1. Hukuk Dairesi 2013/20335 E. , 2014/6602 K. "" MAHKEMESİ : KİLİS 1. ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ TARİHİ : 19/07/2012 NUMARASI : 2009/748-2012/747 Taraflar arasında görülen tapu iptali ve tescil davası sonunda, yerel mahkemece davanın, reddine ilişkin olarak verilen karar davacı İbrahim Halil tarafından yasal süre içerisinde temyiz edilmiş olmakla dosya incelendi, Tetkik H. E. S.'ın raporu okundu, açıklamaları dinlendi, gereği görüşülüp düşünüldü; -KARAR- Dava, muris muvazaası huk…
**1. Hukuk Dairesi 2013/20335 E. , 2014/6602 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ : KİLİS 1. ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ TARİHİ : 19/07/2012 NUMARASI : 2009/748-2012/747 Taraflar arasında görülen tapu iptali ve tescil davası sonunda, yerel mahkemece davanın, reddine ilişkin olarak verilen karar davacı İbrahim Halil tarafından yasal süre içerisinde temyiz edilmiş olmakla dosya incelendi, Tetkik H. E. S.'ın raporu okundu, açıklamaları dinlendi, gereği görüşülüp düşünüldü; -KARAR- Dava, muris muvazaası hukuksal nedenine dayalı tapu iptali ve tescil (olmadığı taktirde tenkis) isteğine ilişkindir. Mahkemece, mirasbırakanın çekişme konusu taşınmaz payını oğlu davalıya satış suretiyle temlik ettiği, 10 parsel sayılı taşınmazın da üçüncü kişiye satılarak bedelinin davacılara verildiği, mirasçılar arasında taksim olgusunun gerçekleştiği, temlikin muvazaalı olduğunun ispat edilemediği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir. Dosya içeriğinden, toplanan delillerden; mirasbırakan Z. G.’ün çekişme konusu 825 ada 7 parsel sayılı taşınmazın 16/64 payını 13.04.2009 tarihli akitle oğlu davalı M. U.’a, dava dışı 825 ada 10 parsel sayılı taşınmazı ise aynı akitle üçüncü kişi olan V. B.’e satış suretiyle temlik ettiği, murisin okuma yazma bilmediği, davacı G.. Ö..’ün akit tanıklarından biri olduğu anlaşılmaktadır. Davacılar, mirasbırakanın çekişmeli taşınmaz payını davalılara temlikinin mirasçıdan mal kaçırma amaçlı ve muvazaalı olduğunu ileri sürerek eldeki davayı açmışlardır. Bilindiği üzere, uygulamada ve öğretide "muris muvazaası" olarak tanımlanan muvazaa, niteliği itibariyle nispi (mevsuf-vasıflı) muvazaa türü dür. Söz konusu muvazaada miras bırakan gerçekten sözleşme yapmak ve tapulu taşınmazını devretmek istemektedir. Ancak mirasçısını miras hakkından yoksun bırakmak için esas amacını gizleyerek, gerçekte bağışlamak istediği tapulu taşınmazını, tapuda yaptığı resmi sözleşmede iradesini satış veya ölünceye kadar bakma sözleşmesi doğrultusunda açıklamak suretiyle devretmektedir. Bu durumda, yerleşmiş Yargıtay İçtihatlarında ve 0l.04.1974 tarihli, 1/2 sayılı İnançları Birleştirme Kararında açıklandığı üzere görünürdeki sözleşme tarafların gerçek iradelerine uymadığından, gizli bağış sözleşmesi de Medeni Kanunun 706., Borçlar Kanunun 213. (6098 sayılı Türk Borçlar Yasasının 237.) ve Tapu Kanunun 26. maddelerinde öngörülen şekil koşullarından yoksun bulunduğundan, saklı pay sahibi olsun veya olmasın miras hakkı çiğnenen tüm mirasçılar dava açarak resmi sözleşmenin muvazaa nedeni ile geçersizliğinin tespitini ve buna dayanılarak oluşturulan tapu kaydının iptalini isteyebilirler.