya esas sözleşme hükümlerine ve özellikle dürüstlük kuralına aykırı olan genel kurul kararları aleyhine iptal davası açabileceği belirtilmiştir.Aynı yasanın 447. maddesine göre ise; genel kurulun, pay sahibinin genel kurula katılma, asgari oy, dava ve kanundan kaynaklanan vazgeçilemez nitelikteki haklarını sınırlandıran veya ortadan kaldıran, pay sahibinin bilgi alma, inceleme ve denetleme haklarını, kanunen izin verilen ölçü dışında sınırlandıran, anonim şirketin temel yapısını bozan veya sermayenin korunması hükümlerine aykırı olan kararları batıldır.---------- sayılı kararında vurgulandığı üzere; "Hükümsüzlük halleri, yokluk ve butlan olarak iki alt kategoride ele alınabilir. Kavram olarak yokluk; bir hukuki işlemin doğabilmesi için öngörülen ve kurucu nitelikte olan emredici hükümlere aykırılık halidir. Bu aykırılık, işlemin unsurlarında eksikliğe yol açar ve işlemi "yokluk" ile sakat hale getiri.Yok sayılan işlem, şeklen dahi meydana gelmemiştir. Yokluk, bunu ileri sürme konusunda hukuki menfaati bulunan herkes tarafından her zaman ileri sürülebilir ve tespit ettirilebilir. Hâkim tarafından de re'sen dikkate alınır. Mahkemenin vereceği tespit hükmü, bu durumu açıklayıcı niteliktedir. Şirket hukukundaki emredici hükümlere göre, genel kurul kararlarının oluşabilmesi için iki kurucu unsur gereklidir. Birincisi genel kurul toplantısı yapılması, ikincisi toplantıda karar alınmasındır. Bunların birisindeki eksiklik halinde, işlem (karar) hiç doğmamış sayılır; yani baştan itibaren yoktur." Genel kurul kararlarının yokluğu halinde, iptal davası değil, Genel Kurul kararının yok olduğunun tespiti anlamında bir "tespit davası" açılır. Bu dava herhangi bir zamanaşımı veya hak düşürücü süreye tâbi olmadığı gibi, herkes tarafından ileri sürülebilir ve yargıç tarafından da re'sen dikkate alınır. Tüm dosya kapsamı bir bütün olarak değerlendirildiğinde; davalı ----- ana sözleşmesinin ---- tarihinde ------ tescili ile kurulduğu, davacı şirketin davalı şirketin %20 hissesine sahip olduğu, %80 hissenin ise dava dışı ---- ait olduğu, davalı şirketin %80 payına sahip olan ------ payları rehin etmek amacıyla öncelikle ------ tarihinde davacı ortağa bir mektup göndererek, davalı şirketin esas sözleşmesinin 8/4 maddesinde yer alan “paylar veya paylara bağlı tüm haklar, tüm diğer pay sahiplerinin yazılı ön izni olmadan rehin edilemez, ipotek konamaz veya diğer bir şekilde takyid edilemezler.” hükmü uyarınca yazılı onay istediği, davacı şirketin ise pay rehnine onay vermediği, daha sonra, dava dışı ------ tarihinde davacı şirketten pay rehnine ilişkin tekrar izin talebinde bulunduğu, davacı pay sahibinin ------- tarihinde söz konusu pay rehnine tekrar onay vermediği, sonrasında ise dava konusu -------- Toplantısının gerçekleştirildiği ve toplantının ------ nolu gündem maddesi ile davalı şirketin, pay devri ve rehninde diğer pay sahiplerinin yazılı onayını arayan esas sözleşme hükmünün değiştirilerek, payların rehninde ve devrinde kanuni rejime tabi tutulması yönünde düzenleme getirildiği, toplantıda hazır bulunan ve karara muhalefet ederek, bu husustaki şerhini tutanağa geçirten davacının yasal süresi içerisinde işbu davayı açtığı görülmüştür.Davalı şirkete ait esas sözleşmenin ------ değiştirildiği ve değişiklik metninin ---- tarihinde -------- tescil edildiği, payların devrini düzenleyen söz konusu 8. maddenin, nama yazılı pay senetlerinin devri açısından TTK hükümlerine uygun düştüğü, anılan hükmün 4. fıkrasının ise payların veya paya bağlı hakların rehnedilmesi, üzerine ipotek konulması veya başka türlü takyid edilmesini tüm pay sahiplerinin yazılı onayına tabi tutmuş olup, bu hükmün ---- tarihli genel kurul toplantısında oybirliği ile alınan kararla getirildiği anlaşılmaktadır.Davalı şirket esas sözleşmenin “Genel Kurul Toplanma ve Karar Alma Yeter sayılarını" düzenleyen 11/a'ya göre de: “'TTK