Başvuru, 2005-2010 yıllarında yapılan yabancı dil sınavlarında alınan puanları şüpheli bulunarak sınav sonuçları geçersiz sayılan başvurucuların eğitim haklarının ihlal edildiği iddiasına ilişkindir.
Başvuru, 2005-2010 yıllarında yapılan yabancı dil sınavlarında alınan puanları şüpheli bulunarak sınav sonuçları geçersiz sayılan başvurucuların eğitim haklarının ihlal edildiği iddiasına ilişkindir. Başvurucular, 2005-2010 yıllarında yapılan bazı yabancı dil sınavlarına katılmış ve sınav puanlarını [bazı başvurucular için Üniversiteler Arası Kurul Yabancı Dil Sınavı (ÜDS), bazı başvurucular için ise Kamu Personeli Yabancı Dil Tespit Sınavı (KPDS)] kullanarak doktora programlarına ya da doçentliğe kabul edilmiş; bu kapsamda aldıkları eğitimleri tamamladıktan sonra doktor ya da doçent unvanına sahip olmuştur. Başvurucular, başvuruya konu olayların meydana geldiği tarihlerde farklı üniversitelerde öğretim üyesi olarak görev yapmaktadır. 2017 yılında Yükseköğretim Kurulu Başkanlığınca ve başvurucuların görev yaptıkları üniversite rektörlüklerince başvurucuların da aralarında bulunduğu bazı akademik personelin yabancı dil sınav sonuçlarında anormallikler saptandığından bahisle, konu hakkında inceleme yapılması talep edilmiş; bunun üzerine Ölçme Seçme Yerleştirme Merkezi (ÖSYM) tarafından inceleme başlatılmıştır. ÖSYM İhbar Değerlendirme Komisyonunca yapılan incelemelerde her bir başvurucu açısından aday değerlendirme raporu düzenlenmiştir. Bu raporlarda genel olarak başvurucuların önceki yıllarda aldıkları sınav puanları, şüpheli olduğu iddia edilen sınav puanı ile karşılaştırılmış, aradaki puan artışının hayatın olağan akışına uygun olmadığı değerlendirmesinde bulunulmuştur. Ayrıca başvuruculardan Yunus Yıldırım hakkında söz konusu değerlendirmeye ek olarak başvurucunun sınavda aldığı puanın hile ile alındığı yolunda H.S.G. adlı kişi tarafından ihbarda bulunulduğu ve başvurucu ile %98 oranında aynı cevap desenine sahip B.Ö. adlı başka bir adaya ulaşıldığı bilgilerine yer verilmiştir. Sonuç olarak söz konusu raporlarda, olağan dışı durum tespiti nedeniyle başvurucuların eş değer sınava çağrılmaları gerektiği yolunda kanaat belirtilmiştir. Bahsi geçen raporlardaki değerlendirmelerden hareketle ÖSYM Yönetim Kurulunca başvurucuların eş değer sınava çağrılmalarına karar verilmiştir. Söz konusu kararın ilgili kısmı şöyledir: “...İhbar Değerlendirme Komisyonunca hazırlanan komisyon raporu görüşülerek, İhbar Değerlendirme Komisyonu tarafından yapılan inceleme, araştırma ve analizler neticesinde Yönetim Kuruluna arz edilen ve ekte sunulan aday bazlı değerlendirme raporlarında olağandışı bulgu tespit edilen ve eşdeğer sınava çağrılması önerilen aşağıda bilgileri verilen 21 kişinin 6114 sayılı Kanun'un 9 maddesi (6) inci fıkrası hükümleri uyarınca eşdeğer sınava çağrılmasına, 2018 Nisan, Mayıs veya Haziran aylarında yapılacak herhangi bir e-YDS sınavına veya Nisan ayında yapılacak 2018 YDS İlkbahar Dönemi sınavına eşdeğer sınav hükmünde olmak üzere ücretsiz olarak sınava alınmalarına ve adayların 'YDS İlkbahar, Dönemi sınavını tercih etmeleri halinde tercih etmiş oldukları sınav merkezlerinde sınava girmelerine, bu işlemlerin Sınav Hizmetleri Daire Başkanlığınca