DANIŞTAY İDARİ DAVA DAİRELERİ KURULU 2024/658 E. , 2024/795 K. "İçtihat Metni" T.C. D A N I Ş T A Y İDARİ DAVA DAİRELERİ KURULU Esas No : 2024/658 Karar No : 2024/795 TEMYİZ EDEN (DAVACI) : ... VEKİLİ : Av. ... KARŞI TARAF (DAVALILAR): 1-... VEKİLİ: Huk. ve Mevzuat Genel Müdürü ... 2- ... Bakanlığı VEKİLİ: Hukuk Müşaviri ... İSTEMİN KONUSU : Danıştay Onüçüncü Dairesinin 20/11/2023 tarih ve E:2018/4236, K:2023/4904 sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir. YARGILAMA SÜRECİ
DANIŞTAY İDARİ DAVA DAİRELERİ KURULU 2024/658 E. , 2024/795 K. "İçtihat Metni" T.C. D A N I Ş T A Y İDARİ DAVA DAİRELERİ KURULU Esas No : 2024/658 Karar No : 2024/795 TEMYİZ EDEN (DAVACI) : ... VEKİLİ : Av. ... KARŞI TARAF (DAVALILAR): 1-... VEKİLİ: Huk. ve Mevzuat Genel Müdürü ... 2- ... Bakanlığı VEKİLİ: Hukuk Müşaviri ... İSTEMİN KONUSU : Danıştay Onüçüncü Dairesinin 20/11/2023 tarih ve E:2018/4236, K:2023/4904 sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir. YARGILAMA SÜRECİ : Dava konusu istem: 1. 13/09/2018 tarih ve 30534 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan, 12/09/2018 tarih ve 85 sayılı Türk Parası Kıymetini Koruma Hakkında 32 Sayılı Kararda Değişiklik Yapılmasına Dair Karar'ın 1. maddesiyle 07/08/1989 tarih ve 32 sayılı Türk Parası Kıymetini Koruma Hakkında Karar'ın 4. maddesine eklenen (g) bendindeki, “gayrimenkul kiralama” ibaresi ile 2. maddesiyle anılan Karara eklenen Geçici 8. maddedeki “daha önce akdedilmiş yürürlükteki sözleşmelerdeki” ibaresinin, 2. 06/10/2018 tarih ve 30557 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan Türk Parası Kıymetini Koruma Hakkında 32 Sayılı Karara İlişkin Tebliğ (Tebliğ No: 2008-32/34)’de Değişiklik Yapılmasına Dair Tebliğ’in (Tebliğ No: 2018-32/51) 1. maddesiyle yeniden düzenlenen 2008/32-34 no.lu Tebliğ'in 8. maddesinin 2. fıkrasındaki “konusu yurt içinde yer alan gayrimenkuller olan, konut ve çatılı iş yeri dâhil gayrimenkul kiralama sözleşmelerinde sözleşme bedelini ve bu sözleşmelerden kaynaklanan diğer ödeme yükümlülüklerini döviz cinsinden veya dövize endeksli olarak kararlaştıramazlar.” ibaresi ile 24. fıkrasının 2. paragrafındaki “Türk Parası Kıymetini Koruma Hakkında 32 Sayılı Kararın Geçici 8. maddesinin yürürlüğe girdiği tarihten önce akdedilen” ibarelerinin iptali ve 3. Hukuka aykırı düzenlemeler nedeniyle uğradığı zararın tazminine yönelik olarak şimdilik 1.000,00-TL maddi tazminata hükmedilmesi istenilmiştir. Daire kararının özeti: Danıştay Onüçüncü Dairesinin 20/11/2023 tarih ve E:2018/4236, K:2023/4904 sayılı kararıyla; 13/09/2018 tarih ve 30534 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan, 12/09/2018 tarih ve 85 sayılı Türk Parası Kıymetini Koruma Hakkında 32 Sayılı Kararda Değişiklik Yapılmasına Dair Kararın 1. ve 2. maddesi, 06/10/2018 tarih ve 30557 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan Türk Parası Kıymetini Koruma Hakkında 32 Sayılı Karara İlişkin Tebliğ (Tebliğ No: 2008-32/34)’de Değişiklik Yapılmasına Dair Tebliğ’in (Tebliğ No: 2018-32/51) 1. maddesiyle yeniden düzenlenen 2008-32/34 no.lu Tebliğ'in 8. maddesinin 2. fıkrası ve 24. fıkrasının 2. paragrafına yer verilerek; Uyuşmazlık konusu düzenlemeler incelendiğinde, 85 sayılı Cumhurbaşkanlığı Kararıyla, Türkiye'de yerleşik kişilerin kendi aralarında yapacakları ve Bakanlıkça belirlenen istisnaî hâller dışındaki sözleşmelerde, ödeme yükümlülüğünün döviz ve dövize endeksli olarak belirlenemeyeceği, Bakanlık tarafından yapılan düzenlemelerle