(Kapatılan) 13. Hukuk Dairesi 2010/15896 E. , 2010/18172 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi (Tüketici Mahkemesi Sıfatıyla) Taraflar arasındaki tazminat davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın reddine yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davacı avukatınca temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi gereği konuşulup düşünüldü. KARAR Davacı, dava dışı ...’nın, davalı ile imzalamış olduğu 9.5.2006 tarihli sözleşmeden kaynaklanan tüm hak ve
**(Kapatılan) 13. Hukuk Dairesi 2010/15896 E. , 2010/18172 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi (Tüketici Mahkemesi Sıfatıyla) Taraflar arasındaki tazminat davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın reddine yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davacı avukatınca temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi gereği konuşulup düşünüldü. KARAR Davacı, dava dışı ...’nın, davalı ile imzalamış olduğu 9.5.2006 tarihli sözleşmeden kaynaklanan tüm hak ve alacaklarını kendisine temlik ettiğini, temlik konusu olan ......2. Etap Toplu Konut projesi kapsamındaki gayrimenkul satış sözleşmesinin 3. Maddesine göre, gayrimenkulün teslim süresi 16 ay olup, davalı idarenin konutu, 9.9.2007 tarihinde teslim etmesi gerekirken, bu tarihten 1 yıl, 4 ay, 7 gün sonra olmak üzere, 16.1.2009 tarihinde teslim ettiğini, dolayısıyla davalıdan kira kaybına ilişkin tazminat alacağı bulunduğunu belirterek, fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla, 4.000,00 TL miktarındaki kira kaybına dayanan maddi tazminatın dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte tahsiline karar verilmesini istemiştir. Davalı, kira kaybı talep edilen gayrimenkul satış sözleşmesinin, 16.6.2010 tarihli devir protokolü ile dava dışı ... tarafından davacıya devredildiğini, sözleşme konusu taşınmazın ise, daha önceden 17.6.2008 tarihinde dava dışı ...’ya devredilmiş olduğunu, davacının, davada taraf sıfatının bulunmadığı gibi, kira kaybına ilişkin herhangi bir zararının da bulunmadığını savunarak, davanın reddini dilemiştir. Mahkemece, 9.5.2006 tarihinde dava dışı ... tarafından davalıdan satın alınan gayrimenkule, davacının devir tarihi olan 16/06/2010 tarihinden itibaren malik olduğu, gayrimenkulün teslim tarihinin 9.9.2007 olmasına rağmen, 17.6.2008 tarihinde teslim edildiği, ne var ki bu tarihe kadar gayrimenkulün malikinin dava dışı ... 2010/15896-18172 Olması nedeniyle, geç tesliminden kaynaklanan kira kaybı tazminatını talep etme hakkının da dava dışı ...'ya ait olduğu, oysa ki adı geçen tarafından bu konuda bir dava açılmadığı, davacının ise, devir protokolünden önceki döneme ait, geç teslim nedeniyle oluştuğu iddia edilen kira kaybı tazminatı yönünden, önceki malik ...'ya halef olamayacağı, dolayısıyla davacının bu davayı açmakta hak ve menfaati bulunmadığı belirtilerek, davanın aktif husumet nedeniyle reddine karar verilmiş, hüküm davacı tarafından temyiz edilmiştir. Dava, alacağın temliki sözleşmesinden kaynaklanan tazminat istemine ilişkindir. Genel olarak borç ilişkisi kimler arasında meydana gelmişse, alacaklılık ve borçluluk sıfatları da bu kişilere ait olup, bunun doğal sonucu olarak, borçlu kime karşı ifa yükümü altına girmişse, alacak hakkı da o kişiye aittir. Bununla beraber, alacaklının alacağının üçüncü bir kişiye devretmesi mümkün olup, alacağın temliki, alacağı devreden alacaklı ile devralan kişi (yeni alacaklı) arasında yapılacak yazılı bir sözleşme ile meydana gelir. Alacağın temlikinde alacaklı, halen sahip olduğu bir hakkını devredebileceği gibi, henüz mevcut olmayan, müstakbel bir alacağını da devredebilir. Temlik edenin, temlik anında sahip olduğu