diğer daire başkanlıkları ile koordineli olarak yapılmasına, Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı, Anayasal Düzene Karşı İşlenen Suçlar Soruşturma Bürosuna ve ilgili adaylara bilgi verilmesine oy birliği ile karar verilmiştir..." Başvurucular, ÖSYM Başkanlığı Sınav Hizmetleri Daire Başkanlığınca düzenlenen yazılarla eş değer sınava çağrılmıştır. Yazıların ilgili kısmı şöyledir:"...Sınava katılım sağlamadığınız takdirde, [17/2/2011 tarih ve] 6114 sayılı [Ölçme, Seçme Ve Yerleştirme Merkezi Hizmetleri Hakkında] Kanun'un maddesi fıkrasına göre olağan dışı olarak değerlendirilen sınavınız ve söz konusu sınav kapsamında elde ettiğiniz tüm haklar geçersiz sayılacaktır." Söz konusu çağrı yazılarının tebliğ edilmesi üzerine başvuruculardan Yunus Yıldırım, S.Y. ve Nurullah Kıratlı, eş değer sınava çağırma işlemlerinin iptali istemiyle dava açmıştır. Başvurucular dava dilekçelerinde özetle, şüpheli olduğu ileri sürülen sınava girmelerinin ardından çok uzun bir süre geçtiğini, bu kadar uzunca bir aradan sonra yabancı dil sınav bilgilerinin ölçülmesinin anlamlı olmayacağını, başvuruya konu sınavlarda herhangi bir usulsüzlük yapmadıklarını, ayrıca girdikleri sınavlarda olağan dışı bir durum olduğunun somut verilerle ortaya konulamadığını ifade etmiştir. ÖSYM söz konusu davalara verdiği cevap dilekçelerinde, başvurucular hakkında İhbar Değerlendirme Komisyonunca hazırlanan aday değerlendirme raporundaki tespitleri tekrar etmiştir.A. Başvurucu Yunus Yıldırım ile ilgili Süreç Başvurucu Yunus Yıldırım tarafından açılan davada idare mahkemesi, başvurucunun eş değer sınava çağrılmasına ilişkin işlemin iptaline karar vermiştir. Anılan kararın gerekçesi şöyledir:"...dava konusu işlemin herhangi bir somut bilgi ya da tespite dayanmadığı, ihbar niteliğindeki bir dilekçe üzerine aynı sınava giren ve 85 puan alan bir başka kişiden hareketle %98 oranında aynı cevap desenine sahip olduğundan bahisle sınavın geçersiz sayıldığı, davacının ilgili kişiyle yakın ya da yan yana oturduklarına dair bir video kaydı, bilgi veya belge de sunulamadığı dikkate alındığında, sadece varsayımdan hareketle dava konusu işlemin tesis edildiği anlaşıldığından, dava konusu işlemde hukuka uyarlık bulunmadığı sonucuna ulaşılmıştır..." Bahsi geçen kararının idare tarafından temyiz edilmesi üzerine Danıştay ilgili dairesi, anılan mahkeme kararını kaldırmış, davanın kesin olarak reddine karar vermiştir. Anılan kararın gerekçesi şöyledir:"...gerek davacı ve [B.Ö.]ün 2007 ÜDS Ekim Dönemi sınavına ilişkin vermiş oldukları yanıtlardan, doğru ve yanlış cevaplardaki birleşme oranının yüksekliği gerekse davacının daha önceden girmiş olduğu 2006 ÜDS Ekim ile 2007 ÜDS Mart Dönemine ilişkin sınavlardan aldığı 750 puan ile 2007 ÜDS Ekim Dönemi'nde almış olduğu 500 puan arasındaki %30 oranında puan artış farkının hayatın olağan akışına uygun düşmediği, davalı idare nezdinde de bu durumun davacının eşdeğer sınava çağırılabilmesi için olağandışı bulgu olarak değerlendirilebilmesine olanak sağlayacağı anlaşıldığından, bu doğrultuda 6114 sayılı Kanun'un 9/ maddesi uyarınca davalı idareye tanınan takdir yetkisinin somut olayda kamu yararına uygun kullanıldığı sonucuna ulaşılmaktadır.Buna göre, davacının eşdeğer sınava çağırılmasına ilişkin tesis edilen işlemde hukuka ve mevzuata aykırılık; varsayımdan hareketle dava konusu işlemin tesis edildiği yolunda karar veren İdare Mahkemesi kararında ise hukuki isabet görülmemiştir..." Başvurucu Yunus Yıldırım, söz konusu yargılama sürecini (eş değer sınava çağrılma) 2018/35325 numaralı bireysel başvuruya konu etmiştir. 