Başvuru, telefon görüşmelerinin hukuka aykırı şekilde kayda alınması nedeniyle haberleşme hürriyetinin; bu kayıtların aleyhinde delil olarak kullanılması ve yetersiz gerekçeyle mahkûmiyet kararı verilmesi nedenleriyle adil yargılanma hakkının ihlal edildiği iddialarına ilişkindir.
Başvuru, telefon görüşmelerinin hukuka aykırı şekilde kayda alınması nedeniyle haberleşme hürriyetinin; bu kayıtların aleyhinde delil olarak kullanılması ve yetersiz gerekçeyle mahkûmiyet kararı verilmesi nedenleriyle adil yargılanma hakkının ihlal edildiği iddialarına ilişkindir. Başvuru 5/9/2014 tarihinde yapılmıştır. Başvuru, başvuru formu ve eklerinin idari yönden yapılan ön incelemesinden sonra Komisyona sunulmuştur. Komisyonca başvurunun kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına karar verilmiştir. Başvurunun bir örneği görüş için Adalet Bakanlığına (Bakanlık) gönderilmiştir. Bakanlık, görüşünü bildirmiştir. Başvurucu, Bakanlığın görüşüne karşı süresinde beyanda bulunmuştur. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle ve Ulusal Yargı Ağı Bilişim Sistemi (UYAP) aracılığıyla erişilen bilgi ve belgeler çerçevesinde olaylar özetle şöyledir: Çanakkale'nin Bayramiç, Ezine ve Çan ilçelerinde bazı şahısların suç işlemek amacıyla örgüt kurdukları ve örgütün korkutucu gücünden yararlanarak; silahla tehdit, darp, şantaj yolu ile halktan para isteme ve çek senet tahsilatı suçlarını işledikleri yönündeki iddialar üzerine soruşturma başlatılmıştır. Şüphelilerden İ.H., O.Ç., Y.G. ve S.S. hakkında Bayramiç Sulh Ceza Mahkemesinin 17/10/2007 ve 15/11/2007 tarihli kararlarıyla suç işlemek amacıyla örgüt kurma katalog eylemini gerçekleştirdikleri yönündeki kuvvetli şüpheler nedeniyle ve başvurucu hakkında da suç örgütüyle birlikte faaliyette bulunduğu gerekçesiyle 6/2/2008 tarihli kararla; üç ay süreyle iletişimin dinlenilmesi ve kayda alınması tedbiri uygulanmıştır. Başvurucu, soruşturma kapsamında 6/3/2008 tarihinde gözaltına alınmıştır. Hakları hatırlatılarak 7/3/2008 tarihinde kollukta müdafi huzurunda alınan ifadesinde suçlamaları kabul etmeyen başvurucuya, tefecilik ve suç örgütüyle arasındaki bağlantıya dair sorular yöneltilmiştir. Başvurucu, 9/3/2008 tarihinde Bayramiç Cumhuriyet Başsavcılığında müdafi huzurunda alınan ifadesinde suçlamaları kabul etmediğini bildirmiştir. Bayramiç Sulh Ceza Mahkemesince 9/3/2008 tarihinde, müdafiinin de hazır bulunduğu sorgusunun ardından başvurucu suç işlemek amacıyla kurulan örgüte üye olma ve tefecilik suçlarından ve diğer on altı şüpheli de üzerlerine atılı suçlardan tutuklanmıştır. Bayramiç Cumhuriyet Başsavcılığı 26/3/2008 tarihinde başvurucu hakkındaki tefecilik suçuna ilişkin evrakın soruşturma dosyasından tefrikine ve sonrasında yetkisizlik kararıyla Çan Cumhuriyet Başsavcılığına gönderilmesine karar vermiştir. Bu arada başvurucunun 28/3/2008 tarihinde tahliye edildiği anlaşılmaktadır. Bayramiç Cumhuriyet Başsavcılığınca 10/4/2008 tarihinde düzenlenen fezleke ile soruşturma dosyası İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığına (Başsavcılık) gönderilmiştir. Başsavcılığın 26/5/2008 tarihli iddianamesi ile açılan kamu davasında "İ.H.nın liderliğindeki silahlı suç örgütüne üye olmamakla birlikte örgüte iş tedarik etmek suretiyle örgüte yardım ettiği" iddiasıyla başvurucunun cezalandırılması talep edilmiştir. Diğer yandan başvurucu aleyhine Çan Asliye Ceza Mahkemesinde 9/6/2008 tarihinde tefecilik suçundan başka bir kamu davası daha açılmıştır. İstanbul Ağır Ceza Mahkemesinde (Mahkeme) yapılan yargılamanın 10/10/2008 tarihli duruşmasında başvurucu, sanıklardan İ.H. ile aralarında sadece ticari bir ilişki olduğunu belirterek üzerine atılı suçlamayı kabul etmemiş ve kendisine okunan telefonla yapılan iletişim tespit tutanakları hakkında mahkeme izninin zamanında alınmadığını ifade etmiştir. Mahkeme 2/10/2012 tarihli kararında sanıkların savunmalarına, mağdurların ve tanıkların anlatımlarına, iletişimin tespitine dair tutanaklara ve diğer belgelere göre sanığın tefecilik faaliyetinde bulunduğu ve senet ile borçlandırdığı kişilerden olan alacağının tahsili için sanık [İ.H.dan] yardım istediği ve bu senetlerdeki alacakları