12. Ceza Dairesi 2014/13482 E. , 2015/8985 K. Mahkemesi : Asliye Ceza Mahkemesi Suç : 2863 sayılı Kanuna aykırılık Hüküm : 2863 sayılı Kanunun 65/a, 5237 sayılı TCK'nın 62, 52, 53, 54. maddeleri uyarınca mahkumiyet ve müsadere 2863 sayılı Kanuna aykırılık suçundan sanıkların mahkumiyetlerine ilişkin hüküm, sanıklar müdafii tarafından temyiz edilmekle, dosya incelenerek gereği düşünüldü: Kolluk kuvvetlerince ihbar üzerine .... İlçesi, ... Köyü'nde yer alan, ... Yüksek Kurulu'n…
**12. Ceza Dairesi 2014/13482 E. , 2015/8985 K.** **"İçtihat Metni"** Mahkemesi : Asliye Ceza Mahkemesi Suç : 2863 sayılı Kanuna aykırılık Hüküm : 2863 sayılı Kanunun 65/a, 5237 sayılı TCK'nın 62, 52, 53, 54. maddeleri uyarınca mahkumiyet ve müsadere 2863 sayılı Kanuna aykırılık suçundan sanıkların mahkumiyetlerine ilişkin hüküm, sanıklar müdafii tarafından temyiz edilmekle, dosya incelenerek gereği düşünüldü: Kolluk kuvvetlerince ihbar üzerine .... İlçesi, ... Köyü'nde yer alan, ... Yüksek Kurulu'nun 07.03.1986 gün ve 2023 sayılı kararı ile taşınmaz kültür varlığı olarak tescilli ... Mezarı mevkiine gidildiğinde, sanıklar.... ve ...'ın kazı bölgesinde bulundukları, sanık ...ın'ın ise elinde dürbünle çevreyi gözetlemekte olduğu, yine sanık ...'ın ... plakalı minibüsün içerisinde olay yerine 1,5 km. kadar uzakta... yolunun üzerinde çevreyi gözetlediği, kazı alanında adli emanette kayıtlı bulunan kazı aletlerinin ve patlayıcı maddenin ele geçirildiği, kaya mezarının giriş kısmında üst bölümünde matkap ve hilti ile delinmiş yerlerin ve deliklerin alt kısmında beyaz tozların olduğu, kaya mezarının içerisinde demir murçların çakılı vaziyette bulunduğu ve kaya mezarlarının tahrip edildiği hususlarının tespit edildiği, soruşturma aşamasında müze uzmanı ve kovuşturma aşamasında arkeolog bilirkişi tarafından düzenlenen raporlarda, kazı yapılan ... Mezarının ...Yüksek Kurulu'nun 07.03.1986 gün ve 2023 sayılı kararı ile taşınmaz kültür varlığı olarak, söz konusu kaya mezarının çevresi ise... Koruma Bölge Kurulu'nun 22.06.2006 gün ve 751 sayılı kararı ile 1. derece arkeolojik sit alanı olarak tescilli bulunduğu, kaya mezarının iç duvarları, mezar odası içinde yer alan kline ve mezarın alınlık kısmında yer alan ve bir insan ile bir aslanın mücadelesini konu alan kabartma figür üzerinde delikler açılarak zarar verildiği, mezar odası içindeki klinenin, murç ve hilti kullanılarak tamamen parçalanarak tahrip edildiği hususlarının saptandığı, Bu kapsamda somut olay irdelendiğinde, sanıklar hakkında 2863 sayılı Kanunun 65/a maddesi uyarınca cezalandırılmaları istemiyle kamu davası açıldığı, tüm sanıkların kaya mezarı içerisinde kazı yaptıklarının farkında olup, eylemleri nedeniyle mağaranın zarar görebileceğini bilecek durumda bulundukları, daha önce keşif yaptıkları tescilli alanda tam donanımlı bir şekilde kazı yapan sanıkların, tabiat varlığına zarar verme kastı ile hareket etmediklerinin kabul olunamayacağı, izinsiz kazı yapmak suretiyle korunması gerekli taşınmaz tabiat varlığına zarar veren sanıkların, tek bir eylem ile kanunun birden çok maddesini ihlal etmiş oldukları, bu durumda 5237 sayılı TCK'nın 44/1 maddesi uyarınca en ağır cezayı gerektiren suçtan dolayı cezalandırılmalarının zorunlu olduğu, 5728 sayılı Kanun değişikliği öncesinde ve sonrasında 2863 sayılı Kanunun 65/a maddesinde öngörülen yaptırımın, aynı Kanunun 74/1 maddesinde öngörülen yaptırımdan daha ağır olduğu, bu nedenle sanıklar hakkında sadece 2863 sayılı Kanunun 65/a maddesine göre hüküm tesis edilmesinde bir isabetsizlik bulunmadığı anlaşılmakla, Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre, sanıklar müdafinin, sanıkların üzerlerine atılı suçu işlemediklerine, mahkumiyetlerine yeterli delil bulunmadığına, lehe hükümlerin sanıklar hakkında uygulanmamasının usul ve yasaya aykırı olduğuna dair temyiz itirazlarının reddine, ancak; 5237 sayılı TCK’nın 53/3 maddesi uyarınca sanıkların sadece kendi alt soyları üzerindeki velayet, vesayet veya kayyımlığa ait bir hizmette bulunmaktan yoksun bırakılmalarına karar verilirken, hak yoksunluğu süresinin koşullu salıverilme tarihine kadar olması gerektiğinin gözetilmemesi, Kanuna aykırı olup, hükümlerin bu nedenle 5320 sayılı Kanunun 8. maddesi gereğince halen uygulanmakta olan 1412 sayılı CMUK'un 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, ancak yeniden yargılamayı gerektirmeyen bu konularda, aynı Kanunun 322. maddesi gereğince karar verilmesi mümkün bulunduğundan, aynı maddenin verdiği yetkiye istinaden, sanıklar haklarında tesis edilen hüküm fıkralarının (6) numaralı bentlerinde yer alan “ c bendinde düzenlenen haklarında da koşullu salıverilmesine kadar yoksun bırakılmasına” ibaresi çıkarılarak yerine “5237 sayılı TCK'nın 53/3 maddesi uyarınca, aynı Kanunun 53/1-c maddesinde belirtilen kişisel hak yoksunluğunun, sanığın sadece kendi alt soyları üzerindeki yetkileri bakımından koşullu salıverilme tarihine kadar, diğer diğer kişiler yönünden hapis cezasının infazı tamamlanıncaya kadar uygulanmasına” şeklinde düzeltilmek suretiyle sair yönleri usul ve kanuna uygun bulunan hükmün DÜZELTİLEREK ONANMASINA, 26/05/2015 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.