2018/35325 numaralı başvurunun inceleme süreci devam ederken başvurucu ÖSYM tarafından çağrıldığı sınava girmemiş, bu sebeple şüpheli bulunan sınav sonucu geçersiz kabul edilmiştir. Bunun üzerine başvurucunun doçentlik unvanı geri alınmış ve eski kadrosuna (doktor öğretim üyesi) geri atanmıştır. Başvurucu, sınavın geçersiz sayılmasına ilişkin işleme karşı da dava açmış; idare mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir. Anılan kararın gerekçesi şöyledir:"Olayda; davacının eşdeğer sınava çağrılmasına ilişkin işlemin iptali istemiyle açmış olduğu davanın kesin olarak reddine ilişkin yargı kararının uygulanması amacıyla çağrıldığı eşdeğer sınavlara katılmadığı anlaşıldığından, 6114 sayılı Ölçme, Seçme ve Yerleştirme Merkezi Başkanlığının Teşkilat ve Görevleri Hakkında Kanunun "Sınav güvenliği" başlıklı maddesinin fıkrası hükmünde yer alan çağrıya rağmen eşdeğer sınava katılmayan adayın sınavının geçersiz sayılacağına ilişkin amir hüküm uyarınca davacının 2007 ÜDS Ekim Dönemi sonucunun geçersiz sayılmasına dair dava konusu işlemde hukuka aykırılık bulunmamaktadır..." Bahsi geçen karar başvurucu Yunus Yıldırım tarafından temyiz edilmiş, Danıştay ilgili dairesince onanarak kesinleşmiştir. Başvurucu, anılan yargılama sürecini (sınav sonucunun geçersiz sayılması), 2022/3244 numaralı bireysel başvuruya konu etmektedir.B. Başvurucu S.Y. ile ilgili Süreç Başvurucu S.Y. tarafından açılan davada idare mahkemesi, başvurucunun eş değer sınava çağrılmasına ilişkin işlemin iptaline karar vermiştir. Anılan kararın gerekçesi şöyledir:" ...bakılan uyuşmazlıkta 2005 yılı ÜDS Sonbahar Dönemi için davacının sınav sorularını önceden ele geçirdiği veyahutta kopya çektiği ya da sınavın tümü ile ilgili soruların önceden alındığı, toplu olarak kopya çekildiği vs. gibi herhangi bir durumun bu sınav bakımından mevcut olmamasına rağmen sadece davacının daha önceden girdiği sınavlarda aldığı notlar kıyaslanarak davaya konu işlemin tesis edildiği, bu şekilde yapılan bir değerlendirme sonucu 6114 sayılı Kanunun 9/ maddesinde tanınan yetkinin kullanılmasının hukuk devleti ve hukuki güvenlik ilkesini ihlal edeceği anlaşıldığından, uyuşmazlığa konu eşdeğer sınava çağırma işleminde hukuka uyarlık bulunmadığı sonucuna varılmıştır..." Bahsi geçen kararının idare tarafından temyiz edilmesi üzerine Danıştay ilgili dairesi, anılan mahkeme kararını kaldırmış, davanın kesin olarak reddine karar vermiştir. Anılan kararın gerekçesi şöyledir:"Davacının başarı düzeyi, sınavların genel ortalama puanlarıyla mukayese edildiğinde ise; davacının 24 puan aldığı ilk sınavda, genel ortalama puanının 57,59 puan olduğu; 70 puan aldığı ikinci sınavda ise, genel ortalama puanının 42,22 olduğu görülmektedir.Sınavlardaki genel ortalama puanları, gerek sınavların yurt çapında uygulanması, gerekse adayların genel başarı düzeylerini yansıtması