Danıştay 10. Daire Başkanlığı 2020/4623 E. , 2024/1569 K. T.C. D A N I Ş T A Y ONUNCU DAİRE Esas No : 2020/4623 Karar No : 2024/1569 TEMYİZ EDEN (DAVACI) : ... VEKİLİ : Av. ... TEMYİZ EDEN (DAVALI) : ... Bakanlığı / ANKARA VEKİLİ : Hukuk Müşaviri ... İSTEMLERİN_KONUSU: ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdare Dava Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının taraflarca aleyhlerine olan kısımlarının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir. YARGILAMA SÜRECİ : Dava ko…
Danıştay 10. Daire Başkanlığı 2020/4623 E. , 2024/1569 K. "İçtihat Metni" T.C. D A N I Ş T A Y ONUNCU DAİRE Esas No : 2020/4623 Karar No : 2024/1569 TEMYİZ EDEN (DAVACI) : ... VEKİLİ : Av. ... TEMYİZ EDEN (DAVALI) : ... Bakanlığı / ANKARA VEKİLİ : Hukuk Müşaviri ... İSTEMLERİN_KONUSU: ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdare Dava Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının taraflarca aleyhlerine olan kısımlarının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir. YARGILAMA SÜRECİ : Dava konusu istem: Davacı tarafından, İstanbul İl Gıda, ... Müdürlüğünde su ürünleri mühendisi olarak görev yapan oğlu ...'ın görevini ifa ederken ağır yaralanması sonucu vefat ettiğinden bahisle, olayda, engelli kadrosunda çalıştırılmak üzere işe alındığı gözetilmek suretiyle engeline uygun olarak masa başı görevde çalıştırılması gerekirken fiziksel güç gerektiren, sürekli tartışmaya açık sahada hiçbir güvenlik önlemi alınmaksızın görevlendirildiğinden idarenin hizmet kusurunun bulunduğu ileri sürülerek uğradığı iddia edilen zararlara karşılık 5.000,00 TL (miktar artırımı ile 119.994,68 TL) destekten yoksun kalma ve 500.000,00 TL manevi olmak üzere toplam 619.994,68 TL tazminatın olay tarihi olan 06/10/2016 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte ödenmesine karar verilmesi istenilmektedir. İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: ... İdare Mahkemesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararıyla; kamu görevlilerinin görevini yaparken, görevi nedeniyle uğramış olduğu zararların kusursuz sorumluluk ilkesi uyarınca tazmini gerektiği, uyuşmazlık konusu olayda, davalı idareye atfı kabil kusur mevcut olmasa da, zararın, kamu hizmetinin yürütülmesi sırasında ve görev sebebiyle oluştuğu, zarar ile idari eylem arasında illiyet bağının bulunduğu, kusursuz sorumluluk ilkesi gereğince uğranılan destekten yoksun kalma zararının ve manevi zararın tazmini gerektiği gerekçesiyle maddi tazminat isteminin kabulüne, manevi tazminat isteminin kısmen kabulüne, 119.994,68 TL maddi tazminatın, 5.000,00 TL'lik kısmının idareye başvuru tarihi olan 21/06/2017 tarihinden itibaren işletilecek yasal faiziyle birlikte, 114.994,68 TL'lik kısmının ise miktar artırımı dilekçesinin davalı idareye tebliğ edildiği tarih olan 19/11/2018 tarihinden itibaren işletilecek yasal faiziyle birlikte davalı idare tarafından davacıya ödenmesine, 75.000,00 TL manevi tazminatın idareye başvuru tarihi olan 21/06/2017 tarihinden itibaren işletilecek yasal faiziyle birlikte davalı idarece davacıya ödenmesine fazlaya ilişkin manevi tazminat isteminin reddine karar verilmiştir. Bölge İdare Mahkemesi kararının özeti: ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdare Dava Dairesince; olayda; davacının oğlu ...'