de Türkiye'de yerleşik kişilerin aralarında yapacakları kira sözleşmelerinde, ödeme yükümlülüğünün döviz ve dövize endeksli olarak belirlenemeyeceği ve 13/09/2018 tarihinden önce akdedilen sözleşmelerdeki döviz ve dövize endeksli olarak kararlaştırılan ödeme yükümlülüğüne yönelik kuralların düzenlendiğinin görüldüğü, Sözlük anlamı ile "düzenli hâle koymak, düzen vermek, tanzim ve tertip etmek" olarak tanımlanan "düzenleme"nin, kamu hukukunda kural koyma ile eş anlamlı olduğu, kuralın ise, sürekli, soyut, nesnel, genel (kişilik dışı) durumları belirleyen ve gösteren bir içeriğe sahip olduğu, İdarenin, Anayasa ve kanunlardan aldığı yetki ile kural koyma (düzenleme yapma) yetkisine sahip olduğu, "Kural işlemler"in (ya da diğer adıyla genel düzenleyici işlemler), üst hukuk kurallarına uygun olarak hukuk düzenine yeni kural getiren ya da mevcut bir kuralı değiştiren veya kaldıran tek yanlı idarî işlemler olduğu, düzenleme yetkisini kullanarak yönetmelik, tebliğ, genelge gibi genel düzenleyici işlemleri yapan idarenin bir işleminin düzenleyici nitelik taşıdığının kabul edilebilmesi için, söz konusu işlemin sürekli, soyut, nesnel, genel durumları belirleyen ve gösteren hükümler içermesi, başka bir anlatımla, belirtilen nitelikte kurallar getirmiş olması gerektiği gibi bu genel düzenlemelerin üst hukuk kurallarına aykırı hükümler içermemesinin de zorunluluk arz ettiği, Adsız düzenleyici işlemler ile kural koyma yetkisinin, idarenin kural koyma yetkisinin genel nitelikte olmasından kaynaklandığı ve bu nedenle idarenin sahip olduğu hukukî araçların Anayasa'da belirtilmiş işlemlerle sınırlı olmadığı, nitekim, ...'nın, Anayasa'da belirtilmiş tek düzenleyici işlemin nizamnâme olduğu, 1924 Anayasası döneminde, tanzim salâhiyetini, "münhasıran icra uzvunun ve idarî makamların hukuk kaideleri vazetmek salâhiyetine tekâbül etmektedir" şeklinde tanımladığı ve idarenin düzenleme yetkisinin kaynağını yürütme fonksiyonunda gördüğü, zira yürütme fonksiyonunun, kanunları icra etme işlevi olarak, gerektiğinde boşlukları doldurma ve yeni kurallar koyma yetkilerini içinde barındırdığı, bu nedenle, ...'ya göre idarenin kural koyma yetkisinin kaynağının, salt yürütme organı olmasından kaynaklı olarak sahip olduğu genel düzenleme yetkisi olduğu, Sıddık Sami ONAR'ın da, aynı sonuca yürütmenin kanunu uygulama fonksiyonu yerine icra fonksiyonu gerekçesiyle ulaştığı; idarenin düzenleme yetkisinin, 1961 Anayasası'nın tüzük ve yönetmelik hükümlerini düzenleyen maddelerine konu edilmekle birlikte, bu maddelerde yer alan yetkiden daha geniş olduğunu, zira düzenleme yetkisinin, icra ve idare fonksiyonundan ve niteliğinden doğduğunu ifade ettiği, bu itibarla, icraî karar almaya yetkili tüm idarî makamların, düzenleyici işlem yapma yetkisine sahip olduklarının kabul edilmesi gerektiği (ŞANLI ATAY Yeliz, Türk İdare Hukukunda Adsız Düzenleyici İşlemler, Doktora Tezi, Ankara Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü Kamu Hukuku Anabilim Dalı, Ankara, 2011, s.73-74), Davalı idareler tarafından, 2018 yılında döviz kurunda meydana gelen olağanüstü hareketliliklerin sözleşmenin tarafları üzerindeki etkisinin giderilmesi ve ülkede dövize olan ihtiyacın azaltılması amacıyla 1567 sayılı Kanun'un 1. maddesinin verdiği yetkiye dayanılarak bazı düzenlemeler yapıldığı, 1567 sayılı Kanun'un gerekçesi olarak, ülkenin içerisinde bulunduğu ekonomik kriz, ithâlât ile ihracat arasındaki dengesizlik, Türk parasının kıymetinin düşmekte olması ve bu