açısından, katılım sağlanılan sınavlardaki kişisel başarı oranının değerlendirilmesinde önemli bir faktör olup; idareye yasayla getirilen takdir yetkisinin amacına uygun kullanılıp kullanılmadığının yargı mercilerince denetimi noktasında da idari işlemin dayandırıldığı maddi ve hukuki olayların işlemin tesis edilmesini gerektirecek düzeyde olup olmadığının araştırılması açısından da önemli bir kriterdir.Buna göre, 2005 yılı Sonbahar Dönemi ÜDS sınavına göre adayların nispeten daha yüksek genel ortalama puanına sahip bulundukları 2005 İlkbahar Dönemi KPDS sınavında, davacının genel ortalama puanının altında kaldığı; bunun yanı sıra adayların daha düşük genel ortalama puanına sahip bulundukları 2005 yılı İlkbahar Dönemi ÜDS sınavında ise, 7 aylık bir zaman diliminde davacının kişisel başarı oranını genel ortalama puanının oldukça üstüne taşıdığı anlaşılmaktadır.Bu durumda, davacının 2005 İlkbahar Dönemi KPDS sınavından bir dönem sonra katılım sağladığı 2005 Sonbahar ÜDS sınavında, sınavların genel ortalama puanları karşısında göstermiş olduğu başarı artışının, davalı idareye Yasayla verilen takdir yetkisi çerçevesinde olağan dışı bulgu olarak kabul edilebileceği açık olup; davalı idareye tanınan takdir yetkisinin kamu yararı ve hizmet gereklerine uygun olarak kullanıldığı sonucuna varılmaktadır..." Başvurucu S.Y., çağrıldığı eş değer sınava girip girmediğine dair sonrasında bir bilgi sunmamıştır. Başvurucu Nurullah Kıratlı ile ilgili Süreç Başvurucu Nurullah Kıratlı tarafından açılan davada ise idare mahkemesi, başvurucunun eş değer sınava çağrılmasına ilişkin işlemin iptali istemiyle açtığı davada davanın reddine karar vermiştir. Bahsi geçen kararın başvurucu tarafından temyiz edilmesi üzerine Danıştay ilgili dairesince anılan mahkeme kararı onanarak kesinleşmiştir. Başvurucu anılan yargılamayı, 2019/372 numaralı bireysel başvuruya konu etmiştir. Söz konusu başvurunun inceleme süreci devam ederken başvurucu ÖSYM tarafından çağrıldığı eş değer sınava girmiş ve sıfır (0) puan almıştır. Bunun üzerine başvurucunun şüpheli olduğu iddia edilen sınav sonucu geçersiz sayılmıştır. Başvurucunun söz konusu sınav sonucunu kullanarak aldığı doçentlik unvanı iptal edilmiş ve başvurucu eski kadrosuna (doktor öğretim üyesi) geri atanmıştır. Başvurucu, sınavın geçersiz sayılmasına ilişkin işleme karşı da dava açmış; idare mahkemesi davanın reddine karar vermiştir. Anılan kararın gerekçesi şöyledir:"...Uyuşmazlıkta, yukarıda yer alan yasal düzenleme gereği sınavlardan sonra incelenen sınav belgelerinde, elektronik kayıtlarda veya yapılan analizlerde olağan dışı bulgulara rastlanması halinde adayların Yönetim Kurulu kararıyla eşdeğer sınava çağrılabileceği, yukarıda açıklandığı üzere de davacının eşdeğer sınava çağrılmasına ilişkin işleme karşı açılan davanın reddedildiği ve bu kararın kesinleştiği, buna göre davacının eşdeğer sınava çağrılmasına ilişkin işlemde hukuka aykırılık bulunmadığı, yukarıda anılan mevzuat uyarınca gelinen aşama itibariyle davacının sınavının geçerli sayılıp sayılmayacağına eşdeğer sınav sonuçlarına bakılarak Yönetim Kurulu tarafından karar verileceği, davacının eşdeğer sınava girip 0 puan aldığı hususu göz önünde bulundurulduğunda, davalı