T.C. İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 9.HUKUK DAİRESİ T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A K A R A R ESAS NO : 2022/2179 KARAR NO : 2025/1424 İNCELENEN DOSYANIN MAHKEMESİ: İSTANBUL 12. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ KARAR TARİHİ: 31/03/2022 NUMARASI : 2017/486 Esas - 2022/324 Karar DAVA : Tazminat (Ölüm Ve Cismani Zarar Sebebiyle Açılan) KARAR TARİHİ: 24/09/2025 Yukarıda yazılı İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine, Dairemiz Heyetince yapılan müzake…
T.C. İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 9.HUKUK DAİRESİ T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A K A R A R ESAS NO : 2022/2179 KARAR NO : 2025/1424 İNCELENEN DOSYANIN MAHKEMESİ: İSTANBUL 12. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ KARAR TARİHİ: 31/03/2022 NUMARASI : 2017/486 Esas - 2022/324 Karar DAVA : Tazminat (Ölüm Ve Cismani Zarar Sebebiyle Açılan) KARAR TARİHİ: 24/09/2025 Yukarıda yazılı İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine, Dairemiz Heyetince yapılan müzakere sonucunda; GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ : Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; 12/09/2015 tarihinde dava dışı sürücünün kullanmakta olduğu ... plaka sayılı aracın seyir halinde iken davacı sürücünün kullanmakta olduğu motorlu bisiklete sol yanından çarptığını, çarpan aracın davalı sigorta şirketine sigortalı olduğunu, bu nedenle davalının zararlardan sorumlu olduğunu, çapma nedeniyle yaralanmalı ve maddi hasarlı trafik kazasının meydana geldiğini, müvekkilinde meydana gelen cismani zarara ilişkin tedaviye başlanıldığını belirterek davanın kabulü ile 3.300,00-TL tazminatın davalı şirkete başvuru yapılan 15.10.2015 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; müvekkilinin sorumluluğunun, sigortalısının kusuru oranında ve poliçe teminat limitleri içerisinde olduğunu, kaza tespit tutanağına göre davacının kazada kusurlu olduğunu, ayrıca müvekkili tarafından yaptırılan inceleme ile kaza ile davacıya meydana gelen zararlar arasında bir bağ bulunmadığının tespit edildiğini, davacının maluliyetine ilişkin olarak ATK incelemesinin yapılması gerektiği belirterek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.Mahkemece yapılan yargılama sonucunda, "Davanın kabulü ile 54.014,92-TL sürekli iş göremezlik tazminatı ve 2.437,69 TL geçici iş göremezlik tazminatı olmak üzere toplam 56.452,61-TL tazminatın dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine" karar verilmiştir. Bu karara karşı davalı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.Davalı vekili istinaf başvuru dilekçesinde özetle; Yerel Mahkemenin kararına dayanak gösterdiği bilirkişi raporunun hatalı olduğunu, TRH 2010 yaşam tablosu, %0 teknik faiz ve prograsif rant yöntemine göre yapılan hesaplamada pasif dönem gelirinin hatalı olduğunu, “17/12/2021 2022 tarihinden itibaren ilgili yazıda belirlenen asgari ücret olan 4.253,40 TL hesaba katılarak rapor düzenlenmesi gerektiğini, pasif dönem için AGİ’li AGİ’siz ayrımı olmaksızın 4.253,40 TL üzerinden hesap yapılması gerektiğini, bu duruma istinaden bilirkişi raporunda sigorta şirketi lehinde yaklaşık 2.449,00 TL fark bulunduğunu, bilirkişi raporunda yapılan hesaplama hatalı olup bulunan tutarın fahiş olduğunu, dosyadan alınan iki kusur raporunda müvekkil şirket tarafından sigortalanan araç sürücüsüne %30 ve %70 kusur izafe edildiğini, kararda davacının kazanın