durumun ekonomik kamu düzenini bozması olduğunun gösterildiği, aynı zamanda Türkiye Cumhuriyeti Anayasası'nın 167. maddesinin 1. fıkrasında, "Devlet, para, kredi, sermaye, mal ve hizmet piyasalarının sağlıklı ve düzenli işlemelerini sağlayıcı ve geliştirici tedbirleri alır; piyasalarda fiilî veya anlaşma sonucu doğacak tekelleşme ve kartelleşmeyi önler." ifadeleriyle Devlete ekonomik kamu düzeninin korunması görevinin verildiği, Devlete yüklenen ekonomik kamu düzenini koruma görevi kapsamında, kanun koyucunun çeşitli kanunlar çıkararak, idareye düzenleme yapma yetkisi yanında çeşitli tedbirler alma ve idarî yaptırımlar uygulama yetkisi de verdiği, bu kanunlardan biri olan 1567 sayılı Kanun ile Cumhurbaşkanı'na işin ivediliği de dikkate alınarak Türk parasının değerinin korunması amacıyla geniş bir düzenleme yapma yetkisinin verildiğinin görüldüğü, Nitekim Anayasa Mahkemesinin bir kararında, "Devletin müdahale zorunluluğunun doğduğu ve çok akıcı ve hareketli durumlara karşı konulması için alınacak tedbirlerin ve kontrol sisteminin tümünü bir kanun içine almanın mümkün olamayacağına göre de bu hususta Hükûmete yetki tanındığı noktalarında toplanmış bulunmaktadır. Bu Kanun'un yürürlük sürelerinin uzatılması için çıkarılan kanunların gerektirici sebepleri de aynıdır (...) Şurasını önceden belirtmek yerinde olur ki; kişinin ve toplumun huzur ve refahını gerçekleştirmekle ödevli olan Devletin gerektiğinde demokratik hukuk kurallarından ayrılmamak ve temel hak ve hürriyetleri zedelememek şartı ile ekonomi alanına müdahaleye hakkı vardır ve Anayasamız da koyduğu birçok hükümlerle bu gereği belirtmiştir. 1567 sayılı Kanun'un 1. maddesiyle kanun koyucu Hükûmetin hangi sahayı düzenleyeceğini tespit etmiştir. Bunlar da; kambiyo nükut, esham ve tahvilât alım ve satımının ve bunlarla kıymetli madenler ve kıymetli taşlarla bunlardan mamul veya bunları muhtevi her nevi eşya ve kıymetlerin ve ticarî senetlerle tediyeyi sağlayan her türlü vasıta ve vesikaların memleketten ihracını veya memlekete ithâlini tanzim ve tahdit etmek ve Türk Parasının Kıymetinin korunması zımnında kararlar almaktır. Bu hükümlerle düzenlemenin yönü tâyin ve esası tespit olunmuştur. İktisad kanunlarının kabul ettiği esaslara göre yürütülecek olan ve bunun dışına çıkıldığı takdirde memleketi büyük malî zararlara uğratacağı şüphesiz bulunan ve teknik konuları kapsayan ve geciktirmeden zamanında tedbirler alınması ve icabında derhâl kaldırılması ve değiştirilmesi gereken bu alanın, kanun koyucu tarafından doğrudan doğruya düzenlenmesi bazı sakıncalar doğurabilir. Çünkü, yasama organlarının yapısı itibarıyla günlük olayları izleyememesi ve ağır işlemesi yüzünden bunun zamanında sağlanması mümkün olamaz. Bu sebepledir ki, kanun koyucu düzenleme alanının esaslarını tespit ve amacı tâyin ettikten sonra alınacak tedbirlerin ihtiyaca uygunluğunu sağlamak üzere yürütme organını görevlendirmiş ve bu görevin gerektirdiği tasarruflarda bulunmak yetkisini vermek suretiyle yasama yetkisini bu yolda, kullanmayı uygun bulmuştur (AYM kararı, E:1963/4, K:1963/71, 28/03/1963)." gerekçesiyle Kanun'un çıkarılış amacı ve ekonomik kamu düzeninin gerektirdiği sürate dikkat çektiği, Uyuşmazlığa konu düzenlemelerle, Türkiye'de yerleşik kişiler arasındaki sözleşmelerden doğan döviz ihtiyacının ortadan kaldırılarak dövize olan ihtiyacın azaltılması, Türk parasının kıymetinin korunması, döviz kurundaki olağanüstü hareketlerin kontrol altına alınabilmesi ve ekonomik kamu düzeninin