idare tarafından olağan dışı bulgu olarak takdir edilen hususun eş değer düşük sınav sonucu ile desteklendiği dikkate alındığında, tesis edilen sınav sonucunun geçersiz sayılmasına ilişkin dava konusu işlemde hukuka ve mevzuata aykırılık bulunmamıştır..." Bahsi geçen karar başvurucu Nurullah Kıratlı tarafından temyiz edilmiş, Danıştay ilgili dairesince onanarak kesinleşmiştir. Başvurucu mevcut 2022/4414 numaralı bireysel başvuruda, sınav sonucunun geçersiz sayılmasına ilişkin yargılama sürecinin bireysel başvuruya konu etmektedir. Anayasa Mahkemesi, başvurucunun eş değer sınava çağrılmaya ilişkin yargılama sürecinin bireysel başvuruya konu ettiği Nurullah Kıratlı başvurusunda, başvurucunun eş değer sınava çağrılma gerekçesinin, daha önce girdiği sınavların ortalamasının düşük olması ve son iki sınavı arasındaki puan farkı olduğunu, bu tespitler dışında başkaca bir tespit olmadığını, ayrıca bu tespitlerin kanun tarafından aranan olağan dışı bulgu kriterini karşılamaya yeterli olup olmadığının da mahkemelerce tartışılmadığını belirtmiştir. Dolayısıyla başvurucunun eş değer sınava çağrılması sureti ile eğitim hakkına yapılan müdahalenin, idarece ve yargılama makamlarınca, zorunlu bir toplumsal ihtiyaca karşılık geldiğinin ortaya konulamadığı sonucuna ulaşılmış ve başvurucunun eğitim hakkının ihlal edildiğine karar verilmiştir (ayrıntılı değerlendirmeler için bkz. Nurullah Kıratlı, B. No: 2019/372, 3/5/2023, §§ 31-36). Başvurucular Deniz Köktan ve Pelin Avşar Karabaş ile İlgili Süreçler Başvuruculardan Deniz Köktan ve Pelin Avşar Karabaş, eş değer sınava çağrılma işlemlerine karşı dava açıp açmadıklarına dair bilgi sunmamıştır. Adı geçen başvurucular çağrıldıkları sınavlara girmiş, bu sınavlardan düşük puan almaları üzerine başvurucuların şüpheli bulunan sınavları geçersiz sayılmıştır. Sınavlarının geçersiz sayılmasına ilişkin işlemlere karşı dava açmışlardır. Başvurucu Deniz Köktan tarafından açılan davada idare mahkemesi, başvurucunun sınav sonucunun geçersiz sayılmasına ilişkin işlemin iptaline karar vermiştir. Anılan kararın gerekçesi şöyledir;"Dosya kapsamında sunulan deliller ve taraf iddialarının değerlendirilmesi sonucunda, davacının ÜDS sınavına yüksek lisans ve doktora programlarına katılabilmesi için getirilmiş bir ön şart olduğu için girdiği, yabancı dilin davacının asıl uzmanlık alanı ile ilgili olmadığı, dolayısıyla sınava girdikten sonra bir daha yabancı dille ilgili bir çalışma yapmaya devam etmemesi ve aradan 8 yıl gibi bir süre geçtikten sonra hazırlık yapmadan girdiği eşdeğer sınavda puanının düşmesinin hayatın olağan akışına aykırı olmadığı, kendi uzmanlık alanında yapılmış bir sınav olsaydı aşırı puan düşüklüğünün aleyhe yorumlanmasının makul kabul edilmesi gerektiği, diğer yandan, Mahkememizin 2021 tarihli ara kararı ile davalı idareden dava konusu işlem sebebiyle davacı hakkında yürütülen bir ceza soruşturması yahut ceza kovuşturmasının bulunup bulunmadığının sorulduğu, davalı idare tarafından verilen cevapta, davacı hakkında başlatılan yahut devam eden herhangi bir soruşturma ya da kovuşturmanın bulunmadığının bildirildiği, buradan hareketle, davalı idarenin davacının ani not yükselişini şüpheli değerlendirerek eşdeğer sınav