Başvuru, gözaltında kolluk görevlilerinin darp, tehdit ve hakaretine maruz kalma ve bu olay hakkında yürütülen ceza soruşturmasının etkisiz olması ile gözaltında tutma koşulları nedeniyle kötü muamele yasağının, gözaltı ve tutukluluk işlemleri nedeniyle özgürlük ve güvenlik hakkının bunların yanı sıra adil yargılanma hakkının, suç ve cezada kanunilik ilkesinin, özel hayat ve aile hayatına saygı hakkının, ifade hürriyetinin, ayrımcılık yasağının ve mülkiyet hakkının ihlal edildiği iddialarına ili
Başvuru; gözaltında kolluk görevlilerinin darp, tehdit ve hakaretine maruz kalma ve bu olay hakkında yürütülen ceza soruşturmasının etkisiz olması ile gözaltında tutma koşulları nedeniyle kötü muamele yasağının, gözaltı ve tutukluluk işlemleri nedeniyle özgürlük ve güvenlik hakkının bunların yanı sıra adil yargılanma hakkının, suç ve cezada kanunilik ilkesinin, özel hayat ve aile hayatına saygı hakkının, ifade hürriyetinin, ayrımcılık yasağının ve mülkiyet hakkının ihlal edildiği iddialarına ilişkindir. Başvuru 13/9/2017 tarihinde yapılmıştır. Başvuru, başvuru formu ve eklerinin idari yönden yapılan ön incelemesinden sonra Komisyona sunulmuştur. Komisyonca başvurucunun adli yardım talebinin kabulüne karar verilmiştir. Komisyonca başvurunun kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına karar verilmiştir. Başvuru belgelerinin bir örneği bilgi için Adalet Bakanlığına (Bakanlık) gönderilmiştir. Bakanlık görüşünü bildirmiştir. Başvurucu, Bakanlığın görüşüne karşı süresinde beyanda bulunmuştur. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle ilgili olaylar özetle şöyledir: Başvurucu, Fetullahçı Terör Örgütü/Paralel Devlet Yapılanmasına (FETÖ/PDY) üye olma, resmî belgede sahtecilik, kamu kurum ve kuruluşları zararına dolandırıcılık suçları isnadıyla 29/9/2016 tarihinde gözaltına alınmış; 13/10/2016 tarihinde tutuklanmıştır. 2/5/2019 tarihinde başvurucunun resmî belgede sahtecilik, kamu kurum ve kuruluşları zararına dolandırıcılık suçlarından beraatine, silahlı terör örgütüne üye olma suçundan mahkûmiyetine kararı verilmiş olup istinaf incelemesi devam etmektedir. Başvurucu 28/10/2016 tarihinde Ankara Cumhuriyet Başsavcılığına verdiği dilekçede gözaltında kötü koşullarda tutulduğuna ve gözaltında kötü muameleye maruz kaldığına ilişkin şikâyette bulunmuştur. Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından başvurucunun iddiaları hakkında Ankara Emniyet Müdürlüğünden bilgi talep edilmiş; başvurucunun sağlık raporlarının, kamera kaydı görüntülerinin, ilgili belge, tutanak, nezarethane raporu, ifade tutanağı ve fotoğrafların dosyaya sunulması istenmiştir. Ankara Emniyet Müdürlüğü tarafından başvurucunun adli muayene raporları, ilgili tutanaklar ile başvurucunun gözaltı sürecinde görev yapan polis memurlarının listesi Cumhuriyet Başsavcılığına sunulmuştur. Ankara Emniyet Müdürlüğü tarafından başvurucunun Kamu Personeli Seçme Sınavı'nın (KPSS) eğitim bilimleri testinde yaşanan usulsüzlükler kapsamında gözaltına alındığı, Mali Suçlarla Mücadele Şube Müdürlüğünde nezerathane bulunmaması nedeniyle başvurucunun Asayiş Şube Müdürlüğü nezarethanesine konulduğu bildirilmiştir. Mali Suçlar Şube Müdürlüğünün kameralarının kapasitesini dolması nedeniyle 30-35 günlük kayıt tutulabildiği, bu nedenle başvurucunun gözaltı tarihlerine ilişkin görüntülerin temin edilemediği Ankara Cumhuriyet Başsavcılığına bildirilmiştir. Asayiş Şube Müdürlüğündeki görüntü alan cihazların ise 15 Temmuz darbe teşebbüsü nedeniyle gerçekleşen su baskını ve elektrik arızası nedeniyle çalışmadığının 19/7/2016 tarihinde tutanak altına alındığı, söz konusu arızanın 21/10/2016 tarihinde giderildiğinin aynı tarihli tutanakla tespit edildiği anlaşılmaktadır. Başvurucu hakkında gözaltında tutulduğu süreçte düzenlenmiş, Ankara Gazi Mustafa Kemal Devlet Hastanesi antetli, on altı adli muayene raporu bulunduğu anlaşılmaktadır. Bu muayeneler en az yedi farklı doktor tarafından gerçekleştirilmiştir.Başvurucu tutuklandıktan sonra ise başvurucu