18. Ceza Dairesi 2018/3511 E. , 2019/493 K. "" KARAR Şantaj, tehdit ve hakaret suçlarından sanık ... hakkında yapılan yargılama sonucunda, şantaj ve tehdit suçlarından beraatine, hakaret suçundan 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 125/1, 43/1, 129/3 ve 52/2. maddeleri gereğince 1.480,00 Türk Lirası adli para cezası ile cezalandırılmasına dair İzmir 6. Asliye Ceza Mahkemesinin 14/11/2017 tarihli ve 2017/705 esas, 2017/622 sayılı kararının, Adalet Bakanlığı tarafından kanun yarar…
**18. Ceza Dairesi 2018/3511 E. , 2019/493 K.** **"İçtihat Metni"** KARAR Şantaj, tehdit ve hakaret suçlarından sanık ... hakkında yapılan yargılama sonucunda, şantaj ve tehdit suçlarından beraatine, hakaret suçundan 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 125/1, 43/1, 129/3 ve 52/2. maddeleri gereğince 1.480,00 Türk Lirası adli para cezası ile cezalandırılmasına dair İzmir 6. Asliye Ceza Mahkemesinin 14/11/2017 tarihli ve 2017/705 esas, 2017/622 sayılı kararının, Adalet Bakanlığı tarafından kanun yararına bozulmasının istenilmesi üzerine, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının 24/04/2018 gün ve 33887 sayılı tebliğnamesiyle dava dosyası Dairemize gönderilmekle incelendi: İstem yazısında: “Benzer bir olay sebebiyle Yargıtay 4. Ceza Dairesinin 15/12/2017 tarihli ve 2017/19084 esas, 2017/28185 karar sayılı ilâmında; "..Sanığa isnat edilen suçların, CMK'nın 253/3. maddesi kapsamında birlikte işlendiği hususunda tereddüt bulunmamaktadır. Çözülmesi gereken sorun, hüküm kurulurken uzlaştırma kapsamında olmayan suçtan beraate hükmolunması halinde, sübutunda sorun olmayan ve müstakilen uzlaştırma kapsamında olan suçla ilgili nasıl bir yol izleneceğidir. Bu bağlamda, her iki suçtan yargılama devam ederken hakimin uzlaştırmaya tabi olacağını öngördüğü suçla ilgili olarak dosyayı soruşturma bürosuna göndermesi veya bu düşünceyle tefrik kararı vermesi durumunda, uzlaştırma kapsamında olmayan suç açısından beraat kararı verileceği izlenimi oluşabileceği cihetle, bu hususun ihsası rey olarak değerlendirilip değerlendirilmeyeceğinin belirlenmesi gerekir. Bu sorunun CMK'nın 226. maddesinde düzenlenen ek savunma konusuyla birlikte değerlendirilmesi gerekir. Anılan madde "Sanık, suçun hukukî niteliğinin değişmesinden önce haber verilip de savunmasını yapabilecek bir hâlde bulundurulmadıkça, iddianamede kanunî unsurları gösterilen suçun değindiği kanun hükmünden başkasıyla mahkûm edilemez. (2) Cezanın artırılmasını veya cezaya ek olarak güvenlik tedbirlerinin uygulanmasını gerektirecek hâller, ilk defa duruşma sırasında ortaya çıktığında aynı hüküm uygulanır. (3) Ek savunma verilmesini gerektiren hâllerde istem üzerine sanığa ek savunmasını hazırlaması için süre verilir. (4) Yukarıdaki fıkralarda yazılı bildirimler, varsa müdafiie yapılır. Müdafii sanığa tanınan haklardan onun gibi yararlanır." biçimdedir. Maddeden de anlaşılacağı üzere suçun hukuki niteliği değişir ya da cezanın artırılmasını veya cezaya ek olarak güvenlik tedbirlerinin uygulanmasını gerektirir durumun ortaya çıkması halinde hakim sanık ya da müdafiine ek savunma hakkı tanıyacaktır ancak, bu durum yasal düzenleme nazara alındığında hakim açısından ihsası rey olarak nitelendirilemeyecektir.