8. Hukuk Dairesi 2013/1264 E. , 2013/11685 K. MAHKEMESİ :Asliye Hukuk (Aile) Mahkemesi DAVA TÜRÜ : Mal rejiminin tasfiyesi ... ile ... aralarındaki mal rejiminin tasfiyesi davasının kabulüne dair ... 2. Asliye Hukuk (Aile) Mahkemesi'nden verilen 11.10.2012 gün ve 803/499 sayılı hükmün Yargıtay'ca incelenmesi davalı vekili tarafından süresinde istenilmiş olmakla; dosya incelendi, gereği düşünüldü: KARAR Davacı, evlilik birliği içerisinde edinilen ve bedelinin 5/6'sı tarafınca …
**8. Hukuk Dairesi 2013/1264 E. , 2013/11685 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ :Asliye Hukuk (Aile) Mahkemesi DAVA TÜRÜ : Mal rejiminin tasfiyesi ... ile ... aralarındaki mal rejiminin tasfiyesi davasının kabulüne dair ... 2. Asliye Hukuk (Aile) Mahkemesi'nden verilen 11.10.2012 gün ve 803/499 sayılı hükmün Yargıtay'ca incelenmesi davalı vekili tarafından süresinde istenilmiş olmakla; dosya incelendi, gereği düşünüldü: KARAR Davacı, evlilik birliği içerisinde edinilen ve bedelinin 5/6'sı tarafınca karşılanan dava konusu 4 ada 19 parsel sayılı taşınmaz üzerindeki evin, davalı tarafından evlilik birliği devam ederken muvazaalı olarak dava dışı ... tapuda satış gösterilerek devredildiğini; mal rejiminin tasfiyesi alacağı isteğini de kapsayacak şekilde açtığı ... Asliye Hukuk (Aile Mahkemesi sıfatıyla) Mahkemesi'nin 2009/412 Esas ve 2010/453 Karar sayılı dosyasında, fazlaya ilişkin hakları saklı tutularak 7.000,00 TL alacağa hükmedildiğini ve kararın kesinleştiğini, bu dosyada bilirkişi tarafından mal rejiminin tasfiyesi kapsamında 37.116,65 TL alacak hakkı olduğunun tespit edildiği, bu miktardan hükmedilen 7.000,00 TL'lik kısmın mahsup edilerek kalan 30.116,65 TL'nin davalıdan alınarak davacıya verilmesini istemiştir. Davalı vekili, davanın reddini savunmuştur. Mahkemece, taraflar arasında Mahkeme'nin 2009/412 Esas ve 2010/453 Karar sayılı dosyasında görülen ve kesinleşen katkı payı alacağına ilişkin davada hükme esas alınan 10.06.2010 tarihli bilirkişi raporuna göre, davacının dava konusu taşınmazdaki katkı payı alacağının 37.116,65 TL olarak tespit edildiği, anılan dosyada bu alacağın 7.000 TL'lik kısmına hükmedildiği, bakiye 30.116,65 TL alacağın kaldığı gerekçesiyle davanın kabulüne, 30.116,65 TL alacağın davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar verilmiştir. Hüküm, davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir. Toplanan deliller ve tüm dosya kapsamından; Mahkemece yazılı gerekçe ile davanın kabulüne karar verilmiş ise de; Mahkeme'nin bu görüşüne katılma olanağı bulunmamaktadır. Öncelikle, taraflar arasında katkı payı alacağı isteğine ilişkin görülen aynı Mahkeme'nin 2009/412 Esas ve 2010/453 Karar sayılı dosyasında; 24.11.2009 ve 10.06.2010 tarihli bilirkişi raporlarının hükme esas alınarak ve fazlaya ilişkin hakları saklı tutulmak suretiyle 7.000,00 TL alacağa hükmedilmesine ilişkin kararın, Daire'nin 2011/8029 Esas ve 2012/990 Karar sayılı ilamıyla kanun yolu denetiminden geçip kesinleşmesinin, eldeki davaya etkisinin değerlendirilmesi gerekmektedir. Davacı tarafından, Mahkeme'nin 2009/412 Esas ve 2010/453 Karar sayılı dosyadasında açılan dava, kısmi dava niteliğindedir. Kısmi davanın; kabul, ret veya kısmen kabul kısmen ret durumlarına göre, ek davada kesin hüküm teşkil edip etmeyeceği konusu değişkenlik gösterir. Eldeki