yapma hususunda takdir yetkisi olduğu kabul edilse bile, söz konusu ani not yükselişinin kopya, başka birini kendi yerine sınava sokma vb. hileli davranışlar eseri olup olmadığını araştırma yükümlülüğünün de davalı idarede olduğu, ancak davalı idare tarafından bu yönde bir girişimde bulunulmadığı, bunun yerine davacının kendi uzmanlık alanı olmayan bir alanda, 8 yıl gibi uzun bir süreden sonra yeniden girdiği sınavdan düşük puan almasının hayatın olağan akışına aykırı olduğu gerekçesiyle, doktorasını tamamlayan ve uzun yıllardır öğretim görevlisi olarak görev yapan davacının 2010 yılında girdiği ÜDS sınavının geçersiz sayılmasına ilişkin dava konusu işlemde hukuka uyarlık görülmemiştir..." Bahsi geçen kararın idare tarafından temyiz edilmesi üzerine Danıştay ilgili dairesi, anılan mahkeme kararını kaldırmış, davanın kesin olarak reddine karar vermiştir. Anılan kararın gerekçesi şöyledir:"...Bu durumda, eşdeğer sınavdan 20,00 puan alan davacının, olağan dışı bulunan sınav sonucu dışında diğer sınav sonuçlarının ortalamasının da altında bir puan aldığı anlaşılmakta olup 6114 sayılı Kanunun 9/ maddesinde belirtilen olağandışılık bulgusunu ortadan kaldırmaya yeter bir puan alamadığı görüldüğünden, dava konusu işlemde hukuka, kamu yararı ve hizmet gereklerine aykırılık görülmemiştir..." Başvurucu Pelin Avşar Karabaş tarafından sınav sonucunun geçersiz sayılmasına ilişkin işlemin iptali talebiyle açılan davada ise idare mahkemesi, davanın reddine karar vermiştir. Anılan kararın gerekçesi şöyledir:"...bu kapsamda eş değer sınava katılan davacının eş değer sınav sonucu ile daha önce girmiş olduğu ve şüpheli bulunan sınav sonuçları arasında büyük fark olduğu, davacının sınavları arasında bu kadar fark olmasının hayatın doğal akışına uygun olmadığından bahisle, davacının 2006 ÜDS Mart Dönemi sınav sonucunun geçersiz sayılmasına ilişkin olarak tesis edilen Ölçme Seçme ve Yerleştirme Merkezi Yönetim Kurulu'nun 2021 tarih ve 2021/15 sayılı işleminin; Kanuni düzenleme ile getirilen takdir yetkisi çerçevesinde; idareye tanınan takdir yetkisinin kullanımı açısından kamu yararı ve hizmet gereklerine uygun olduğu anlaşıldığından, dava konusu işlemde hukuka aykırılık bulunmamaktadır..." Bahsi geçen karar, başvurucu Pelin Avşar Karabaş tarafından temyiz edilmiş, Danıştay ilgili dairesince onanarak kesinleşmiştir. Söz konusu sınavının geçersiz sayılması nedeniyle başvurucunun, doktor, doçent ve profesör unvanları geri alınmıştır. Başvurucu ayrıca unvanlarının geri alınması nedeniyle kamu görevinden çıkarıldığını belirtmiştir. Başvuruculardan Deniz Köktan 2022/34206 numaralı bireysel başvuruda, Pelin Avşar Karabaş ise 2022/67476 numaralı bireysel başvuruda sınav sonuçlarının geçersiz sayılmasına ilişkin yargılama süreçlerini bireysel başvuruya konu etmektedir. Başvurular, süresi içinde yapılmıştır. Aralarında konu yönünden irtibat bulunan 2022/4414, 2022/34206, 2022/67476 ve 2020/17701 numaralı başvurular ile arasında hem konu hem de kişi yönünden irtibat bulunan 2022/3244 numaralı bireysel başvurunun 2018/35325 numaralı başvuru ile birleştirilmesine ve başvurunun kabul edilebilirlik ve esas incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına karar verilmiştir.