2. Hukuk Dairesi 2025/4502 E. , 2025/11151 K. "" MAHKEMESİ : Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 2. Hukuk Dairesi SAYISI : 2023/3190 E., 2025/554 K. DAVA TÜRÜ : Karşılıklı Boşanma İLK DERECE MAHKEMESİ : Antalya 11. Aile Mahkemesi SAYISI : 2022/133 E., 2023/716 K. Taraflar arasındaki karşılıklı boşanma davasının yapılan muhakemesi sonunda Bölge Adliye Mahkemesi Hukuk Dairesince verilen yukarıda tarihi ve numarası gösterilen hüküm davacı-karşı davalı erkek vekili tarafından kusur be…
2. Hukuk Dairesi 2025/4502 E. , 2025/11151 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ : Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 2. Hukuk Dairesi SAYISI : 2023/3190 E., 2025/554 K. DAVA TÜRÜ : Karşılıklı Boşanma İLK DERECE MAHKEMESİ : Antalya 11. Aile Mahkemesi SAYISI : 2022/133 E., 2023/716 K. Taraflar arasındaki karşılıklı boşanma davasının yapılan muhakemesi sonunda Bölge Adliye Mahkemesi Hukuk Dairesince verilen yukarıda tarihi ve numarası gösterilen hüküm davacı-karşı davalı erkek vekili tarafından kusur belirlemesi, karşı davanın kabulü, kadın lehine hükmedilen maddî ve manevî tazminat ile nafaka miktarları yönünden temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda; 2797 sayılı Yargıtay Kanunu’nun 40 ıncı ve Yargıtay İç Yönetmeliği’nin 18 inci maddeleri uyarınca yapılan ön incelemede; Bölge Adliye Mahkemesi kararının davacı-karşı davalı erkek vekili tarafından adli yardım talepli olarak temyiz edildiği, bu sebeple de temyiz dilekçesi verilirken gerekli harç ve giderlerin yatırılmadığı belirlenmiştir. Adli yardım, temyiz yoluna başvuru sırasında talep edilmekle; 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 336 ncı maddesinin üçüncü fıkrası uyarınca, adli yardım talebini inceleme görevi Yargıtaya aittir. Adli yardım, 6100 sayılı Kanun’un 334 ve devamı maddelerinde düzenlenmiştir. Anılan maddelere göre gerçek kişiler ile kamuya yararlı dernek ve vakıfların yararlanabileceği adli yardımın şartları, ödeme gücünden yoksun olma ve talebin açıkça dayanaktan yoksun olmamasıdır. Adli yardım talebinde bulunan gerçek kişi veya tüzel kişinin yargılama giderlerini karşılayabilecek durumda olmadığını gösteren mali durumuna ilişkin belgeleri de mahkemeye ibraz etmesi gerekir. Adli yardım talebinde bulunanın ödeme gücünden yoksun olup olmadığı, bu belgeler incelenerek belirlenecektir. Bu açıklamalar ışığında adli yardım talebinde bulunan tarafın, kendisi ve ailesinin geçimini önemli ölçüde zor duruma düşürmeksizin gereken temyiz yoluna başvuru giderlerini kısmen veya tamamen ödeme gücünden yoksun olduğu anlaşıldığından, adli yardım talebinin kabulüne karar vermek gerekmiştir. Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı-karşı davalı erkek vekili tarafından kusur belirlemesi, karşı davanın kabulü, kadın lehine hükmedilen maddi ve manevi tazminat ile nafakalar yönünden temyiz edilmekle; temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: 1.Tarafların iddia, savunma ve dayandıkları belgelere, uyuşmazlığın hukuki nitelendirilmesi ile uygulanması gereken hukuk kurallarına, dava şartlarına, yargılamaya hâkim olan ilkelere, ispat kurallarına ve temyiz olunan kararda belirtilen gerekçelere göre davacı- karşı davalı erkek vekilinin aşağıdaki paragrafların kapsamı dışındaki temyiz itirazları yerinde görülmemiştir. 