oluşumunda kusuru bulunduğu hususu göz önüne alınmadığını, yerel Mahkeme tarafından iki adet kusur bilirkişi incelemesi yaptırıldığını, iki rapor arasında çelişki olduğunu ve bu çelişkinin giderilmesi gerektiğini, davacı kazanın oluşumunda %100 kusurlu olduğunu, şirket tarafından sigortalanan araç sürücüsüne %30 kusur izafe edildiğini, raporu kabul anlamına gelmemekle birlikte; asli-tali kusur ayrımında müvekkil şirket sigortalısına en çok %25 kusur yüklemesi yapılması gerekirken %30 kusur oranı fahiş olduğunu, kaza nedeniyle davacıda oluşan hasarlar ile kaza arasında bir bağ bulunmadığını, davacının kaza sonucu olduğunu iddia ettiği hasarların kaza sonucu oluşmadığını, hasar ile kaza arasında nedensellik bağının bulunmadığını, davacının kaza nedeniyle maluliyeti oluşmadığı açık olduğundan davanın reddi gerektiğini, müvekkili şirkete usulüne uygun rapor sunulmadığından davacının başvurusunun reddedildiğini, bu sebeple Sigortacılık Kanunu 30/13 maddesi gereğince dava şartları oluşmadığından dava şartı eksikliği nedeniyle reddi gerektiğini belirterek istinaf yasa yoluna başvurmuştur.Dava, yaralamalı trafik kazası nedeniyle maddi tazminat istemine ilişkin olup istinaf açısından uyuşmazlık konusu HMK'nın 355. maddesine göre kamu düzeni ve istinaf nedenleri ile sınırlı olmak üzere İlk Derece Mahkemesince verilen kararın usul, yasa ve dosya içeriğine uygun olup olmadığıdır.Dosya kapsamından, 12/09/2015 günü saat 08.45 sıralarında sürücü ...'in sevk ve idaresindeki ... plakalı minibüs ile Salı Pazarı istikametinden ... caddesini takiben ... Caddesi istikametine doğru seyri sırasında olay mahalli kavşağa geldiğinde, seyir istikametine göre yolun sağındaki 1013 sokak istikametten gelerek kavşağa giriş yapan davacı sürücü ... idaresindeki plakasız motosiklet ile çarpışması ile meydana gelen trafik kazasında motosiklet sürücüsü olan davacı ...'ın yaralandığı ve davacının bu yaralanması nedeni maddi tazminat talep ettiği anlaşılmıştır. Kaza tespit tutanağında sürücü ...'in KTK 57/1c, sürücü ...'ın aynı Kanun'un 52/1a maddesini ihlal ettiklerinin belirtildiği görülmüştür. Mahkemece alınan bilirkişi raporunda ise sürücü ...'in tali, sürücü ...'ın ise asli kusurlu olduğu belirlenmiştir. Başka rapor bulunmadığı ve kaza tespit tutanağına göre bilirkişi raporundaki kusur belirlemesinin davalı lehine olduğu anlaşılmakla, davalı tarafından sigortalanan aracın sürücüsün kazanın oluş şekline ve çarpma noktasına göre kusursuz olamayacağından, sürücü ...'in kusursuz olduğuna ilişkin bilgi ve belge de sunulup bu husus ispat edilemediğinden kusura ilişkin istinaf talebi yerinde görülmemiştir. İlk Derece Mahkemesince hükme esas alınan ATK 2. İhtisas Kurulu maluliyet raporunun dosya kapsamı ve davacının kaza nedeniyle düzenlenen tüm tıbbi belgeleri de incelenerek, muayenesi yapılarak maluliyet oranının tespiti açısından kaza ile yaralanma arasındaki illiyet bağı da açıklanarak kaza tarihi itibari ile yürürlükte bulunan Yönetmelik hükümlerine uygun şekilde düzenlenmiş olmasına göre bu yöne değinen istinaf itirazı yerinde değildir. 