tekrar sağlanmasının amaçlandığı, bu kapsamda sözleşmeden doğan ödeme yükümlülüğünün ortadan kaldırılmadığı, sadece ödeme aracının döviz veya dövize endeksli olarak belirlenmesinin yasaklandığı, öte yandan, var olan sözleşmelerdeki döviz veya dövize endeksli olarak belirlenen ödeme borcunun ise 2018 yılında döviz kurundaki olağanüstü hareketler nedeniyle bozulan ekonomik kamu düzeninin tekrar tesisi için yapıldığı ve bu düzenlemelerin 1567 sayılı Kanun'un 1. maddesiyle verilen ve sınırları çizilen yetki çerçevesinde olduğu anlaşıldığından, anılan düzenlemelerde hukuka aykırılık bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir. TEMYİZ EDENİN İDDİALARI : Davacı tarafından, davaya konu Cumhurbaşkanlığı kararının 1567 sayılı Kanun'un 1.maddesinde verilen ve sınırları çizilen yetki dahilinde olduğu tespitinin hatalı olduğu, belirtilen düzenlemenin esasen kambiyo-para-tahvil, kıymetli maden ve taş alım satımı ile alakalı olup bütün bir özel ve idare hukuku alanını ilgilendiren bir düzenleme yapma yetkisini idareye vermediği, idareye böyle geniş bir alanda düzenleme yapma yetkisi vermenin, Anayasa'nın ve kanunların üzerinde bir düzenleme yapma yetkisini idareye tanımak olacağı, bu durumun normlar hiyerarşisine aykırılık teşkil edeceği, nitekim davalı idarelerce bu yetkinin özel ve kamu tüzel kişileri arasında bir eşitlik gözetilmeden sadece özel hukuk sözleşmelerine uygulanmış olmasının da eşit uygulanmayan yetkinin bırakın kamu düzenini tesis etmeyi hukuka güveni ve kamu düzenini sarsacağının açık olduğu, somut olay bakımından dayanak Kanun maddesinin sadece kambiyo-para-tahvil-kıymetli maden ve taşlara havi alım satım, ihaç veya ithali düzenlenmiş olup kira sözleşmesinin dövize endeksli olup-olmasına dair bir düzenleme getirmediği, bir özel hukuk sözleşmesinin dövize endeksli olması tarafların sözleşme yapma özgürlüğü dahilinde aldığı bir karar olduğundan bu özgürlük kaldırılacak ise, bunun kaynağını Anayasa'dan almak zorunda olduğu ileri sürülmektedir. KARŞI TARAFIN SAVUNMALARI : Davalı idareler tarafından, Danıştay Onüçüncü Dairesince verilen kararın usul ve hukuka uygun bulunduğu ve temyiz dilekçesinde öne sürülen nedenlerin, kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte olmadığı belirtilerek temyiz isteminin reddi gerektiği savunulmaktadır. DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ ...'IN DÜŞÜNCESİ : Temyiz isteminin reddi ile Daire kararının onanması gerektiği düşünülmektedir. TÜRK MİLLETİ ADINA Karar veren Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunca, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü: HUKUKİ DEĞERLENDİRME: Danıştay dava dairelerinin nihai kararlarının temyizen incelenerek bozulması, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesinde yer alan; "a) Görev ve yetki dışında bir işe bakılmış olması, b) Hukuka aykırı karar verilmesi, c)Usul hükümlerinin uygulanmasında kararı etkileyebilecek nitelikte hata veya eksikliklerin bulunması" sebeplerinden birinin varlığı hâlinde mümkündür. Temyizen incelenen karar usul ve hukuka uygun olup, temyiz dilekçesinde ileri sürülen iddialar kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. KARAR SONUCU: Açıklanan nedenlerle; 1. Davacının temyiz isteminin reddine, 2.Davanın yukarıda özetlenen gerekçeyle reddine ilişkin Danıştay Onüçüncü Dairesinin temyize konu 20/11/2023 tarih ve E:2018/4236, K:2023/4904 sayılı kararının ONANMASINA, 3. Kesin olarak, 16/04/2024 tarihinde oybirliği ile karar verildi.