uyuşmazlıkta, kısmi davanın kabulüne karar verilmiştir. Bu kapsamda, kısmi davada sadece dava konusu edilen (istek) miktar yönünden hüküm kurulduğuna ve davada uyuşmazlık konusu yapılmamış bir miktar hakkında karar verilemeyeceğine göre, kısmi davada verilen hükmün ek davadaki istek bakımından kesin hüküm teşkil etmeyeceğinin kabulü gerekir (kısmi davadaki saptama ve delillerin, ek davada kesin delil-kuvvetli delil oluşturması veya bağlayıcılığı gibi hususlar farklı olup, bu açıklamalar sadece kısmi davada belirlenen alacak miktarı toplamı bakımından, ek davada kesin hükmün varlığının kabul edilip edilmeyeceğine ilişkindir). Öte yandan, kısmi davada, alınan bilirkişi raporu ek davada Mahkemeyi kesin olarak bağlamaz. Şöyle ki, bilirkişi raporu takdiri delil niteliğinde bulunduğu gibi, kısmi davada alacağın bir kısmı dava konusu yapıldığı için, bilirkişi rapor veya raporları dava konusu edilen miktarı haklı gösteriyorsa, dava konusu yapılmayan kısma yönelik saptamaların (hiç saptama yapılmama ihtimali de bulunmaktadır) hukuka uygunluğu denetlenmeden (bu kapsamda tarafların bilirkişi rapor/raporlarına yönelik itirazları incelenmeden vs) hüküm kurulabilir. Kaldı ki; az yukarıda belirtildiği üzere, Mahkemenin gördüğü davada, dava konusu yapılmayan kısım ve konu hakkında bağlayıcı hüküm kurması da mümkün değildir. Ancak, şunu da belirtmek gerekir ki, Mahkemece, kısmi davada alınan bilirkişi rapor/raporlarının hukuka uygunluğu denetlenerek, yeterli görülmesi halinde, ek davada hüküm vermeye yeterli delil olarak kabul edilerek hükme esas alınması yönünde bir yasal engel de bulunmamaktadır. Burada, usul hukuku bakımından Mahkemece, kısmi davada alınan bilirkişi raporunun, ek davada takdiri delil olarak hükme esas alındığının kabulü gerekir. Tüm bu açıklamalar kapsamında eldeki uyuşmazlığa gelince; taraflar 25.03.1987 tarihinde evlenmiş, 04.02(03).2003 tarihinde açılan boşanma davasının kabulüne ilişkin hükmün 23.06.2004 tarihinde kesinleşmesiyle evlilik birliği son bulmuştur (TMK'nun 225/2 m). MK'nun 179. maddesine göre mal rejiminin tasfiyesinde eşlerin bağlı olduğu rejime ilişkin hükümler uygulanır. Taraflar arasında sözleşmeyle başka bir mal rejimi seçildiği ileri sürülmediğine göre, evlenme tarihinden 4721 sayılı TMK'nun yürürlüğe girdiği 01.01.2002 tarihine kadar mal ayrılığı, (MK'nun 170.m.) bu tarihten mal rejiminin sona erdiği boşanma davasının açıldığı tarihe kadar TMK'nun 202. ve devamı maddelerine göre yasal edinilmiş mallara katılma rejimine tabidirler (4722 s.yür.k.m.10). Eşler arasındaki mal rejimi TMK'nun 225/2. maddesine göre boşanma davasının açıldığı tarih itibariyle sona ermiştir. Dava konusu 4 ada 19 parsel 743 sayılı TKM'nin 170. maddesine göre eşler arasında mal ayrılığı rejiminin geçerli olduğu dönemde 01.09.1992 tarihinde tapu memuru huzurunda yapılan resmi satışla davalı ... tarafından edinilmiştir. Sonrasında 05.11.1998 tarihinde tapuda yapılan resmi satış ile dava dışı ... ... adına tapuya tescil edilmiştir. Eldeki davada; davacı yan Mahkeme'nin 2009/412 Esas ve 2010/453 Karar sayılı dosyasını (kısmi dava) delil olarak bildirmiş, 11.10.2012 tarihli yargılama oturumunda anılan dosyadaki bilirkişi raporunda belirlenen miktara göre hüküm kurulmasını istemiştir. Aynı tarihli yargılama oturumunda, davalı vekili anılan dosyadaki hesap