hükümleri uyarınca veya işbu Esas Sözleşme'de daha yüksek bir yeter sayısının belirlenmiş olduğu durumlar hariç olarak, Genel Kurul, Şirketin toplam sermayesinin %60'ından daha fazlasını temsil eden pay sahiplerinin asaleten bulunması veya vekaleten temsil edilmesi durumunda toplanır. Söz konusu yeter sayısının sağlanamaması durumunda, Genel Kurul ile toplantı tarihinden sonraki (bir) ay içerisinde aynı yer, zaman ve tarihte toplanır. Yukarıda belirlenmiş olan toplantı yetersayısı ilk toplantıyı takip eden Genel Kurullar için de geçerlidir. Kararlar Türk Ticaret Kanunu hükümleri uyarınca veya işbu Esas Sözleşme'de daha yüksek bir yeter sayısının belirlenmiş olduğu durumlar hariç olarak şirket sermayesinin %60'ına pay sahiplerinin olumlu oyu verilir" hükmünden toplantı yeter ve karar yeter sayıları için %60'lık bir oran arandığı görülmektedir. Davalı şirketin --------- esas sözleşmenin Payların Devri başlıklı 8. maddesinin " Pay Devri Şirket'e karşı ancak pay defterine kayıtla hüküm ifade eder. Nama yazılı paylar; miras, mirasın paylaşımı, eşler arasındaki mal rejimi hükümleri veya cebri icra gereği iktisap etmişlerse, şirket; payları edinen kişinin, paylarına ilişkin olarak ancak, şirket adına, pay sahipleri yahut üçüncü bir kişi hesabına olmak üzere gerçek değeri ile devralmayı önerdiği takdirde onay vermeyi reddedebilir. Türk Ticaret Kanunu'nun 491 ila 493. Maddeleri saklıdır. Şirket, Türk Ticaret Kanunu'nun ilgili maddeleri uyarınca ve Genel Kurul tarafından bu hususta Yönetim Kurulu'nun yetkilendirilmesi kaydıyla kendi paylarını ivazlı şekilde rehin olarak kabul ve/veya iktisap edebilir". şeklinde değiştirildiği, her ne kadar davalı vekili tarafından aksi yönde hukuki mütalaa sunulmuş ise de; Mahkememizce hükme esas alınan ve denetime elverişli bulunan bilirkişi raporunda da belirtildiği üzere, davalı şirketin esas sözleşmesinin pay rehni için “diğer tüm pay sahiplerinin yazılı ön iznini gerekli gören 8. maddenin TTK'nun 452. maddesi anlamında davacı pay sahibi şirket yönünden müktesep hak oluşturacağı, dava konusu olayda iki grup pay sahibi bulunduğundan esas sözleşmenin 8. maddesinin değiştirilmesi için oybirliğiyle karar alınması gerektiği, dava konusu 16/05/2024 tarihli, 3 nolu genel kurul kararının ise oybirliğiyle alınmadığı anlaşıldığından nisap koşulunun sağlanmadığı ve yokluk yaptırımına tabi olduğu yönünde kanaate varılarak, davacı pay sahibinin açtığı davanın kabulü ile davalı şirketin 16/05/2024 tarihli olağanüstü genel kurul toplantısında alınan 3 nolu maddesinin yoklukla malul olduğunun tespiti yönünde aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. HÜKÜM (Yukarıda açıklanan nedenlerle): 1-Davanın kabulü ile davalı şirketin 16/05/2024 tarihli olağanüstü genel kurul toplantısında alınan 3 nolu maddesinin yoklukla malul olduğunun TESPİTİNE, 2-Karar kesinleştiğinde ------------ tescil ve ilanına, 3-Harçlar kanunu uyarınca alınması gereken 615,40 TL harçtan peşin yatırılan toplam 427,60 TL hacın mahsubu ile bakiye 187,80 TL harcın davalıdan alınarak hazineye gelir kaydına, 4-Davacı kendisini vekille temsil ettirdiğinden karar tarihi itibariyle yürürlükte bulunan AAÜT uyarınca belirlenen 45.000,00 TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 5-Davacı tarafça yapılan 916,00 TL dava açılış masrafı ve 22.072,50 TL yargılama masrafından ibaret toplam 22.988,50 TL yargılama giderinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 6-Davalı tarafça yapılan masrafların kendi üzerinde bırakılmasına, 7-Taraflarca yatırılan gider avanslarında kalan ücretlerin karar kesinleştiğinde yatıran tarafa iadesine, Dair; davacı vekili ile davalı vekilinin yüzüne gerekçeli kararın taraflara tebliğinden itibaren iki hafta içinde --------Adliye Mahkemesinde istinaf yasa yolu açık olmak üzere oybirliğiyle verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı. 17/12/2025