tahsil ettirdiği, örgütün hiyerarşik yapısına dahil olduğuna dair delil bulunmadığı ve sanık [İ.H.nın] örgüt lideri olduğunu bildiği halde maddi menfaat sağlayacağı yasal olmayan eylemlerde bulunması yönünde azmettirdiği, bu şekilde üzerine atılı suç işlemek amacıyla kurulan örgüte bilerek ve isteyerek yardım etme suçunu işlediği gerekçesiyle başvurucunun 1 yıl 15 gün hapis cezası ile cezalandırılmasına hükmetmiştir. Başvurucunun temyizi üzerine Yargıtay Ceza Dairesinin 28/5/2014 tarihli kararıyla başvurucu yönünden hüküm onanmıştır. Nihai karardan 22/8/2014 tarihinde haberdar olduğunu bildiren başvurucu, 5/9/2014 tarihinde bireysel başvuruda bulunmuştur. Diğer taraftan UYAP aracılığıyla erişilen bilgi ve belgelerden bireysel başvuru konusu olan karar sonrasında; Çan Asliye Ceza Mahkemesinde tefecilik suçundan hakkında açılan kamu davasında 4/12/2015 tarihli kararla başvurucunun 2 yıl 3 ay hapis ve 000 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına hükmedildiği ve davanın derdest olup Yargıtayda temyiz aşamasında bulunduğu anlaşılmıştır. 26/9/2004 tarihli ve 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun "Suç işlemek amacıyla örgüt kurma" kenar başlıklı maddesinin (1), (2), (3) ve (7) numaralı fıkraları şöyledir: "(1) Kanunun suç saydığı fiilleri işlemek amacıyla örgüt kuranlar veya yönetenler, örgütün yapısı, sahip bulunduğu üye sayısı ile araç ve gereç bakımından amaç suçları işlemeye elverişli olması halinde, iki yıldan altı yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır. Ancak, örgütün varlığı için üye sayısının en az üç kişi olması gerekir. (2) Suç işlemek amacıyla kurulmuş olan örgüte üye olanlar, bir yıldan üç yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır.(3) Örgütün silahlı olması halinde, yukarıdaki fıkralara göre verilecek ceza dörtte birinden yarısına kadar artırılır.(7) (Değişik: 2/7/2012 – 6352/85 md.) Örgüt içindeki hiyerarşik yapıya dahil olmamakla birlikte, örgüte bilerek ve isteyerek yardım eden kişi, örgüt üyesi olarak cezalandırılır. Örgüt üyeliğinden dolayı verilecek ceza, yapılan yardımın niteliğine göre üçte birine kadar indirilebilir." 4/12/2004 tarihli ve 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun fiil tarihinde yürürlükte bulunan "İletişimin tespiti, dinlenmesi ve kayda alınması" kenar başlıklı maddesinin ilgili kısımları şöyledir: "(1) (Değişik birinci cümle: 25/5/2005 – 5353/17 md.) Bir suç dolayısıyla yapılan soruşturma ve kovuşturmada, suç işlendiğine ilişkin kuvvetli şüphe sebeplerinin varlığı ve başka suretle delil elde edilmesi imkânının bulunmaması durumunda, hâkim veya gecikmesinde sakınca bulunan hallerde Cumhuriyet savcısının kararıyla şüpheli veya sanığın telekomünikasyon yoluyla iletişimi tespit edilebilir, dinlenebilir, kayda alınabilir ve sinyal bilgileri değerlendirilebilir. Cumhuriyet savcısı kararını derhâl hâkimin onayına sunar ve hâkim, kararını en geç yirmidört saat içinde verir. Sürenin dolması veya hâkim tarafından aksine karar verilmesi halinde tedbir Cumhuriyet savcısı tarafından derhâl kaldırılır. (6) Bu madde kapsamında dinleme, kayda alma ve sinyal bilgilerinin değerlendirilmesine ilişkin hükümler ancak aşağıda sayılan suçlarla ilgili olarak uygulanabilir:a) Türk Ceza Kanununda yer alan;... Suç işlemek amacıyla örgüt kurma (iki, yedi ve sekizinci fıkralar hariç, Madde 220),...'' 5271 sayılı Kanun’un "Tesadüfen elde edilen deliller" kenar başlıklı maddesinin (2) numaralı fıkrası şöyledir:"Telekomünikasyon yoluyla yapılan iletişimin denetlenmesi sırasında, yapılmakta olan soruşturma veya kovuşturmayla ilgisi olmayan ve ancak, 135 inci maddenin altıncı fıkrasında sayılan suçlardan birinin işlendiği şüphesini uyandırabilecek bir delil elde edilirse; bu delil muhafaza altına alınır ve durum Cumhuriyet Savcılığına derhâl bildirilir." 5271 sayılı Kanun'un "Delilleri takdir yetkisi" kenar başlıklı maddesi şöyledir:"(1) Hâkim, kararını ancak duruşmaya getirilmiş ve huzurunda tartışılmış delillere dayandırabilir. Bu deliller hâkimin vicdanî kanaatiyle serbestçe takdir edilir. (2) Yüklenen suç, hukuka uygun bir şekilde elde edilmiş her türlü delille ispat edilebilir."