ın 2012 yılında yapılan özürlü memur seçme sınavı sonucuna göre Sinop Valiliği İl Gıda, ... Müdürlüğü emrine teknik hizmetler sınıfında mühendis (su ürünleri) unvanı ile aday memur olarak atandığı, 28/05/2014 tarihinde aynı sınıf ve unvanla İstanbul İline atanarak İstanbul İl Gıda, ... Müdürlüğü Hayvan Sağlığı, Yetiştiriciliği ve Su Ürünleri Şube Müdürlüğü bünyesinde mühendis kadrosunda, su ürünleri mühendisi olarak görev yaparken, davalı idarece 06/10/2016 tarihinde mühendislik görevi ile ilgili olarak doğrudan bağlantılı olmayan, esasen Türkiye İstatistik Kurumu ile ortaklaşa gerçekleştirilen bir anket çalışmasının nitelik ve özelliği dikkate alındığında kendi görev alanı ve sorumluluğuna girmeyecek şekilde balıkçı tekneleri görev mahalli olarak belirlenmek suretiyle görevlendirilmesi karşısında, davalı idarenin, söz konusu görevlendirmesinin kamu yararı ve hizmet gereklerine uygun olmadığı gibi mühendislik unvanı ile mütenasip olmadığı, böylelikle anılan görevlendirmenin tesisi ile ağır hizmet kusuru oluştuğunun kabulü gerektiği, İdare Mahkemesince; uyuşmazlık konusu olayda, davalı idareye atfı kabil kusur mevcut olmasa da, zararın, kamu hizmetinin yürütülmesi sırasında ve görev sebebiyle oluştuğu, zarar ile idari eylem arasında illiyet bağı bulunduğu açık olduğundan, kusursuz sorumluluk ilkesi gereğince uğranılan zararların tazminine karar verilmiş ise de; davacının oğlunun ölümü nedeniyle oluşan zararların hizmet kusuru ilkesine göre davalı idarece tazmini gerektiği ve olayın meydana gelmesindeki idarenin kusur durumu, olayın oluş şekli ve zararın niteliği dikkate alındığında, Mahkemece davacı için takdir edilen manevi tazminat miktarının, duyulan elem ve ızdırabı kısmen de olsa giderecek, idarenin kusurunun ağırlığını ortaya koyacak ve bu tür hizmet kusurların işlenmesinin önlenmesini caydırıcı düzeyde olmadığı gerekçesiyle davalı idarenin maddi tazminat isteminin tamamının ve manevi tazminat talebinin 75.000,00 TL'lik kısmının kabulüne ilişkin istinaf başvurusunun gerekçeli olarak reddine, davacının istinaf başvurusunun kabulüne, İdare Mahkemesi kararının manevi tazminat isteminin reddine ilişkin kısmının kaldırılmasına, manevi tazminat isteminin 125.000,00 TL'lık kısmı açısından da davanın kabulüne, Mahkemece kabul edilen 75.000,00 TL manevi tazminat miktarı dikkate alındığında toplam 200.000,00 TL manevi tazminatın idareye başvuru tarihi olan 21/06/2017 tarihinden itibaren işletilecek yasal faiziyle birlikte davalı idare tarafından davacıya ödenmesine; manevi tazminat isteminin 300.000,00 TL'lik kısmına yönelik olarak ise davanın reddine karar verilmiştir. TEMYİZ_EDENLERİN_İDDİALARI : Davacı tarafından, olayda hizmet kusurunun bulunduğunun açık olduğu, bu nedenle hükmedilen manevi tazminat miktarının yeterli düzeyde olmadığı, manevi tazminat isteminin tamamının kabulüne karar verilmesi gerektiği; davalı idare tarafından, olayda hizmet kusurunun bulunmadığı, kusur konusunda bilirkişi incelemesi yapılması gerekirken yapılmamasının eksik inceleme kapsamında olduğu, oluştuğu belirtilen zarar ile idari eylem veya işlem arasında illiyet bağının bulunmadığı ileri sürülmektedir. TARAFLARIN_SAVUNMASI : Davacı tarafından, davalı idarenin temyiz isteminin reddi gerektiği savunulmaktadır. Davalı idare tarafından savunma verilmemiştir. DANIŞTAY TETKİK HAKİMİ : ... DÜŞÜNCESİ : Temyiz istemine konu Bölge İdare Mahkemesi kararının kısmen onanması, kısmen bozulması gerektiği düşünülmektedir. TÜRK MİLLETİ ADINA Karar veren Danıştay Onuncu Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü: A) Temyize konu Bölge İdare Mahkemesi kararının, İdare Mahkemesi kararının maddi tazminat isteminin kabulüne ilişkin kısmına yönelik olarak davalı idare tarafından yapılan istinaf başvurusunun gerekçeli olarak reddine dair kısmı ile manevi tazminat isteminin kısmen reddine ilişkin kısmının incelenmesi: HUKUKİ DEĞERLENDİRME: Bölge İdare Mahkemelerinin nihai kararlarının temyizen bozulması, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. Temyizen incelenen kararın, İdare Mahkemesince maddi tazminat isteminin kabulü yolunda verilen karara karşı davalı idare tarafından yapılan istinaf başvurusunun gerekçeli olarak reddine ilişkin kısmı ile manevi tazminat isteminin kısmen reddine ilişkin kısmı usul ve hukuka uygun olup, dilekçelerde ileri sürülen temyiz nedenleri kararın bu kısımlarının bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. B) Temyize konu Bölge İdare Mahkemesi kararının, İdare Mahkemesi kararının manevi tazminat isteminin kısmen reddine ilişkin kısmına yönelik olarak davacı tarafından yapılan istinaf başvurusunun kabulü ile manevi tazminat isteminin kısmen kabulüne dair kısmının incelenmesi: İNCELEME VE GEREKÇE : MADDİ OLAY : Davacının müteveffa oğlu ..., 2012 yılında yapılan Özürlü Memur Seçme Sınavı yerleştirme sonuçlarına göre davalı idare emrine atanarak göreve başlamış, 28/05/2014 tarihinde de İstanbul İl Gıda ... Müdürlüğü Hayvan Sağlığı, Yetiştiriciliği ve Su Ürünleri Şube Müdürlüğüne atanmış olup, davalı Bakanlığa bağlı Balıkçılık ve Su Ürünleri Genel Müdürlüğü tarafından "2014 yılından itibaren TÜİK ile işbirliği içerisinde yürütülen Deniz Ürünleri Avcılığı Anket Çalışması kapsamında 10 metre ve üzerinde balıkçı gemilerine ait anket verilerinin toplanmasının" İstanbul İl Müdürlüğünden istenilmesi üzerine müteveffa ...'ın da aralarında yer aldığı idare personeli anket çalışması yapmak üzere sahada görevlendirilmiştir. 06/10/2016 tarihinde müteveffa ..., aynı kurumda mühendis ... ve ... ile birlikte Rumeli Feneri Balıkçı Barınağına TÜİK Balıkçı Barınakları Anketi yapmak üzere gitmiş, balıkçı teknesinde tayfa olarak çalışan ...'a teknenin kaptanını sordukları, kaptan teknede olmadığından ayrılmak üzere yöneldikleri sırada ...'ın "soracağınız sorulara kimse doğru cevap vermez" şeklinde konuşması üzerine müteveffa "eğer sorulara doğru cevap verilmezse cezai işlem uygulanır" diyerek cevap vermiş, ...'ın ise "siz kimsiniz bize nasıl ceza yazarsınız" diyerek müteveffayı iki eliyle göğsünden itmiş, müteveffa dengesini kaybederek olduğu yerde beton zemine sırt üstü düşerek başını zemine çarpması sonucunda beyin kanaması ve gelişen komlikasyonlara bağlı olarak tedavi gördüğü hastanede hayatını kaybetmiştir Müteveffanın babası davacı tarafından, oğlunun engelli kadrosunda çalıştırılmak üzere işe alındığı gözetilmek suretiyle engeline uygun olarak masa başı görevde çalıştırılması gerekirken fiziksel güç gerektiren, sürekli tartışmaya açık sahada hiçbir güvenlik önlemi alınmaksızın görevlendirilmesinde idarenin ağır kusurunun bulunduğu ileri sürülerek bakılan dava açılmıştır. İLGİLİ MEVZUAT VE HUKUKİ DEĞERLENDİRME: Anayasanın 125. maddesinde, idarenin her türlü eylem ve işlemlerine karşı yargı yolunun açık olduğu belirtildikten sonra, aynı maddenin son fıkrasında, idarenin eylem ve işlemlerinden doğan (maddi ve manevi) zararı ödemekle yükümlü olduğu hükme bağlanmıştır. İdare, Anayasanın 125. maddesinde de belirtildiği üzere, kural olarak yürüttüğü kamu hizmetiyle nedensellik bağı kurulabilen zararları tazminle yükümlü olup; idari eylem ve/veya işlemlerden doğan zararlar, idare hukuku kuralları çerçevesinde, hizmet kusuru veya kusursuz sorumluluk ilkeleri gereği tazmin edilmektedir. Manevi zarar; kişinin fizik yapısının ve iç huzurunun bozulmasını, yaşama gücünün ve sevincinin azalmasını, kişilik haklarının zedelenmesini, şeref ve haysiyetinin rencide edilmesini, ölüm veya uğranılan