2.Somut uyuşmazlıkta, İlk Derece Mahkemesince boşanmaya sebep olan olaylarda eşi ile iletişim kurmayan, babasının kadının babasını arayarak "...'in düğüne gelemeyeceği, eve de iki gün gelmeyeceği, ...'in kafasını dinleyeceği, isterse kendisinin eve gelebileceği" şeklindeki eylemli ayrılığa neden olacak söylemlerde bulunmasına engel olmayan ve sürekli kendi ailesini ziyarete giderek eşi gitmek istemediği zamanlarda eşini bırakıp tek başına ziyaretler gerçekleştiren erkeğin ağır kusurlu; sosyal bir ortamda bulunurken sürekli cep telefonu ile vakit geçiren kadının hafif kusurlu olduğuna hükmedilmiştir. Kararın taraf vekilleri tarafından istinaf edilmesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesince kusur belirlemesi hatalı bulunarak babasının kadının babasını arayarak "... düğüne gelemeyecek, benim evimde iki gün kafasını dinleyecek, isterse kızın kendisi eve gitsin" şeklindeki söylemleri karşısında sessiz kalan ve eşi ile iletişim kurmayıp sosyal medyada yeni bir ilişkiye başladığı yönünde güncelleme yapan erkeğin; üçüncü kişilerin yanında eşine hakaret içeren sözler söyleyen kadına nazaran daha ağır kusurlu olduğu kabul edilerek yoksulluk nafakası ve tazminat miktarları yönünden istinaf başvurularının kabulü ile yeniden esas hakkında hüküm kurulmasına karar verilmiş, bu karara karşı erkek vekilince temyiz talebinde bulunulmuştur. Bölge Adliye Mahkemesince kadına yüklenen kusurlu davranışlar kadın tarafından temyize başvurulmamak suretiyle kesinleşmiştir. Her ne kadar Bölge Adliye Mahkemesince, kadına yüklenen sosyal bir ortamda bulunurken sürekli cep telefonu ile vakit geçirme kusuru çıkarılarak kadın eşe bu eylem kusur olarak yüklenmemiş ve erkeğin ağır, kadının az kusurlu olduğundan bahisle karar verilmiş ise de; dosyada tanık olarak dinlenilen davacı-karşı davalı erkek tanıkları ... ve ...'ın beyanlarında sosyal bir ortamda bulunurken sürekli cep telefonu ile vakit geçirme kusurunun da kadına yüklenmesi gerektiği ve Bölge Adliye Mahkemesince kadına yüklenilen üçüncü kişilerin yanında eşine hakaret içeren eylemlerinin de davacı-karşı davalı erkek tanıklarının beyanlarından süreklilik arz ettiği anlaşılmakla; yapılan yargılama ve toplanan delillere göre, babasının kadının babasını arayarak "... düğüne gelemeyecek, benim evimde iki gün kafasını dinleyecek, isterse kızın kendisi eve gitsin" şeklindeki söylemleri karşısında sessiz kalan ve eşi ile iletişim kurmayıp sosyal medyada yeni bir ilişkiye başladığı yönünde güncelleme yapan erkek ile süreklilik arz edecek şekilde üçüncü kişilerin yanında eşine hakaret içeren sözler söyleyen ve sosyal bir ortamda bulunurken sürekli cep telefonu ile vakit geçiren kadının eşit kusurlu olduğunun kabulü gerekir. Bu husus gözetilmeden yanılgılı değerlendirme sonucu boşanmaya sebebiyet veren olaylarda davacı- karşı davalı erkeğin ağır, davalı- karşı davacı kadının az kusurlu olduğunun kabulü doğru görülmemiş, bozmayı gerektirmiştir. 3.Yukarıda ikinci paragrafta açıklandığı üzere, tarafların boşanmaya sebebiyet veren olaylarda eşit derecede kusurlu oldukları anlaşılmaktadır. Boşanma sonucu maddî ve manevî tazminata hükmedilebilmesi için tazminat yükümlüsünün kusurlu, tazminat talep eden eşin ise kusursuz veya diğerine göre daha az kusurlu olması gerekir. Eşit kusurlu eş yararına tazminata hükmedilemez. Hal böyle iken Bölge Adliye Mahkemesince hatalı değerlendirme ile erkeğin kadına nazaran ağır kusurlu olduğunun kabulü ve bu hatalı kusur belirlemesine göre kadın yararına maddî ve manevî tazminata hükmedilmesi isabetsiz olmuş ve bozmayı gerektirmiştir. KARAR Açıklanan sebeplerle; 1.Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının kusur belirlemesi, kadın lehine hükmedilen maddi ve manevi tazminatlar yönünden BOZULMASINA, 2.Davacı- karşı davalı erkeğin sair temyiz itirazlarının reddi ile Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozma kapsamı dışında kalan temyize konu diğer bölümlerinin 6100 sayılı Kanun'un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA, Dosyanın Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 15.12.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.