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu'nun 97. maddesinde yapılan yasal değişiklikle birlikte, artık mahkemeye dava açılmadan önce ilgili sigorta kuruluşuna yazılı olarak başvuru yapılması zorunlu hale getirilmiştir. KTK'nın 97. maddesi ile getirilen bu başvuru koşulu HMK’nın “dava şartlarını” düzenleyen 114/2. maddesinde yer alan "Diğer kanunlarda yer alan dava şartlarına ilişkin hükümler saklıdır." hükmü kapsamında özel bir dava şartıdır.Somut uyuşmazlıkta davacı tarafça 08/05/2017 tarihli evrak kabul kaşesine göre yazılı olarak davalı sigorta şirketine müracaat edildiği anlaşıldığından, eksik olduğu belirtilen yönetmelikteki kriterleri sağlayan maluliyet oranını gösterir sağlık kurulu raporunun alınması için geçecek süre nazara alındığında KTK'nın 97. maddesinde öngörülen 15 günlük cevap süresinin makul olmayacak şekilde aşılması sonucu doğacağından başvurunun sonuçsuz kaldığının kabulü gerekir. Bu kapsamda başvuru koşulu yerine getirilmiş olduğundan davalı vekilinin istinaf başvurusu yerinde değildir. Yargıtay 4. Hukuk Dairesinin güncel kararları gereğince Yargıtay Daireleri arasında tazminat hesabında birliğin sağlanması açısından ve yine bu tablonun ülkemize özgü ve güncel verileri içerdiği göz önüne alınarak davacı için TRH 2010 Tablosu'na göre muhtemel bakiye ömür süresinin belirlenmesi, % 1,8 teknik faiz uygulanmadan ve işleyecek devre bakımından "progresif rant" formülü kullanılarak tazminat hesaplaması gerekmektedir (Yargıtay 4. Hukuk Dairesinin 21.06.2023, 2023/585 Esas ve 2023/8309 Karar, 24/05/2021 tarih, 2021/3033 Esas ve 2021/1560 Karar sayılı kararları). Mahkemenin hükme esas aldığı hesap raporunda da; TRH-2010 Yaşam Tablosu ve bilinmeyen dönem için her yıl %10 arttırım ve %10 iskonto yapılmasını öngören “progressif rant” tekniğine göre ve asgari ücret uygulanarak yapılan hesaplamayı içeren raporun hükme esas alınmasında isabetsizlik görülmemiştir. HMK'nun 357/1. maddesi uyarınca, Bölge Adliye Mahkemesince re'sen göz önünde tutulacaklar dışında, İlk Derece Mahkemesinde ileri sürülmeyen iddia ve savunmalar dinlenemez, yeni delillere dayanılamaz. Davalı vekili tarafından yargılama safahatı sürecinde aktüerya bilirkişi raporuna karşı itiraz dilekçesinde açıkça asgari ücret miktarı ile pasif dönem için AGİ’li AGİ’siz ayrımı olmaksızın hesaplaması yapılması gerektiğine ilişkin itiraz ve talepte bulunmamış ve bu suretle aktüerya raporundaki hesaplama bakımından davacı lehine usuli kazanılmış hak oluştuğu gibi HMK'nın 357/1. maddesi gereğince Bölge Adliye Mahkemesince re'sen göz önünde tutulacaklar dışında İlk Derece Mahkemesinde ileri sürülmeyen iddialar ve savunmalar dinlemeyeceğinden tazminat hesabına ilişkin istinaf itirazları yerinde görülmemiştir. Bu nedenlerle; davalı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b/1. maddesi uyarınca esastan reddine karar verilmiştir. KARAR: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere: 1-Davalı vekilinin yukarıda esas ve karar numarası yazılı İlk Derece Mahkemesi kararına karşı yapmış olduğu istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b/1. maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE,2-Harçlar Yasası'na göre alınması gereken 3.856,27 TL harçtan peşin alınan 964,07 TL harcın mahsubu ile bakiye 2.892,20 TL harcın davalıdan tahsili ile Hazineye irat kaydına,3-İstinaf yargılama giderlerinin istinaf eden üzerinde bırakılmasına,4-Duruşma yapılmadığından, vekalet ücreti hükmedilmesine yer olmadığına, 5-İstinaf aşaması için yatırılan gider avansından artan kısmın yatıran tarafa iadesine, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonunda, HMK'nın 361. maddesi uyarınca kararın tebliğ tarihinden itibaren iki hafta içerisinde Yargıtay ilgili hukuk dairesine hitaben verilecek temyiz dilekçesi ile temyiz yasa yolu açık olmak üzere oy birliği ile karar verildi.24/09/2025