12. Ceza Dairesi 2017/3577 E. , 2017/6621 K. Mahkemesi :Ağır Ceza Mahkemesi Suç : Taksirle Öldürme Hüküm : TCK nın 85/2,22/3,53/6. maddeleri gereğince mahkumiyet Taksirle öldürme suçundan sanığın mahkumiyetine ilişkin hüküm sanık müdafii tarafından temyiz edilmekle, duruşmalı temyiz isteminde bulunan sanık müdafiinin duruşmaya katıldığı anlaşılmakla, duruşmalı olarak yapılan inceleme sonunda gereği düşünüldü: Olay günü saat 10.40 sıralarında, sanığın otomobille meskun mahal d…
**12. Ceza Dairesi 2017/3577 E. , 2017/6621 K.** **"İçtihat Metni"** Mahkemesi :Ağır Ceza Mahkemesi Suç : Taksirle Öldürme Hüküm : TCK nın 85/2,22/3,53/6. maddeleri gereğince mahkumiyet Taksirle öldürme suçundan sanığın mahkumiyetine ilişkin hüküm sanık müdafii tarafından temyiz edilmekle, duruşmalı temyiz isteminde bulunan sanık müdafiinin duruşmaya katıldığı anlaşılmakla, duruşmalı olarak yapılan inceleme sonunda gereği düşünüldü: Olay günü saat 10.40 sıralarında, sanığın otomobille meskun mahal dışı, hız sınırı 50 km olan bölünmüş çift şeritli ve trafik yoğunluğu bulunan Devlet yolunda sol şeritte seyri sırasında, hakimiyetini kaybederek gidişe göre sağa savrulup, fren izi olmadan emniyet şeridini de geçerek, sağdaki toprak alanda yürüyen yaya ölene aracının sol yanı ile çarpıp, öleni yolun sağında bulunan çamurlu ve su birikintili alanda sürüklemesi akabinde, önce yol dışındaki bu toprak alanda bulunan katılan yayaya çarpıp, akabinde park halinde bulunan üç araca daha çarparak durması şeklinde meydana gelen olay sonrası sanığın, aracını olay yerinde bırakarak ayrıldığı, akabinde aynı gün 11.50 de teslim olduğu olayda; her ne kadar sanık havanın yağışlı olduğunu ve yol kusuru bulunduğunu, su ve çamur birikintileri sebebiyle aracın kaydığını savunmuş ise de, olay sonrası düzenlenen kaza tespit tutanağında, herhangi bir yol kusurundan bahsedilmediği gibi, havanın açık ve zeminin kuru olduğu belirtilmiş, yine sanık tarafından ölenin yol kenarında iken yaya geçidi bulunmayan yol bölümünden karşıdan karşıya geçmeye çalışması sebebiyle kazanın meydana geldiği savunulmuş ise de, kaza tespit tutanağı ekindeki krokide, ölene çarpma noktasının sağ emniyet şeridi dışındaki toprak alanda gösterilmiş olup, tüm bu değerlendirmeler ışığında, sanığın meydana gelen olaya asli kusuru ile sebebiyet verdiği anlaşılmış, bu nedenle tebliğnamedeki yeniden bilirkişi raporu alınması gerektiğine ilişkin görüşe; yine TCK'nın 62. maddesinin uygulanması mahkemenin takdirinde olup, mahkemece takdir hakkı kullanılmak suretiyle bu madde hükümlerinin uygulanmamasında dosya kapsamına bir uyumsuzluk veya açık bir hukuka aykırılık bulunmadığından, tebliğnamedeki buna ilişkin bozma öneren görüşe iştirak edilmemiştir. Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre, sanık müdafinin, yerinde görülmeyen sair temyiz itirazlarının reddine; ancak; 1-Dairemiz'in bir çok kararında da vurgulandığı üzere TCK'nın 22. maddesinde tanımlanan basit taksirde, failin neticeyi bir dikkat ve özen yükümlülüğünün ihlali nedeniyle öngörememesi söz konusu olup, bilinçli taksirde ise fail neticeyi öngörebilmesine ve olası kasttan farklı olarak bu neticeyi kabullenmemesine rağmen, yanlış bir öngörü ile neticenin meydana gelmesini engelleyebileceğini ya da neticenin gerçekleşmeyeceğini zannetmektedir. Başka bir deyişle neticeyi öngörmekle birlikte, neticenin meydana gelmeyeceği yönünde yanlış bir öngörüye sahiptir. Objektif özen yükümlülüklerine aykırı davranmasından ortaya çıkabilecek neticeyi kendi yetenekleriyle engelleyebileceğini zannetmekte veya neticenin meydana gelmemesi yönünden şansına güvenmektedir. Bu kapsamda somut olayımız değerlendirildiğinde, kendi beyanına göre olaydan iki hafta önce alkollü araç kullandığı tespit edilerek sürücü belgesi geri alınan sanığın, sürücü belgesi geri alındığı halde aşırı süratli ve şerit değiştirmek suretiyle tam kusurlu şekilde olaya sebebiyet vermesi gerekçe gösterilerek sanık hakkında bilinçli taksir hükümlerinin uygulanmasına karar verilmiş ise de, sanığın sadece sürücü belgesi geri alındığı halde araç kullanması bilinçli taksirin varlığını kabul etmek için yeterli olmayıp, sanığın şerit izleme ve değiştirme kurallarına uymamasının, hızını mahal şartlara göre ayarlamamasının ve doğrultu değiştirme manevralarını yanlış yapmasının ise kusurunun belirlenmesinde değerlendirilmesi gereken ölçütler olduğu, bu kapsamda, bilinçli taksirle hareket ettiğine ilişkin somut delil bulunmayan sanık hakkında, koşulları oluşmadığı gözetilmeden TCK'nın 22/3. maddesi gereğince bilinçli taksir hükümlerinin uygulanmasına karar verilmesi; 2-İki sınır arasında temel ceza belirlenirken, cezanın alt ve üst sınırını oluşturan ceza miktarları, suçun işleniş biçimi, kusur durumu, meydana gelen zarar ve tehlikenin ağırlığının dikkate alınması esas olup, dava konusu olayda sanık asli kusurlu olmakla birlikte, bir kişinin ölmesi, bir kişinin de nitelikli şekilde yaralanması, maddede öngörülen cezanın alt sınırı da nazara alınmak suretiyle, adalet, hakkaniyet ve nesafet kurallarına uygun bir cezaya hükmedilmesi ve alt sınırdan uzaklaşılması gerektiği gözetilmeden, asgari haddin çok üzerinde ve üst sınıra yakın temel ceza tayin edilerek teşdidin derecesinde yanılgıya düşülmek suretiyle sanık hakkında fazla ceza tayini, Kanuna aykırı olup, sanık müdafinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görüldüğünden, hükmün bu sebepten dolayı 5320 sayılı Kanunun 8. maddesi uyarınca halen uygulanmakta olan 1412 sayılı CMUK'un 321. maddesi gereğince isteme kısmen uygun olarak BOZULMASINA; Dairemiz'in bozma gerekçelerine göre sanığın tutuklu geçirdiği süre dikkate alınarak CMK'nın 109/3-a maddesi gereğince yurt dışına çıkış yasağı konularak tahliyesine; sanığın başka suçtan hükümlü ya da tutuklu olmaması halinde salıverilmesi için mahalli mahkemesine ve Bakırköy Cumhuriyet Başsavcılığı'na müzekkere yazılmasına; 21.09.2017 tarihinde oybirliğiyle karar verildi. TEFHİM ŞERHİ: 21/09/2017 tarihinde verilen iş bu karar mürafaya katılan sanık müdafinin yokluğunda, Yargıtay Cumhuriyet Savcısı ... huzurunda, 22/09/2017 tarihinde usulen ve açık olarak tefhim olundu.