diğer cismani zarar nedeniyle duyulan acı ve ıstırabı, kişinin günlük yaşamını zorlaştıran belli ağırlıktaki her türlü üzüntü ve sıkıntıyı ifade etmektedir. Kendisinin veya yakınlarının uğradığı tecavüz, saldırı veya meydana gelen bir ölüm olayı sonucunda; fiziki veya manevi acılar duyan, ruhsal dengesi bozulan, yaşama sevinci azalan kişinin manevi yönden zarara uğramış olduğu kabul edilmektedir. Manevi tazminat, kişinin mal varlığında meydana gelen eksilmeyi gidermeye yönelik bir tazmin aracı değil, manevi değerlerinde bir eksilme meydana gelen ve yaşama sevinci ve zevki azalan kişinin manen tatminini sağlamaya yönelik bir tazmin aracıdır. Manevi zararın başka türlü giderim yollarının bulunmayışı veya yetersiz kalışı manevi tazminatın parasal olarak belirlenmesini zorunlu kılmaktadır. Manevi tazminat, olay nedeniyle duyulan elem ve ıstırabı kısmen de olsa hafifletmeyi amaçlamaktadır. Tam yargı davalarının ve manevi tazminatın belirtilen niteliği gereği takdir edilecek manevi tazminat miktarının, olayın, zararın ve varsa idarenin kusurunun ağırlığını ortaya koyacak, hukuka aykırılığı özendirmeyecek, bir başka ifade ile benzeri olayların bir daha yaşanmaması için caydırıcı ve aynı zamanda cezalandırıcı olacak şekilde belirlenmesi, bununla birlikte olayın meydana geliş şekli, idari faaliyetin niteliği ve idarenin sorumluluk sebebi gözetilerek hakkaniyetli ve makul bir tutarı aşmaması gerekmektedir. Buna göre manevi tazminat takdir edilirken, davacı(lar) yönünden, manevi tatmin duygusunu sağlamaya yetecek, zarara yol açan idari faaliyet sonucu duyulan elem ve ıstırabın kişi üzerindeki etki ve ağırlığını karşılayacak düzeyde olmasına; davalı(lar) yönünden ise, hakkaniyet sınırlarını aşmayan, ölçülü, adil dengeyi sağlayacak ve aşırı mali külfet oluşturmayacak makul bir seviyede olmasına dikkat edilmesi gerektiği açıktır. Dava konusu olayda, davalı idarenin kusurlu olduğu, dolayısıyla davacının uğradığı manevi zararın tazmini gerektiği açık ise de; takdir edilecek manevi tazminatın, benzer olaylara göre yüksek belirlenmesini gerektiren özel bir durumun bulunmadığı anlaşıldığından, davacı yönünden manevi tatmin sağlayacak, idarenin kusurunu ortaya koyacak, ancak aynı zamanda idare yönünden ölçülü ve hakkaniyetli olacak, makul bir tutarda belirlenmesi gerekmektedir. Bu durumda, idarenin olaydaki mevcut kusuru, olayın oluş şekli dikkate alındığında, Mahkemece davacı yönünden takdir edilen manevi tazminat miktarı fazla bulunduğundan, manevi tazminatın amaç ve niteliği dikkate alınarak yukarıda belirtilen ölçütlere göre hükmedilecek manevi tazminat tutarı yeniden belirlenmelidir. KARAR SONUCU : Açıklanan nedenlerle; 1. Davacının temyiz isteminin REDDİNE, Davalı idarenin temyiz isteminin KISMEN REDDİNE, KISMEN KABULÜNE, 2. ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdare Dava Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının, İdare Mahkemesi kararının maddi tazminat isteminin kabulüne ilişkin kısmına yönelik davalı idare tarafından yapılan istinaf başvurusunun gerekçeli olarak reddine dair kısmı ile manevi tazminat isteminin kısmen reddine ilişkin kısmının ONANMASINA, İdare Mahkemesi kararının manevi tazminat isteminin kısmen reddine ilişkin kısmına yönelik davacı tarafından yapılan istinaf başvurusunun kabulü ile manevi tazminat isteminin kısmen kabulüne dair kısmının BOZULMASINA, 3. Bozulan kısım hakkında yeniden bir karar verilmek üzere dosyanın ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdare Dava Dairesine gönderilmesine, 25/04/2024 tarihinde oy birliğiyle kesin olarak karar verildi.