bilirkişinin (Av....nun) raporuna karşı itirazlarda bulunarak, davanın reddini savunmuştur. Yine eldeki davada, kısmi davada inşaat bilirkişisi tarafından düzenlenen 03.06.2009 ve 03.02.2010 tarihli raporlarda dava konusu taşınmaza ilişkin yapılan değer tespitlerine karşı her iki taraftan da itiraz gelmemiştir. Davacı tarafından dava konusu taşınmazın devrine ilişkin muvazaa iddiasıyla açılan o yer Asliye Hukuk Mahkemesi'nin 2000/223 Esas ve 2001/796 Karar sayılı dosyasında tapu kayıt maliki bakımından açılan davanın ispat edilemediği, eldeki davanın davalısı bakımından açılan davanın ise pasif taraf sıfatı yokluğundan reddine karar verilmiş, hüküm Yargıtay 14. Hukuk Dairesi'nin 2002/4577-6216 Esas ve Karar sayılı ilamı ile kanun yolu denetiminden geçerek kesinleşmiştir. Aynı gerekçeyle sonraki açmış olduğu davaların da kesin hüküm nedeniyle reddine karar verilmiştir. Tüm dosya kapsamı itibariyle, dava konusu taşınmazın 743 sayılı TKM'nin 170. maddesine göre eşler arasında mal ayrılığı rejiminin geçerli olduğu dönemde 01.09.1992 tarihinde edinildiği, öncelikle taşınmazın alındığı tarihteki mevcut hali bakımından uyuşmazlığın Borçlar Kanunu'nun genel hükümlerine göre çözüme kavuşturulması gerektiği, davalı tarafından 05.11.1998 tarihinde dava dışı ... ...'a satıldığı, kısmi davada inşaat bilirkişisi tarafından düzenlenen 03.06.2009 ve 03.02.2010 tarihli raporlarda dava konusu taşınmazın satış tarihi (05.11.1998) itibariyle 8.054,00 TL olduğunun belirlendiği, bu belirlenmeye karşı eldeki davada taraflarca itiraz edilmediği, davacı tarafından uyuşmazlık konusu taşınmazın edinilmesindeki katkı oranının 5/6 pay olduğu açıklandığı (kendisini bu oran ile bağladığı), davacının açıkladığı oranda katkısı olduğunun kabulü halinde dahi en fazla 6.711,66 TL katkı payı alacağı bulunacağı, Mahkeme'nin 2009/412 Esas ve 2010/453 Karar sayılı kısmi davada hükmettiği 7.000,00 TL katkı payı alacağının bu miktarı aştığı (bu hükme karşı davalı eşin yönelttiği temyiz isteğinin temyiz süresi geçirildiği için reddine karar verildiği), yukarıda açıklanan nedenlerle somut uyuşmazlık bakımından kısmi davada hükme esas alınan bilirkişi raporunda belirlenen katkı payı alacağı miktarının kesin hüküm-delil teşkil etmeyeceği, Daire'nin 21.02.2012 tarih ve 2011/8029 Esas, 2012/990 Karar sayılı ilamındaki temyiz incelemesinin sadece Mahkemece hükmedilen alacak miktarı bakımından yapıldığı, netice olarak davacı yanın dava konusu taşınmaz bakımından kendini bağlayan beyanına göre dahi başkaca katkı payı alacağının bulunmadığı anlaşıldığına göre; davanın reddine karar verilmesi gerekirken, maddi olgu ve delillerin takdirinde hataya düşülerek yazılı gerekçe ile davanın kabulüne karar verilmesi isabetsiz olmuştur. Yukarıda açıklanan nedenlerle davalı vekilinin temyiz itirazları yerinde görüldüğünden kabulüyle, Yerel Mahkeme hükmünün 6100 sayılı HMK'nun Geçici 3. maddesi yollaması ile halen yürürlükte bulunan 1086 sayılı HUMK'nun 428. maddesi uyarınca BOZULMASINA, taraflarca HUMK'nun 388/4. (HMK m.297/ç) ve HUMK'nun 440/I maddeleri gereğince Yargıtay Daire ilamının tebliğinden itibaren ilama karşı 15 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine ve 21,15 TL peşin harcın istek halinde temyiz eden davalıya iadesine 12.09.2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.