bir hakkını devrettiği durumlarda, yapılan bu tasarruf işlemi ile alacaklı, malvarlığının aktifindeki mevcut haklarda, başkası lehine bir azalmayı kabul etmektedir. Böylece, temlik akdi yapılır yapılmaz alacak, alacağa bağlı olan bütün imtiyazlar ve fer’i haklarla bereber devralana geçmektedir. (Borçlar Kanununun 168. maddesi) Bu nedenle gerek işleyip de eski alacaklı tarafından tahsil edilmemiş, gerekse işlemekte olan tüm fer’i hak ve alacaklar yeni alacaklıya ait olmaktadır. Nitekim, temlik eden kişinin, temlikle birlikte borçlu ile hukuki ilişkisi kesildiğinden, alacağın tahsilinin dava ve talep hakkının da, onun maliki durumuna geçmiş olan, temellük edene geçmesi, alacağın temlikinin doğal bir sonucudur. Kural olarak alacağın temlikinde borçlunun hukuki durumunda herhangi bir değişiklik olmamakta, sadece muhatap olacağı kişi (alacaklı) değişmektedir. Borçlar Kanununun 167/1. maddesinde de, borçlunun temlik edene karşı haiz olduğu def’ileri, temellük edene karşı da ileri sürebileceği belirtilmekle alacağın, temlik sırasındaki durumu ile yeni alacaklıya geçeceği ifade edilmektedir. Bu açıklamalardan sonra dava konusu olaya bakılacak olursa; Davacı ile dava dışı ... arasında imzalanmış olan, davalının vekili olarak hareket eden dava dışı ... Bankasının da onay verdiği 16.6.2010 tarihli “Devir 2010/15896-18172 Protokolü” başlıklı sözleşmenin ilk pragrafında, “...TOKİ idaresiyle akdeylediği 9.5.2006 tarihli Gayrimenkul Satış Sözleşmesinden doğan her türlü haklarını ve bu sözleşmeye göre bu protokol tarihine kadar yaptığı ödemeler tutarını devir alan ... Bildiriciye temlik etmiştir.” Hükmü mevcut olup, alacağın temliki, borcun nakli niteliğinde olan böyle bir sözleşme ile, dava dışı önceki malik, temlik tarihi itibariyle her türlü hak ve alacaklarını davacıya devretmiş olduğundan, devredilen hak ve alacaklar içinde, temlik tarihi itibariyle devredenin borçluya karşı sahip olduğu, geç teslim nedeniyle kira kaybından doğan alacaklarının da bulunduğu tartışmasızdır. Temlik edenin, daha önce borçluya karşı kira kaybına ilişkin herhangi bir tazminat talebinde bulunmamış olması da, bu konuda açık bir feragat söz konusu olmadığından sonuca etkili değildir. Zira kira kaybından doğan tazminat talebi, temlik tarihi itibariyle sona ermeyip, hukuken varlığını devam ettirmektedir. Davacı, önceki malikin bu konudaki alacağını, alacağın temliki hükümlerine göre temellük etmiş olduğundan, devir işleminin, satılanın önceki malike teslim edilmesinden sonra yapılmış olması, dolayısıyla yeni malik davacının, devirden itibaren satılanı zilyetliğinde bulundurmuş olması da, mahkemenin kabulünün aksine sonucu değiştirmeyecektir. Az yukarda da açıklandığı üzere, söz konusu “alacağın temliki” sözleşmesi ile, gerek işleyip de eski alacaklı tarafından tahsil edilmemiş, gerekse işlemekte olan tüm fer’i hak ve alacaklar, alacağı temellük eden davacıya geçmektedir. Sonuç olarak davacının, dava dışı ... ile imzalamış olduğu 16.6.2010 tarihli “Devir Protokolü” ve bu protokolün ayrılmaz bir parçası olarak kabul edilen, davalı ile dava dışı ... arasında imzalanmış olan 9.5.2006 tarihli gayrimenkul satış sözleşmesi gereğince, alacağın temliki hükümlerine göre, taşınmazın geç tesliminden kaynaklanan kira bedeli alacağı yönünden davalı satıcıya karşı dava ve talep hakkı mevcut olup, mahkemece işin esası incelenerek, sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken, aksinin kabulü ile davanın aktif husumet nedeniyle reddine karar verilmiş olması, usul ve yasaya aykırı olup, bozmayı gerektirir. SONUÇ: Yukarda açıklanan nenlerle temyiz edilen hükmün, temyiz eden davacı yararına BOZULMASINA, 28.12.2010 gününde oybirliğiyle karar verildi.