hakkında Etimesgut Sait Ertürk Devlet Hastanesinde adli muayene raporu düzenlenmiştir. Toplam on yedi sağlık raporunun tamamında başvurucuda darp ve cebir izine rastlanmadığı belirtilmiş, herhangi bir şikâyet kaydedilmemiştir. Adli muayenelerin bir çoğuna güvenlik görevlilerinin de katıldığı anlaşılmakta ise de gözaltı sürecindeki 29/9/2016, 5/10/2016, 9/10/2016, 21/10/2016 tarihli muayenelere güvenlik görevlilerinin katıldığına ilişkin bir kayıt olmadığı anlaşılmaktadır. Başvurucu tutuklandıktan sonra düzenlenen 14/10/2016 tarihli raporda da muayeneye güvenlik görevlisinin katıldığına ilişkin bir kayıt bulunmamaktadır. Müdafi B.E. ile başvurucunun 11/10/2016 tarihinde yalnız görüştürüldüğüne ilişkin tutanak da dosyaya sunulmuştur. Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından başvurucunun gözaltı sürecinde 4/12/2004 tarihli ve 5271 tarihli Ceza Muhakemesi Kanunu uyarınca atanan müdafi B.E.nin tanık sıfatıyla beyanı alınmıştır. Tanık beyanı şöyledir:"... Şikayetçi F.H.'yi hatırladım. Kendisine Ankara Barosu tarafından CMK uyarınca müdafii olarak atandım. Kendisi sorguya geldiğinde herhangi bir yara, bere, zor kullanmadan oluşmuş olabilecek herhangi bir rahatsızlığına rastlamadım. Sorgu öncesinde görevli polis memurları şüpheli ile baş başa görüşebilmem için gerekli imkanı zaman ve yer olarak sağladılar. Sorgu neticesinde tutanak tanzim edildi. Gerek şüphelinin, gerekse benim bütün söylediklerimiz aynen tutanağa geçirildi. Şüphelinin iddiası her ne kadar ifadesine ekleme yapılmasını polislerin engellediğine yönelik ise de böyle bir durum yaşanmadı. Onun ve benim bütün söylediklerimiz tutanağa geçirildi. Polis memurları oldukça nezaketliydiler. Ayrıca şikayetçi benim ile yaptığı ön görüşmede dahil olmak üzere herhangi bir şekilde göz altında iken zor kullanıldığına dair kötü muameleye, maruz kaldığına dair herhangi bir şey söylemedi. Eşine yönelik kötü muameleden de söz etmedi. Ben müdafii olarak atandığım dosyalarda şüphelilere her defasında bu tür durumlarla karşılaşıp karşılaşmadığını sorarım. Bu şahsa da sordum. Kesinlikle böyle bir iddiayı bana söylemedi. Söylese idi zaten tutanağa geçirip, gerekli yasal işlemlerin başlatılmasını sağlardım. Bildiklerim bundan ibarettir." Ankara Cumhuriyet Başsavcılığının 17/4/2017 tarihli kararıyla kovuşturmaya yer olmadığına dair karar verilmiştir. Kararın gerekçesi şöyledir:"15 Temmuz 2016 günü meydana gelen kalkışma sırasında silahlı terör örgütü mensuplarınca Ankara Emniyet Müdürlüğünün bombalandığı, bu sebeple binalarda ağır yıkım ve tahribatların oluştuğu, elektrik hatlarının kesildiği, su ve kanalizasyon şebekelerinde büyük hasarlar meydana geldiği, tüm güvenlik kamera sistemlerinin kullanılmaz hale geldiği, nezarethanelerin zarar gördüğü tespit edilmiştir.Bu tarihten sonra yapılan soruşturmalardaki şüpheli sayısının çokluğu sebebi ile emniyet kuvvetleri gözaltına alınan şüphelileri zorunluluk karşısında yönetmelikte belirtilen sayıdan fazla olarak nezarethanelerde tutmuş iseler de; bunun 15 Temmuz 2016 günü yaşanan kalkışmadan kaynaklandığı, görevlilerin şüphelilere baskı, taciz ve başka bir amaç ile bu işlemi gerçekleştirdiklerine dair bir delilin bulunmadığı, kanalizasyon, elektrik ve su şebekelerinin büyük zarar görmesi sebebi ile doğal ihtiyaçların karşılanmasında güçlük çekildiği, bunun da görevlilerin kasti davranışından kaynaklanmadığı, binanın zarar görmesinden ötürü olduğu, özellikle şikayetçinin tanık olarak gösterdiği müdafiinin polislerin bütün beyanlarını tutanağa geçirdikleri, şikayetçinin kendisinin gözaltında bulunduğu sırada herhangi bir kötü muameleyle veya işkence ile karşılaşmadığına dair beyanları karşısında şikayetçinin soyut iddiası dışında dilekçelerinde belirtilen iddialar ile ilgili görevliler hakkında kamu davası açmak için yeterli şüphenin... [bulunmadığı]" Başvurucunun yaptığı itiraz, Ankara Sulh Ceza Hâkimliğinin 20/7/2017 tarihli kararıyla reddedilmiştir. Başvurucu 13/9/2017 tarihinde bireysel başvuruda bulunmuştur.